9 Mart 2016 Çarşamba

Ne umutlar boğulur 
Ne çok vatansız düş
Anılmaz bile adları
"Canım işte mülteci"

Ulas Yüksel




İnsan bütün isim ve sıfatların, bütün o tanımların tanımlamaların ötesinde Bütün bunların son bulduğu yerde birbirini (sen ve ben diye bölünmüslügün otesindeki  tekliğini / hakikatini / tanrısallağını) görür de o sessizlikte bir aşk doğarsa işte hakiki aşk budur

Zira bu tanımların tümü değişken ve gelip geçici kırılgan şeylerdir. Bu sebepten dolayı çokta itibar edilmemelidir.

2 Mart 2016 Çarşamba

Bütün  kitapları yakmak istiyorum
bütün arşivleri birer ikişer bugünden 
bugün başlamak hayata
örneğin o ağacın altında
hiç utanmadan hem de

söylesene ulu ağaç
evrenin bilinci yürümüş özüne 
konuş bizimle öyle okuyalım seni
söylesene insana dair değil mi sevişmek 
bugün kovulmak cennetten 
düşürme yaprağını lüzumu yok
ayıp değil sevgilinin koynunda uyumak

ve bir cennet kurmak
kendi ellerimle şu andan başlayarak
tövbe edip tüm tövbelerime topyekün
işte bu yerde yeniden
bu ağacın altında
merhaba diyerek

Ulaş YÜKSEL

29 Şubat 2016 Pazartesi

en zoru da;
yedekte bekletilen sevgili olmaktır
ah !... 
nasıl da kırılır insanın onurunu 
bilirsin...
fakat sesin çıkmaz yine de 
s e v g i n d e n !

amma, 
an gelirde dağıldı mı aşkın o garip büyüsü
öyle küçülür gözünde her şey
önüne geçemezsin
öyle küçülür aşka kılıç çeken 
o, donkişotlar

deli gönlüm ey ! boşver, 
ger kanatlarını rüzgarla dolsun
tebessümle yad et bir sevdanın daha adını
ince ele ak çıksın yine hatıralar teknenden
yine sevgiyle ögüt sen
ve asla vazgeçme 
İN-SAN sevmekten !

Ulaş YÜKSEL / Yel Değirmeni

28 Şubat 2016 Pazar

kaçmak olmaz, 
tedbir de neymiş 
o zorlanmalar, 
o kırılmalar 
beni olduran 
İnsan yanımı 
biraz daha bileyleyen

'Ulaş Yüksel
haydi bir şeyler yap 
çarçabuk olsun bu kez
boşa gitmesin şu bahar
bir türkü tuttur mesela 
ben sesini koklayayım
yaza duruluruz nasılsa

'Ulaş Yüksel
ayak izlerini takip et 
içine içine olsun adımların
muhakkak çocukluğuna çıkacak yolun 
ve sen minicik ellerinle yeniden 
arınacaksın bütün kirinden

'Ulaş Yüksel
Güneş öpmüş ağzından 
Gölgesi yangın yeri

Ellerinde yeşeriyor bahar
Derin orman gözleri

Cemreler düşmüş gümüşi alnına
Gönlüm bir bayram yeri

Ağzımda bir türkü kendini yakıyor
Rüzgar kokunu getirmeye  gitti

'Ulaş Yüksel

21 Şubat 2016 Pazar

Kaç mısrayı sığdırırım 
Kaç şiir, kaç ömür
Bir ah deyişime
Bilmezsin...

'Ulaş Yüksel
Kendi yüzümde seni görmek aşk

Ulaş..

