22 Şubat 2012 Çarşamba








hep iktidarla olmalı kavgası
kundaktayken tırnaklamalı babasının yüzünü
dişlemeli anasının meme ucunu
 

durdurak bilmemeli şairin kavgası
içten içe yanmalı insanlık için yüreği
yalanla, haksızlıkla ve zulümle olmalı tüm davası



kocaman bir yürek taşımalı göğsünde,
umudun olmadığı bir tek dize düşmemeli andacına
sönmeyen bir kibrit çakmalı her daim bütün kalbiyle
bıkmadan, usanmadan bu onulmaz karanlığa

su gibi akmalı mısraları menevişlenmeli ışık ışık,
rüzgar gibi dolaşmalı bir yaz akşamında.serin
dolaşmalı dizeleri sarı saman saçlarında sevgilinin
sokulmalı göğneğinin düğmeleri arasından, girip koynuna
dokunmalı denizden taşıdığı yüküyle 
sevgilinin tenine

söz uzar ve lafın kısası ;
beşikteyken daha belli olmalı şair dediğin
şiir gibi anne demeli arka arkaya parlayan gözleriyle
öyle dökülmeli ağzından ilk söz, öyle çıkmalı ilk tümce


Ulaş YÜKSEL / Şair Dediğin / 2010

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

18 Mart 2011 Cuma

1 Mayıs


Bayraklarıyla iniyor,
ak kağıda yüreğim

İşçi marşlarıyla,
bir Mayıs sabahı

Bir devrim ki kalbimde
andacım kızıl meydan

Ne dağlar ne yollar
ne de ihtilaller ayırır bizi

Ne çok ortak şeyi kucaklıyor
aklımızın, yüreğimizin elleri

Yalan mı hadi söyle ;
ne çok yerde kesişiyor yollarımız

Ve ne de güzel yaraşır ellerine senin
ellerine ekmek, ellerine gül ...

Ulaş YÜKSEL

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir

19 Aralık 2010 Pazar


Dikiş tutmaz gönül

İğne ustadan, iplik yerinden olmasa
Şiir dikerim mintanımın sol cebine
Elimde yeni bir iğne, iplik yeni


Hay Allah,
Birde hızla çarpmasa yüreğim ...

Ulaş YÜKSEL

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

7 Aralık 2010 Salı

Söyle Bana Senin Adın Ne



Sen gelince uçup gidiyor 
Tüm kızgınlıklarım, kırgınlıklarım kendiğinden

Bütün isyan bayraklarımın iplerini kesiyorum bir bir
Bir güneş gibi doğuyor aydınlık yüzün içimdeki dağların ardından

Pencerem değişiyor, kırılıyor ışık yedi renk
sardunyalar çiçeğe kesiyor birdenbire küpeştesinde

Dünya bir gül bahçesine dönüyor, 
kuşlar cilveleşiyor, hükmünü yitiyor zaman

Fesleğen kokuyor ellerim, nefesin karanfil
mevsim, hep, bahar...

Söyle bana;
______________ senin adın ne ?


Ulaş YÜKSEL / Söyle Bana Senin Adın Ne / 2010

1 Aralık 2010 Çarşamba

Arı Türkçe



Anadır ilk mısra

Türkçedir sancısı
Türkçe ıkınır
Birazdan,
Arı tükçe doğurur


İşte doğurdu bile
Kargacık burgacık
Hıçkırıyor avuçlarımda
İç çekerek hece hece
Sarayım ak kağıda
Üşüme sen güzel türkçe

Sarayım sıcağı sıcağına
Ninnileriyle Anadolu'mun
Yatırayım yüz yaprak,
Yüzü aydın, gözü aydın
Esmer andacım koynuna

Ulaş YÜKSEL

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

26 Kasım 2010 Cuma

Yırtık Muşamba



Seyrediyorum çocukluğumu kapı ağzından
Canım işte şu serili muşambanın yırtığından
Bir kadın toprak pişiriyor bak
Bez yerine toprak sarıyorlar çocukların kıçına

Anne, kim yırtı o muşambayı ?

İzlemek istemiyorum
Ama alamıyorum da kendimi
Hızla geçiyor yıllar birbiri ardınca
bir film şeridi gibi gözlerimin önünden
Böylemi girecektim yeni yaşıma
Kulağımda Karabaş'ın havlamaları

Anne, kim yırtı o muşambayı ?

Fistanında şeker aşırmış dedemin dükkanından
Gurk tavuk gibi topluyor torunlarını
Simsiyah saçları, çifte belikli başına nenem,
Bir Selanik türküsü mırıldanıyor amcam
bir o yana, bir bu yana avluda
Seyrediyorum çocukluğumu

Dedem cimri değil, biliyorum
Gülüyor kasketinin altından
Yine bayram mı ne ?
Sigara da çalarız birazdan
Teneke tereğin ikinci rafından

Ablama güvenir dedem
O önden girer el öpmeye
Biz oyalarız, o aşırır kaşla göz arası
Gider dumana boğarız sonra
dut ağacının tepesini

Anne, kim yırtı o muşambayı ?

