28 Aralık 2014 Pazar

An'ı biriktirir kırlaşan sakallarım
güneşli günlerin muştusunu verir birde 
önü alınamaz bir nehir gibi akıp gittikçe zaman 

ağaran tan yerleriyle, bir kandil uyanır sadrımda
kendi karanlığımdan kurtuldukça 
daha da kuvvetli gün be gün

inci mercan dererim gönlümün derûnundan
ne söze gelir, ne ak kağıt üstüne düşer mana
sırf zevki  ile zevkidarım 

şiir atımın can verdiği  dipsiz bir  burçtayım
etme... bu aşk ölüdürür seni
gözlerime bakma sakın...

Ulaş Yüksel

27 Aralık 2014 Cumartesi

Ne garip şey...
içimde sanki bütün kentler,
keşfedilmeyi bekleyen koca bir coğrafya
içim büyük bir atlas
ülkeler, kıtalar, deltalar, ovalar
kuşlar.. şu duraksız gök
ve kendime bütün seyahatlerim
bütün göçlerim ve bütün ayrılıklarım
kendime fersah fersah tüm adımlarım

enfüs mü desem afak mı
hangisi daha doğru olur kestiremiyorum
izliyorum etten bir otobüsün retinasından
18 000 alemi, kendi şehrimin ışıklarını.cılız
puslu bir hava hakim yine bugün
hüznün rengi olmalı gri

ve ben ne zaman dalıp gitsem
turnalar geçiyor katar katar
kafatasımın maviliğinden
sürekli bir göç içimde
durdurak bilmeyen

zannediyorum ki herkes böyle
siz de böylesiniz efendim sizde böyle
hepsi içimizde, hepsi bizden bir yansıma
daha önce hiç uzanamadığım,
o kadar uzak, bir o kadar yakın 
içimin şu çılgın devinimi
gölün yüzünde menevişlenen işte bak
kendi tansıklarım tüm hepsi

Ulaş YÜKSEL
yine bir sanrının peşinde zihnim
bu yüzdendir ikide bir yokluyor usumu
kör olası düşünce...

yıkıyorum aklımı imdi İbrahim'in sunağında
neye baksam bir ayna, sırrı bana işaret
aldanmam aldanmam...

Ulaş Yüksel
ben bahar diyorum
sen ağzımdan öpüyorsun
sarılıyorum kollarımı koltuk altlarından geçirip
göğsünün küpeştesinde bağdaş kurarak
teslim olan sen misin, yoksa ben miyim
bilmiyorum

boşver diyorum sonra

ecel yapışsa şu an yakana ne
bu senin tabiatında var
yoksa böyle baş gösterir mi
böyle tomurcuklanır mı dalında gül
murdar mı gider sevişerek ölenler
peh... ne saçma laf

Öööööööl
öl de aşktan öl be adam !
beni 
bizi sevgisizlik öldürür !

ve ben 

karak bütün inançlarımı
Dayatılanı, hurafeyi, savsatayı 
kutlarım bu şöleni
çözülmez kollarım öyle sıkı
belki sonra tekrar kovar 
sonra tekrar sonra tekrar 
sonra tekrar Tanrı bizi 

dokunurum sana 
o ağacın altında 
etine toprağına coğrafyana
yine yeniden 
ilk defa keşfedercesine
ten şehrini 
beden ülkeni 

utanma !

yüreğimde duyayım 
yüreğinin gümbürtüsünü 
tutma kendini bıraaak
böylece kalalım
hiç kıpırdamadan ...
sen bir ağaç ol ben dalında aşı
nefesimle hışırdasın yaprakların
özüne yürüsün suyum
sonra birlikte toplarız geçince,
geçmesin istediğim sarholuğum
boncuk, boncuk döktüğün teri
o kutsanmış emeği

Ulaş YÜKSEL 
27.12.2014

26 Aralık 2014 Cuma

şuncacıktın o soğuk yatağın içinde
şuncacık... 
şu nokta kadar kargacık burgacık

ama o gözlerin yok mu... ah, o gözlerin
evrenleri sığdırdığın kirpiklerinin arasına
kapılıp gittiğim bir girdap, umman gözlerin

yaşamın yeşil libaslar giyinmiş 
bir kadın olduğunu öğreten
derûn orman gözlerin

Ulaş Yüksel

9 Aralık 2014 Salı

-

Dediler ki evimizin önünden geçmişin
sürdüm yollarını hep kendime çıkıyor
eğilip çeşmesinden soğuk sular içmişin
od düştü bağrıma hasretinden tütüyor

Geleyim ey güzel geleyim
aşayım Spil'i de İzmir düzüne ineyim
geleyim de yeşil göze kanayım
al yanaktan bir busecik alayım.

Katar katar göç yolunda turnalar
içimden bir şeyler alıp alıp gidiyor
ah ! kör olası bu yokluk.medet !
beni sevdiğimden ediyor.

Ulaş YÜKSEL / Kör olasın a yokluk / 2012

8 Aralık 2014 Pazartesi

daldım yine
mavi deniz murekkep
yine bardağımda soğudu şiir
kaç yıl oldu andacımda demlenir
çay karası, satır arası sevgili

Ulaş Yüksel
hüznüm bir kedi göğsümde
kovalamak şöyle dursun 
okşamaya meyleder ellerim
Mır mır bütün acılarım şifacı
biraz tebbessüm, bilgece bu kelli

büyüyorum biraz daha
biraz daha kırlaşıyor sakallarım
yüreğim bir oyun tutturmuş 
iman tahtam tattaravalli

Yıldızlara sarkıyor işte 
Yüreğimin ayakları 
Küçüldükçe küçülüyor 
yıl yıl içimde
arınıp saflaşarak bir adam

