Terketmiyor bütün haşmetiyle gözükmedikçe son defa
İnsanın kalbini yurt tutan o yedi başlı ejderha
Tuhaftır ki körüklenir ateşi,
sen ne kadar kılıncın sallasan devleşir yalımı misliyle
köpürür agzında kırmızı öfke, büyüüür büyür
.
.
Diyorum ki cancazım ;
Bütün yapılması gerekenleri yaptık
Bir tek şey hariç;
hiç bir şey !
Otur bi soluklan, çek bir yudumcuk şu şaraptan
Her şeye köstek olan senin bu nafile çaban
.
.
Yaslan arkana izle, bir filme bakar gibi
İtmeden çekmeden, asla sahneye dalmadan
Bakarsın işe yarar, bakarsın kendi başını vurur
Kazanlar devrilir bakarsın kendiğinden
Kendiliğinden sönüverir şu anlamsız yangın bakarsın. bak
Gelir oturur agzının küpeştesine o tebessüm taşıp içerden
.
.
.
Hadi gülümse 😊
Ulaş Yüksel
11 Nisan 2015 Cumartesi
8 Nisan 2015 Çarşamba
annem diyor ki ;
en son bizim harman kalkarmış
anlattıkça canlanıyor gözümde ;
dedem, uzatmış uzun bacaklarırını
sanarsın ağustos böceği
tembelliğim de ,
boyum da bosumda
ondan geliyor zaar
ağzında bir Karcaoğlan türküsü
derenin sesiyle sevişiyor. iştahlı
işin içinde ezan okumak olmasın
sanmam imam da olmazdı mubarek
mevlüdü, kasidesi çabası
birde güzel öykü anlatırmış
toplayıp köy çocuklarını başına
Kerem'le Aslı, Ferhat ile Şirin ...
tıpkı canlı gibi
dalıp dalıp gitmem de ondan zaar
şad-ı revan
ruhun handan olsun
ey gidi Koca Niyazi
şairliğim de senden zaar
Ulaş YÜKSEL / Koca Niyazi
en son bizim harman kalkarmış
anlattıkça canlanıyor gözümde ;
dedem, uzatmış uzun bacaklarırını
sanarsın ağustos böceği
tembelliğim de ,
boyum da bosumda
ondan geliyor zaar
ağzında bir Karcaoğlan türküsü
derenin sesiyle sevişiyor. iştahlı
işin içinde ezan okumak olmasın
sanmam imam da olmazdı mubarek
mevlüdü, kasidesi çabası
birde güzel öykü anlatırmış
toplayıp köy çocuklarını başına
Kerem'le Aslı, Ferhat ile Şirin ...
tıpkı canlı gibi
dalıp dalıp gitmem de ondan zaar
şad-ı revan
ruhun handan olsun
ey gidi Koca Niyazi
şairliğim de senden zaar
Ulaş YÜKSEL / Koca Niyazi
7 Nisan 2015 Salı
Tatlar, sevinçler,
gam kasavet keder yas...
bir nehir gibi akıııp geçer boşluğumdan
bir görünüp bir yiten sahte rabler onlar
söylesene, yel kayadan ne alabilir ki;
tozundan başka !
ve ben ey İbrahim
senden miras bu cevher
batıp batıp gidenleri sevmem
ben benimleyim !
hiç degismez, artip eksilmez
doğmayan ve batmayan olarak
tüm tanımların ötesindeyim
ben benimleyim,
ben olduğum gibiyim
düşüncenin ve duyguların
şeş cihetten hür zamanın ve mekanın ötesinde
hazzın ve acının o şeffaf zarını yırtmış
hep varolan salt seviyim !
Ulaş Yüksel
gam kasavet keder yas...
bir nehir gibi akıııp geçer boşluğumdan
bir görünüp bir yiten sahte rabler onlar
söylesene, yel kayadan ne alabilir ki;
tozundan başka !
ve ben ey İbrahim
senden miras bu cevher
batıp batıp gidenleri sevmem
ben benimleyim !
hiç degismez, artip eksilmez
doğmayan ve batmayan olarak
tüm tanımların ötesindeyim
ben benimleyim,
ben olduğum gibiyim
düşüncenin ve duyguların
şeş cihetten hür zamanın ve mekanın ötesinde
hazzın ve acının o şeffaf zarını yırtmış
hep varolan salt seviyim !
Ulaş Yüksel
1 Nisan 2015 Çarşamba
-
Bir nehir gibi akıyor asfalt otomobilleriyle gürül gürül
bir ırmak gibi kaldırımlar insanlarıyla köpürerek çoşkun
bahar gelmiş, bir an evvel patlama telaşında dalda tomurcuk
kuşlar en yeni bestelerini mırıldanıyor bak, tepesinde aşkla ıhlamurun
Ulaş YÜKSEL / 2012
bir ırmak gibi kaldırımlar insanlarıyla köpürerek çoşkun
bahar gelmiş, bir an evvel patlama telaşında dalda tomurcuk
kuşlar en yeni bestelerini mırıldanıyor bak, tepesinde aşkla ıhlamurun
Ulaş YÜKSEL / 2012
29 Mart 2015 Pazar
*
bilmezdim aşkın bu denli çıplak
bu denli bir başına olduğunu
ey ayrılığa denk çıldırtan vuslat
en çokta bana benziyor boşluğun
Ulaş Yüksel
bu denli bir başına olduğunu
ey ayrılığa denk çıldırtan vuslat
en çokta bana benziyor boşluğun
Ulaş Yüksel
22 Mart 2015 Pazar
bir şey soracağım ;
bir gülme alır mı öyle durupdururken seni de hiç
boğulur musun ?
olur olmaz zamanlarda kendi kahkahalarında
sebepsiz gözyaşlarıyla karışık
kafanda bir düşünce s*ktir çektiğin ;
- ya bir gören olursa, ya deli derlerse ?
işte bu kadar sahicidir,
çocuksu ve bu denli çıplak
yaşamak denen o biricik gerçek
Ulaş Yüksel
bir gülme alır mı öyle durupdururken seni de hiç
boğulur musun ?