İzlemek istemiyorum
Ama alamıyorum da kendimi
Ve, ve ansızın ölüyor nenem
Demeye de dilim varmıyor hala
Ama ansızın ölüyor nenem
Anam gibi kokuyor avluda naaşı

Anne, kim yırttı o muşambayı öyle?


Dizlerini dövüyor halam
Ağıtlar yakıyor kızları hep bir ağızdan
dayanamıyorum, tıkıyorum kulaklarımı
tıkıyorum iki elimle kuvvetlice

Doktorlar kazımış saçlarını
Hala halamda durur çifte belikleri
Offf bakamıyorum, kapatıyorum gözlerimi
kapatalıyorum iki elimle sıkıca

Sular seller, iki gözüm iki çeşme
Çekiyorum burnumu hıçkıra hıçkıra
Evle ahır arasına kaçtığım aralıkta
Hani şu saklambaç oynarken
Sıkça saklandığımız aralık
Aylardan da aralık mı ne

Anne, kim yırttı o muşambayı öyle ?

Kaldır at lütfen, serme bir daha
At gitsin sobaya
Üç beşte patates kuzuneye

Babam koksun evin içi

Ve, ve ansızın ölüyor babam
Demeye de dilim varmıyor hala
Ama ansızın ölüyor babam
Büyüyor ellerim ansızın
sigara kokuyor avuçlarım
annem, kardeşlerim ...
Babam kokuyor
sırtımda ağır bir pardüsü

Anne kim yırttı o muşambayı öyle.Söyle kim !

Kaldır at lütfen,
serme bir daha
Kaldır at sobaya
Üç beşte patates kuzuneye

Babam koksun evin içi

Aynı senenin içinde
Daha soğumadan
çifte yangın külleri
Ansızın dedem ...

Anne kim yırttı o muşambayı öyle, söyle kim!

Ulaş YÜKSEL /
YIRTIK MUŞAMBA / 2010

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Türkülerimiz

Ve bizimle göçer türküler
Türkülerimiz !
İsyanını taşır yedi ceddimizin,
Kokusunu toprağın ve bereketini asırlardır
Harran'ın, Aydın'ın, Çukurova'nın ve sevincini nevruzların
Toplar eteklerini iner yaylalardan salını salını,
tulumlar çalınır ardından,
davullar zurnalar ...
Çeker kucağına bağlamayı ozanlar
curalar sipsiler ...

Türkülerimizle koşturur bu bozkırda
Kabart kulağını dinle, dört naladır hala atlarımız
Hala nasırlıdır analarımızın elleri
Kağnıların gıcırtısı çalınır kulaklarımıza hala

Derken vurulur düşerim
Çanakkale sırtlarında... cönk bayırında ansızın
boğazım düğümlenir 
söylemesem, içimde bir keder oğullanır

Ne işin var senin burda anzak çocuğu !
Bir sen eksiktin türkülerin bağrında
Bir sen bu toprağın koynunda
Fakat ayırmaz bilesin ;
_____________ne dinini,
____________________ne dilini,
__________________________ne de milletini,
Anadolu'dur; acısı haddinden fazla,
yüksünmez seni de bağrına basmaktan.rahat uyu
anadır bizim toğrağımız
yakar senin de ağıdını.içli

Ah, birde şiir
Ayrılırken sap samandan,
Düşerken kasketinden Veli Dayı'nın
bu harman yerinde, şu güneşin altında
Damlarken emek alnından toğrağa
Ansızın şiiri doğurur çatlayan yerküre

Çark urur vecd ile ol demde bir Temmuz akşamı
Savrulur dizeler,
savrulur bir yabanın ucundan türkülerle hep bir ağızdan
Şahlanır mısralar
terli, kara bir kısrak gibi ...
Saçar eteğindeki tohumları avuç avuç.
ilham rüzgarlarıyla bütün evrene.bereketli

Sızar tepeme diktiğim testiden
serin serin mintanımdan içeri
iki yakamın ortasından,
bir araya getirir iki yakamı şiir

Çark vurur mısra menevişlenen saman tozuyla
ve uzanır tertemiz elleri, ağar mavi göğe aşkla
Evrene ve insana anadır ayırt etmeden türkülerimiz
Sarar sarı saman kağıtlarına sıcacık ayırdetmeden insanı
Anadır bizim şiirlerimiz, kucaklar bütün tabiatı hesapsız

Ulaş YÜKSEL 26.11.2010

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

25 Kasım 2010 Perşembe

İskele Alabanga Yelkenler Fora



Ansızın bir pencere açılır. elektirkli
Yelkovanlar konar klavyemin tuşlarına
Kanatlanır parmaklarım
Uçuşur mısralar

Birden bir deniz kokusu sarar odamı
Menevişlenir odamın duvarlarında
Menevişlenir dalga dalga mavi deniz
Martı çığlıkları patlar kulaklarımda

Sür kaptan sür !
Bir kadın tütüyor burnumda
Genzimi yakıyor kokusu
Fesleğen mi desem, karanfil mi
Sızlıyor burnunum direği

Yeniden mi aşık oluyorum ne

Sür kaptan sür !
Aşk çalmış kapımı
Ne duruyorsun hâlâ

Sevdiceğim bekliyor o limanda
İskele alabanda, yelkenler foraaa !

