An'ı biriktirir kırlaşan sakallarım
güneşli günlerin muştusunu verir birde
önü alınamaz bir nehir gibi akıp gittikçe zaman
ağaran tan yerleriyle, bir kandil uyanır sadrımda
kendi karanlığımdan kurtuldukça
daha da kuvvetli gün be gün
inci mercan dererim gönlümün derûnundan
ne söze gelir, ne ak kağıt üstüne düşer mana
sırf zevki ile zevkidarım
şiir atımın can verdiği dipsiz bir burçtayım
etme... bu aşk ölüdürür seni
gözlerime bakma sakın...
Ulaş Yüksel
28 Aralık 2014 Pazar
27 Aralık 2014 Cumartesi
Ne garip şey...
içimde sanki bütün kentler,
keşfedilmeyi bekleyen koca bir coğrafya
içim büyük bir atlas
ülkeler, kıtalar, deltalar, ovalar
kuşlar.. şu duraksız gök
ve kendime bütün seyahatlerim
bütün göçlerim ve bütün ayrılıklarım
kendime fersah fersah tüm adımlarım
enfüs mü desem afak mı
hangisi daha doğru olur kestiremiyorum
izliyorum etten bir otobüsün retinasından
18 000 alemi, kendi şehrimin ışıklarını.cılız
puslu bir hava hakim yine bugün
hüznün rengi olmalı gri
ve ben ne zaman dalıp gitsem
turnalar geçiyor katar katar
kafatasımın maviliğinden
sürekli bir göç içimde
durdurak bilmeyen
zannediyorum ki herkes böyle
siz de böylesiniz efendim sizde böyle
hepsi içimizde, hepsi bizden bir yansıma
daha önce hiç uzanamadığım,
o kadar uzak, bir o kadar yakın
içimin şu çılgın devinimi
gölün yüzünde menevişlenen işte bak
kendi tansıklarım tüm hepsi
Ulaş YÜKSEL
içimde sanki bütün kentler,
keşfedilmeyi bekleyen koca bir coğrafya
içim büyük bir atlas
ülkeler, kıtalar, deltalar, ovalar
kuşlar.. şu duraksız gök
ve kendime bütün seyahatlerim
bütün göçlerim ve bütün ayrılıklarım
kendime fersah fersah tüm adımlarım
enfüs mü desem afak mı
hangisi daha doğru olur kestiremiyorum
izliyorum etten bir otobüsün retinasından
18 000 alemi, kendi şehrimin ışıklarını.cılız
puslu bir hava hakim yine bugün
hüznün rengi olmalı gri
ve ben ne zaman dalıp gitsem
turnalar geçiyor katar katar
kafatasımın maviliğinden
sürekli bir göç içimde
durdurak bilmeyen
zannediyorum ki herkes böyle
siz de böylesiniz efendim sizde böyle
hepsi içimizde, hepsi bizden bir yansıma
daha önce hiç uzanamadığım,
o kadar uzak, bir o kadar yakın
içimin şu çılgın devinimi
gölün yüzünde menevişlenen işte bak
kendi tansıklarım tüm hepsi
Ulaş YÜKSEL
ben bahar diyorum
sen ağzımdan öpüyorsun
sarılıyorum kollarımı koltuk altlarından geçirip
göğsünün küpeştesinde bağdaş kurarak
teslim olan sen misin, yoksa ben miyim
bilmiyorum
boşver diyorum sonra
ecel yapışsa şu an yakana ne
bu senin tabiatında var
yoksa böyle baş gösterir mi
böyle tomurcuklanır mı dalında gül
murdar mı gider sevişerek ölenler
peh... ne saçma laf
Öööööööl
öl de aşktan öl be adam !
beni
bizi sevgisizlik öldürür !
ve ben
yıkarak bütün inançlarımı
Dayatılanı, hurafeyi, savsatayı
kutlarım bu şöleni
çözülmez kollarım öyle sıkı
belki sonra tekrar kovar
sonra tekrar sonra tekrar
sonra tekrar Tanrı bizi
dokunurum sana
o ağacın altında
etine toprağına coğrafyana
yine yeniden
ilk defa keşfedercesine
ten şehrini
beden ülkeni
utanma !
yüreğimde duyayım
yüreğinin gümbürtüsünü
tutma kendini bıraaak
böylece kalalım
hiç kıpırdamadan ...
sen bir ağaç ol ben dalında aşı
nefesimle hışırdasın yaprakların
özüne yürüsün suyum
sonra birlikte toplarız geçince,
geçmesin istediğim sarholuğum
boncuk, boncuk döktüğün teri
o kutsanmış emeği
Ulaş YÜKSEL
27.12.2014
sen ağzımdan öpüyorsun
sarılıyorum kollarımı koltuk altlarından geçirip
göğsünün küpeştesinde bağdaş kurarak
teslim olan sen misin, yoksa ben miyim
bilmiyorum
boşver diyorum sonra
ecel yapışsa şu an yakana ne
bu senin tabiatında var
yoksa böyle baş gösterir mi
böyle tomurcuklanır mı dalında gül
murdar mı gider sevişerek ölenler
peh... ne saçma laf
Öööööööl
öl de aşktan öl be adam !
beni
bizi sevgisizlik öldürür !
ve ben
yıkarak bütün inançlarımı
Dayatılanı, hurafeyi, savsatayı
kutlarım bu şöleni
çözülmez kollarım öyle sıkı
belki sonra tekrar kovar
sonra tekrar sonra tekrar
sonra tekrar Tanrı bizi
dokunurum sana
o ağacın altında
etine toprağına coğrafyana
yine yeniden
ilk defa keşfedercesine
ten şehrini
beden ülkeni
utanma !
yüreğimde duyayım
yüreğinin gümbürtüsünü
tutma kendini bıraaak
böylece kalalım
hiç kıpırdamadan ...
sen bir ağaç ol ben dalında aşı
nefesimle hışırdasın yaprakların
özüne yürüsün suyum
sonra birlikte toplarız geçince,
geçmesin istediğim sarholuğum
boncuk, boncuk döktüğün teri
o kutsanmış emeği
Ulaş YÜKSEL
27.12.2014
26 Aralık 2014 Cuma
9 Aralık 2014 Salı
-
Dediler ki evimizin önünden geçmişin
sürdüm yollarını hep kendime çıkıyor
eğilip çeşmesinden soğuk sular içmişin
od düştü bağrıma hasretinden tütüyor
Geleyim ey güzel geleyim
aşayım Spil'i de İzmir düzüne ineyim
geleyim de yeşil göze kanayım
al yanaktan bir busecik alayım.