olur olmaz zamanlarda kendi kahkahalarında
sebepsiz gözyaşlarıyla karışık
kafanda bir düşünce s*ktir çektiğin ;
- ya bir gören olursa, ya deli derlerse ?
işte bu kadar sahicidir,
çocuksu ve bu denli çıplak
yaşamak denen o biricik gerçek
Ulaş Yüksel
21 Mart 2015 Cumartesi
bir yaprak daha düştü dalımdan
onca çiçiğe durmuşken tabiat
sırtsız soykasız kaldım
ondan bunca üşümem
ve fakat azaldıkcakça ben
suyum özüme çekilir
kendi içime kıvrılır sevincim
ziyani yok ziyadesi çok
Kocaman gövedesiyle
dalıyla yaprağıyla
domur domur çiçekleriyle
na şuramda bir başına
yepyeni bir bahar devinir
Ulaş Yüksel
onca çiçiğe durmuşken tabiat
sırtsız soykasız kaldım
ondan bunca üşümem
ve fakat azaldıkcakça ben
suyum özüme çekilir
kendi içime kıvrılır sevincim
ziyani yok ziyadesi çok
Kocaman gövedesiyle
dalıyla yaprağıyla
domur domur çiçekleriyle
na şuramda bir başına
yepyeni bir bahar devinir
Ulaş Yüksel
şairim,
bilirim sözün sihrini
aşığım şiire, hem delice...
birde susan kadınlar bilirim
bütün kalabağıyla gönlünün,
ağız dolusu susan kadınlar
şairim...
sözün hasını bilirim
tezgahımda ekmek kelam benim
birde kadınlar bilirim çalışkan
işleyen; çelik gibi kadınlar
bütün gücüyle yüreğinin.ışıyan
ve o kadınlar ki ;
onların ellerinden başlar ilk mısra
toplayıp eteklerini iner kağıda şiir
nasıl da parlar namuslu alınlarında
karaladıkça, ak, pak, aydınlanır sayfalar.
Ulaş Yüksel /21 Mart Dünya Şiir Günü
21.03.2015
bilirim sözün sihrini
aşığım şiire, hem delice...
birde susan kadınlar bilirim
bütün kalabağıyla gönlünün,
ağız dolusu susan kadınlar
şairim...
sözün hasını bilirim
tezgahımda ekmek kelam benim
birde kadınlar bilirim çalışkan
işleyen; çelik gibi kadınlar
bütün gücüyle yüreğinin.ışıyan
ve o kadınlar ki ;
onların ellerinden başlar ilk mısra
toplayıp eteklerini iner kağıda şiir
nasıl da parlar namuslu alınlarında
karaladıkça, ak, pak, aydınlanır sayfalar.
Ulaş Yüksel /21 Mart Dünya Şiir Günü
21.03.2015
28 Şubat 2015 Cumartesi
Mavi Deniz
dallarsın öyle
belki kokum gelir burnuna
hiç bilmediğin kokum
sonra bir arasam dersin
gözün hep telfona takılır...
sen,
bunu,
düşünmeye devam et canımın içi
inan, arasan bu kadar gelişmez muhabbet
bakma elimin böyle kalem tuttuğuna
susarım genellikle. yazarım...
konuşmanın bir işe yaramadığını
anladığım günden beri
bilhassa aşkta
boşveeer,
böyle de güzeliz
hokka senin o güzel yüreğin
divit parmaklarım benim
nerden sürülür başka bu iz
için senin. mavi deniz
Ulaş YÜKSEL
belki kokum gelir burnuna
hiç bilmediğin kokum
sonra bir arasam dersin
gözün hep telfona takılır...
sen,
bunu,
düşünmeye devam et canımın içi
inan, arasan bu kadar gelişmez muhabbet
bakma elimin böyle kalem tuttuğuna
susarım genellikle. yazarım...
konuşmanın bir işe yaramadığını
anladığım günden beri
bilhassa aşkta
boşveeer,
böyle de güzeliz
hokka senin o güzel yüreğin
divit parmaklarım benim
nerden sürülür başka bu iz
için senin. mavi deniz
Ulaş YÜKSEL
"ben buyum" demekten vazgeçtim artık
ve korkmuyorum da bundan
bu belirsizlik, bu tanımsızlık ilkin ürküten
tüm kimliklerin üzerine sıçratan bu ince derinlik
bilginin, bilmenin esaretinden öyle hür kılan
kabından taşan bir sevi şimdi
kendi kendine yetebilen ve
yine kendi kabına dolan
derûûûn bir sessizlik, huzur
büyük bir kedi dinginliğinde
Bu tanımsız zıtlık bu sarmal
hiçligimle doldurduğum
bu tarifsiz heplik...
'Ulaş Yüksel
Konuştuk,
sohbet ettik
çaylar, kahveler,
bir sürü kuru lakırdı
şöyle oturup,
bi susamadık uzuun uzun
harf kalıbından hür adamakıllı
soyunup nesneden,
kıramadık suskunun belini
oysa çektigim gizli hasret;
gözlerinin âmâsında yitip gitmek
sesine dokunmanın ötesinde
buluşup hiçliğin koynunda
teninin sıcaklığında gaybolmak
yokla kendini sevgilim
illa keşfedersin sende
yitip gitmek o büyük vuslatta
hep sakladığım derin sancı
bastırılamayan bu amansız tutku
eriyip vahdetin potasinda
birliğin can suyuyla...
çelikleşmek !
Ulaş Yüksel
sohbet ettik
çaylar, kahveler,
bir sürü kuru lakırdı
şöyle oturup,
bi susamadık uzuun uzun
harf kalıbından hür adamakıllı
soyunup nesneden,
kıramadık suskunun belini
oysa çektigim gizli hasret;
gözlerinin âmâsında yitip gitmek
sesine dokunmanın ötesinde
buluşup hiçliğin koynunda
teninin sıcaklığında gaybolmak
yokla kendini sevgilim
illa keşfedersin sende
yitip gitmek o büyük vuslatta
hep sakladığım derin sancı
bastırılamayan bu amansız tutku
eriyip vahdetin potasinda
birliğin can suyuyla...
çelikleşmek !