Ulaş YÜKSEL

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Ellerin





Benim de öykümlerim var
Herkesin olduğu gibi
İçim acıyor bende kalsalar
Çıkmaları lazım muhakkak

Çıkmaları lazım muhakkak
Söz olup dudaklarımdan
Kâh hüzne yol olup, kâh sevince
Şiir olup parmaklarımdan

Kime ne kadar dokunur bilmiyorum
Fakat dokunmak; yaşamaktır diyorum

Hadi uzat ellerini
Çıkar beni düştüğüm bu kör kuyudan
Ellerin iki beyaz martı
Hadi tut mısralarımın ucundan

Ulaş YÜKSEL
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

20 Kasım 2010 Cumartesi

Tanrı'nın Krallığı



Ey İsa
Yalnızca çoçuklar girebilir demiştin Tanrı'nın Krallğı'na
Hasır altı ediliyor söylediklerin, görüyorsun değil mi.
Ağlıyor putlaşan heykellerin çocukça

Oysa; yalnızca çocuklar girebilir Tanrı’nın Krallığına
Ne çabuk unuttular,
Yalnızca çocuklar

Büyü diyorlar, büyü artık
Büyü diyor kendi öz çoğunu öldürenler
Büyüdükçe küçülüyorum
Küçüldükçe arınıyorum ellerimin kanından

Büyüyorlar,
Boy veriyorlar, yarışıyorlar
Sabi kanıyla dolu bu ummanda
Kendi yüreğini avuçlarında sıkanlar

Ulaş YÜKSEL


(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerineaittir.

19 Kasım 2010 Cuma

İki Çocuk Bir Kadın



Bir çocuk

Bir ses,
Bağırsın çağırsın

Bir koku,
Terlesin altın saçları

Bir dokunuş,
Tırmansın omuzlarıma

Bir ışık,
Baksın koca gözleriyle
________şaşkın ,meraklı,
_____________gözlerimin içine

Bir kadın ,

Tutsun ellerimizden
Büyütsün ikimizi de

Bana eş,
Bize anne

Bir çocuk, bir kadın
Bana yaşamak .

Ulaş YÜKSEL
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.















At arabasında ve damda
Tenime dokunan seher yeli
Üzerime çektiğim kalın yorgan

Amcamın oğlu Cüneyt:
‘’Saymayın sakın sivilceyle dolar elleriniz ‘’
Saymaya korktuğum yıldızlar

Avluda uluyan karabaş
Ah karabaş güzel atım,
altı yaş yoldaşım

Saksıda fesleğen ,
______kapıda büyük asma,
_____________avluda akasya

__________________ahırda kırmızı kısrak ..

Toprak çeker deler,
______yaklaşdıkça ölüm

ama henüz çok erken değil mi ?

Peki nedir beni
bu denli maziye çeken
Ah çatlak ellerim,
bilyelerim, tahta atım
Damda gül suyum, topacım
eşikte naylon çetiklerim

Bütün bilyelerimi,
tüm kibrit kağıtlarımı,
tahtadan kılıcımı ...
Durmayın! acele edin
Getirin çürümeden
pancar tekerlekli arabamı

Kaybettim, bulamıyorum,
nerde yitti çocukluğum
kale dibi, doksan üç güzü
kiler ağzı, köy düğünü
su kabağı, kara kazan,
teneşirde buz gibi babam
ağlıyor susmak bilmiyor yıllardır,
hıçkıyor içimde bir çocuk el aman.

Ulaş YÜKSEL
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

14 Kasım 2010 Pazar

Doğa Anam


Doğa Anam (Yeşil Ordu)


Yeşil bir yorgan serelim üzerine yerkürenin
çıkarıp ceplerimizden bütün meyve çekirdeklerini,

yeşil bir sancağı olsun dallarıyla, yapraklarıyla
derin derin nefes alan bu heybetli ordunun,
okşasın büyük elleriyle
kol kanat gersin tüm dünya çocuklarına
uzayan gölgesiyle

biz tohumlar saçalım toprağa
yarışalım son kara parçasını yeşertene dek

yeşil bir üniforma biçsin kendine
biçsin terzi elleriyle toprak anam
teri annem, teri yağmur kokusu
kendi bağrından yeşeren


Ulaş YÜKSEL


NOT:Sanrım son bin yılın en güzel çekirdeklerini vermiş doğa anamız bu yıl ..Lütfen atmayıp biriktirip, ilk fırsatta, kar da düşmeden sokun koynuna toprağın bir bir ...

Sevgimle...

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerineaittir.