14 Şubat 2016 Pazar

Her aşkta 
biraz dönüşür insan

Tüküreyim zaten öyle
dönüştürmeyen aşkın içine

Ve her ayrılıkta canımın içi
m u h a k k a k 
değişir insan 

Ulaş Yüksel

12 Şubat 2016 Cuma

Nefret ediyorum miş gibi yapmanızdan
Dinler "miş gibi"

Nefret ediyorum mış gibi yapmanızdan
Pişman "mış gibi"

Nefret ediyorum muş gibi yapmanızdan
Seviyor "muş gibi"

Ben sizden değil hayır
Nefret ediyorum, bu bilcümle işlerinizden

Ulaş Yüksel

9 Şubat 2016 Salı


En kötüsü de ne biliyor musun
"Seni seviyorum" desende 
sesinin kalbime dokunmayışı  artık
Ve yeni öğrendiğim bir şey ;
özrün de bir yerden sonra 
dehşetle küfre dönüşmesi böyle

Çok isterdim inan ama artık olmuyor 
inanmıyor artık kalbim samimiyetine
İmdi güzel anılar usumu yoklayan el 
dokunma artık b'an'a lütfen
bırak öyle kalsın.


Ulaş Yüksel
Umudu demlemek ustalık 
Sonra yudum yudum içmekte
Yapayalnız kalsan da canımın içi
Düştüğün yerden daha güçlü doğrulmakta  

'Ulaş Yüksel

8 Şubat 2016 Pazartesi

saçlarında devinir deniz 
bakışların çayır çimen
hiçbir din, hiçbir inanç yok
yolu buraya uğramasın

sevgiye çıkmayan tüm sokaklar
içi geçmiş içiçe kentler
yalan yanlış sapaklar
yollar caddeler ...

zerre kanım akmaz inan
varsın bir tufanla yıkılsın
yerle yeksan oluversin
kalbi atmayan tüm şehirler

'Ulaş Yüksel / Ölü Kentler Mezarlığı
Bir şiir sağar içimdeki cerahati 
Bir de parkta çocuklar

'Ulaş Yüksel


28 Ocak 2016 Perşembe

Olur mu olur
An gelir;
Zemzem içenlerin şerrinden
Rakı içenlere sığınırsın

Ulaş..

23 Ocak 2016 Cumartesi

Her Yanım




Kalk gidelim diyor bir yanım
Bir yanım bitkin kal gitme
Bir yanım çocuk
Bir dinazor bir yanım
Bir yanım kutupta buzul
Ateşler saçıyor,
Koca ağızlı bir yanardağ bir yanım

Ulaş YÜKSEL

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Diyorum ki ; beni hatırla
güneşin yeri öptüğü saatlerde

'Ulaş Yüksel

17 Ocak 2016 Pazar

Her ne yöne yöneldimse 
İçimdeki seviydi hep secdegahım

uLÂs..
Hüzün vurmuş 
çelikten hançerini 
Sevinçler basacağım,
derin kesikler açıyor kalbimde

Ulaş Yüksel
Aşkta tevvekkülü öğreniyor kalbim,
İmkansızı aşacak o güç ilk kez
dolanıyor sokağımda
kar kış demeden çıplacık
Yalın ayak baş açık

Beklemek emeğe dahil.emek aşka
Taş olayım gıkım çıkarsa
Acemilik kaldırmıyor artık 
Bir sevdayı bileyliyorum nicedir
Daha da ustalaşarak sabır taşımda

Ulaş Yüksel

10 Ocak 2016 Pazar

En iyisi 
                 sen 
                              hiç 
                                            gelme

yeniden 
                  sana 
                              alışmak 
                                            istemiyorum

'Ulaş Yüksel
Ahraz hatıralar deşiyor kalbimi
Olmuyor işte öylece acıyı seyretmek
Kafam dağılsın istiyorum 
Darmadağın bazan
hiç bir araya gelmemecesine

Oda oda geziyorum 
kaç kapıyı açarak kendi içimde bilsen
Askıda çamaşırlar  kış günü işte malum 
Bir daha girmemeli bu odaya ah...
Soluklandıkça çiğerlerimi dağlayan,
tenin ilişmiş hanemi saran şu kokuya

Ulaş Yüksel

31 Aralık 2015 Perşembe

Senin geceler geceler dediğin şey ; 
Bir günümde kısa şekerlemedir bana
Sonsuzluğun gözüne bakmışım 
Şu ömrü bir tek gün bilirim ben

Akrebi yelkovanından sokmuş
Duvarımda nicedir  yaralı  zaman
Anın kokusu yayılır haneme benim
Hanem ki yeri toprak, damı gök