Ulaş Yüksel
Gözlerinde birleşiyor bütün kara parçaları
tüm kainati gülüşünde toplayarak
Sevmeyi öğreniyorum adım adım
esaretten ırak bu sefer ölesiye hür
Yazmam artık dedikçe
ellerime dolaniyor inadına kalem
Kara çaliyor andacıma ki,
andacım karaladıkça ağaran tan yeri
Öyledir işte...
Nasıl çıkılır güne başkaca, aşk olmasa
Nasıl taşmaz kelam sadrından
sevda düşerde toprağına.
Ulaş Yüksel
tüm kainati gülüşünde toplayarak
Sevmeyi öğreniyorum adım adım
esaretten ırak bu sefer ölesiye hür
Yazmam artık dedikçe
ellerime dolaniyor inadına kalem
Kara çaliyor andacıma ki,
andacım karaladıkça ağaran tan yeri
Öyledir işte...
Nasıl çıkılır güne başkaca, aşk olmasa
Nasıl taşmaz kelam sadrından
sevda düşerde toprağına.
Ulaş Yüksel
27 Şubat 2015 Cuma
Soluğum kesiliyor, içim bir yangın yeri
Akıyor Alaman Çeşmesi'nden gürül gürül
doluyor avuçlarıma Nazım'ın dizeleri
ışıklar saçarak tertemiz bir ağızdan
Akıyor bir nehir gibi insan seli
dökmek için Marmara'ya yankileri
Vedat'ın kanı nereye akar,
hangi Deniz'le devleşir bilir misin
Ulaş YÜKSEL / Unutmadık ...
Akıyor Alaman Çeşmesi'nden gürül gürül
doluyor avuçlarıma Nazım'ın dizeleri
ışıklar saçarak tertemiz bir ağızdan
Akıyor bir nehir gibi insan seli
dökmek için Marmara'ya yankileri
Vedat'ın kanı nereye akar,
hangi Deniz'le devleşir bilir misin
Ulaş YÜKSEL / Unutmadık ...
22 Şubat 2015 Pazar
5 Şubat 2015 Perşembe
1 Şubat 2015 Pazar
bir ateş belirdi gönlünde Âdem'in
sırrını cilalayan ustaca seyr çün
merkep sırtında yüklü yakıtı
tevrattan muştucu yalım.
vuruyor çakmak taşını kamil kundakçı
yanıyor alev alev İskenderiye Kütüphanesi
ve yeni bir yapı yükseliyor içten içe
duvarları kan ve et ve kemik kirişleri
raflarında latif saifeler
ister oku ister seyret
temeli heep,
tavanı hiç.
Ulaş Yüksel
sırrını cilalayan ustaca seyr çün
merkep sırtında yüklü yakıtı
tevrattan muştucu yalım.
vuruyor çakmak taşını kamil kundakçı
yanıyor alev alev İskenderiye Kütüphanesi
ve yeni bir yapı yükseliyor içten içe
duvarları kan ve et ve kemik kirişleri
raflarında latif saifeler
ister oku ister seyret
temeli heep,
tavanı hiç.
Ulaş Yüksel
29 Ocak 2015 Perşembe
28 Ocak 2015 Çarşamba
25 Ocak 2015 Pazar
22 Ocak 2015 Perşembe
cebinde paran yoksa eğer
uzaklardan sevmeyecen arkadaş
yollara düşmeyecek gözün
ovuşturmayacan elerini ah edip vahlanarak
başka kentlerin güneşine karşı dönüp yüzünü
hasret kalmayacak tenin hiçbir sıcaklığa
mesafeler büyütür derler, öyle de sahiden
çirkin bir deve dönüştük fakat çoktan
ne kalp dayanır artık, ne bu beden...
'Ulaş Yüksel
uzaklardan sevmeyecen arkadaş
yollara düşmeyecek gözün
ovuşturmayacan elerini ah edip vahlanarak
başka kentlerin güneşine karşı dönüp yüzünü
hasret kalmayacak tenin hiçbir sıcaklığa
mesafeler büyütür derler, öyle de sahiden
çirkin bir deve dönüştük fakat çoktan
ne kalp dayanır artık, ne bu beden...
'Ulaş Yüksel
15 Ocak 2015 Perşembe
işte aramızdaki yıkılmayan o kalın duvar
yüzüne eklediğin yabancı gülüşler
nasıl uzanabilirim onca şeyden sonra
olmuyor, dokunamıyorum artık yüreğine
ve azat ediyorum seni gönül kafesimden
senin zincirlerin hem hüriyetime gem vuran
zorla sevda sürülmüyor, unutulmuyor hiçbir şey
çıkmıyor insanın içinden dehşetle istesede bazı şeyler
'Ulaş Yüksel / Duvar
yüzüne eklediğin yabancı gülüşler
nasıl uzanabilirim onca şeyden sonra
olmuyor, dokunamıyorum artık yüreğine
ve azat ediyorum seni gönül kafesimden
senin zincirlerin hem hüriyetime gem vuran
zorla sevda sürülmüyor, unutulmuyor hiçbir şey
çıkmıyor insanın içinden dehşetle istesede bazı şeyler
'Ulaş Yüksel / Duvar
8 Ocak 2015 Perşembe
gözlerinde taşır insan gülüşünü
boyalı dudaklarda değil
şavkı düşmemişse yürekteki ışığın
işte o gözlerin retinesına
itibar edilmez ...
ağız dolusu gülse ne ?
talihliyim...
ve bahtiyar
kalpleri gözlerinden okunan
sıcacık ve samimi
pazarlıksız gülen insanlar tanıdım
denize kıyısı olan gülüşler
'Ulaş Yüksel
boyalı dudaklarda değil
şavkı düşmemişse yürekteki ışığın
işte o gözlerin retinesına
itibar edilmez ...
ağız dolusu gülse ne ?
talihliyim...
ve bahtiyar
kalpleri gözlerinden okunan
sıcacık ve samimi
pazarlıksız gülen insanlar tanıdım
denize kıyısı olan gülüşler
'Ulaş Yüksel
7 Ocak 2015 Çarşamba
çoktan sindi kağıda
ölen çocukların,
kırılan kalemlerin
ve maden ocaklarının karası
hiç olan zahmetin ve alınterinin
aylaklığımı vurma yüzüme...