Islak Postal

Ne getirdin dedi memleketten
Düştü başım önüme
Baktım postallarıma,
Dalgın, şaşkın

Postallarım kuru


Ne işim var benim burada

Bu elimdeki soğuk demir de ne

Bir iç çekip,
Kaldır başını bak
Bak dedim semaya
Bu şeytan uçurtmasını,
Bu kuyruklu sevdayı getirdim ardımsıra
Her gece sevdiğimin damından yükselen
şu yıldız kümesini


Düştü başım önüme

Baktım postallarıma
Dalgın, kederli

Postallarım ıslak


Ulaş YÜKSEL

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerineaittir.

31 Ekim 2010 Pazar

Saklambaç


O kadar olgunsun ki
ve bir o kadar bilge
Bir çocuk gibi bakmayı
nasıl beceriyorsun hayata

Ellerinden tutuyorum düşlerimde
Yitiyorum sonra yeşil haresinde gözlerinin
Taşan rujunun bulaşığında

Bir oyun tutturuyorum,
Kayboluyorum sonra telaşlıca
Eriyip yitiyorum o çocuk yüreğinde
''Elma dersem çık, armut dersem çıkma'' diyor Eros
Çıkmaya da niyetim yok zaten
Oldu, tamam aç gözlerini

Hadi, şimdi söbele  kendini

Ulaş YÜKSEL

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.


29 Ekim 2010 Cuma

Şairlik Şöyle Dursun
























dize eritiyorum harında
mısra dövüyorum örsünde yüreğimin
bir şeyler oluyor bir şeyler
hiç ummadığım bir şeyler

döküyorum sonra parşömen kalıplara
ve oturup izliyorum bir resme bakar gibi
bir kedinin başını okşuyorum büyük ellerimle
göz kırpıyorum bir çocuğa 
bir çiçeği kokluyorum fakat koparamıyorum dalından

babam geliyor aklıma
çıkarıp cebinden mendilini
siliyor bütün köy çocuklarının
tek tek burunlarını
kıskanmıyorum da artık
çıkarıp cebinden tarağını
Tarıyor her birinin altın saçlarını

yumruğumu sıkıyorum sonra
yumruğum bir lale soğanı
yumruğum cennet eder dünyayı

bir şeyler oluyor içimde
güzel bir şeyler ...
şairlik şöyle dursun
şiir oluyorum gitgide
şiirleşiyorum giderek

Ulaş YÜKSEL / ŞAİRLİK ŞÖYLE DURSUN

Bana göre şiir; insanın kendi manevi yolculuğunda, o içsel arayışında üzerine bindiği kanatlı bir attır. 

Mühim olan bu yolculuğun sonunda şiir yazmış olmak için değil, yazarken daha şiir aynasından kendini seyredip, şiirin kendisi olmaktır. Yani diğer bir anlatımla; yoğun bir şekilde içe dönerek sezgilerini de kullanıp sürekli bir biçimde kendi ile bir muhabbet halinde şairin öz hakikatiyle buluşmasıdir. 

İşte bu işin sonunda orada bir alfabe, harf, kelime, cümle, ses, söz duyamazsınız. Artık şiir ya da kullandığınız her ne ise sizi gerçek kimliğinizle buluşturmuş ve o evrimi gerçekleştirip, hakikatte gerçek bir insana ait kemali elde etmenizi sağlayıp, olmanız gereken şey olduğunuzu göstererek bu kutsal görevi yerine getirmiştir. 
Artık sizde ki gerek toplumsal şartlanmalar, gerek aile ve arkadaş çevresinde ki yanlış inanç kalıpları ve dahi kültürel faktörlerin etkisi ile evvelce paslanmış olan cevheriniz bu kirlerinden arınırak ışıl ışıl parlamaktadır. 
Ayna, aynaya bakan ve aynadan yansıyan aynı potada eriyerek tekleşip evrimini tamamlamış, yazmak fiili de işte tam da burada hükmünü yitirmiştir artık.

Şairin bundan sonraki uğraşı; olsa olsa bir eğlence, gönlünü hoş etme eylemi olur. Onun için şiir bir meşgaledir artık. Evet sanat (şiir); bir amaç değil, her zaman bir araç olup; başta da dediğim gibi en kısa yoldan öze ulaştıran kendini bilme aracı olup kanatlı bir attır, pegasustur şiir. 
Şairin kendine yolculuğunda ki aşk atıdır, Burak'tır şiir.

Ulaş Yüksel

27 Ekim 2010 Çarşamba

Y'ol




Ne çıkmışlığım vardı yola
Ne de bir yer edinmişliğim
Hep, yoldaydım aslında
Kendimeydi tüm adımlarım

Ve yol bir çemberdi
İçimdeki en uzun,
en kısa seyahat

Y'OL ...
Yol bendim aslımda

Bendim uzayıp giden hep ufuk aşırı
Kendi voltasında bir adam
dalgın, düşünceli

Kendiliğinden çözülüyor şimdi kilidi
içimdeki tüm kapıların

Hürüm ...

Ulaş YÜKSEL / Y'OL / 2010

19 Ekim 2010 Salı

Ustaya - 2

















Hala gözyaşı dökebiliyorsak

Hala cız ediyorsa yüreğimizin bir yanı
Ve hala inanıyorsak gelecek güneşli günlere
O manevi döldendir yüreklerimizde maya tutan
Mutlaka vucud bulacak, bu imandır bizi ayakta tutan

Ulaş YÜKSEL

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.