Rüzgardan hülle biçerim 
Tenime dokunur taze nefesin
Delinin biriyim ben
Güneşi, koynumda taşırım

'Ulaş Yüksel

26 Aralık 2015 Cumartesi

öylesine yanmıştır ki yüreğin
bilinçsizce hasır altı edersin
eşiğinde filizlenen yepyeni
taze menekşe aşkları

kırılgan bir korkudur heyecanın
geçmiş zaman baskın yiyen
talan edilmiş billur gönül evinin
keskin can kırıklarında

rüzgarın ne yönden estiği bir şey ifade etmez
ölesiye maviye çalsa da iç ülken artık,
yaralısındır, kanıyosundur, yorgunsundur
yelkenlerin patlamıştır çoktan...

Ulaş Yüksel

# 104. Haftanın şiir sayfası


24 Aralık 2015 Perşembe

Sessiz harflerimden vurdular
Gıkımın çıkmadığı yerden anne
Boğazımda düğümlenen sevincimden

Kara tahtada karanlık geleceğim şimdi 
bir film şeridi gibi seyreder ağlarım
Yazı defterimden vurdular beni

- Ne çabuk büyüyor ellerim anne

'Ulaş Yüksel
Gönül pergelimin iğne ucunu ben, 
o latif  gözbebeğine sabitleşim
Gözyaşı değil, kan değil artık, 
gül damlar kirpiklerinden sevgilim
Çünkü SENin BEN O...
görünmeyen yüzünü görmüşüm.

Ulaş Yüksel / Toros tabletleri
Sen kürdistan dedikçe
Bir dostluğu baltalıyorsun
Bir coğrafyayı değil
Yüreğimi parçalıyorsun

'Ulaş Yüksel
Yine ara... 
Yine susalım uzun uzun

U. Yüksel

19 Aralık 2015 Cumartesi

Sevemedim gitti
Bağımlı kadınları hiçbir gün
Her an gitme olasılığı oysa ah...
savurup saçlarını ardına bakmadan
Kapının zembereğinde sırlanan derin hürriyet
Daha da özgür kılan bu kutsal tezatlık
Ayrılıkta gizlenen o ince vuslat...

Aşkın diriliği terkedilme ihtimali
Kayıp cevherim ey !
Boyun eğmeyen asi Lilith
İşte bu belirsizlik henüz farkettiğim,
İşte bu dehşetli çekim gücü, bu sis
Hiç bitmeyen bu arayış 


-Adı aşk..
'Ulaş Yüksel / Toros Tabletleri
Lilith: Âdem ile aynı zamanda ve aynı anda yaratıldığından Âdemin kendisine eşit olduğu görüşündedir. Âdem'le birlikte olmayı şiddetle reddeder.
Adem ile Havva'nın sınırlı hayat ile lanetlenmeden önce, cenneti terk eden ölümsüz kadın..


18 Aralık 2015 Cuma

Ağzımda bir türkü kendini yakıyor
Rüzgar kokunu getirmeye  gitti

'Ulaş Yüksel

16 Aralık 2015 Çarşamba

Ah bu yokluk 
Aşk yolunda ince sınanış
Cep delik, ellerim soğuk

Ah bu mesafeler
Ayrılığa denk ince vuslat
Cepken delik, yüreğim sıcacık

Ulaş Yüksel \ Toros Tabletleri

Ey dayanıksız mantık, 
Çok bilmiş akıl ey 
Leyla da beliren mevla aşkına
Terket !

Yeter gönül evimi 
      harebeye çevirdiğin
             hemen  çık hanemden !

Ulaş Yüksel / Toros Tabletleri

14 Aralık 2015 Pazartesi

Bir eski zaman eser delice 
aşar omuzlarımdan
Ondan hep bu sızı
Asırlık dertlerin izleri sırtımda
Ellerimin çatlağından sızar emek
Hadi...
izin ver dokunayım
Söz düşsün,
şifa bulsun artık,
o, onulmaz denen yaralar

Ulaş Yüksel
Kalbimin kilitleri benim
Hep sarhoşken açılır
Ne gezer sende peh...
Hayrı şerde görecek göz

Ulaş Yüksel

13 Aralık 2015 Pazar

Ve ben düştükçe böyle an'a
Ferman kalemindir, yıkılır şiir putu
Ne hikayem kalır  sarılacak, ne gelecek ümidi
Şairin, en büyük derdi galiba bu
Ve büyük sevinci...