artık dönemem.anla !
sadece benim değil bu dert
andacım et kokuyor necedir
ateş ve su aşkına
yer ve gök aşkına
giyinip emeğin çelikten zırhını
haklı öfkesiyle sıkarak dişini
kendini en baştan yaratıyor
Ulaş Yüksel
ölen çocukların,
kırılan kalemlerin
ve maden ocaklarının karası
hiç olan zahmetin ve alınterinin
aylaklığımı vurma yüzüme...
artık dönemem.anla !
sadece benim değil bu dert
andacım et kokuyor necedir
ateş ve su aşkına
yer ve gök aşkına
giyinip emeğin çelikten zırhını
haklı öfkesiyle sıkarak dişini
kendini en baştan yaratıyor
Ulaş Yüksel
5 Ocak 2015 Pazartesi
3 Ocak 2015 Cumartesi
dağ gibi bir yalnızlık olup geldi yeni yıl
bacadan değil bu kez olgun
kırlaşan sakallarıyla çaldı kapımı
birazdan takarım koluma,
dolaşırız biraz
biraz soluklanırız sonra derin
seyrederiz kayalıktan
bütün kalabalığına rağmen
bizden daha yalnız bir kenti
hayır hayır...
çoktan değişti hüznün adı
Ulaş Yüksel
bacadan değil bu kez olgun
kırlaşan sakallarıyla çaldı kapımı
birazdan takarım koluma,
dolaşırız biraz
biraz soluklanırız sonra derin
seyrederiz kayalıktan
bütün kalabalığına rağmen
bizden daha yalnız bir kenti
hayır hayır...
çoktan değişti hüznün adı
Ulaş Yüksel
28 Aralık 2014 Pazar
An'ı biriktirir kırlaşan sakallarım
güneşli günlerin muştusunu verir birde
önü alınamaz bir nehir gibi akıp gittikçe zaman
ağaran tan yerleriyle, bir kandil uyanır sadrımda
kendi karanlığımdan kurtuldukça
daha da kuvvetli gün be gün
inci mercan dererim gönlümün derûnundan
ne söze gelir, ne ak kağıt üstüne düşer mana
sırf zevki ile zevkidarım
şiir atımın can verdiği dipsiz bir burçtayım
etme... bu aşk ölüdürür seni
gözlerime bakma sakın...
Ulaş Yüksel
güneşli günlerin muştusunu verir birde
önü alınamaz bir nehir gibi akıp gittikçe zaman
ağaran tan yerleriyle, bir kandil uyanır sadrımda
kendi karanlığımdan kurtuldukça
daha da kuvvetli gün be gün
inci mercan dererim gönlümün derûnundan
ne söze gelir, ne ak kağıt üstüne düşer mana
sırf zevki ile zevkidarım
şiir atımın can verdiği dipsiz bir burçtayım
etme... bu aşk ölüdürür seni
gözlerime bakma sakın...
Ulaş Yüksel
27 Aralık 2014 Cumartesi
Ne garip şey...
içimde sanki bütün kentler,
keşfedilmeyi bekleyen koca bir coğrafya
içim büyük bir atlas
ülkeler, kıtalar, deltalar, ovalar
kuşlar.. şu duraksız gök
ve kendime bütün seyahatlerim
bütün göçlerim ve bütün ayrılıklarım
kendime fersah fersah tüm adımlarım
enfüs mü desem afak mı
hangisi daha doğru olur kestiremiyorum
izliyorum etten bir otobüsün retinasından
18 000 alemi, kendi şehrimin ışıklarını.cılız
puslu bir hava hakim yine bugün
hüznün rengi olmalı gri
ve ben ne zaman dalıp gitsem
turnalar geçiyor katar katar
kafatasımın maviliğinden
sürekli bir göç içimde
durdurak bilmeyen
zannediyorum ki herkes böyle
siz de böylesiniz efendim sizde böyle
hepsi içimizde, hepsi bizden bir yansıma
daha önce hiç uzanamadığım,
o kadar uzak, bir o kadar yakın
içimin şu çılgın devinimi
gölün yüzünde menevişlenen işte bak
kendi tansıklarım tüm hepsi
Ulaş YÜKSEL
içimde sanki bütün kentler,
keşfedilmeyi bekleyen koca bir coğrafya
içim büyük bir atlas
ülkeler, kıtalar, deltalar, ovalar
kuşlar.. şu duraksız gök
ve kendime bütün seyahatlerim
bütün göçlerim ve bütün ayrılıklarım
kendime fersah fersah tüm adımlarım
enfüs mü desem afak mı
hangisi daha doğru olur kestiremiyorum
izliyorum etten bir otobüsün retinasından
18 000 alemi, kendi şehrimin ışıklarını.cılız
puslu bir hava hakim yine bugün
hüznün rengi olmalı gri
ve ben ne zaman dalıp gitsem
turnalar geçiyor katar katar
kafatasımın maviliğinden
sürekli bir göç içimde
durdurak bilmeyen
zannediyorum ki herkes böyle
siz de böylesiniz efendim sizde böyle
hepsi içimizde, hepsi bizden bir yansıma
daha önce hiç uzanamadığım,
o kadar uzak, bir o kadar yakın
içimin şu çılgın devinimi
gölün yüzünde menevişlenen işte bak
kendi tansıklarım tüm hepsi
Ulaş YÜKSEL
ben bahar diyorum
sen ağzımdan öpüyorsun
sarılıyorum kollarımı koltuk altlarından geçirip
göğsünün küpeştesinde bağdaş kurarak
teslim olan sen misin, yoksa ben miyim
bilmiyorum
boşver diyorum sonra
ecel yapışsa şu an yakana ne
bu senin tabiatında var
yoksa böyle baş gösterir mi
böyle tomurcuklanır mı dalında gül
murdar mı gider sevişerek ölenler
peh... ne saçma laf
Öööööööl
öl de aşktan öl be adam !
beni
bizi sevgisizlik öldürür !