12 Ekim 2010 Salı

Şimdi Oldu

Tamam şimdi oldu !
artık gerek yok dediğin yerdedir
gerek yok dediğin işe devam etmek
atma elinden orağı ! en güzel sana yaraşır
en güzel sana artık bu
mahsulü biçmesi

Ulaş YÜKSEL / Şiir Harmanı /2010

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Kara Patoz




Olur gün,
Gün olur harman olur
Ne alınır bu emek, ne satılır
Bir verilen, bin alınır

Savrulur bir kara patozun ağzından
Ümmügülsüm bacının gelinlik rüyası
Savrulur saman sarısı simleri
Ağar mavi ğöğe dantelası
Aydınlanır yüreği

Savrulur bir kara patozun ağzından
çakır gözlü, sarışın, kocaman elleriyle
tek atışta, attığını vuran Sarı Musa'nın
çift horozlu av tüğeği
Ağar mavi göğe saçmaları

Savrulur kara patozun ağzından
Zeynel dayının oğlu Mehmet'in düğün tepsisi
Savrulur avluda yeni bir evin kerpiç taşları
Karışır çamuruna sarı saman

Ağar bu muhacir köylülerin
Temiz ve kanaatkar düşleri
Ağar mavi göğe bir yaz akşam
ı

Olur gün, gün olur harman olur

Ne alınır bu emek, ne satılır
Eeey efendiler !
Bir verilen, elbet birgün bin alınır

Ulaş YÜKSEL / KARA PATOZ / 2010


(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

30 Eylül 2010 Perşembe

Yeşil Bir Orman Gözlerin




gözlerin,
alabildiğine uzanan ufka doğru
yeşil bir orman gözlerin

kaybolurum
alamam bu büyüden kendimi
çıldırtan bir yeşilin ortasındayım

ve saçların
saman yolu sarısı sarı
göz kırpıyor ışık ışık yıldızları
uzansam dokunuvereceğim
fakat
bir türlü varmaz ellerim
kırılır cesaretim

dökülmesin saçlarından
o gök taşları
incinmesin diyedir
ellerimi bir türlü çıkaramayışım,
bu yüzdendir ellerimi ceblerimden

ah nasıl kıyarım
kırılıp saçılmasın diyedir
o yakut yüreğin

ondandır bu uzaklığım
işte bu mesafe
ondandır böylesi yakınlığım

Ulaş YÜKSEL/Gözlerin /2010
(Sanaymış bütün şiirlerim)

29 Eylül 2010 Çarşamba

Ustaya



Büyük bir yürek anlar en iyi
başka bir büyük yüreği
Kaç kişi paylaşıyor ki,
böylesine güzel bir ekmeği

Ulaş YÜKSEL

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Tuba (Hayat ağacı)



Bir ağaca benzetecek olursak seni kadınım
Tubasın sen, meyvesi insan
Toprak kadar bereketli
Toprak kadar doğurgan


Ulaş YÜKSEL

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Şiirin Namuslu Yüreği




Hiçbir şey kirletemez şiiri,
Kendi karasında boğulur
Boğar namuslu yüreğiyle şiir

Boğar bir kaşık suda,
Kahpe hesaplarla yaklaşan herkesi


Ulaş YÜKSEL

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

25 Eylül 2010 Cumartesi

Alışmak Kötü, Uyanmak Zor




Kadınlar salça kaynatıyor karşı binanın bahçesinde
Kaynatıyorlar birazda ordan burdan
Rüzgar ispiyon ediyor arada, eserek balkonuma doğru
Yığıyor boşukta salınan sözcükleri kepçesine kulaklarımın
Bir kırlangıç geçiyor az üstümden çalarak ıslığını

Bense çekiyorum birbiri ardına doğan
kah hüzünlü, kah seviçli binbir duyguyu
Bal sarısı kehribar taneli tesbihimin
cam kadar berrak tanelerinden bir bir

Bir arkadaşım hediye etti geçen akşam
Hiç hoşuma gitmedi ilkin
Diyemedim fakat, hediye nede olsa
Ama, sonra, aktıkça taneleri
__________parmakalarımın arasından,
________________bin yıldır elimdeydi sanki

Tuhaf şey; ne kadar da çabuk alışıyor insan !

Ve yaşam kirli bir nehir
Hiç durulacağa benzemez
Bu kadar mı çabuk kanıksar olanı biteni
Yalanı,
________vurgunu,
__________________talanı ...
Ah birde taraf olmaz mı namerde bile bile
Kirlendikçe kirlenir asırlar boyu
Hiç durulacağa benzemez bu su

Alışmak kötü şey, uyanmak zor !

Koca bir karanlığa doğduk yetmiş dokuz güzünde
Doğduk seksene bir adım kala
Kapkara bir gece de açtık gözlerimizi dünyaya
Kör doğduk, kör büyüdük ...
Gerçek sanarak süregelen bu onulmaz karanlığı

Ulaş YÜKSEL / Alışmak Kötü Şey, Uyanmak Zor !

