25 Kasım 2009 Çarşamba



30 YAŞ DÖ(N)GÜSÜ...


mehtap,
_____gece,
_________evren
ve felek dönüyor milyarlarca yıldır

-_______________ hiç ara vermeden
________________durmadam olağanca hızıyla
ve bu dönüş eskitiyor doğanın çocuklarını her mevsim
________________çalıyor yıllarımı birbiri ardınca
________________biraz daha ağarıyor saçlarım
1 saat 10dkk çaldırdım henüz 40.on yılımdam
bu gün otuz bir yaşıma girdim
________________hala işsizim
________________hala yok bir sevigilim
ve hala mendereslerin elinde meleket
________________hala soyuluyor milletim
________________hala çalınıyor emek,

ve bu memlekette vaziyyet o ki;
birileri çalmaktan
,
ve birileride çaldırmaktan asla vazgeçmiyecek
_______________emeğini, ekmeğini anlaşılan
_______________bir çuvalcık kömüre yurdunu takas etmekten...

u.YÜKSEL

(her millet lâyık olduğu şekilde yönetilir ...)

24 Kasım 2009 Salı

DÜŞTÜM AŞK ODUNA

meyhaneye gelemem
rakıya el değemem
ben ezelden sarhoşum
kadehe el süremem

rakkaseler döndüremez başım
muhabbetin açmaz içim
gözümden akar kanlı yaşım
bilemezmisin halim benim

düştüm bir aşk oduna
yanar yürek dağlanır
ne gece, ne gündüz
ne yer, ne yön anlanır

u.yüksel

15 Kasım 2009 Pazar

ESRAR-I AŞK


Nöbetteyiz …
Bol yıldızlı bir semanın tam altında
Sıcak mı sıcak bir Kıbrıs akşamındayız
Diyarbakır’dan Memet…
Memet ki aslan parçası, Memet ki bir ulu çınar
İki metre yahut üzeri boyu ile benden uzun tek asker bölükte
Benden uzun bir arkadaşım olmadığından olsa gerek
Pek hoşuma giderdi onunla dolaşmak
Aydınlık yüzüne aşağıdan bakmak

Bol yıldızlı bir semanın altında
Sıcak mı sıcak bir Kıbrıs akşamındayız
Bir yukarı gidiyor memet koca adımlarıyla
Bir aşağı boynu önde, bütün iç sıkıntısı ile
Şah Çınar soyismi Memet’in
Saf mı saf yüreği, bir ulu çınar Memet

Sordum bir aralık kendine
-hayrırdır be Memet bir derdin mi var?
En çokta can arkadaşım, Uşak’tan Fevzi susardı
Susarken de en çokta o anlatırdı aslında
Gönlü düşmüş bir güzele Memet’in,
anlamak pek de güç değil hani
Fevzi gibi sustu ilkin bir müddet
Sonrada koyverdi kendini ne varsa yüreğinde
Kendince kurabildiği cümleleri ulayarak birbirine
______________________hoş bir Diyarbakır şivesi ile

O gece bir kez daha emin oldum ki;
her dilde aynıdır sevdalanmak her dilde aynıdır aşk
ve gördüm ki bu gün kırkıncı yaprakta
anladığını anlatmayan haindir diyor
okuduğum bir Nazım şiirinde
anladım ki o gece, aşktır insanı insan yapan
ne teni,
___ne dili,
______ne ırkı,
________ne de vatanı
___________insan yapar insanı

dedim ki ‘’bre Memet de hele ‘’ ona yakın bir dille
-nedir sevmek, hele bir yol söyleyiver, nedir aşk dediğin nesne
nedir gönül vermek, nedir hislerin, hele söyle bende bileyim
biliyordum tarif edemiyeceğini
ama aslında en iyi tariftir bu
susmak dahi yetmez anlatmaya bu bahsi
yani bakma sen yinede söyleyeceklerime

ben bilmem Ulaş Gardaş desede gözleri yetti, yetmese de anlatmaya
ay ışığında yaldırdayan dolu dolu gözleri
ne tuhaf şey iki metrelik bir adamın ağlaması
hiç böle olmamıştım daha önce hakkaten
fena battı içime