ve ben
yıkarak bütün inançlarımı
Dayatılanı, hurafeyi, savsatayı
kutlarım bu şöleni
çözülmez kollarım öyle sıkı
belki sonra tekrar kovar
sonra tekrar sonra tekrar
sonra tekrar Tanrı bizi
dokunurum sana
o ağacın altında
etine toprağına coğrafyana
yine yeniden
ilk defa keşfedercesine
ten şehrini
beden ülkeni
utanma !
yüreğimde duyayım
yüreğinin gümbürtüsünü
tutma kendini bıraaak
böylece kalalım
hiç kıpırdamadan ...
sen bir ağaç ol ben dalında aşı
nefesimle hışırdasın yaprakların
özüne yürüsün suyum
sonra birlikte toplarız geçince,
geçmesin istediğim sarholuğum
boncuk, boncuk döktüğün teri
o kutsanmış emeği
Ulaş YÜKSEL
27.12.2014
sen ağzımdan öpüyorsun
sarılıyorum kollarımı koltuk altlarından geçirip
göğsünün küpeştesinde bağdaş kurarak
teslim olan sen misin, yoksa ben miyim
bilmiyorum
boşver diyorum sonra
ecel yapışsa şu an yakana ne
bu senin tabiatında var
yoksa böyle baş gösterir mi
böyle tomurcuklanır mı dalında gül
murdar mı gider sevişerek ölenler
peh... ne saçma laf
Öööööööl
öl de aşktan öl be adam !
beni
bizi sevgisizlik öldürür !
ve ben
yıkarak bütün inançlarımı
Dayatılanı, hurafeyi, savsatayı
kutlarım bu şöleni
çözülmez kollarım öyle sıkı
belki sonra tekrar kovar
sonra tekrar sonra tekrar
sonra tekrar Tanrı bizi
dokunurum sana
o ağacın altında
etine toprağına coğrafyana
yine yeniden
ilk defa keşfedercesine
ten şehrini
beden ülkeni
utanma !
yüreğimde duyayım
yüreğinin gümbürtüsünü
tutma kendini bıraaak
böylece kalalım
hiç kıpırdamadan ...
sen bir ağaç ol ben dalında aşı
nefesimle hışırdasın yaprakların
özüne yürüsün suyum
sonra birlikte toplarız geçince,
geçmesin istediğim sarholuğum
boncuk, boncuk döktüğün teri
o kutsanmış emeği
Ulaş YÜKSEL
27.12.2014
26 Aralık 2014 Cuma
9 Aralık 2014 Salı
-
Dediler ki evimizin önünden geçmişin
sürdüm yollarını hep kendime çıkıyor
eğilip çeşmesinden soğuk sular içmişin
od düştü bağrıma hasretinden tütüyor
Geleyim ey güzel geleyim
aşayım Spil'i de İzmir düzüne ineyim
geleyim de yeşil göze kanayım
al yanaktan bir busecik alayım.
Katar katar göç yolunda turnalar
içimden bir şeyler alıp alıp gidiyor
ah ! kör olası bu yokluk.medet !
beni sevdiğimden ediyor.
Ulaş YÜKSEL / Kör olasın a yokluk / 2012
sürdüm yollarını hep kendime çıkıyor
eğilip çeşmesinden soğuk sular içmişin
od düştü bağrıma hasretinden tütüyor
Geleyim ey güzel geleyim
aşayım Spil'i de İzmir düzüne ineyim
geleyim de yeşil göze kanayım
al yanaktan bir busecik alayım.
Katar katar göç yolunda turnalar
içimden bir şeyler alıp alıp gidiyor
ah ! kör olası bu yokluk.medet !
beni sevdiğimden ediyor.
Ulaş YÜKSEL / Kör olasın a yokluk / 2012
8 Aralık 2014 Pazartesi
hüznüm bir kedi göğsümde
kovalamak şöyle dursun
okşamaya meyleder ellerim
Mır mır bütün acılarım şifacı
biraz tebbessüm, bilgece bu kelli
büyüyorum biraz daha
biraz daha kırlaşıyor sakallarım
yüreğim bir oyun tutturmuş
iman tahtam tattaravalli
Yıldızlara sarkıyor işte
Yüreğimin ayakları
Küçüldükçe küçülüyor
yıl yıl içimde
arınıp saflaşarak bir adam
Ulaş Yüksel
3 Aralık 2014 Çarşamba
2 Aralık 2014 Salı
1 Aralık 2014 Pazartesi
27 Kasım 2014 Perşembe
25 Kasım 2014 Salı
21 Kasım 2014 Cuma
tam dayak yediğim yere çekip arabamı
acıma güldüğüm noktadan ,
caddeden geçenleri izledim bugün
faşizmin penceresinden
makinalaşan insanların dünyası bu
otomobiller de kaldırımdan akıyordu zaten
sevmiyorum çarşıya inmeyi ve çalışmayı
adına sosyalleşmek dedikleri
o ç/abuk subuk ilişkileri
iyiyim böyle
belki parada kazanırım birgün hani yazdıklarımdan
olsada olur, olmasa da olur demenin rahatlığı var bende
büyük devlet bu, hiç bozamam keyfimi
ne istediğimi bilmiyor olabilirim evet
ama ne istemediğimi çok iyi biliyorum
hayır, kalabalıklar gibi düşünemem asla
asosyal değilim ben canımn içi
bir salgından kaçıyorum sadece
işte olan bu.
Ulaş Yüksel
acıma güldüğüm noktadan ,
caddeden geçenleri izledim bugün
faşizmin penceresinden
makinalaşan insanların dünyası bu
otomobiller de kaldırımdan akıyordu zaten
sevmiyorum çarşıya inmeyi ve çalışmayı
adına sosyalleşmek dedikleri
o ç/abuk subuk ilişkileri
iyiyim böyle
belki parada kazanırım birgün hani yazdıklarımdan
olsada olur, olmasa da olur demenin rahatlığı var bende
büyük devlet bu, hiç bozamam keyfimi
ne istediğimi bilmiyor olabilirim evet
ama ne istemediğimi çok iyi biliyorum
hayır, kalabalıklar gibi düşünemem asla
asosyal değilim ben canımn içi
bir salgından kaçıyorum sadece
işte olan bu.