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

19 Eylül 2010 Pazar

Büyüyorum



Büyüyor kollarım,
Uzuyor bir lastik gibi
Sarıyor tüm evreni

Büyüyor yüreğim ,
Taşıyor
ve akıyor ellerimden,
Damlıyor parmaklarımdan sehbama,
Düşüyor ak kağıda içimin aydınlığı

İşte şimdi büyüyorum

Ulaş YÜKSEL


(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

14 Eylül 2010 Salı

Ben de Bileyim


Öldürecek bu aceleciliğim bir gün beni
Zayıf düşüyorum aynasında
_______________yansıyan güzeliğinin,
________________________kırılıyor kollarım
Şirin misin a şirin, Ferhat eylersin her an beni

En olmaz dediğim şeyler olurken,
senden medet dilerim yinetaşlar döksende yollarıma,
Gidecek başka yerim mi var,

Hangi sapak uğramaz sokağınaHangi yol var ki çıkmaz kapına,

Bu ne cilve, bu ne naz,
Lakin şerbettir, lakin bal
Ne desem, ah ne söylesem az

Kırık aynalardan yansıyan suretin

Kırk kulpu kırık desti
Ah deşti bu yüreğim deşti


Sen söyle imdi ;
Kimden dileyim,
kimden isteyim seni
De hele bir yol
Kurban olam
Ben de bileyim
Ben de bileyim.

Ulaş YÜKSEL

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



Ne Yazsam, Ne Yazsam



Gün ağarıyor,
Ne yazsam
Ne yazsam ?
Saçma bir düşünce bugünlerde koca kafamda,
ilhamımın çalındığını düşünüyorum
Sağıma bakıyorum yok,
Soluma bakıyorum yok,
Kapıyorum gözlerimi,
içime bakıyorum yok

Bakmıyorum ulan !
Yoksa yok !
Hem,
Tilkinin dönüp dolaşacağı yer,
kürkçü dükkanı değil mi nasıl olsa

Ulaş YÜKSEL

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

22 Temmuz 2010 Perşembe

Simurg


Alem alem dedikleri kalıplardan ibaret
Ellerin kirlenir daha gözlerini açtığın ilk anda
Yaşam güzeldir güzel olmaya,
dar kalıplara sokulmasa insan,
Hem de inanılmayacak ka'dar

Kırmak zor dayatılanı !
Yıkmak bu eski binayı !
Ahlanırım, vahlanırım,
Lakin bilirim ki mecburum buna
Yeniden bir yaşam inşaa etmek gerek
Andan ibaret, 
_____an kadar kısa, 
___________an kadar sonsuz
________________ertelemeden bir an bile

Özgür uçuşlarım olsun,
Kanatlarımda taşıyayım 
dize dize bütün evreni
ve tüm yaradılanı kucaklayacak kadar 
Ayırıp kayırmadan, zerre ayırdetmeden


Ulaş YÜKSEL / Simurg / 2010

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Andayız


fotoğraf makinemiz yok
bunun içindir ;
mıh gibi kazıyoruz bütün anları kafamıza
kapayıp gözlerimizi gün be gün
çalarak gök kuşağından bütün renkleri

saatimiz yok ,
ne gerek var ki zaten
bak, aşkla dönüyor yaşam denen yelkovan

andayız,
ne vakit bir çocukla gözgöze gelsek

en saf sevginin koynundayız,
ne zaman bir çocukla elele versek


Ulaş YÜKSEL (Turgut'uma Karcaoğlan'ıma )

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir

5 Haziran 2010 Cumartesi

Kim Çaldı

Kim çaldı ilhamı mı
Sözün bittiği yerde miyim yoksa yine

Eeey güzel !
Savruldu rüzgarından avucumdaki tüm aşk tümceleri
Yeşil haresinde yitirdim mısralarımı gözlerinin

Ay oldu,
______ne yazmak,
__________ne de başka bir meşakkat
İstemez canım hiçbir şey

Yemeden içmeden kesildim
Ay cemâlin gördüm göreli.

Ulaş YÜKSEL

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir

19 Mayıs 2010 Çarşamba

Karayazı


Beşyüz kırk metre içimde atıyor,
Zonguldak'ta atıyor kalbim...
elimden tutuyor ak libaslı bir Bedreddin müridi
eteğinde kömür karası
vuruyor mührünü yeniden yeniden
vuruyor gürzünü yüreğimin orta yerine

ve ben yüzümdeki karadan utanıyorum
bundandır soluğumun böyle kesilmesi
ne gelir ki elimden yazmaktan gayri 
ak kağıt üstüne kömür karası

daha ne kadar can gidecek
ocaklarda
______ve tersanelerde
__________ve fabrikalarda ...
daha kaç can tütecek bacalarından
söylesene ala gözlü bilge kurbanların olayım söyle
kaç can! doyurmak için bu koca ağızlı canavarı..