-bak Memet şimdi dinle beni
Kabart kulağını hele bir iyce dinle beni
Aaah bre Memet, sen hayale aşıksın
Ve milyarlarca Memet gibi sevmişsin yani
Milyarlarca Memet gibi vurulmuşsun hani
Yani aşkıksın sen içindeki sevgiliye
Duyguların en güzeli ile yarattığın, Yaratan Sevgili’ye
Sana en güzel düşleri sunan
En güzel düşlerinde canlanan
Uğruna dünyaları yakabileceğin
Ateşlara atlıyabileceğin gözünü bile kırpmadan
Üzerine toz konduramadığın
Aşıksın sen o kusursuz hayale
Lakin göremiyor o çakır gözlerin bunu
He gardaş, çünkü vallah aşıksın sen

Ateşi nerden aldı bilmiyorum
Namludan bir cigara çıkarıp yaktı
Umurunda değil devriye çavuşları
Yinede soktu alevi sır eden boş mataraya
_________________cigaranın yanan ucunu
İki nefes aldı almadı belki üç
savururken geceye dumanını
Savdı sırayı bana uzattı matarayı


keşke demeseydim dedim ama
kılıç çıkmıştı kınından ve bilmeliydi o da bunu
koca adımlarıyla bir gitti geldi
uzattım matarayı ve yine aldı voltasını
________________deminkinden biraz kısa


Aşkın ömrü kısadır derler
Sürede biçerler, şu kadar yıl deyip bilgisizce
Vurulduğunun hayal olduğu anladığın
Hayaldir deyip futursuzca döndüğün eşiktir o kapı
asıl aşk diyarı...
İşte aşk bitti dedikleri yerdir orası

Bu kadar yol sürdük ahbablık ettik
________Ve kalem yürüttük bunca mısra
_____________Nasibin var belli
Varsa sende bu istidat
İşte tam burada başlar
Sonu kanat urup yanmakta olsa nihayet
Tam burada başlar aşk
____________varsa sende bu cevher

Hakikat kapısı germiştir kanatların ardına kadar
Raks eder bütün hücrelerim, kaynar kanım ki sorma ne haldeyim
Yetmez söz, mısra yetmez bu demi tasvir etmeye
Hayaldir sevgili evet
Gönül konağında salınan bir düş
Kusursuz bir sevgili,
___________ taaaa benden içre bir yerde

İşte bunu anlayamadı milyarca Memet
Çok uzun sürmesede gözlerimi ovuşturmam
Ve bir zamanlar aynı büyüde ben
Ah tanrım ne büyük dikkat ister
İdraki ne zor andır bu an

Hakaikattir aslında hayal
Bir düşün inanmaz isen
Senide düşlemedi mi Tanrı
________yaratmazdan evvel




Hakikattir aslında hayal
Dönme!
Dayandığın an işte bu kapıya sırtını
Dönülecek kapı değildir
_______ Dönülecek kapı değildir
_______________hakikattir o kapı

Ve vur kanadın ataşa korkma!
Artık hakiki aşıksın sen
Ur kanadın ver canın ataşa
Kurtar şirkten kendini
Sade O kalsın, sade O AŞK MEYDANI’nında

Ulaş Yüksel




(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

02 Kasım 2009 Pazartesi



ULAŞ İÇİN

Sana çiçekler vermeye geldim
güneşin gölgesinde büyümüş
sevginin evi olsun diye yüzün
hani o sevginin; insan katletmeyen
ölümün çatlak sesi değmesin hiç ıslak yüreğine
sen özünü anlatan bir ayna ol yeryüzüne
kalbin duru sesine yalnız kalbinle dokun,
Ulaş...

Yelda Karataş

''ÇOK TŞKR EDERİM YELDA HANIM IŞIK OLDUNUZ HAYATIMA...''
http://www.facebook.com/album.php?aid=8183&id=100000203712511&ref=mf


20 Ekim 2009 Salı

SADECE ŞİİR ...

Sormayın bana ne olur
Ne heceden, ne kalıptan
Sormayın akedemisinden şiirin
Ama yinede söylüyeyim siz sormadan
Bildiğim tek şey ;
Okumak şiiri, şairine bakmadan
Ve sürüklenmek;
Ve sürüklemek kalemi ardım sıra gönlümce...

u.YÜKSEL

01 Ekim 2009 Perşembe

LAL-I TEFEKKÜR

tefekkürden nasibi olmayanın
dili çenesine vurdu
binbir lakırdı etti de
bin aklı bulandırdı

bilmedi söz ile olmaz bu iş
yazı ile namümkün saz ile
açtı dil müsluğunu da
boğuldu gitti düştüğü harf kuyusunda

u.YÜKSEL