Katar katar göç yolunda turnalar
içimden bir şeyler alıp alıp gidiyor
ah ! kör olası bu yokluk.medet !
beni sevdiğimden ediyor.
Ulaş YÜKSEL / Kör olasın a yokluk / 2012
sürdüm yollarını hep kendime çıkıyor
eğilip çeşmesinden soğuk sular içmişin
od düştü bağrıma hasretinden tütüyor
Geleyim ey güzel geleyim
aşayım Spil'i de İzmir düzüne ineyim
geleyim de yeşil göze kanayım
al yanaktan bir busecik alayım.
Katar katar göç yolunda turnalar
içimden bir şeyler alıp alıp gidiyor
ah ! kör olası bu yokluk.medet !
beni sevdiğimden ediyor.
Ulaş YÜKSEL / Kör olasın a yokluk / 2012
8 Aralık 2014 Pazartesi
hüznüm bir kedi göğsümde
kovalamak şöyle dursun
okşamaya meyleder ellerim
Mır mır bütün acılarım şifacı
biraz tebbessüm, bilgece bu kelli
büyüyorum biraz daha
biraz daha kırlaşıyor sakallarım
yüreğim bir oyun tutturmuş
iman tahtam tattaravalli
Yıldızlara sarkıyor işte
Yüreğimin ayakları
Küçüldükçe küçülüyor
yıl yıl içimde
arınıp saflaşarak bir adam
Ulaş Yüksel
3 Aralık 2014 Çarşamba
2 Aralık 2014 Salı
1 Aralık 2014 Pazartesi
27 Kasım 2014 Perşembe
25 Kasım 2014 Salı
21 Kasım 2014 Cuma
tam dayak yediğim yere çekip arabamı
acıma güldüğüm noktadan ,
caddeden geçenleri izledim bugün
faşizmin penceresinden
makinalaşan insanların dünyası bu
otomobiller de kaldırımdan akıyordu zaten
sevmiyorum çarşıya inmeyi ve çalışmayı
adına sosyalleşmek dedikleri
o ç/abuk subuk ilişkileri
iyiyim böyle
belki parada kazanırım birgün hani yazdıklarımdan
olsada olur, olmasa da olur demenin rahatlığı var bende
büyük devlet bu, hiç bozamam keyfimi
ne istediğimi bilmiyor olabilirim evet
ama ne istemediğimi çok iyi biliyorum
hayır, kalabalıklar gibi düşünemem asla
asosyal değilim ben canımn içi
bir salgından kaçıyorum sadece
işte olan bu.
Ulaş Yüksel
acıma güldüğüm noktadan ,
caddeden geçenleri izledim bugün
faşizmin penceresinden
makinalaşan insanların dünyası bu
otomobiller de kaldırımdan akıyordu zaten
sevmiyorum çarşıya inmeyi ve çalışmayı
adına sosyalleşmek dedikleri
o ç/abuk subuk ilişkileri
iyiyim böyle
belki parada kazanırım birgün hani yazdıklarımdan
olsada olur, olmasa da olur demenin rahatlığı var bende
büyük devlet bu, hiç bozamam keyfimi
ne istediğimi bilmiyor olabilirim evet
ama ne istemediğimi çok iyi biliyorum
hayır, kalabalıklar gibi düşünemem asla
asosyal değilim ben canımn içi
bir salgından kaçıyorum sadece
işte olan bu.
Ulaş Yüksel
ya gözlerim maviyse
gök oturmuşsa kıyılarıma
ya göç yoluysa kuşların
kafatasımın çeperi
uzanmışsam boylu
boyuna kendi içime
.
.
peki ama o zaman
çektiğim bu hasret,
duyduğum bu özlem ne
sarılsamya kendime
bunca kendimleyken
yetmeli ya bu bana
öyle değil mi
ah...
biri bana deyiversin
nedir bu esrar
ne bu giz ?
Ulaş Yüksel
gök oturmuşsa kıyılarıma
ya göç yoluysa kuşların
kafatasımın çeperi
uzanmışsam boylu
boyuna kendi içime
.
.
peki ama o zaman
çektiğim bu hasret,
duyduğum bu özlem ne
sarılsamya kendime
bunca kendimleyken
yetmeli ya bu bana
öyle değil mi
ah...
biri bana deyiversin
nedir bu esrar
ne bu giz ?
Ulaş Yüksel
Kasım mı kaldı deme
aşk, Kasım'ı henüz giydi
konuşmak sırası ağaçlarda
ne varsa eteklerinde dökerek
son bir defa hep bir ağızdan
yaprak yaprak
uzunca bir suskunun bağlangıcı bu
hep diyorum, yine derim;
'' bütün haşmeti ile görünmedikçe son defa
terketmez seni söz ve şey... ''
rüzgarla sevişiyor imdi tohumlar
savrulup düşüyor tane tane
yarılan toprağın rahmine iştahla
ah bu çınar yaprakları
tıpkı annemin elleri
okşuyor yerin yüzünü anaç
sırlıyor yere düşen her bir daneyi
hummalı bir hazırlık var kışa seyri doyumsuz
en çok bu mevsimde seviyorum bankta oturmayı
umrunda değil çamların yağan yağmur da benim
bilge ağaç şu çamlar, ağacın kamili vesselam
hep yeşil, hep bahar dalları
kuş olsam hani, kuş olsam şuncacık
yurt tutardım bir çam ülkesini
illa ki.
Ulaş Yüksel
aşk, Kasım'ı henüz giydi
konuşmak sırası ağaçlarda
ne varsa eteklerinde dökerek
son bir defa hep bir ağızdan
yaprak yaprak
uzunca bir suskunun bağlangıcı bu
hep diyorum, yine derim;
'' bütün haşmeti ile görünmedikçe son defa
terketmez seni söz ve şey... ''
rüzgarla sevişiyor imdi tohumlar
savrulup düşüyor tane tane
yarılan toprağın rahmine iştahla
ah bu çınar yaprakları
tıpkı annemin elleri
okşuyor yerin yüzünü anaç
sırlıyor yere düşen her bir daneyi
hummalı bir hazırlık var kışa seyri doyumsuz
en çok bu mevsimde seviyorum bankta oturmayı
umrunda değil çamların yağan yağmur da benim
bilge ağaç şu çamlar, ağacın kamili vesselam
hep yeşil, hep bahar dalları
kuş olsam hani, kuş olsam şuncacık
yurt tutardım bir çam ülkesini
illa ki.