'Ulaş Yüksel / Toros Tabletleri
Bazan durulurum böyle
Demlenir içimde söz

Ulaş Yüksel
Gümüşi çehrene nakşedilmiş bir nesneydi aşk 
Bir yanağında batsa ay, digerinde doğardı gün

Ulaş Yüksel
Hala kanıyor,
hala elemler içindesin

Korkuyorsun çünkü 
hikayeni yitirmekten

Evet ne hazindir ki hep, 
acıdan besleniyorsun

'Ulaş Yüksel
Dehşetle merak ediyorsun Eleni
Neden gülen kadınları sevdiğimi
Ve aslıMda hep aynı kadını !

Söyleyeyim ;
Çünkü neşe ilahidir
Gülen kadınlar ilahidir

'Ulaş Yüksel / Toros Tabletleri

Bana en büyük zulmün;
"sen şusun" dediğin andır
Sürgünüm olur bu,
              o tanımlar diyarına
Sözün çarmıhına 
                    germe beni
                            Ve kendini !

Gel... 
Gelinmeyen yere ;
hududsuz hiçliğin koynuna
Ko Adem'i bir yana
                  bir yana Havva'yı
Sen ben ol ben de sen
Dalsız meyvalar gibi 

                 salınalım boşlukta
Hiç yanaşmadan o,
                             yasak ağaca

Ulaş Yüksel / Toros Tabletleri

10 Aralık 2015 Perşembe

Beraber yaşayabiliriz
değişir, dönüşürüm ben

Yeter ki sen,
bana benzeme

'Ulaş Yüksel
Ne zaman deyse
elleriin sesime
Sesim bir şiir olur

Andacımda
mısra kuruturum nicedir

Ne zaman sokulsa
bakışların satır aralarıma
Yeşerir söz, gazel  olur

'Ulaş Yüksel
Alaaddin Tepesi'nde 
babamı aramak gibi bir şey 
Tuhaf bir keder 
içimde oğullanan

Acayip bir uzaklık ve ne tezat ; 
küpeştemde soluklanan 
şu soğuk ıslık imdi
ölesiye yakın

Doğduğum o coğrafyadan 
yıllar sonra adeta 
çocukluğumun safiyetiyle 
yeniden çağıran içten ağlayış 
öyle arı, pir-u pak

"Keşke hiç uğramasaydım " 
demeye varmayan dilim ah
Lojman avlusunda bıraktığım 
altı yaşım vs. vs. vs.
hangi birini sayayım

Aziz Konya ey
                     ve Şems
                               ve Rumi aslıMda

Selammm...
Bin selam meydanın sahibine,
selam cümle erenlere canlara  

'Ulaş Yüksel / Şeb-i Aruz

9 Aralık 2015 Çarşamba

bakma bıyık sarkıttığıma
aklımı karıştırma benim
gülme öyle kanarım hemen
küçük bir çocuğum ben..

Ulaş YÜKSEL


Sen, ne zaman yere düşürsen bakışlarını
Serilesim gelir atlas olup yollarının üstüne

Ve ne zaman kanasa dizlerin,
öpesim gelir çocukluğundan

Belki geçer, belki geçer diye...

'Ulaş Yüksel
Her kadın bir şiirdir aslında
Şiirden sonra kendini anlatan 

Ulaş..
Çelik gibi bakışlarında keskin
Af taşına çal onu, körelsin öfken
Ortak bir efkarı paylasıyoruz ah ! evet
Fakat bırakalım artık bu düşmanlığı
Dostumu ben, sen eşini büyüt kalbinde
Yaşamak; yurt tutmak bir gönlü hepimiz için
Kinden uzak, düşmanlıktan arı
Hadi kon omzuma, söyle şarkını
Yüruyelim... yaralım  karanlığı !

'Ulaş Yüksel /  Toros Tebletleri
Üzerime çöken ufunet imdi
Yeni bir doğumun sancısı
Oğullanan keder na şuramda
Gönlüm birazdan bayram yeri

Zihnimi tekmeleyen söz 
Neredesin...
Gel artık !