Ulaş Yüksel
ya gözlerim maviyse
gök oturmuşsa kıyılarıma
ya göç yoluysa kuşların
kafatasımın çeperi
uzanmışsam boylu
boyuna kendi içime
.
.
peki ama o zaman
çektiğim bu hasret,
duyduğum bu özlem ne
sarılsamya kendime
bunca kendimleyken
yetmeli ya bu bana
öyle değil mi
ah...
biri bana deyiversin
nedir bu esrar
ne bu giz ?
Ulaş Yüksel
gök oturmuşsa kıyılarıma
ya göç yoluysa kuşların
kafatasımın çeperi
uzanmışsam boylu
boyuna kendi içime
.
.
peki ama o zaman
çektiğim bu hasret,
duyduğum bu özlem ne
sarılsamya kendime
bunca kendimleyken
yetmeli ya bu bana
öyle değil mi
ah...
biri bana deyiversin
nedir bu esrar
ne bu giz ?
Ulaş Yüksel
Kasım mı kaldı deme
aşk, Kasım'ı henüz giydi
konuşmak sırası ağaçlarda
ne varsa eteklerinde dökerek
son bir defa hep bir ağızdan
yaprak yaprak
uzunca bir suskunun bağlangıcı bu
hep diyorum, yine derim;
'' bütün haşmeti ile görünmedikçe son defa
terketmez seni söz ve şey... ''
rüzgarla sevişiyor imdi tohumlar
savrulup düşüyor tane tane
yarılan toprağın rahmine iştahla
ah bu çınar yaprakları
tıpkı annemin elleri
okşuyor yerin yüzünü anaç
sırlıyor yere düşen her bir daneyi
hummalı bir hazırlık var kışa seyri doyumsuz
en çok bu mevsimde seviyorum bankta oturmayı
umrunda değil çamların yağan yağmur da benim
bilge ağaç şu çamlar, ağacın kamili vesselam
hep yeşil, hep bahar dalları
kuş olsam hani, kuş olsam şuncacık
yurt tutardım bir çam ülkesini
illa ki.
Ulaş Yüksel
aşk, Kasım'ı henüz giydi
konuşmak sırası ağaçlarda
ne varsa eteklerinde dökerek
son bir defa hep bir ağızdan
yaprak yaprak
uzunca bir suskunun bağlangıcı bu
hep diyorum, yine derim;
'' bütün haşmeti ile görünmedikçe son defa
terketmez seni söz ve şey... ''
rüzgarla sevişiyor imdi tohumlar
savrulup düşüyor tane tane
yarılan toprağın rahmine iştahla
ah bu çınar yaprakları
tıpkı annemin elleri
okşuyor yerin yüzünü anaç
sırlıyor yere düşen her bir daneyi
hummalı bir hazırlık var kışa seyri doyumsuz
en çok bu mevsimde seviyorum bankta oturmayı
umrunda değil çamların yağan yağmur da benim
bilge ağaç şu çamlar, ağacın kamili vesselam
hep yeşil, hep bahar dalları
kuş olsam hani, kuş olsam şuncacık
yurt tutardım bir çam ülkesini
illa ki.
Ulaş Yüksel
kopar seni esir alan o şeytani bağlar
kırılır halka halka bütün o paslı zincirler
tam da orada başlar insan gerçekten sevmeye
bütün beklentilerin ötesine geçtiği sapakta
işte bu sevi canımın içi, aşktan öte
ne benimsindir, ne benden ziyade
yokluğuna gönenmem, varlığın merhem
beni hür kılar, seni kutsar...
Ulaş Yüksel
kırılır halka halka bütün o paslı zincirler
tam da orada başlar insan gerçekten sevmeye
bütün beklentilerin ötesine geçtiği sapakta
işte bu sevi canımın içi, aşktan öte
ne benimsindir, ne benden ziyade
yokluğuna gönenmem, varlığın merhem
beni hür kılar, seni kutsar...
Ulaş Yüksel
birazdan karılırım,
akıp giden sokağa
ağır, aksak,
bir derviş edasında,
düşünceli..
belki bu sefer
gece içimden geçer
illa ki geçer
bakarsın koca'rım bende
ışır ağzımda söz
bıyığıma kırağı düşer
ve güne çıkarsak sevgilim
illa ki konuşurum
ama sen, suskuma kulak kesil daha çok
söz, vurur boyununu diyemediklerimin
demeye, güç yetiremediklerimin
gözlerime bakma sakın !
Ulaş Yüksel
akıp giden sokağa
ağır, aksak,
bir derviş edasında,
düşünceli..
belki bu sefer
gece içimden geçer
illa ki geçer
bakarsın koca'rım bende
ışır ağzımda söz
bıyığıma kırağı düşer
ve güne çıkarsak sevgilim
illa ki konuşurum
ama sen, suskuma kulak kesil daha çok
söz, vurur boyununu diyemediklerimin
demeye, güç yetiremediklerimin
gözlerime bakma sakın !
Ulaş Yüksel
13 Kasım 2014 Perşembe
elbette ki;
tutsam ellerini daha güzel olur hayat.fakat
aşk denen bilge
açtı en büyük sırrını
kendi gönlüme sarılmayı öğretti
gelişinle bir bahar devinir sinemde evet
ama koymuyor artık hiçbir ayrılık nihayet
yüreğim, her aşkta,
yıllanan sıcak şarap beden küpümde
ve ben,
soğurdukça kendimi, taşıyorum kabımdan
o ser hoşluk ki; benzemez hiçbir sarhoşluğa
yüzüyorum aşkın da ötesinde
derin sevi denizinde...
Ulaş YÜKSEL
tutsam ellerini daha güzel olur hayat.fakat
aşk denen bilge
açtı en büyük sırrını
kendi gönlüme sarılmayı öğretti
gelişinle bir bahar devinir sinemde evet
ama koymuyor artık hiçbir ayrılık nihayet
yüreğim, her aşkta,
yıllanan sıcak şarap beden küpümde
ve ben,
soğurdukça kendimi, taşıyorum kabımdan
o ser hoşluk ki; benzemez hiçbir sarhoşluğa
yüzüyorum aşkın da ötesinde
derin sevi denizinde...