Ulaş Yüksel
kopar seni esir alan o şeytani bağlar
kırılır halka halka bütün o paslı zincirler
tam da orada başlar insan gerçekten sevmeye
bütün beklentilerin ötesine geçtiği sapakta
işte bu sevi canımın içi, aşktan öte
ne benimsindir, ne benden ziyade
yokluğuna gönenmem, varlığın merhem
beni hür kılar, seni kutsar...
Ulaş Yüksel
kırılır halka halka bütün o paslı zincirler
tam da orada başlar insan gerçekten sevmeye
bütün beklentilerin ötesine geçtiği sapakta
işte bu sevi canımın içi, aşktan öte
ne benimsindir, ne benden ziyade
yokluğuna gönenmem, varlığın merhem
beni hür kılar, seni kutsar...
Ulaş Yüksel
birazdan karılırım,
akıp giden sokağa
ağır, aksak,
bir derviş edasında,
düşünceli..
belki bu sefer
gece içimden geçer
illa ki geçer
bakarsın koca'rım bende
ışır ağzımda söz
bıyığıma kırağı düşer
ve güne çıkarsak sevgilim
illa ki konuşurum
ama sen, suskuma kulak kesil daha çok
söz, vurur boyununu diyemediklerimin
demeye, güç yetiremediklerimin
gözlerime bakma sakın !
Ulaş Yüksel
akıp giden sokağa
ağır, aksak,
bir derviş edasında,
düşünceli..
belki bu sefer
gece içimden geçer
illa ki geçer
bakarsın koca'rım bende
ışır ağzımda söz
bıyığıma kırağı düşer
ve güne çıkarsak sevgilim
illa ki konuşurum
ama sen, suskuma kulak kesil daha çok
söz, vurur boyununu diyemediklerimin
demeye, güç yetiremediklerimin
gözlerime bakma sakın !
Ulaş Yüksel
13 Kasım 2014 Perşembe
elbette ki;
tutsam ellerini daha güzel olur hayat.fakat
aşk denen bilge
açtı en büyük sırrını
kendi gönlüme sarılmayı öğretti
gelişinle bir bahar devinir sinemde evet
ama koymuyor artık hiçbir ayrılık nihayet
yüreğim, her aşkta,
yıllanan sıcak şarap beden küpümde
ve ben,
soğurdukça kendimi, taşıyorum kabımdan
o ser hoşluk ki; benzemez hiçbir sarhoşluğa
yüzüyorum aşkın da ötesinde
derin sevi denizinde...
Ulaş YÜKSEL
tutsam ellerini daha güzel olur hayat.fakat
aşk denen bilge
açtı en büyük sırrını
kendi gönlüme sarılmayı öğretti
gelişinle bir bahar devinir sinemde evet
ama koymuyor artık hiçbir ayrılık nihayet
yüreğim, her aşkta,
yıllanan sıcak şarap beden küpümde
ve ben,
soğurdukça kendimi, taşıyorum kabımdan
o ser hoşluk ki; benzemez hiçbir sarhoşluğa
yüzüyorum aşkın da ötesinde
derin sevi denizinde...
Ulaş YÜKSEL
Yalnızlığın yumuşak, ipeksi elleri vardır, buna rağmen güçlü parmaklarıyla kalbi kavrar ve canını hüzünle ağrıtır. Yalnızlık, ruhani yücelmenin olduğu kadar, hüznün de yandaşıdır.
Kırık Kanatlar, Halil Cibran
hüzün yakışıklıdır
keder çirkin güzel
gam kapılardan ırak
düşman başına desem inanma
fazlası kalbe zarar !
üç oluklu bir köy çeşmesi bu
ne zaman yıkasam ellerimi
çok geçmeden alnım ışır
koynumdan bir güneş yükselir
Ulaş Yüksel
Kırık Kanatlar, Halil Cibran
hüzün yakışıklıdır
keder çirkin güzel
gam kapılardan ırak
düşman başına desem inanma
fazlası kalbe zarar !
üç oluklu bir köy çeşmesi bu
ne zaman yıkasam ellerimi
çok geçmeden alnım ışır
koynumdan bir güneş yükselir
Ulaş Yüksel
9 Kasım 2014 Pazar
kanını işler bu yarasalar canını
insan hayatı ne ki; ne ki yerin üstü
yerin altı; ölülerini işler, böyle döner
böyle döner bunların kanlı çarkı
bir halkın kurtuluşu felan değil bu
soktuğun kumdan çıkar artık kafanı
görmüyor musun kaynıyor yerin altı
simsiyah akıyor artık bu coğrafyanın kanı
Ulaş Yüksel
8 Kasım 2014 Cumartesi
ne zahmetlere girildi
ne kabuklar kırıldı
deldi taşı sabırla
çelikten sert
her şeyden kutsal
şu insanın emeği
doldu çakmağa yedi kat yer,
urdu çakmak taşını yalım yalım
ışk oldu emek düştü ocağa. aş oldu
var mı bundan daha tatlı sofra
emekten daha leziz nimet
öpte başına ko ufaklık
döl tutsun usunda bu bilinç
ekmek değil o...
o emek.
Ulaş YÜKSEL
-
teknesinde kapitalizmin ezmeye üzüm gerek
kanın o senin, kadehteki emek
zevk ile riyanın koynunda,
o salyalı ağızlarda ...
besmele o dudaklarda bir iğreti
ve sen ey !
rahman ve rahim olanın alınteri
ne zaman yırtacaksın bu kara perdeyi
binlerce yıllık bilinç
uyan !
Ulaş Yüksel / Ilımlı Kapitalizm
kanın o senin, kadehteki emek
zevk ile riyanın koynunda,
o salyalı ağızlarda ...
besmele o dudaklarda bir iğreti
ve sen ey !
rahman ve rahim olanın alınteri
ne zaman yırtacaksın bu kara perdeyi
binlerce yıllık bilinç
uyan !
Ulaş Yüksel / Ilımlı Kapitalizm
6 Kasım 2014 Perşembe
bu gece,
şimdi birazdan
cehennemin dibinde değil
bir madenin o dipsiz karanlığında uyuyacağım,
hem de hiç uyanmamacasına
''madenciliğin fıtratında var'' denilen o kara ölümle koyun koyuna
yeni Türkiye'ymişya,
sözde bitmişya fukaralık bu memlekette...