 'Ulaş Yüksel / Toros Tabletleri
Zincir kıran aşk ey !
Hani gururum 
Nerde o eski kibir 
"El ne der" prangası
İlkin mahveden beni

Usuma vurulmuş mühür
Adı çıkmış sevgili sebep değil,
Coğunluğun hep o pis elleriyle
Kirleniyorsun ey gönül

Ask denen nesne söylesene;
Cümle kusurlardan geçmek
Ne geriye ne ileriye bakmak
Değil mi değişip, dönüşmek

Bırak o ahmakları bir kenara artık
Kendini yaşayamayan asalakları
Ak yatağında bir nehir gibi anda berrak 
Bırak geride  topyekün o şaçma efsaneleri

Ulaş Yüksel /  Toros Tabletleri
Bütün kitapları ateşe verirsin
Kutsal metinler de dahil !
İşte geldiğimiz son menzil
Yürek ülkendesin

'Ulaş Yüksel / Toros Tabletleri

3 Aralık 2015 Perşembe

Sevmeye seviyorsun 
hem de ne sıkı
Ama bir sır var 
çoğumuzun kaçırdığı...

Ağlamak istemiyorsan 
bu kez
Sevilmeyi dile !
tüm varlığınla canımın içi 

'Ulaş Yüksel / Toros Tabletleri
İşte  batıyor gün, pervazında penceremin
Ömürden bir gün daha gitmişmiş. felanmış feşmanmış 
İlgilendirmiyor beni artık ne dün, ne yarın
Varsa yoksa şu an ! işte bu gün ! dem bu dem !
Hele sen de düşmüşsen içine ki öyle. deyme gitsin 
Damların saçaklarında sarkıt sarkıt  işte o an
Sonsuza dek donuyor zaman...

'Ulaş Yüksel \ Toros Tabletleri

2 Aralık 2015 Çarşamba

Bir şair için  en sığınaklı durak
Durup dinlendiği kutsal mabet satır araları
Derdi günü onun başaltmak zihnini
Fakat sanarsınız ki ey, harflere dayar sırtını

Hayır... 
Hiçbir dayanağı yoktur işte çırılçıplak
Göğün koynunda uyuyan anka misali ;
Konamayan kuşlardır öyle üryan her biri 

Ulaş Yüksel /Toros Tabletleri
Fahişe mi oluyor bir çok kez sevişti diye
Ya sen ? erkek mi oluyorsun çokça döğüştün  diye
Anlamıyorsun işte, basmıyor o kalın kafan 

Gücün ve kıskançlığın esaretinde 
Köleyken sen ölesiye kör
Göğe kanat vuruyor o, her opücükte...

 'Ulaş Yüksel / Toros Tabletleri
Sınandı suyun sabrı mermer ne ki 
Ve ben değistiysem 
bu denli güçlü kırılmazlığımla durma iç
Senin susuzluğun da ancak 
yüreğimden kaynayan bu kevser ile 
Ah bu yangın sevgilim 
dokunduğun yerlerden sönmeye elverişli
Topuğunu vurduğun mubarek toprak 
bağrım yanık kızgın çöl 
Nerde yüreğinin elleri.şifacı
yaralıyım, ölüyorum
Yaklaş...Daha da uzaklaş.

'Ulaş Yüksel \ Toros Tabletleri

30 Kasım 2015 Pazartesi

O gülüşü bana ver..
Karanfil diye gezdireyim yakamda

Ulaş..
Kapımı vakitsiz çalan bir dost 
Maharetli bir çilingir hatta 
olur olmaz gönül evime dalan 
Bin duygunun bin bir anahtarını taşıyan
Sevdiğim  kadın kadar usta, naif ve nazik şiir

'Ulaş Yüksel
Pırıl pırıl bu gece kafamın içi
İnanmazsan kaldır başını bak göğe
Sebepsiz sevinçler aşındırdı kapımı
Ve demincek dindi yağmur
Andacım toprak kokuyor