Ulaş Yüksel

kelam kana bulanır dudaklarımda
sözcükler ağzımda ay kesiği

ne kamer, ne yıldız, ne samanyolu
hep gece olmak düşer payıma

sen içime düşme güzel kız
dipsiz bir kuyuyum ben... sakın!
tutunacak dalın olmaz

Ulaş Yüksel

3 Aralık 2014 Çarşamba

ISLIK ISLIK / Ulaş Yüksel (kendi sesinden)


güne çıksak bir orman gözleri
kavuşsak akşama, bir deniz
birden yutar yüreğimi
öyle derin, 
öyle uçsuz bucaksız

Ulaş Yüksel

2 Aralık 2014 Salı

bütün günahları işlemek mi lazım ille de
kimseyi hor görmemek adına

pek ala insan olunabilir 

kendini üstün görmeden de

Ulaş Yüksel

1 Aralık 2014 Pazartesi

artık dağıtalım şu hüznü kederi
dağıtalım şu bastıran sisi dizdize verip
bak nasıl da parlıyor yarmış karanlığı güneş
artık çıkalım bu kör kuyulardan gün yüzü görelim

Ulaş Yüksel  

27 Kasım 2014 Perşembe

saklasam sır gibi
vurur yüreğime kordan mührünü
hangi sevda dile gelmez ki
bu susku öldürür beni

Ulaş Yüksel
adın yazılı 
gönlümün gergefinde
nakış nakış 
sözlerin kök boya

durma hadi, 
kalbimden öp beni
bir bülbül havalansın
göğsümün kafesinden

ıslat ağzımda ağzını
dudakların dut kurusu

Ulaş Yüksel
gün yüzü görmemiş köstebek
hiç çıkma deliğinden
buralar çok karışık

bir alışkanlığın adını
aşk sandık bir çoğumuz
başımız göğe erdi zannettik

hayvanını besliyor 
şu çift adını aşk koyup
genellikle yatak odasında

ölesiye yabancılar
ama kimin umurunda
hayvan sever her ikiside

Ulaş Yüksel
hecelesem adını 
izin kalır dudağımda
ağzım karanfil kokar

şahlanır şiir atım
atlayıp geleyim sırtına
kalemim yine aşk  tüter

Ulaş Yüksel

Îki mum yakiyorum sonra
Gecenin herhangi bir saatinde kalkıp
Daha derinlikli göresin dıye 
Sözün ardındaki o derin manayı 

Biri ben; ikisi sen...


Ulaş yüksel 

25 Kasım 2014 Salı

gözlerin öldürür beni 
ikiyi bir eden

derinlemesine ölürüm 
nefesinle dirilirim ben

Ulaş Yüksel
izlerimi taşır o sokak 
hayır hayır içimde taşırım izlerini

gizli yollar bilirim hep sana çıkan
köşe başlarından seyrederim
bir ceylan gibi süzülüşünü 
dalgın, hüzünlü, bir başına

avcı olmayı beceremedim hiç
dönüp baksan, oracıkta vurulurum

Ulaş Yüksel
ardına düştüğüm 
kendi gönlüm oldu hep

hep aynı kadını sevdim 
ben aslımda

Ulaş YÜKSEL

21 Kasım 2014 Cuma

kıskanıyorum, elimde değil
o halde seni seviyorum da değil
sanıyorum sahipleniyorum seni 

Ulaş Yüksel
tam dayak yediğim yere çekip arabamı
acıma güldüğüm noktadan ,
caddeden geçenleri izledim bugün
faşizmin penceresinden 

makinalaşan insanların dünyası bu
otomobiller de kaldırımdan akıyordu zaten
sevmiyorum çarşıya inmeyi ve çalışmayı
adına sosyalleşmek dedikleri 
o ç/abuk subuk ilişkileri

iyiyim  böyle 
belki parada kazanırım birgün hani yazdıklarımdan
olsada olur, olmasa da olur demenin rahatlığı var bende
büyük devlet bu, hiç bozamam keyfimi

ne istediğimi bilmiyor olabilirim evet
ama ne istemediğimi çok iyi biliyorum 
hayır, kalabalıklar gibi düşünemem asla 
asosyal değilim ben canımn içi
bir salgından kaçıyorum sadece
işte olan bu.

Ulaş Yüksel
O bir kısrak,
gem vurulamaz bir deli tay
lirik, asi ...!

yükseklerden uçan bir anka
meşrebi hür !

O, bir tek kişiye 
hapsolmayacak 
kadar büyük bir nur

önü alınamayan bir sel,
o bütüne meyilli
parçaya değil.

Ulaş Yüksel / Sevi 
ya gözlerim maviyse
gök oturmuşsa kıyılarıma
ya göç yoluysa kuşların 
kafatasımın çeperi
uzanmışsam boylu 
boyuna kendi içime
.
.
peki ama o zaman 
çektiğim bu hasret, 
duyduğum bu özlem ne
sarılsamya kendime 
bunca kendimleyken
yetmeli ya bu bana 
öyle değil mi

ah...
biri bana deyiversin
nedir bu esrar 
ne bu giz ?

Ulaş Yüksel
ne soğuk perşembe bu böyle
sokuyor hançerini bağrıma cani
bir sıkıntısı var bilirim
ferman çıkmış cumaya
mihrap kan revan...

ellerin tutuşturur günü canımın içi

ve şu duraksız göğü
seninle ısınır bu yer küre
yoksa; ne perşembe, ne cuma, ne ben...
böylesi üşümezdik inan !

Ulaş YÜKSEL
Kasım mı kaldı deme
aşk, Kasım'ı henüz giydi
konuşmak sırası ağaçlarda
ne varsa eteklerinde dökerek
son bir defa hep bir ağızdan 
yaprak yaprak

uzunca bir suskunun bağlangıcı bu
hep diyorum, yine derim;
'' bütün haşmeti ile görünmedikçe son defa
terketmez seni söz ve şey... ''

rüzgarla sevişiyor imdi tohumlar 
savrulup düşüyor tane tane
yarılan toprağın rahmine iştahla
ah bu çınar yaprakları
tıpkı annemin elleri
okşuyor yerin yüzünü anaç
sırlıyor yere düşen her bir daneyi

hummalı bir hazırlık var kışa seyri doyumsuz
en çok bu mevsimde seviyorum bankta oturmayı
umrunda değil çamların yağan yağmur da benim
bilge ağaç şu çamlar, ağacın kamili vesselam
hep yeşil, hep bahar dalları
kuş olsam hani, kuş olsam şuncacık
yurt tutardım bir çam ülkesini 
illa ki.