ıpone'undan okursun bu son sözlerimi artık
çıplak kıralın kapıkulu ey !
kızgınım sana evet
ama kalbimdeki bu öfkeyle gitmek istemiyorum.deymezsin
öyle karardı ki artık ellerin deymezsin
öyle körsün ki deymezsin
kanım tüter bacandan
öyle kurumuş ki kalbin.deymezsin
ama yine de iyi geceler,
yine de iyi uykular,
yine de
yine...
şimdi söndür ışığımı da
vicdanında boğulayım
sırla, rahat uyuyayım..
'Ulaş Yüksel
şimdi birazdan
cehennemin dibinde değil
bir madenin o dipsiz karanlığında uyuyacağım,
hem de hiç uyanmamacasına
''madenciliğin fıtratında var'' denilen o kara ölümle koyun koyuna
yeni Türkiye'ymişya,
sözde bitmişya fukaralık bu memlekette...
ıpone'undan okursun bu son sözlerimi artık
çıplak kıralın kapıkulu ey !
kızgınım sana evet
ama kalbimdeki bu öfkeyle gitmek istemiyorum.deymezsin
öyle karardı ki artık ellerin deymezsin
öyle körsün ki deymezsin
kanım tüter bacandan
öyle kurumuş ki kalbin.deymezsin
ama yine de iyi geceler,
yine de iyi uykular,
yine de
yine...
şimdi söndür ışığımı da
vicdanında boğulayım
sırla, rahat uyuyayım..
'Ulaş Yüksel
27 Ekim 2014 Pazartesi
tam bir dibe vuruş gerekli
kelimeleri birbirine ulayamadığım, aşı tutmayan
halimi anlatamayacağım öyle derin bir yangın
ki; son kez küllerini birktirmek için
tunçtan bir kavonozda
asırları aratmayan
bir kaç saatte olabilir bir kaç gün de
sabrım kalmadı artık aziz
ince hastalık,
büyük veba ''ertelemek''
ağzını sıkıca kapa
mısra düşmesin bir süre dudaklarından
belki bir şiir okurum sonra da
kabuğu çatlar cevizin ansızın
o ince zarıda yırtılır belki yokluğun
yine yeniden
yaratmak kendimi en baştan
kendi ellerimle bu kez
bu son ölüm olur artık kimbilir
ilk dirilme hiç ölememecesine bu kez
sularım bulansın istemiyorum artık aziz
tam bir dibe vuruş gerekli
artık ölmek istemiyorum
Ulaş YÜKSEL
kelimeleri birbirine ulayamadığım, aşı tutmayan
halimi anlatamayacağım öyle derin bir yangın
ki; son kez küllerini birktirmek için
tunçtan bir kavonozda
asırları aratmayan
bir kaç saatte olabilir bir kaç gün de
sabrım kalmadı artık aziz
ince hastalık,
büyük veba ''ertelemek''
ağzını sıkıca kapa
mısra düşmesin bir süre dudaklarından
belki bir şiir okurum sonra da
kabuğu çatlar cevizin ansızın
o ince zarıda yırtılır belki yokluğun
yine yeniden
yaratmak kendimi en baştan
kendi ellerimle bu kez
bu son ölüm olur artık kimbilir
ilk dirilme hiç ölememecesine bu kez
sularım bulansın istemiyorum artık aziz
tam bir dibe vuruş gerekli
artık ölmek istemiyorum
Ulaş YÜKSEL
kaç cenge girdim,
kaç öldüm dirildim
bak,
boza çalar saçlarım
artık çok yorgunum.
bilirsin...
bir kurdu,
ancak içindeki kurt yiyebilir.
şimdi söz ver bana,
düşürme şurama hiçbi'gün
o amansız ikirciği
asla !
bakma böyle delişmen baktığıma
asla kıyamam ben bir cerene
kursağımda ki zehir karışır kanıma da
ne yapsan yine de dişim geçmez etine
seviyorum...
çünkü seviyorum.
Ulaş YÜKSEL
kaç öldüm dirildim
bak,
boza çalar saçlarım
artık çok yorgunum.
bilirsin...
bir kurdu,
ancak içindeki kurt yiyebilir.
şimdi söz ver bana,
düşürme şurama hiçbi'gün
o amansız ikirciği
asla !
bakma böyle delişmen baktığıma
asla kıyamam ben bir cerene
kursağımda ki zehir karışır kanıma da
ne yapsan yine de dişim geçmez etine
seviyorum...
çünkü seviyorum.
Ulaş YÜKSEL
koca bir ormanın,
o iştahlı gürültüsünü taşıyor gözlerin
öyle bakma,
çok olmadı sürüden ayrılalı,
gayb'olurum
birazdan ay çıkar, sıçrarım ansızın
dalarım birazdan gözlerinin halkasından içeri
kaç cenge girdim,
kaç öldüm dirildim. yorgunum
bir kurdu, ancak içindeki kurt yiyebilir bilirsin
ve ne yapsan dişim geçmez etine. seviyorum
söz ver bana,
düşürme sen de içime diğerleri gibi
o amansız ikirciği
Ulaş Yüksel
7 Ekim 2014 Salı
-
- KOBANE
Bir film izliyor bir kaç kürt çocuğu
dayanıp kahvehanenin buğulu camına
Dayanamayıp ben de katılıyorum aralarına
Ses yok ama olsun, ziyanı da yok hani
biz uydururuz bir şeyler nasıl olsa
Mavi bir gökyüzü yorganımın altında
serde şaiirlik var hem, çocuğum daha
Suyun karşı yakasına geçirmeye çalışıyor kuyruklu bir piyanoyu
portakal sandıklarının arasında meksikalı kaçakçı
Gemi yan yatıyor birden, dağılıyor suyun yüzüne piyanonun tuşları
Derken bir şarkı tutturuyor hep bir ağızdan nehrin şişman kurbağaları
Ellerimden kayan bir kavanoz gibi dağılıyor o kürt çocuğun düşleri
Ve nerden, nasıl, keskin bir portakal kokusu çalınıyor burnuma
ya ben filmin içindeyim, ya böylesi şaşırtan bir tesadüf
Boya sandığım, kararan ellerim, on üç yaşım ...
Üşüyorum, sızlıyor burnumun direği
Babam düşüyor ansızın usuma,
ansızın bir ülkenin yarısı...