Acı da gelip soluklandı eşikte bi yol 
Fakat yatılı değil nicedir gönlümde
Yatak yorgan ateşe vermişim
Göğü çekmişim üstüme mahsun olmam
İlahi bir hüzün benimkisi, birliğin ince sırrında

Ulaş Yüksel / Toros Tabletleri
Yedi düvel bir olmuş Akdeniz'e akıtmak istiyor 
yerin yedi kat dibinde pıhtılaşmış kanı
Bak nasıl yırtılmış orta doğunun göğü
Yeni bir akım mı bu, türkmen edebiyatı

Kan taşıyor iç güveysi yerli tankerler 
Yollar kızgın sıcak ve çöl fırtanası
Uğuldadıkca kulaklarımda lastikleri
Tekbirle vuruluyor bir suriyeli coçuğun daha başı

Ulaş Yüksel / İSYAN
Bir türlü anlayamadım 
ve hic anlayamayacağım da sanırım
Neden yalnızken seninleyim daha cok 
hem böyle iliklerime varıncaya  
ah...
bu ne çıldırtan bencillik
Bu ne bir başınalık böyle

Ulaş Yüksel

18 Kasım 2015 Çarşamba

Acayip bir saflık,
Öyle güzel bir duruluk teninde
Mesela şarap içsen 
Geçerken kuğu boğazından seçilecek rengi 
O derece acayip işte, 
Ölesiye güzel, zarif
Ve şeffaf...

Ulaş Yüksel
Ne yani...
İki dudağımdan çıkacak sözle mi a canım. 
Bak ;
Baştan aşağı "seni seviyorum" demişim ben 
Görmüyor musun

 'Ulaş Yüksel
Ben bu aleme susmaya değil 
Muhabbete geldim a cannnn
Öyle olsaydı eğer âmâda kalır 
hiç tenezzül etmezdim bile 
Ve bakma sen bunca söze 
Hep o sükut levhama dokurum
Yazarım silerim nem varsa
Yeniden yazar yeniden silerim 
Her dem yeniden doğarım
Hiç artıp eksilmeden hemde 
Kendi kabımdan taşar 
yine kendime kap olur 
kendi kabıma dolarım
Eeeey aşk sırrına meraklı şaşkın
Ko şasi bakmayı gayri de ders çıkar 
İki gözün bir görmesinden
Artık anla bundaki remzi 

uLÂs...
O elmayı havva anam
Adem suretinde iken ben
Bu gün yazmak için dişledim
Kaf kalemin Nun hokkasına dalmadan
Taaa o zamandan aşırdım

Ulaş Yüksel / Toros Tabletleri 
Bir de bakmışın ki
bütün hallerinle 
sever olmuşum seni

~Ulaş / Olurya

16 Kasım 2015 Pazartesi


Tuhaf olan ne usta ?
Ya sözcüklerse tuğlalarım
Andacım mısra dizdiğim bir duvarsa
Elimde mala yerine kalem varsa yani
Senin alnının teri yüregimden damlıyorsa benim
Emek degil mi yine, 
kutsal degil mi ekmekten daha çok
Artık bakma bana öyle. anla ;
işciyiz  ikimizde !

Ulaş Yuksel/ İşçiyiz İkimizde

4 Kasım 2015 Çarşamba

Ölümü düşlerim zaman zaman
Kelebek kapağından sızıp titreşirken sobanın ışığı tavanda 
En çokta kışın gelir  aklıma nedense

Neyse, acayip bir boşluk açılır usumda ve yatağımda 
İlkin ürküten ama sonra çekerek içine,
inanılmaz bir hafifliğe bırakarak yerini o ince derinlik

Bir korku eşiği var geçilmesi herkese farz.
Ancak cesur olanların keşfettiği bir iç ülkeden bahsediyorum
Bu cesaret başka fakat, ileri atılmakla alakası olmayan

Zaten  çeker seni o güzelim krallık aydıysan biraz olsun biricik yuvana 
Bırakmakla, vazgeçmekle alakalı, tutunduğun ne varsa bir bir
İşte bu merdanelik ki cinsiyet üstü, kadını erkeği yok! Er meydanı