Ulaş Yüksel
konuşurken şair değilim 
parmaklarım çenemden daha maharetli
güzel bakarım fakat hani
söze ne gerek...

Ulaş Yüksel 
kopar seni esir alan o şeytani bağlar 
kırılır halka halka bütün o paslı zincirler

tam da orada başlar insan gerçekten sevmeye
bütün beklentilerin ötesine geçtiği sapakta

işte bu sevi canımın içi, aşktan öte 
ne benimsindir, ne benden ziyade

yokluğuna gönenmem, varlığın merhem 
beni hür kılar, seni kutsar...

Ulaş Yüksel
birazdan karılırım, 
akıp giden sokağa 
ağır, aksak, 
bir derviş edasında,
düşünceli..

belki bu sefer 
gece içimden geçer 
illa ki geçer 
bakarsın koca'rım bende
ışır ağzımda söz
bıyığıma kırağı düşer

ve güne çıkarsak sevgilim
illa ki konuşurum
ama sen, suskuma kulak kesil daha çok
söz, vurur boyununu diyemediklerimin
demeye, güç yetiremediklerimin

gözlerime bakma sakın !

Ulaş Yüksel
neden şairler üstlenir 
yaşadıkları kentlerin hüznünü 
hep
onların ellerinden başlar 
güller kanamaya

acı kalmasın hiç
gülmek halka ait bir eylem
varsın olsun
bilinçsizce 
gözyaşı kuruttum andacımda

Ulaş Yüksel
biz
bir iç'tik
güzelleştik

biz 
bir güzelleştik
içtiler bizi

Ulaş Yüksel
öyle bir yaşa ki bu hayatı
bir tek ölüm kalsın...
geride deneyimlenmeyen

sonra atıl onun da sularına
bi an bile terddüt etmeden
dönüp arkana bakmadan

Ulaş Yüksel

13 Kasım 2014 Perşembe

elbette ki; 
tutsam ellerini daha güzel olur hayat.fakat
aşk denen bilge 
açtı en büyük sırrını
kendi gönlüme sarılmayı öğretti
gelişinle bir bahar devinir sinemde evet
ama koymuyor artık hiçbir ayrılık nihayet

yüreğim, her aşkta, 
yıllanan sıcak şarap beden küpümde
ve ben, 
soğurdukça kendimi, taşıyorum kabımdan
o ser hoşluk ki; benzemez hiçbir sarhoşluğa
yüzüyorum aşkın da ötesinde 
derin sevi denizinde...

Ulaş YÜKSEL
Yalnızlığın yumuşak, ipeksi elleri vardır, buna rağmen güçlü parmaklarıyla kalbi kavrar ve canını hüzünle ağrıtır. Yalnızlık, ruhani yücelmenin olduğu kadar, hüznün de yandaşıdır.

Kırık Kanatlar, Halil Cibran

hüzün yakışıklıdır 
keder çirkin güzel
gam kapılardan ırak
düşman başına desem inanma

fazlası kalbe zarar !

üç oluklu bir köy çeşmesi bu
ne zaman yıkasam ellerimi 
çok geçmeden alnım ışır 
koynumdan bir güneş yükselir

Ulaş Yüksel

9 Kasım 2014 Pazar


kanını işler bu yarasalar canını
insan hayatı ne ki; ne ki yerin üstü
yerin altı; ölülerini işler, böyle döner
böyle döner bunların kanlı çarkı

bir halkın kurtuluşu felan değil bu
soktuğun kumdan çıkar artık kafanı
görmüyor musun kaynıyor yerin altı
simsiyah akıyor artık bu coğrafyanın kanı

Ulaş Yüksel

8 Kasım 2014 Cumartesi


ne zahmetlere girildi
ne kabuklar kırıldı
deldi taşı sabırla
çelikten sert

her şeyden kutsal
şu insanın emeği 

doldu çakmağa yedi kat yer, 
urdu çakmak taşını yalım yalım
ışk oldu emek düştü ocağa. aş oldu
var mı bundan daha tatlı sofra 
emekten daha leziz nimet

öpte başına ko ufaklık
döl tutsun usunda bu bilinç
ekmek değil o...
o emek.


Ulaş YÜKSEL

-

teknesinde kapitalizmin ezmeye üzüm gerek
kanın o senin, kadehteki emek
zevk ile riyanın koynunda,
o salyalı ağızlarda ...

besmele o dudaklarda bir iğreti
ve sen ey !
rahman ve rahim olanın alınteri
ne zaman yırtacaksın bu kara perdeyi
binlerce yıllık bilinç
uyan !

Ulaş Yüksel / Ilımlı Kapitalizm

6 Kasım 2014 Perşembe

kim demiş ayrılıklar kanatır diye
o yakınlıktı asıl, bizi mahveden

hürrriyetin diğer adıdır ayrılık canımın içi
kırılması gerekir zincirlerin bazan

kendi iç ülkene göçtür bunun adı
kendinle buluşmak şöleni

bak... acı yok !
iyi yokla kendini. acı yok

Ulaş Yüksel
düşürme yüzünü gönlüm ey !
boşver, karartma aynanı artık
hüzün sende çok çirkin duruyor
her şey yolunca akar
bilirsin bunu pekala

bulanıyorsa suyun ayır yolunu
ne sen yorul artık ne gark olan çırpınsın
selam deyip akalım tevezu ile 
nasılsa aynı denize dökülür kalblerimiz

Ulaş Yüksel
bir salıncak var gündüzleri bindiğim
eğlendirir parktaki tüm çocukları
mecbur ki; henüz hazır değil bir çoğu
bir salıncak var gündüzleri bindiğim
geceleri zincirsiz sallandığım...