Ulaş YÜKSEL / Kobane
Bir film izliyor bir kaç kürt çocuğu
dayanıp kahvehanenin buğulu camına
Dayanamayıp ben de katılıyorum aralarına
Ses yok ama olsun, ziyanı da yok hani
biz uydururuz bir şeyler nasıl olsa
Mavi bir gökyüzü yorganımın altında
serde şaiirlik var hem, çocuğum daha
Suyun karşı yakasına geçirmeye çalışıyor kuyruklu bir piyanoyu
portakal sandıklarının arasında meksikalı kaçakçı
Gemi yan yatıyor birden, dağılıyor suyun yüzüne piyanonun tuşları
Derken bir şarkı tutturuyor hep bir ağızdan nehrin şişman kurbağaları
Ellerimden kayan bir kavanoz gibi dağılıyor o kürt çocuğun düşleri
Ve nerden, nasıl, keskin bir portakal kokusu çalınıyor burnuma
ya ben filmin içindeyim, ya böylesi şaşırtan bir tesadüf
Boya sandığım, kararan ellerim, on üç yaşım ...
Üşüyorum, sızlıyor burnumun direği
Babam düşüyor ansızın usuma,
ansızın bir ülkenin yarısı...
Ulaş YÜKSEL / Kobane
5 Ekim 2014 Pazar
yol kendi içine kıvrıldı...
ne kadar uzasa da voltam
hep aynı avluda buluyorum kendimi
ah! bu nasıl esirlik böyle
bir ayağı hürriyet, prangalı diğeri
nasıl oluyor da gülerken gözüm
içimde bir keder oğullanıveriyor
böyle anlık ve derin...
derken usuma düşüyor Barış çocuk
havalanıyor uçurtma minicik ellerinden
mavi gökle sevişiyor ipin ucunda kalplerimiz
avluda yine hüzün
kan sızıyor göğün sarkacından
kırmızıya boyanıyor avlu
vurmasınlar uçurtmayı !
ah! ellerimiz yine kan
Ulaş YÜKSEL / Madalyon
ne kadar uzasa da voltam
hep aynı avluda buluyorum kendimi
ah! bu nasıl esirlik böyle
bir ayağı hürriyet, prangalı diğeri
nasıl oluyor da gülerken gözüm
içimde bir keder oğullanıveriyor
böyle anlık ve derin...
derken usuma düşüyor Barış çocuk
havalanıyor uçurtma minicik ellerinden
mavi gökle sevişiyor ipin ucunda kalplerimiz
avluda yine hüzün
kan sızıyor göğün sarkacından
kırmızıya boyanıyor avlu
vurmasınlar uçurtmayı !
ah! ellerimiz yine kan
Ulaş YÜKSEL / Madalyon
bazı kadınlar var ki azizim
onları hep güldüreceksin
güldüreceksin ki yüreğin büyüyecek
onların yüzünde hüzün bir mahşer yeri
güldüreceksin ki kıyamet hiç kopmayacak
bazı kadınlar var ki azizim
onların eli hep bir yetimin başını okşar
onların yüzünde hüzün tarifsiz bir şevkat
dokunma onlara... öylece seyret
seyret ki; yıkansın merhametin suları ile yüreğin
onların yüzünde hüzün ömre anlam, kalbe cila
Ulaş Yüksel
onları hep güldüreceksin
güldüreceksin ki yüreğin büyüyecek
onların yüzünde hüzün bir mahşer yeri
güldüreceksin ki kıyamet hiç kopmayacak
bazı kadınlar var ki azizim
onların eli hep bir yetimin başını okşar
onların yüzünde hüzün tarifsiz bir şevkat
dokunma onlara... öylece seyret
seyret ki; yıkansın merhametin suları ile yüreğin
onların yüzünde hüzün ömre anlam, kalbe cila
Ulaş Yüksel
3 Ekim 2014 Cuma
-BAYRAMINIZ KUTLU OLMASIN !
koyunları sayarken kuzuların sessizliğinde
uykuyla güreş tuttuğum bir an kan ter içinde
kara bir koyun sokuldu yorganımın altına
Suriye'li bir çocuğun ıslak bakışlarıyla
sadece gözleri seçilen kara bir koyun
sessizce fısıldıyordu titreyerek
- sakla beni...
- tekbir getirip kıyacaklar bize
- ne olur sakla beni.
U. Y. / TEZKERE / KURBAN
koyunları sayarken kuzuların sessizliğinde
uykuyla güreş tuttuğum bir an kan ter içinde
kara bir koyun sokuldu yorganımın altına
Suriye'li bir çocuğun ıslak bakışlarıyla
sadece gözleri seçilen kara bir koyun
sessizce fısıldıyordu titreyerek
- sakla beni...
- tekbir getirip kıyacaklar bize
- ne olur sakla beni.
U. Y. / TEZKERE / KURBAN
2 Ekim 2014 Perşembe
bir kırılmanın daha eşiğindeyim yine
bakalım hangi dağın ardından doğacak güneş
başlarını kopardığım kuşlar dönüyor bir bir
İnSAnın nefesini taşıyarak bu kez kanatlarında
kaftan kafa anka ey! gel, kon sadrıma
bütün haşmetiyle dans ediyor
şuh sesiyle şarkılar söylüyor gelenek. bu son şenliği
mavi gözlü bir çocuk parmağını emiyor usumun rahminde
yıkanıyor zihnim doğum sularıyla. arı, saf, tertemiz
gebeyim, yüklüyüm ey Meryem!
dokuz doğuyorum yine
'Ulaş Yüksel / Çarmıh
bakalım hangi dağın ardından doğacak güneş
başlarını kopardığım kuşlar dönüyor bir bir
İnSAnın nefesini taşıyarak bu kez kanatlarında
kaftan kafa anka ey! gel, kon sadrıma
bütün haşmetiyle dans ediyor
şuh sesiyle şarkılar söylüyor gelenek. bu son şenliği
mavi gözlü bir çocuk parmağını emiyor usumun rahminde
yıkanıyor zihnim doğum sularıyla. arı, saf, tertemiz
gebeyim, yüklüyüm ey Meryem!
dokuz doğuyorum yine
'Ulaş Yüksel / Çarmıh
göğe benzer yüreğin
benim ellerim deniz
kuşlar uçar senin yüreğinde
ellerimde balıklar oynaşır benim
çok benzeriz aslında
halkları başka başka olsada
ikimizde daha çok mavi
daha çok insan ikimizde
göğe saçılıyor ellerinin murekkebi
suya düşüyor ellerim sevdayı
ağıyor göğe yüreğimin yükü
menevişleniyor suda yüzün
renkleri birbiriyle sevişen
o belirsiz berzahta buluşur mu dersin
Ebem kuşağında, bir gün ellerimiz
kimbiilir...
bir yağmurla belki
karışır göğe balıklar
belki kuşlar suya iner
uzansam o büyük boşluğa ki
arayı ancak bir aşk doldurur
tutar mısın ellerimi o vakit
iyi düşün bunu, bir daha düşün
ne varsa ellerimizde var
öyle mavi ellerimiz...