Ulaş YÜKSEL
Yalnızlığın yumuşak, ipeksi elleri vardır, buna rağmen güçlü parmaklarıyla kalbi kavrar ve canını hüzünle ağrıtır. Yalnızlık, ruhani yücelmenin olduğu kadar, hüznün de yandaşıdır.
Kırık Kanatlar, Halil Cibran
hüzün yakışıklıdır
keder çirkin güzel
gam kapılardan ırak
düşman başına desem inanma
fazlası kalbe zarar !
üç oluklu bir köy çeşmesi bu
ne zaman yıkasam ellerimi
çok geçmeden alnım ışır
koynumdan bir güneş yükselir
Ulaş Yüksel
Kırık Kanatlar, Halil Cibran
hüzün yakışıklıdır
keder çirkin güzel
gam kapılardan ırak
düşman başına desem inanma
fazlası kalbe zarar !
üç oluklu bir köy çeşmesi bu
ne zaman yıkasam ellerimi
çok geçmeden alnım ışır
koynumdan bir güneş yükselir
Ulaş Yüksel
9 Kasım 2014 Pazar
kanını işler bu yarasalar canını
insan hayatı ne ki; ne ki yerin üstü
yerin altı; ölülerini işler, böyle döner
böyle döner bunların kanlı çarkı
bir halkın kurtuluşu felan değil bu
soktuğun kumdan çıkar artık kafanı
görmüyor musun kaynıyor yerin altı
simsiyah akıyor artık bu coğrafyanın kanı
Ulaş Yüksel
8 Kasım 2014 Cumartesi
ne zahmetlere girildi
ne kabuklar kırıldı
deldi taşı sabırla
çelikten sert
her şeyden kutsal
şu insanın emeği
doldu çakmağa yedi kat yer,
urdu çakmak taşını yalım yalım
ışk oldu emek düştü ocağa. aş oldu
var mı bundan daha tatlı sofra
emekten daha leziz nimet
öpte başına ko ufaklık
döl tutsun usunda bu bilinç
ekmek değil o...
o emek.
Ulaş YÜKSEL
-
teknesinde kapitalizmin ezmeye üzüm gerek
kanın o senin, kadehteki emek
zevk ile riyanın koynunda,
o salyalı ağızlarda ...
besmele o dudaklarda bir iğreti
ve sen ey !
rahman ve rahim olanın alınteri
ne zaman yırtacaksın bu kara perdeyi
binlerce yıllık bilinç
uyan !
Ulaş Yüksel / Ilımlı Kapitalizm
kanın o senin, kadehteki emek
zevk ile riyanın koynunda,
o salyalı ağızlarda ...
besmele o dudaklarda bir iğreti
ve sen ey !
rahman ve rahim olanın alınteri
ne zaman yırtacaksın bu kara perdeyi
binlerce yıllık bilinç
uyan !
Ulaş Yüksel / Ilımlı Kapitalizm
6 Kasım 2014 Perşembe
bu gece,
şimdi birazdan
cehennemin dibinde değil
bir madenin o dipsiz karanlığında uyuyacağım,
hem de hiç uyanmamacasına
''madenciliğin fıtratında var'' denilen o kara ölümle koyun koyuna
yeni Türkiye'ymişya,
sözde bitmişya fukaralık bu memlekette...
ıpone'undan okursun bu son sözlerimi artık
çıplak kıralın kapıkulu ey !
kızgınım sana evet
ama kalbimdeki bu öfkeyle gitmek istemiyorum.deymezsin
öyle karardı ki artık ellerin deymezsin
öyle körsün ki deymezsin
kanım tüter bacandan
öyle kurumuş ki kalbin.deymezsin
ama yine de iyi geceler,
yine de iyi uykular,
yine de
yine...
şimdi söndür ışığımı da
vicdanında boğulayım
sırla, rahat uyuyayım..
'Ulaş Yüksel
şimdi birazdan
cehennemin dibinde değil
bir madenin o dipsiz karanlığında uyuyacağım,
hem de hiç uyanmamacasına
''madenciliğin fıtratında var'' denilen o kara ölümle koyun koyuna
yeni Türkiye'ymişya,
sözde bitmişya fukaralık bu memlekette...
ıpone'undan okursun bu son sözlerimi artık
çıplak kıralın kapıkulu ey !
kızgınım sana evet
ama kalbimdeki bu öfkeyle gitmek istemiyorum.deymezsin
öyle karardı ki artık ellerin deymezsin
öyle körsün ki deymezsin
kanım tüter bacandan
öyle kurumuş ki kalbin.deymezsin
ama yine de iyi geceler,
yine de iyi uykular,
yine de
yine...
şimdi söndür ışığımı da
vicdanında boğulayım
sırla, rahat uyuyayım..
'Ulaş Yüksel
27 Ekim 2014 Pazartesi
tam bir dibe vuruş gerekli
kelimeleri birbirine ulayamadığım, aşı tutmayan
halimi anlatamayacağım öyle derin bir yangın
ki; son kez küllerini birktirmek için
tunçtan bir kavonozda
asırları aratmayan
bir kaç saatte olabilir bir kaç gün de
sabrım kalmadı artık aziz
ince hastalık,
büyük veba ''ertelemek''
ağzını sıkıca kapa
mısra düşmesin bir süre dudaklarından
belki bir şiir okurum sonra da
kabuğu çatlar cevizin ansızın
o ince zarıda yırtılır belki yokluğun
yine yeniden
yaratmak kendimi en baştan
kendi ellerimle bu kez
bu son ölüm olur artık kimbilir
ilk dirilme hiç ölememecesine bu kez
sularım bulansın istemiyorum artık aziz
tam bir dibe vuruş gerekli
artık ölmek istemiyorum
Ulaş YÜKSEL
kelimeleri birbirine ulayamadığım, aşı tutmayan
halimi anlatamayacağım öyle derin bir yangın
ki; son kez küllerini birktirmek için
tunçtan bir kavonozda
asırları aratmayan
bir kaç saatte olabilir bir kaç gün de
sabrım kalmadı artık aziz
ince hastalık,
büyük veba ''ertelemek''
ağzını sıkıca kapa
mısra düşmesin bir süre dudaklarından
belki bir şiir okurum sonra da
kabuğu çatlar cevizin ansızın
o ince zarıda yırtılır belki yokluğun
yine yeniden
yaratmak kendimi en baştan
kendi ellerimle bu kez
bu son ölüm olur artık kimbilir
ilk dirilme hiç ölememecesine bu kez
sularım bulansın istemiyorum artık aziz
tam bir dibe vuruş gerekli
artık ölmek istemiyorum
Ulaş YÜKSEL
kaç cenge girdim,
kaç öldüm dirildim
bak,
boza çalar saçlarım
artık çok yorgunum.
bilirsin...
bir kurdu,
ancak içindeki kurt yiyebilir.