Ulaş Yüksel
bu gece,
şimdi birazdan
cehennemin dibinde değil
bir madenin o dipsiz karanlığında uyuyacağım, 
hem de hiç uyanmamacasına 
''madenciliğin fıtratında var'' denilen o kara ölümle koyun koyuna

yeni Türkiye'ymişya, 
sözde bitmişya fukaralık bu memlekette...
ıpone'undan okursun bu son sözlerimi artık 
çıplak kıralın kapıkulu ey !

kızgınım sana evet
ama kalbimdeki bu öfkeyle gitmek istemiyorum.deymezsin 
öyle karardı ki artık ellerin deymezsin
öyle körsün ki deymezsin
kanım tüter bacandan 
öyle kurumuş ki kalbin.deymezsin

ama yine de iyi geceler, 
yine de iyi uykular, 
yine de
yine...

şimdi söndür ışığımı da
vicdanında boğulayım
sırla, rahat uyuyayım..

'Ulaş Yüksel


27 Ekim 2014 Pazartesi

ordularıyla ve silahlarıyla öğünen değil 
bunlardan utanan bir insanlık düşlüyorum

Ulaş YÜKSEL
Ve biz unutmadıkça 
ve siz unutmadıkça
geçmişin kirinden silkinip 
her şeye bugün başlamadıkça
hiçbir gün silinmeyecek yüreğimizin karası

Ulaş Yüksel
şimdi Karatepe de 
bir türkmenin daha ahı yükseliyor göğe
ve sen kürtçe gülüyorsun için için
çünkü türkçe gülenler olmuştu acına

ikinizinde canı cehenneme...

Ulaş Yüksel
darbe planlıyorum
şiirimi bileyliyorum
gönlümün dehlizlerinde
saplamak için hayasız iktidarın 
hayalarına kanırtarak
iktidarsızlaştırmak niyetiyle

Ulaş Yüksel
kelama gelmeyen kadınları sevmek gerekiyordu 
iki satır arasına hatta hiçbir kitaba sığmayan 
.
gayet tabii tek bir söz etmeden de sevebilir insan
hem öyle derin, suskunluğun tüneklerinde
.
başka bir türkçe ile 
kürtçe de sevebilir öyle 
hurfsuz harfsiz..

Ulaş Yüksel 27 Ekim 2014
göğe kadar kurşun sıkan 
faşist bir erkin elinde
tavanı delinmiş bir vatan bu
yırtık çarşaf denizleri 
hürriyet esmeyen imbat 

Ulaş Yüksel
ah o kabus; 
sütünü ben içmedim çocuk
ama ağzı kan kokuyor hepimizin ...

Ulaş Yüksel
demiri sürdüm hâra
tüter başımda sevda
aşk ataştan göynek
medet dilerim mevla

suyunu vermeyince
leylaya varmıyınca
demir tava gelmiyor
koynunda olmayınca

Ulaş Yüksel
sence olacak mı dersin
bence olmayacak
ne senin kuyruk acın 
ne benim evlad acım
hiçbir şey unutulmuyor
sadece kabuk bağlayacak

Ulaş YÜKSEL
tam bir dibe vuruş gerekli
kelimeleri birbirine ulayamadığım, aşı tutmayan
halimi anlatamayacağım öyle derin bir yangın 
ki; son kez küllerini birktirmek için 
tunçtan bir kavonozda

asırları aratmayan 
bir kaç saatte olabilir bir kaç gün de 
sabrım kalmadı artık aziz
ince hastalık, 
büyük veba ''ertelemek''

ağzını sıkıca kapa 
mısra düşmesin bir süre dudaklarından
belki bir şiir okurum sonra da
kabuğu çatlar cevizin ansızın
o ince zarıda yırtılır belki yokluğun

yine yeniden 
yaratmak kendimi en baştan 
kendi ellerimle bu kez 
bu son ölüm olur artık kimbilir
ilk dirilme hiç ölememecesine bu kez

sularım bulansın istemiyorum artık aziz
tam bir dibe vuruş gerekli 
artık ölmek istemiyorum

Ulaş YÜKSEL
kaç cenge girdim, 
kaç öldüm dirildim

bak, 
boza çalar saçlarım
artık çok yorgunum.

bilirsin... 
bir kurdu, 
ancak içindeki kurt yiyebilir.

şimdi söz ver bana, 
düşürme şurama hiçbi'gün 
o amansız ikirciği

asla !
bakma böyle delişmen baktığıma
asla kıyamam ben bir cerene
kursağımda ki zehir karışır kanıma da
ne yapsan yine de dişim geçmez etine

seviyorum...
çünkü seviyorum.

Ulaş YÜKSEL

koca bir ormanın, 
o iştahlı gürültüsünü taşıyor gözlerin
öyle bakma, 
çok olmadı sürüden ayrılalı, 
gayb'olurum
birazdan ay çıkar, sıçrarım ansızın
dalarım birazdan gözlerinin halkasından içeri

kaç cenge girdim, 
kaç öldüm dirildim. yorgunum
bir kurdu, ancak içindeki kurt yiyebilir bilirsin 
ve ne yapsan dişim geçmez etine. seviyorum
söz ver bana, 
düşürme sen de içime diğerleri gibi
o amansız ikirciği

Ulaş Yüksel
garip bir öyküyüz biz
kitaplara sığmayan
okuyanı az,
anlayanı daha az
peki dert mi bu 
asla !

böyle de olur
böyle de olur

Ulaş Yüksel
Aşkı anlatmak akla yaslananların işi
oysa aşk akıl fin/canını kırmış erlerin işidir.