'Ulaş Yüksel
benim ellerim deniz
kuşlar uçar senin yüreğinde
ellerimde balıklar oynaşır benim
çok benzeriz aslında
halkları başka başka olsada
ikimizde daha çok mavi
daha çok insan ikimizde
göğe saçılıyor ellerinin murekkebi
suya düşüyor ellerim sevdayı
ağıyor göğe yüreğimin yükü
menevişleniyor suda yüzün
renkleri birbiriyle sevişen
o belirsiz berzahta buluşur mu dersin
Ebem kuşağında, bir gün ellerimiz
kimbiilir...
bir yağmurla belki
karışır göğe balıklar
belki kuşlar suya iner
uzansam o büyük boşluğa ki
arayı ancak bir aşk doldurur
tutar mısın ellerimi o vakit
iyi düşün bunu, bir daha düşün
ne varsa ellerimizde var
öyle mavi ellerimiz...
'Ulaş Yüksel
derdimiz ne bizim
ne zoru var bu uykunun bizle böyle
çok sevdim Nazım ustam çok
dizindeki sızılar da beni
sen rahat uyu...
ve bakma böyle acizlendiğime
vurmuş mührünü bir kere,
kaçmak olur mu
mısra düşmüş felek alnımıza,
şiirin gölgesinde uyumak miras bize
biz ki eeey
gecenin gücü yetmez !
geceyi uyuturuz koynumuzda
'Ulaş Yüksel / Şairin Ninnisi
ne zoru var bu uykunun bizle böyle
çok sevdim Nazım ustam çok
dizindeki sızılar da beni
sen rahat uyu...
ve bakma böyle acizlendiğime
vurmuş mührünü bir kere,
kaçmak olur mu
mısra düşmüş felek alnımıza,
şiirin gölgesinde uyumak miras bize
biz ki eeey
gecenin gücü yetmez !
geceyi uyuturuz koynumuzda
'Ulaş Yüksel / Şairin Ninnisi
aynı göğün kuşları kalblerimiz
yani diyorum ki; salıversek
bir bulutun içinde
kaybolur muyuz umursuz
nasıl geçilir başka türlü
altı yönden, beş duygudan
kırıp zincirlerini öyle hür
mekandan ve zamandan
eeey aşk! büyük şifacı! etme.
bak, yine kırıldı akıl fincanım
çalacak başka kapım mı var
derdim de sensin dermanımda
bir tek sen sararsın yine yarayı
'Ulaş Yüksel
02.10.2014
yani diyorum ki; salıversek
bir bulutun içinde
kaybolur muyuz umursuz
nasıl geçilir başka türlü
altı yönden, beş duygudan
kırıp zincirlerini öyle hür
mekandan ve zamandan
eeey aşk! büyük şifacı! etme.
bak, yine kırıldı akıl fincanım
çalacak başka kapım mı var
derdim de sensin dermanımda
bir tek sen sararsın yine yarayı
'Ulaş Yüksel
02.10.2014
26 Eylül 2014 Cuma
25 Eylül 2014 Perşembe
çıkar aklının doruklarına
yüreği ki; incelikli eşkiya
çıkmak olurda geçmek olmaz mı
bir kartalın gözünde ne ki dağ
keskin bakışlı bıçkın bir delikanlı
söker kendi tırnaklarını bir bir.haşin
kırk yıllık bir yorgunluktan sonra
varmadan henüz kırkına daha
silkinir, soyunur eski libaslardan
düşürür gagasını vurarak kayalıklara
artık aynı sada değil yankılanan
ko vadiyi dost, çağını aşar bu söz.
Ulaş Yüksel
yüreği ki; incelikli eşkiya
çıkmak olurda geçmek olmaz mı
bir kartalın gözünde ne ki dağ
keskin bakışlı bıçkın bir delikanlı
söker kendi tırnaklarını bir bir.haşin
kırk yıllık bir yorgunluktan sonra
varmadan henüz kırkına daha
silkinir, soyunur eski libaslardan
düşürür gagasını vurarak kayalıklara
artık aynı sada değil yankılanan
ko vadiyi dost, çağını aşar bu söz.
Ulaş Yüksel
24 Eylül 2014 Çarşamba
23 Eylül 2014 Salı
dişlerimi karıştıracak mışım
elime bir kürdan alıp kahvehanede
et yedim sanacakmış arkadaşlar
bırak allasen ...
nedir bu anlamsız gurur !
insan neden utansın ki fukaralığından
görmez misin bak, bir çuval kömürle
koca bir milletin gözünü boyayanları
batsın o zenginliğiniz yerin dibine !
öyle pişkindir ki bunlar lağım çukuru ağızları
diyor ki; fıtratında varmış madencinin ölüm
bin kerre yuh olsun böylesi bir zihniyete
ve merak etme
anlayacaksın elbet sende bir gün
o kömürle bilrikte neleri ateşe verdiğini
Soma yine kaynıyor, yine dönüyor o kanlı çark
kaç yetimin feryadı tütecek bacandan bilir misin
gör bak tarih kaydedecek bu kara lekeyi
parmakla gösterecek halkını soyan büyük ustayı
biz değiliz aziziim, utanması gereken biz değiliz
kendi alınlarına çaldığı karadan onlar,
o leş yiyiciler, o AKPabalar utansın
Ulaş Yüksel
elime bir kürdan alıp kahvehanede
et yedim sanacakmış arkadaşlar
bırak allasen ...
nedir bu anlamsız gurur !
insan neden utansın ki fukaralığından
görmez misin bak, bir çuval kömürle
koca bir milletin gözünü boyayanları
batsın o zenginliğiniz yerin dibine !
öyle pişkindir ki bunlar lağım çukuru ağızları
diyor ki; fıtratında varmış madencinin ölüm
bin kerre yuh olsun böylesi bir zihniyete
ve merak etme
anlayacaksın elbet sende bir gün
o kömürle bilrikte neleri ateşe verdiğini
Soma yine kaynıyor, yine dönüyor o kanlı çark
kaç yetimin feryadı tütecek bacandan bilir misin
gör bak tarih kaydedecek bu kara lekeyi
parmakla gösterecek halkını soyan büyük ustayı
biz değiliz aziziim, utanması gereken biz değiliz
kendi alınlarına çaldığı karadan onlar,
o leş yiyiciler, o AKPabalar utansın
Ulaş Yüksel
22 Eylül 2014 Pazartesi
I-
İmdi senin gözlerinle yine seni
su gibi zeytin kokan mutfağımdan
yüreğinde biriktirdiğin güvercinlerle
selamlayacağım ölmez mananı
kabirlere sığmayan kamil akıl ey
şâd olsun ruhun
.