Ulaş YÜKSEL / Kara Yazı


(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir

13 Şubat 2010 Cumartesi

Sırrım



Toplamış etekelerini, geliyor gün fersah fersah
Ulaşılmaz sandığımız mesafelerden
Taşıyarak gerdanında güneşi
Basarak yemyeşil çimenlere
Ağartarak gecenin yüzünü

Hayal midir yine gördüğüm
Artık inanmak istemiyorum,
Bu hayatın bir oyun olduğuna

Ağardıkça tan yerleri
Lâl oluyor dilim, gönlüm
Ah! sonsuz bir sukut
Sus oluyor tüm varlığım

Kapayıp gözlerimi
,
dinliyorum çığlığını
bu deriiin sessizliğin

ve tarifsiz bir
seyre dalıyorum
senden seni


Dönüyor başım ...
Ulaş YÜKSEL

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




23 Aralık 2009 Çarşamba

'Ferhat ile Şirin'den çıkardığım ders ...''

On yıldır 
belki daha uzunca bir vakittir
delerim bu dağı azimle
Elimde karakalem
karalarım ak kağıdı
sevdalarım uğruna


Ve fakat anladım ki

sıhatlı su çıkarmak
yarınlar için evvela

Kurtarmak halkı
bu kara hastalıktan


Haydi gürzüm
vur bu dağın sırtına sırtına

İşte bu asıl sevda.

Ulaş YÜKSEL

23.12.2009
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Ferhat ile Şirin'den çıkardığım ders ...''

On yıldır,
belki daha epeyce bir zamandır 
                          delerim bu dağı 
                          elimde kalem 
karalarım ak kağıdı  sevdan uğruna 
                          lakin anladım ki,
                          ne sen,
                          ne ben,
                          ne de sevdamız 

Vazgeçip tüm bencilliklerden külliyen 
                          sıhatlı su çıkarmak, 
                          kurtarmak halkı ey !
                          bu kara hastalıkdan
                          işte buymuş asıl sevda
                        

Ulaş Yüksel

15 Aralık 2009 Salı

Baba



Portakal soyuyorum
mis gibi yayılıyor kokusu haneme
Soyunuyorum şimdiki zamandan hemen şimdi
Yıkanıyor 
sanki içim her portakal soymamda
Gülüşün geliyor aklıma ve yılbaşı geceleri
Sıcak ellerin birde, karışık kuruyemiş yediğimde
Meyhane dönüşü baygın gözlerin
ve boğuşmalarımız saatlerce

Yılbaşıları daha bir canlanıyor hatıran nedense
Yokluğunla başlayıp, yokluğunla kapatıyorum seneyi

Bırakıp gittiğin o çocuk
hâlâ seni bekliyor olmasın
Hep, on üç yaşında,
Portakallar sen kokuyor olmasın

Yıkanıyor içim gülüşünle

Ulaş YÜKSEL

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



14 Aralık 2009 Pazartesi

Göç




-->

İkidir gidiyor ceryanlar
Geçen gecede gitmişti epeyce uzun bir vakit

Balkona çıkıyorum yıldızlar çok güzel
Gecenin yüzünde ışıl ışıl tel tel yıldızlar
Gece esmer bir gelin

Fırsat biliyorlar şehir ışıklarının yokluğunu

Görünmek bilinmek arzusundalar bu dem
Hakediyorlarda hani
Ve soğukta daha bir iştihamla mı parlıyorlar ne?
Hep öyle geldi bu bana çocukluğumdan beri
Cam gibi oluyor sanki soğukta gökyüzü
Ve yakın,
uzanıversem tutacak gibi oluyorum hep böyle gecelerde


İkinci gidişinde bir projöktör tutulmuş Kayaardı Bağları'na.evimin az ötesi
Rize'deki çay bahçeleri gibidir bu bağlar seki seki, büyüler insanı


İlk taşındığımda bu mahallaye,
farklı bir kente gelmiş gibi
şaşkın gözlerle etrafı izleyen,
çoşkulu bir çocuktum henüz on iki yaşımda

Ve ayrılmanın verdiği bir hüzün çöreklenmişti çocuk yüreğime
ne kadar güzel olsa da buralarıEski mahallemden,
___________evimden,
______________bahçemden,
_________________köpeğimden ve yedi yavrsundan ...

Şöyle diyordu bir makale de;
İnsan taşındı mı, bir yakınını kaybetmek kadar acı duyarmış bu ayrılıktan
Nenem '' içinde insan olmayan, nefes almayan ev ölür '' derdi hep
Şimdi daha iyi anlıyorum ne demek istediğini
Evet; evlerde insanlar gibidir
Onlarında bir ruhu vardır bence özlenecek

Ve tam burada kopyalıyorum yazdıklarımı ki

yine gidebilir ceryanlar,
yine kararabilir elektrikli pencerem

Zayi olmasın diye emeğim ...