Ulaş YÜKSEL
bir şey öğrendiğimiz felan yok
tüm öğrenilenler yalan 
hatılıyoruz sadece 
kadim bir bilgiyi;

bak gör, nasıl sever İNSAN

'Ulaş Yüksel
kanını işler bu yarasalar canını
insan hayatı ne ki; ne ki yerin üstü
yerin altı; ölülerini işler
böyle döner bunların kanlı çarkı

Ulaş Yüksel. / Petrol Bekçisi -2
bir halkın kurtuluşu felan değil bu
çıkar artık kafanı soktuğun o kızgın kumdan
görmüyor musun yerin altı kaynıyor
siyah akıyor artık bu coğrafyanın kanı

Ulaş YÜKSEL. / Petrol Bekçisi

7 Ekim 2014 Salı

-

- KOBANE

Bir film izliyor bir kaç kürt çocuğu
dayanıp kahvehanenin buğulu camına
Dayanamayıp ben de katılıyorum aralarına
Ses yok ama olsun, ziyanı da yok hani
biz uydururuz bir şeyler nasıl olsa
Mavi bir gökyüzü yorganımın altında
serde şaiirlik var hem, çocuğum daha

Suyun karşı yakasına geçirmeye çalışıyor kuyruklu bir piyanoyu
portakal sandıklarının arasında meksikalı kaçakçı
Gemi yan yatıyor birden, dağılıyor suyun yüzüne piyanonun tuşları
Derken bir şarkı tutturuyor hep bir ağızdan nehrin şişman kurbağaları
Ellerimden kayan bir kavanoz gibi dağılıyor o kürt çocuğun düşleri

Ve nerden, nasıl, keskin bir portakal kokusu çalınıyor burnuma
ya ben filmin içindeyim, ya böylesi şaşırtan bir tesadüf
Boya sandığım, kararan ellerim, on üç yaşım ...
Üşüyorum, sızlıyor burnumun direği
Babam düşüyor ansızın usuma,
ansızın bir ülkenin yarısı...

Ulaş YÜKSEL / Kobane

5 Ekim 2014 Pazar

Hiç ısınmadı elleri / ondan böyle şiire yakın oturması / U.Yüksel
yol kendi içine kıvrıldı...
ne kadar uzasa da voltam
hep aynı avluda buluyorum kendimi
ah! bu nasıl esirlik böyle

bir ayağı hürriyet, prangalı diğeri
nasıl oluyor da gülerken gözüm 
içimde bir keder oğullanıveriyor 
böyle anlık ve derin...

derken usuma düşüyor Barış çocuk
havalanıyor uçurtma minicik ellerinden
mavi gökle sevişiyor ipin ucunda kalplerimiz
avluda yine hüzün

kan sızıyor göğün sarkacından
kırmızıya boyanıyor avlu 
vurmasınlar uçurtmayı !
ah! ellerimiz yine kan

Ulaş YÜKSEL / Madalyon
bazı kadınlar var ki azizim 
onları hep güldüreceksin
güldüreceksin ki yüreğin büyüyecek
onların yüzünde hüzün bir mahşer yeri
güldüreceksin ki kıyamet hiç kopmayacak

bazı kadınlar var ki azizim
onların eli hep bir yetimin başını okşar
onların yüzünde hüzün tarifsiz bir şevkat
dokunma onlara... öylece seyret
seyret ki; yıkansın merhametin suları ile yüreğin
onların yüzünde hüzün ömre anlam, kalbe cila

Ulaş Yüksel
dokunmamışın hiç bir kadının 
uzanıp bakışlarından yüreğine

ellerin kurusun be adam
kendini ağaçtan sayarsın birde

'Ulaş Yüksel

3 Ekim 2014 Cuma

-BAYRAMINIZ KUTLU OLMASIN !

koyunları sayarken kuzuların sessizliğinde
uykuyla güreş tuttuğum bir an kan ter içinde 
kara bir koyun sokuldu yorganımın altına
Suriye'li bir çocuğun ıslak bakışlarıyla
sadece gözleri seçilen kara bir koyun
sessizce fısıldıyordu titreyerek

- sakla beni...
- tekbir getirip kıyacaklar bize 
- ne olur sakla beni.

U. Y. / TEZKERE / KURBAN
kaç kez vuruldum aynı yerde. daha da vurulabilirim 
kimden miras bu kabuk tutmayan yaralar bize

Ulaş Yüksel

2 Ekim 2014 Perşembe

bir kırılmanın daha eşiğindeyim yine
bakalım hangi dağın ardından doğacak güneş
başlarını kopardığım kuşlar dönüyor bir bir 
İnSAnın nefesini taşıyarak bu kez kanatlarında
kaftan kafa anka ey! gel, kon sadrıma

bütün haşmetiyle dans ediyor
şuh sesiyle şarkılar söylüyor gelenek. bu son şenliği
mavi gözlü bir çocuk parmağını emiyor usumun rahminde
yıkanıyor zihnim doğum sularıyla. arı, saf, tertemiz
gebeyim, yüklüyüm ey Meryem! 
dokuz doğuyorum yine

'Ulaş Yüksel / Çarmıh
göğe benzer yüreğin  
benim ellerim deniz
kuşlar uçar senin yüreğinde 
ellerimde balıklar oynaşır benim

çok benzeriz aslında 

halkları başka başka olsada 
ikimizde daha çok mavi
daha çok insan ikimizde

göğe saçılıyor ellerinin murekkebi

suya düşüyor ellerim sevdayı
ağıyor  göğe yüreğimin yükü
menevişleniyor suda yüzün

renkleri birbiriyle sevişen
o belirsiz berzahta buluşur mu dersin
Ebem kuşağında, bir gün ellerimiz

kimbiilir... 

bir yağmurla belki
karışır göğe balıklar
belki kuşlar suya iner 
uzansam o büyük boşluğa ki
arayı ancak bir aşk doldurur

tutar mısın ellerimi o vakit
iyi düşün bunu, bir daha düşün
ne varsa ellerimizde var
öyle mavi ellerimiz...