. eğil Hasan Dağı eğil bir yol
eğil de bir bak, bir dinle hele
asırlık bir selamı taşırım andacımda
kimin sesi değmiş sesime bildin mi
Nerden mayalanmıs ıslığım
.
. imdi patlamak zamanı bir nehir ağzı gibi çoşkun
püskürtmek içinde biriktirdiğin ataşı taa arş-ı alaya
yamaçlarına yaslanan yiğitlerin türküleriyle ışık ışık
imdi savaşmak, inmek zamanıdır oluk oluk
küffarın tepesine tepesine ...
II-
vurun ozanlar vurun üç telliye
yatman bu gece.ol parmaklar kanasın
şad olsun ruhu, ustam yücelerden dinlesin
saçılsın yeryüzüne sevdalar
barış olsun, kardeşlik olsun, sevi olsun
savrulsun bir harman yerinden
kanaatkar sevinciyle Anadolu insanının
menevişlenerek şu ayın hüzmesinde bir bir
dehşetle yoklarayarak bir ulusun hafızasını
insanı insan yapan yitirilmiş ne varsa.
kurulsun divanlar ol davalar görülsün
abanın gövdesine, nağmeler perde perde yayılsın
diyipte çığıran dilleriniz, şu cihana cân olsun
vurun ozanlar vurun üç telliye
yatman bu gece.ol parmaklar kanasın
şad olsun ruhu ustam yücelerden dinlesin
'Ulaş Yüksel / Ruhi Ustaya
20 Eylül 2014 Cumartesi
18 Eylül 2014 Perşembe
16 Eylül 2014 Salı
-
Govalarsan gaçar diyola
gaçsın diyorum gaçsın
umrumda değil dedikleriiz
o gaçsın, ben govalayım
ne olu yani ...
Elini golunu bağlamak mı aşk,
bu mu sabır dediğiiz erdem
Bilipdurun mu hem
ruhum yıkanır bu ataşla
Hakiki aşığım ben arkadaş
ne ben benzerim ne sevdiğm
sizin o tarif ettikleriize.
Düştük bi nazlı cerenin peşine
ceren ki ceren, gözleri goca bir orman
Dökülür altın suyu gürül gürül
saçları bir nehir,
çağlar omuz başlarından
çağlar omuz başlarından
Başlar bir uçtan bir uca guşlar
duttururlar bir göçmen gızın türküsün
vurur şavkı, gayaların alnına
aklımı başımdan alır yankısı
Kimseler bi şey demesin gaari
o nereyeee, ben oraya ...
varsın gaybolayım bu ormanda
osanmak olu mu gardaş bu işte
osanmak olu mu heç aşkta
'Ulaş Yüksel
15 Eylül 2014 Pazartesi
saat üç otuz
sönmüş köyün ışıkları
caminin üstünde, kilisenin hizasında,
karanlığın tam ortasında
üşür gibi titriyor bir ateş
başında ki adam belli belirsiz
elleri benimkiler gibi
göğe ağıyor kasılan şehveti,
yay gibi gergin
nurdan bir elma asılı semada
iç geçiriyor ay yarım
sigarayı bıraktığından beri öyle güçlü
sıksa suyunu çıkarır taşın ve fakat,
içinden bir ses hep;
deymez diyor deymez
yıkılıp duran şu mahşer yerinde
delice koşturmaya
- hem ne uğruna !
yollar sizin olsun,
çarşı pazar, ışıklı caddeler
olmazsa olmazlarınız topyekün sizin
ben acımdan öleyim
ne çıkar...
inemem buralardan inmem,
kaybolurum anlamsız kalabalığınızda
ayrılmam artık bu tenhalığımdan
Dokunmayın yalnızlığıma
yollar sizin olsun, yollarınız...
dağlar benim.
Ulaş Yüksel
sönmüş köyün ışıkları
caminin üstünde, kilisenin hizasında,
karanlığın tam ortasında
üşür gibi titriyor bir ateş
başında ki adam belli belirsiz
elleri benimkiler gibi
göğe ağıyor kasılan şehveti,
yay gibi gergin
nurdan bir elma asılı semada
iç geçiriyor ay yarım
sigarayı bıraktığından beri öyle güçlü
sıksa suyunu çıkarır taşın ve fakat,
içinden bir ses hep;
deymez diyor deymez
yıkılıp duran şu mahşer yerinde
delice koşturmaya
- hem ne uğruna !
yollar sizin olsun,
çarşı pazar, ışıklı caddeler
olmazsa olmazlarınız topyekün sizin
ben acımdan öleyim
ne çıkar...
inemem buralardan inmem,
kaybolurum anlamsız kalabalığınızda
ayrılmam artık bu tenhalığımdan
Dokunmayın yalnızlığıma
yollar sizin olsun, yollarınız...
dağlar benim.
Ulaş Yüksel
14 Eylül 2014 Pazar
ve öyle bir dem gelir ki
küfr ile iltifat erir aynı potada
itibar etmezsin artık her ikisine de
anlam giydirmeden hiçbir şeye
yol olur, alırsın voltanı tebessümle
gidecek bir yerin de yoktur üstelik
kendinden başka ...
inkar etmek ne güç !
kırık aynalarda milyar kere sen
bir türlü şirk koşamaz İNSAN kendine
gam tutmaz sırrını
ama fena tenhasındır artık
bu amansız yalnızlığın cenderesinde
'Ulaş Yüksel
küfr ile iltifat erir aynı potada
itibar etmezsin artık her ikisine de
anlam giydirmeden hiçbir şeye
yol olur, alırsın voltanı tebessümle
gidecek bir yerin de yoktur üstelik
kendinden başka ...
inkar etmek ne güç !
kırık aynalarda milyar kere sen
bir türlü şirk koşamaz İNSAN kendine
gam tutmaz sırrını
ama fena tenhasındır artık
bu amansız yalnızlığın cenderesinde
'Ulaş Yüksel
11 Eylül 2014 Perşembe
o bir başınalığın muhteşem kalabalığı
şairlere sorulmayacak bir soru bu
- bilir misiniz siz de bu lirik taşkınlığı ?