Geçenlerde üç mahkum firar etti cezaevinden
Bir gardiyanı öldürerek kaçtılar özgürlüğe
Bir ses, içimden bir ses; ''arananlar onlar olmalı'' diyor
diyor ama kendi de inanmıyor

Neresine giderlerse gitsinler şu koca  evrenin

Hatta şu cam gibi semadaki, ışıl ışıl yıldızlara bile
Ne dediğine inanıyor iç sesim ,
Ne de yaşayacaklarına
kaçanların özgürce.

Ulaş YÜKSEL

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.


Rötuş 

İkidir gidiyor ceryanlar
Geçen gecede gitmişti epeyce uzun bir vakit
Balkona çıkıyorum yıldızlar çok güzel
Gecenin yüzünde ışıl ışıl tel tel yıldızlar
Gece esmer bir gelin

Fırsat biliyorlar şehir ışıklarının yokluğunu
Görünmek bilinmek arzusundalar bu dem
Hak ediyorlar da hani
Ve soğukta daha bir iştihamla mı parlıyorlar ne?
Cam gibi oluyor sanki soğukta gökyüzü
Ve yakın, uzanıversem tutacak gibi oluyorum hep 
böyle gecelerde

İkinci gidişinde bir projöktör tutulmuş Kayaardı Bağları'na.
evimin az ötesi
Rize'deki çay bahçeleri gibidir bu bağlar seki seki, 
büyüler insanı

İlk taşındığımda bu mahallaye,
farklı bir kente gelmiş gibi şaşkın gözlerle etrafı izleyen,
fazlaca meraklı bir çocuktum henüz on iki yaşımda
Ve ayrılığın verdiği bir hüzün çöreklenmişti çocuk yüreğime
ne kadar güzel olsa da buraları
Eski mahallemden,
                              evimden,
                                             bahçemden,
                                                            köpeğimden 
                                                                          ve yedi yavrsundan ...

Şöyle diyordu bir makale de; insan taşındığında,
bir yakınını kaybetmek kadar acı duyarmış bu ayrılıktan
Nenem '' içinde insan olmayan, nefes almayan ev ölür '' derdi hep
Şimdi daha iyi anlıyorum ne demek istediğini
İçten içe buna yanıyor canım belkide
Neyse şimdi bu saatler başka bir şey kafamın içinde
Insana ve insanı insan yapan vicdana dair ...

Geçenlerde üç mahkum firar etti ceza evinden
Bir gardiyanı öldürerek kaçtılar özgürlüğe
Bir ses, içimden bir ses; ''arananlar onlar olmalı'' diyor
diyor ama kendi de inanmıyor
Uzun ettim sözü diyelim ki öyle ve deyeceğim o ki;
Neresine giderlerse gitsinler şu koca  evrenin
Hatta şu cam gibi semada ışıl ışıl balkıyan yıldızlara bile
Ne dediğine inanıyor iç sesim ,
Ne de yaşayacaklarına kaçanların özgürce.


Ulaş YÜKSEL

13 Aralık 2009 Pazar

Nerde Kaldın

Ellerimi ovuşturmayı,
avuçlamayı nefesimi poyrazında
Boş ceplerimi,
pardüsemin sert yakasını
Yürümeyi kütür kütür karında,
Sıcağın kıymetini,
______kuzunede kestaneyi,
____________kadehte ucuz şarabı,

Birde kanatlarımın altına almayı bir ceylanı,
Nerde kaldın karakış

Özledim seni ...

Ulaş YÜKSEL

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

1 Aralık 2009 Salı

Minik Eller




Bir hortum bağladı çeşmeye küçük kız
Uzanabildiği yere kadar uzattı
Suladı
___________suladı
______________________suladı ...
Sıktı sonra hortumun ucunu minicik elleriyle
Fışkırttı sularını sıkabildiği kadar, uzaktaki kuru otlara

Ya biz;
bu kadarını bile beceremedik
Kocaman kocaman ellerimizle biz.

Ulaş YÜKSEL

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

20 Ekim 2009 Salı

Sadece Şiir


Sormayın bana !
ne heceden, ne kalıptan
sormayın akedemisinden şiirin
işaretlerle oldum olası bozuktur aram
keskin hatalarım vardır satır aralarımda
bi halt bilmiyorum evet şiir hakkında
zaten ziyadesiyle bilirkişi var bu coğrafyada
bilmekte istemiyorum hani işin doğrusu

hem,
ben kalıp adamı değilim ki !
sana bırakıyorum o kutsal vazifeyi
gönüllüsün ne de olsa haddinden fazla
şimdi ger kasnağını bi'telaş
mahkum et mısrayı aman gecikme
görebildiğin kadar o yuvarlacık,
kasıla kasıla o daracık pencerenden

yinede söyleyeyim fakat sen sormadan
bildiğim tek şey benim;
okumak şiiri ve sürüklenmek,
sürüklemek kalemi,
________ak kağıt üzerinde,
_____________ardımsıra gönlümce ...

ve benim de sana bir sorum var gitmeden
hiç sorulur mu  Mecnun'a söyle
aşk nedir diye 

hangi aşığın mecali olmus 
aşkı tarife ?

'Ulaş Yüksel