'Ulaş Yüksel
beni daha çok sözcükler yaralar 
dönmedolap desen mesela
içimde bir panayır kurulur
kalbim bir çocuğu avutur

'Ulaş Yüksel
şairin ellerinde çoğalır söz
onun kalemiyle çağını aşar mana 
paylaşır dişe deymeyen bir ekmeği 
hokkada kaynar mürekkep öyle sıcak
doyurur sevgiden mahrum kaç yetim yüreği
çağlar, durmaz kalemi, bir nehir ağzı gibi taşkın.

Ulaş YÜKSEL / K/ALEM
elbette aşkla geçilir 
aşkla gelinir bunca acının üstesinden
gam yemeyi meslek edinmiş 
acıyı ekmek etmiş sofrasına

inanmıyorum Metin Altıok'a

'Ulaş Yüksel
bildiklerimiz ve o keskin sezişlerimiz
aşmıyorsa tanrıların boyunu vah bize 
bir arpa boyu bile dem sürememişiz

Ulaş YÜKSEL / Büyük İnsanlık
derdimiz ne bizim 
ne zoru var bu uykunun bizle böyle

çok sevdim Nazım ustam çok 
dizindeki sızılar da beni
sen rahat uyu...

ve bakma böyle acizlendiğime 
vurmuş mührünü bir kere, 
kaçmak olur mu
mısra düşmüş felek alnımıza, 
şiirin gölgesinde uyumak miras bize

biz ki eeey 
gecenin gücü yetmez !
geceyi uyuturuz koynumuzda

'Ulaş Yüksel / Şairin Ninnisi
bir susuşu sezdim sende 
ondan bu sükuna pervane oluşum

ve; ben en çokta sana benziyorum 
kanatlarım yok ki yanacak

'Ulaş Yüksel
'' ben sana mecburum '' diyen mısra ey !
kaç yıl oldu kendi evimde bu mahpusluk
hani özgür kılardı şiir...
karardım günleri saymaktan artık
çentik atmaktan usandım etime

'Ulaş Yüksel
Eylül de bitti
geçti bütün kırgınlıklarım

aktı usumu yoklayan suyla
yüreğimin kiri pası

her ayın başında barışmalı insan kendiyle
hatta huy edinmeli kırılmamayı asla

'Ulaş Yüksel
aynı göğün kuşları kalblerimiz
yani diyorum ki; salıversek
bir bulutun içinde 
kaybolur muyuz umursuz

nasıl geçilir başka türlü 

altı yönden, beş duygudan
kırıp zincirlerini öyle hür
mekandan ve zamandan

eeey aşk! büyük şifacı! etme.

bak, yine kırıldı akıl fincanım
çalacak başka kapım mı var
derdim de sensin dermanımda
bir tek sen sararsın  yine yarayı

'Ulaş Yüksel

02.10.2014

26 Eylül 2014 Cuma

en uzun cümleni kur
sevdiğini söyle mesela

sonra ben... 
ayna olayım büyük yüreğine

sırrımı dökeyim ellerine de
sen, sıkıca sarıl kendine...

'Ulaş Yüksel

25 Eylül 2014 Perşembe

çıkar aklının doruklarına 
yüreği ki; incelikli eşkiya
çıkmak olurda geçmek olmaz mı
bir kartalın gözünde ne ki dağ

keskin bakışlı bıçkın bir delikanlı
söker kendi tırnaklarını bir bir.haşin
kırk yıllık bir yorgunluktan sonra
varmadan henüz kırkına daha

silkinir, soyunur eski libaslardan 
düşürür gagasını vurarak kayalıklara 
artık aynı sada değil yankılanan 
ko vadiyi dost, çağını aşar bu söz.

Ulaş Yüksel
bir gönlüm var benim 
inci mercan yüklü, kilitli sandığım
bir gönlün var ki senin 
dağlardan yüce, ben sandığın.

'Ulaş Yüksel
kaç kent sığar bir İstanbul'a
her semtin bir başka şiir 
şairlerin ellerine sormalı seni
sana dair bütün soruları

Ulaş YÜKSEL
bir gece aşkın eşiğinden atlarsan eğer
bir nefescik otur, biraz soluklan, 
kapa gözlerini, kendine yaslan

Ulaş Yüksel

24 Eylül 2014 Çarşamba

recep cumhurbaşkanı olmuş
tayyip başbakan hala
erdoğan ordunun başında
darbe planları yapıyor diyolar
meyhanelere uçakla dalacakmış

ilaca zam geldi bugün 
yüzde kırk hem de
sağlıkta iyileştirmeye gidiliyor
postmodern darbe bu mu acep
hastalıktan kıracak miilleti

'Ulaş Yüksel
mevsim kırmzıya döndü
iklim sıcak şarap artık
Akdeniz'de soğuk bira
çekilmez oldu İstanbul
Marmara'nın tadı kaçtı

ferman çıkarmış Sezar
Ankara'da içilmez artık
herif doğuştan sarhoş
en iyisi Ege yine
anason kokan rüzgar 
buzlu rakı şu İzmir

Ulaş YÜKSEL

23 Eylül 2014 Salı

dişlerimi karıştıracak mışım 
elime bir kürdan alıp kahvehanede
et yedim sanacakmış arkadaşlar
bırak allasen ...
nedir bu anlamsız gurur !
insan neden utansın ki fukaralığından
görmez misin bak, bir çuval kömürle 
koca bir milletin gözünü boyayanları
batsın o zenginliğiniz yerin dibine !
öyle pişkindir ki bunlar lağım çukuru ağızları
diyor ki; fıtratında varmış madencinin ölüm
bin kerre yuh olsun böylesi bir zihniyete

ve merak etme 
anlayacaksın elbet sende bir gün
o kömürle bilrikte neleri ateşe verdiğini
Soma yine kaynıyor, yine dönüyor o kanlı çark
kaç yetimin feryadı tütecek bacandan bilir misin
gör bak tarih kaydedecek bu kara lekeyi
parmakla gösterecek halkını soyan büyük ustayı 
biz değiliz aziziim, utanması gereken biz değiliz
kendi alınlarına çaldığı karadan onlar, 
o leş yiyiciler, o AKPabalar utansın