ağzımı açsam öyle bir kalabalık iner ki avluya
sussam içime oturur pazar yeri
duyuyor musun sadrımdan yükselen sadayı sevgili
senin dudaklarınla çalıyorum milyar senedir ben bu ıslığı
'Ulaş Yüksel
şairlere sorulmayacak bir soru bu
- bilir misiniz siz de bu lirik taşkınlığı ?
ağzımı açsam öyle bir kalabalık iner ki avluya
sussam içime oturur pazar yeri
duyuyor musun sadrımdan yükselen sadayı sevgili
senin dudaklarınla çalıyorum milyar senedir ben bu ıslığı
'Ulaş Yüksel
yine insan eti kokacak belli ki bu kış
kızıl kana bulanacak yine şu duraksız gök
kaç emekçi oturur Soma'nın tavanında bilir misin
forslu yıldız değil onlar çerçevesi fatiha ile süslenmiş
şahit oldun mu asansörlerle yükselen emeğe
söylesene nasıl olur da ısınır hanen sönen ocaklarla,
semaya ağan ağıtlardan göç yolunu değiştirirken turnalar
sahi; göğe baktın mı ömründe sen hiç ?
'Ulaş Yüksel / Asansör
kızıl kana bulanacak yine şu duraksız gök
kaç emekçi oturur Soma'nın tavanında bilir misin
forslu yıldız değil onlar çerçevesi fatiha ile süslenmiş
şahit oldun mu asansörlerle yükselen emeğe
söylesene nasıl olur da ısınır hanen sönen ocaklarla,
semaya ağan ağıtlardan göç yolunu değiştirirken turnalar
sahi; göğe baktın mı ömründe sen hiç ?
'Ulaş Yüksel / Asansör
Neden kendinden bile saklar insan
Neden korkar kalbinin büyümesinden bu denli
Efsaneciler taktı bilirim çalı kurusu elleriyle, çatallaşan dilleriyle..
Ey gönül, bir künye gibi taşırsin bin yıllardir koynunda acıyı
Bu yüzdendir kara sevdaya çıkmış adın
En büyük kambur oysa sırtında sevgisizlik
Hesapsız kitapsızken şu aşk pazarı
Tezgahında duran bu terazi de ne
Öyle eziliyor ki kalabalıklar yutkunarak
saklamaya calıştıkları o ağır yaraların altında. heyhat!
Kus o elmayı Adem babam... yolunuz yol değil
Duyun bilin ey ! bilmeyenlere de deyiverin bi'zahmet
Hesabım yok, dedem gibi bakkal olmayacağım ben.
'Ulaş Yüksel
Neden korkar kalbinin büyümesinden bu denli
Efsaneciler taktı bilirim çalı kurusu elleriyle, çatallaşan dilleriyle..
Ey gönül, bir künye gibi taşırsin bin yıllardir koynunda acıyı
Bu yüzdendir kara sevdaya çıkmış adın
En büyük kambur oysa sırtında sevgisizlik
Hesapsız kitapsızken şu aşk pazarı
Tezgahında duran bu terazi de ne
Öyle eziliyor ki kalabalıklar yutkunarak
saklamaya calıştıkları o ağır yaraların altında. heyhat!
Kus o elmayı Adem babam... yolunuz yol değil
Duyun bilin ey ! bilmeyenlere de deyiverin bi'zahmet
Hesabım yok, dedem gibi bakkal olmayacağım ben.
'Ulaş Yüksel
11 Haziran 2014 Çarşamba
sözün bittiği yerde başlıyor
neşvüneva buluyor gönlüm
sadece sarılmak ister mi insan
yeter mi bu her şeyi anlatmaya
herkesle konuşursun
ama sustuğun bir tek kişi vardır
onca gevezelikten sonra hem de
açsan ağzını saçmalarsın artık
işte, tam da ordan başlar
nakşedilmeye yürek levhana
sevda denen o kutsal nesne
adamakıllı sustuğun yerden
elvada yoktur lugatında
merhaba da diyemezsin garip bir cilvedir iste
derin derin susmayı öğretir vurur yolunu,
gaspeder dilinin altındaki tüm sözcükleri
ey şiir, gecemi aydınlatan mısra ey
sen de olmasan, sen de olmasan !
kün kalemi dalmasa nun hokkasına
boğar beni içimde yükselen bu amansız tufan
Ulaş YÜKSEL
neşvüneva buluyor gönlüm
sadece sarılmak ister mi insan
yeter mi bu her şeyi anlatmaya
herkesle konuşursun
ama sustuğun bir tek kişi vardır
onca gevezelikten sonra hem de
açsan ağzını saçmalarsın artık
işte, tam da ordan başlar
nakşedilmeye yürek levhana
sevda denen o kutsal nesne
adamakıllı sustuğun yerden
elvada yoktur lugatında
merhaba da diyemezsin garip bir cilvedir iste
derin derin susmayı öğretir vurur yolunu,
gaspeder dilinin altındaki tüm sözcükleri
ey şiir, gecemi aydınlatan mısra ey
sen de olmasan, sen de olmasan !
kün kalemi dalmasa nun hokkasına
boğar beni içimde yükselen bu amansız tufan
Ulaş YÜKSEL
8 Haziran 2014 Pazar
şairim...
bilirim sözün sihrini
aşığım şiire, hem delice
*
fakat susan kadınlar bilirim
bütün kalabağıyla gönlünün
ağız dolusu susan kadınlar
*
onların ellerinden başlar ilk mısra
ak ellerinden düşer kağıda emek
o kadınlar ki; şiirin özü
*
şairim...
sözün hasını bilirim
tezgahımda ekmek kelam benim
*
fakat kadınlar bilirim çalışkan
çelik gibi, işleyen
bütün gücüyle yüreğinin.ışıyan
*
o kadınlar ki ; nasıl da balkır
namuslu alınlarında emek
anamdan bilirim.
'Ulaş Yüksel / İlk Mısra
bilirim sözün sihrini
aşığım şiire, hem delice
*
fakat susan kadınlar bilirim
bütün kalabağıyla gönlünün
ağız dolusu susan kadınlar
*
onların ellerinden başlar ilk mısra
ak ellerinden düşer kağıda emek
o kadınlar ki; şiirin özü
*
şairim...
sözün hasını bilirim
tezgahımda ekmek kelam benim
*
fakat kadınlar bilirim çalışkan
çelik gibi, işleyen
bütün gücüyle yüreğinin.ışıyan
*
o kadınlar ki ; nasıl da balkır
namuslu alınlarında emek
anamdan bilirim.
'Ulaş Yüksel / İlk Mısra
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