şimdi söz ver bana,
düşürme şurama hiçbi'gün
o amansız ikirciği
asla !
bakma böyle delişmen baktığıma
asla kıyamam ben bir cerene
kursağımda ki zehir karışır kanıma da
ne yapsan yine de dişim geçmez etine
seviyorum...
çünkü seviyorum.
Ulaş YÜKSEL
kaç öldüm dirildim
bak,
boza çalar saçlarım
artık çok yorgunum.
bilirsin...
bir kurdu,
ancak içindeki kurt yiyebilir.
şimdi söz ver bana,
düşürme şurama hiçbi'gün
o amansız ikirciği
asla !
bakma böyle delişmen baktığıma
asla kıyamam ben bir cerene
kursağımda ki zehir karışır kanıma da
ne yapsan yine de dişim geçmez etine
seviyorum...
çünkü seviyorum.
Ulaş YÜKSEL
koca bir ormanın,
o iştahlı gürültüsünü taşıyor gözlerin
öyle bakma,
çok olmadı sürüden ayrılalı,
gayb'olurum
birazdan ay çıkar, sıçrarım ansızın
dalarım birazdan gözlerinin halkasından içeri
kaç cenge girdim,
kaç öldüm dirildim. yorgunum
bir kurdu, ancak içindeki kurt yiyebilir bilirsin
ve ne yapsan dişim geçmez etine. seviyorum
söz ver bana,
düşürme sen de içime diğerleri gibi
o amansız ikirciği
Ulaş Yüksel
7 Ekim 2014 Salı
-
- KOBANE
Bir film izliyor bir kaç kürt çocuğu
dayanıp kahvehanenin buğulu camına
Dayanamayıp ben de katılıyorum aralarına
Ses yok ama olsun, ziyanı da yok hani
biz uydururuz bir şeyler nasıl olsa
Mavi bir gökyüzü yorganımın altında
serde şaiirlik var hem, çocuğum daha
Suyun karşı yakasına geçirmeye çalışıyor kuyruklu bir piyanoyu
portakal sandıklarının arasında meksikalı kaçakçı
Gemi yan yatıyor birden, dağılıyor suyun yüzüne piyanonun tuşları
Derken bir şarkı tutturuyor hep bir ağızdan nehrin şişman kurbağaları
Ellerimden kayan bir kavanoz gibi dağılıyor o kürt çocuğun düşleri
Ve nerden, nasıl, keskin bir portakal kokusu çalınıyor burnuma
ya ben filmin içindeyim, ya böylesi şaşırtan bir tesadüf
Boya sandığım, kararan ellerim, on üç yaşım ...
Üşüyorum, sızlıyor burnumun direği
Babam düşüyor ansızın usuma,
ansızın bir ülkenin yarısı...
Ulaş YÜKSEL / Kobane
Bir film izliyor bir kaç kürt çocuğu
dayanıp kahvehanenin buğulu camına
Dayanamayıp ben de katılıyorum aralarına
Ses yok ama olsun, ziyanı da yok hani
biz uydururuz bir şeyler nasıl olsa
Mavi bir gökyüzü yorganımın altında
serde şaiirlik var hem, çocuğum daha
Suyun karşı yakasına geçirmeye çalışıyor kuyruklu bir piyanoyu
portakal sandıklarının arasında meksikalı kaçakçı
Gemi yan yatıyor birden, dağılıyor suyun yüzüne piyanonun tuşları
Derken bir şarkı tutturuyor hep bir ağızdan nehrin şişman kurbağaları
Ellerimden kayan bir kavanoz gibi dağılıyor o kürt çocuğun düşleri
Ve nerden, nasıl, keskin bir portakal kokusu çalınıyor burnuma
ya ben filmin içindeyim, ya böylesi şaşırtan bir tesadüf
Boya sandığım, kararan ellerim, on üç yaşım ...
Üşüyorum, sızlıyor burnumun direği
Babam düşüyor ansızın usuma,
ansızın bir ülkenin yarısı...
Ulaş YÜKSEL / Kobane
5 Ekim 2014 Pazar
yol kendi içine kıvrıldı...
ne kadar uzasa da voltam
hep aynı avluda buluyorum kendimi
ah! bu nasıl esirlik böyle
bir ayağı hürriyet, prangalı diğeri
nasıl oluyor da gülerken gözüm
içimde bir keder oğullanıveriyor
böyle anlık ve derin...
derken usuma düşüyor Barış çocuk
havalanıyor uçurtma minicik ellerinden
mavi gökle sevişiyor ipin ucunda kalplerimiz
avluda yine hüzün
kan sızıyor göğün sarkacından
kırmızıya boyanıyor avlu
vurmasınlar uçurtmayı !
ah! ellerimiz yine kan
Ulaş YÜKSEL / Madalyon
ne kadar uzasa da voltam
hep aynı avluda buluyorum kendimi
ah! bu nasıl esirlik böyle
bir ayağı hürriyet, prangalı diğeri
nasıl oluyor da gülerken gözüm
içimde bir keder oğullanıveriyor
böyle anlık ve derin...
derken usuma düşüyor Barış çocuk
havalanıyor uçurtma minicik ellerinden
mavi gökle sevişiyor ipin ucunda kalplerimiz
avluda yine hüzün
kan sızıyor göğün sarkacından
kırmızıya boyanıyor avlu
vurmasınlar uçurtmayı !
ah! ellerimiz yine kan
Ulaş YÜKSEL / Madalyon
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