Ulaş Yüksel

22 Eylül 2014 Pazartesi

yaz bir şiirdi bitti
Eylül'ün damından şiir yağıyor şimdi
kışa, şiirle ovuşturarak gireceğiz ellerimizi
bahara dal budak, domur domur şiir yine kısmetse

'Ulaş Yüksel / Şaiirin Hasadı
öyle bir zihniyettir ki kapitalizm
senin o büzüşmüş beyninde
gücü ve eşyayı ilah edinir, 
dostlarını kullanırsın hayasızca.

'Ulaş Yüksel

I-

İmdi senin gözlerinle yine seni
su gibi zeytin kokan mutfağımdan
yüreğinde biriktirdiğin güvercinlerle
selamlayacağım ölmez mananı
kabirlere sığmayan kamil akıl ey
şâd olsun ruhun
.
. eğil Hasan Dağı eğil bir yol
eğil de bir bak, bir dinle hele
asırlık bir selamı taşırım andacımda
kimin sesi değmiş sesime bildin mi
Nerden mayalanmıs ıslığım 
.
. imdi patlamak zamanı bir nehir ağzı gibi çoşkun
püskürtmek içinde biriktirdiğin ataşı taa arş-ı alaya
yamaçlarına yaslanan yiğitlerin türküleriyle ışık ışık
imdi savaşmak, inmek zamanıdır oluk oluk
küffarın tepesine tepesine ...

II-

vurun ozanlar vurun üç telliye 
yatman bu gece.ol parmaklar kanasın
şad olsun ruhu, ustam yücelerden dinlesin

saçılsın yeryüzüne sevdalar
barış olsun, kardeşlik olsun, sevi olsun
savrulsun bir harman yerinden 
kanaatkar sevinciyle Anadolu insanının
menevişlenerek şu ayın hüzmesinde bir bir 
dehşetle yoklarayarak bir ulusun hafızasını
insanı insan yapan yitirilmiş ne varsa.

kurulsun divanlar ol davalar görülsün
abanın gövdesine, nağmeler perde perde yayılsın 
diyipte çığıran dilleriniz, şu cihana cân olsun

vurun ozanlar vurun üç telliye
yatman bu gece.ol parmaklar kanasın
şad olsun ruhu ustam yücelerden dinlesin

'Ulaş Yüksel / Ruhi Ustaya

biliyorsun işte canımın içi 
na şuramda bir şeyler kanar hep
sen unutmadıkça beni

'Ulaş Yüksel
bulaşalım..
çay içeriz, kahvede olur

susarız uzun uzun

'Ulaş Yüksel

20 Eylül 2014 Cumartesi

yanıbaşımdayken sen öyle uzak
şehirler girmişken aramıza 
köyler kasabalar, dağlar denizler 
bu denli yakın

sanırım görmediğim bir şeyler var yine 
bana benden ırak, 
yoklasam şöyle kendimi adam akıllı
bana benden yakın.

Ulaş Yüksel

18 Eylül 2014 Perşembe

bence korkma sevmekten
hem değil mi ki; 
en güzel yaralarımız aşktan

'Ulaş Yüksel

16 Eylül 2014 Salı

-

Govalarsan gaçar diyola
gaçsın diyorum gaçsın
umrumda değil dedikleriiz
o gaçsın, ben govalayım
ne olu yani ...

Elini golunu bağlamak mı aşk,
bu mu sabır dediğiiz erdem
Bilipdurun mu hem
ruhum yıkanır bu ataşla

Hakiki aşığım ben arkadaş
ne ben benzerim ne sevdiğm
sizin o tarif ettikleriize.

Düştük bi nazlı cerenin peşine
ceren ki ceren, gözleri goca bir orman
Dökülür altın suyu gürül gürül
saçları bir nehir,
çağlar omuz başlarından

Başlar bir uçtan bir uca guşlar
duttururlar bir göçmen gızın türküsün
vurur şavkı, gayaların alnına
aklımı başımdan alır yankısı

Kimseler bi şey demesin gaari
o nereyeee, ben oraya ...
varsın gaybolayım bu ormanda
osanmak olu mu gardaş bu işte
osanmak olu mu heç aşkta

'Ulaş Yüksel

15 Eylül 2014 Pazartesi

on dört yaşında bir çocuğa
bak dikkat et;
on dört yaşındaki bir çocuğa !
terörist diyebilir 
on dört yaşından daha kıt akılları ile 
bu ülkede ki siyasi erk.

Ulaş YÜKSEL / Diplomalı Eşkiyalar
saat üç otuz 
sönmüş köyün ışıkları 
caminin üstünde, kilisenin hizasında, 
karanlığın tam ortasında 
üşür gibi titriyor bir ateş
başında  ki adam belli belirsiz 
elleri benimkiler gibi

göğe ağıyor kasılan şehveti, 
yay gibi gergin 
nurdan bir elma asılı semada 
iç geçiriyor ay yarım
sigarayı bıraktığından beri öyle güçlü
sıksa suyunu çıkarır taşın ve fakat,
içinden bir ses hep; 
deymez diyor deymez
yıkılıp duran şu mahşer yerinde 
delice koşturmaya

- hem ne uğruna !

yollar sizin olsun, 
çarşı pazar, ışıklı caddeler
olmazsa olmazlarınız topyekün sizin
ben acımdan öleyim 
ne çıkar...

inemem buralardan inmem, 
kaybolurum anlamsız kalabalığınızda
ayrılmam artık bu tenhalığımdan
Dokunmayın yalnızlığıma
yollar sizin olsun, yollarınız...
dağlar benim.

Ulaş Yüksel
hiç büyümeyen yanım, 
şimdi bile, doksanımda da eminim
bir cebimde iki mısralık bir şiir,
diğerinde ele avuca sığmayan haytalığım
zıttıyla kaimse her şey ki; öyle...
beni içimdeki çocuk büyütür

Ulaş YÜKSEL

14 Eylül 2014 Pazar


turnalar geçiyor kafatasımın tavanından
mavi kırlangıçlar basıyor göğümü güzün habercisi
çığlık çığlık kafamın içi, yüreğim eriyor bastırdıkça eylül
gel, yasla başını omzuma soyunup tüm korkularından
koy ellerini avuçlarıma, üşümesin bu kış 
vehiçbir kış martı ellerin.

'Ulaş Yüksel / Serçe Ellerin




bir ağaç kesersin boylu boslu gencecik
öğünürsün kısasa kısas yerine fidan diktim diye 
halbuki onlarca fidanı taşır kollarında kıydığın genç 
işin matematiğini yapacak kadar bile çalışmaz kafan ?
nasılsa yer bu millet, çünkü senin gibidir milyonlarcası

Ulaş YÜKSEL
ve öyle bir dem gelir ki
küfr ile iltifat erir aynı potada
itibar etmezsin artık her ikisine de

anlam giydirmeden hiçbir şeye
yol olur, alırsın voltanı tebessümle
gidecek bir yerin de yoktur üstelik
kendinden başka ...

inkar etmek ne güç ! 
kırık aynalarda milyar kere sen
bir türlü şirk koşamaz İNSAN kendine

gam tutmaz sırrını 
ama fena tenhasındır artık
bu amansız yalnızlığın cenderesinde

'Ulaş Yüksel
aramızdaki onca mesafeyi 
bir tek şey dolduruyor canımın içi

öylesine tezat bir denklem ki bu 
bi'yokla şöyle gönlünü
iyi bilirsin sende

heyhat ...!
vuslat ayrılığa denk !
vuslat ayrılığa denk !

'Ulaş Yüksel
seninle en çok neyi seviyorum biliyor musun 
susmayı...
vurup bütün sözcüklerin boynunu 
öylece susmayı

'Ulaş Yüksel

11 Eylül 2014 Perşembe

o bir başınalığın muhteşem kalabalığı
şairlere sorulmayacak bir soru bu
- bilir misiniz siz de bu lirik taşkınlığı ?

ağzımı açsam öyle bir kalabalık iner ki avluya
sussam içime oturur pazar yeri
duyuyor musun sadrımdan yükselen sadayı sevgili
senin dudaklarınla çalıyorum milyar senedir ben bu ıslığı

'Ulaş Yüksel
yine insan eti kokacak belli ki bu kış 
kızıl kana bulanacak yine şu duraksız gök
kaç emekçi oturur Soma'nın tavanında bilir misin
forslu yıldız değil onlar çerçevesi fatiha ile süslenmiş

şahit oldun mu asansörlerle yükselen emeğe 
söylesene nasıl olur da ısınır hanen sönen ocaklarla, 
semaya ağan ağıtlardan göç yolunu değiştirirken turnalar

sahi; göğe baktın mı ömründe sen hiç ?

'Ulaş Yüksel / Asansör
Neden kendinden bile saklar insan 
Neden korkar kalbinin büyümesinden bu denli 
Efsaneciler taktı bilirim çalı kurusu elleriyle, çatallaşan dilleriyle..
Ey gönül, bir künye gibi taşırsin bin yıllardir koynunda acıyı
Bu yüzdendir kara sevdaya çıkmış adın
En büyük kambur oysa sırtında sevgisizlik

Hesapsız kitapsızken şu aşk pazarı
Tezgahında duran bu terazi de ne 
Öyle eziliyor ki kalabalıklar yutkunarak 
saklamaya calıştıkları o ağır yaraların altında. heyhat!
Kus o elmayı Adem babam... yolunuz yol değil
Duyun bilin ey ! bilmeyenlere de deyiverin bi'zahmet
Hesabım yok, dedem gibi bakkal olmayacağım ben.

'Ulaş Yüksel

11 Haziran 2014 Çarşamba

sözün bittiği yerde başlıyor 
neşvüneva buluyor gönlüm
sadece sarılmak ister mi insan
yeter mi bu her şeyi anlatmaya

herkesle konuşursun

ama sustuğun bir tek kişi vardır 
onca gevezelikten sonra hem de
açsan ağzını saçmalarsın artık 

işte, tam da ordan başlar 

nakşedilmeye yürek levhana
sevda denen o kutsal nesne 
adamakıllı sustuğun yerden

elvada yoktur lugatında

merhaba da diyemezsin garip bir cilvedir iste
derin derin susmayı öğretir vurur yolunu, 
gaspeder dilinin altındaki tüm sözcükleri 

ey şiir, gecemi aydınlatan mısra ey

sen de olmasan, sen de olmasan !
kün kalemi dalmasa nun hokkasına
boğar beni içimde yükselen bu amansız tufan 

Ulaş YÜKSEL

8 Haziran 2014 Pazar

şairim... 
bilirim sözün sihrini
aşığım şiire, hem delice
*
fakat susan kadınlar bilirim 
bütün kalabağıyla gönlünün 
ağız dolusu susan kadınlar
*
onların ellerinden başlar ilk mısra
ak ellerinden düşer kağıda emek
o kadınlar ki; şiirin özü
*
şairim... 
sözün hasını bilirim
tezgahımda ekmek kelam benim
*
fakat  kadınlar bilirim çalışkan
çelik gibi, işleyen
bütün gücüyle yüreğinin.ışıyan
*
o kadınlar ki ; nasıl da balkır
namuslu alınlarında emek 
anamdan bilirim.

'Ulaş Yüksel / İlk Mısra