Ölümü düşlerim veli saçması binbir duygunun esrikliğinde
Dalar gözlerim kelebek kapağından sızıp tavanda titreşen ışığa
Kendi içimde ben, kaç ölür kaç dirilirim, karlar yağar üstüme

Ulaş Yüksel

3 Kasım 2015 Salı

İçimde dalgalanan bu sözcükler eğer
Vursaydı seninde gönlünün kıyılarına 
Kimbilir, belki o an karışmak isterdin sularıma

Ve hep taştım aslında mısra mısra nakşettim sevgimi de
Bir gün oturup dinlenmedin şöyle andacımın kumsalında
Birakıp şu anlamsız telaşı bir kenara anlamak istemedin hiç

İşte şu menevişlenen yakamoz ;
Okumak istemedin bir gün olsun bu ışkı dalıp sularıma
Kulak vermedin adamakıllı meramıma, ah, neyleyim gayri. 

-susmaktan başka

Ulaş Yüksel \ Sitem

28 Ekim 2015 Çarşamba

Ruhun sevişmeye istekli bir kısrak
Ha çıktı bedeninden, ha çıkacak
Görüyoruz birbirimizi biliyorsun
Tenin ve etin ötesinde bir gözle çırılçıplak

Ve fakat bende anlamıyorum işte
Nedir bizi aşan bu çıldırtan cilve
İçten içe tüketen bu bulanık imge
Ellerini tutmanın, sonra dokunmanın
Sonra dokunmanında ötesinden sızan o ışık 
Kandilimizi söndürecek olan o çıldırtan nur 

Haydi gözlerimizi sürmeleyelim
Nasıl da  sardı hanemizi amber kokusu
Haydi, hırkamızı çıkaralım
Eli kulağındadır.bekleyelim

'Ulaş Yüksel
Şuurun birlikte, kalbin sevideyse eğer
En zenginisin tüm alemin arkadaş


 'Ulaş Yüksel
" Neşe bulaşıcıdır " demiş 
Kim demiş bilmem orasını
Fakat esaslı laf etmis hani
Neyse, bi'yol geçmeyelim bunları
Bir gamzesin ağzımın kenarında artık

Ulaş Yüksel
Hemen çıkmalıyım sokağından yahut,
vurulup düşmeliyim, vaciptir, boylu boyunca

Ve kim ölü diyebilir ki hem söylesene,
Katli aşk elinden olana..

'Ulaş Yüksel / Katli Vacip
Bana o günü anlat
Yaşamını değiştiren günü
İlk nereden yaralandın Eleni
Kanadığın yerlerden başla anlatmaya
Ve acının sırrındaki o ince varoluştan bahset

 'Ulaş Yüksel
Biriktirdigim tüm anıları  yığdım önüme  şimdi
Tek tek üfleyerek üzerini kaplayan duygu tozlarını
Yüklediğim anlamlardan soyarak birer ikişer
Yeniden diziyorum imdi gönül evimin tuğlalarını
Ve artık eminim buna Eleni
Çıkan onca yangın bu bağdan dermek içinmiş 
O kendine has, o en güzel gülleri...

 'Ulaş Yüksel
Sen benim en büyük kaybımsın
Yaramı tebessümle pansuman ettiğim 
Aklımda bitirdiğim, yüreğimden silemediğim..

 'Ulaş Yüksel

22 Ekim 2015 Perşembe

Özlemişim...
zaman üstü sesini

Ulaş Yüksel

21 Ekim 2015 Çarşamba

Sesin dalgalar misali döverken yüreğimin küpeştesini
Yırtılır gider içimde geçmişin tel örgüleri
Ben  ki bu dem ilklimini şaşırmış bir an yolcusu
Yahut sorularıni yitirmiş bir aşk sarhoşu
Dostum... yaz bu kelamımı aklının andacında bir yere
Insan ki; bir çift göz görmeye, zamanın evini viran eden
Sen sen ol yitirme o gözleri, sakın bırakma o elleri

Ulaş Yüksel
Yüreğime açılan 
bir pencere gülüşün

Ağzının küpeştesinde
Çiçeklenen bir türkü sevda

Ulaş Yüksel
Derin efkarı çöktü gecenin yine üstüme 
Olur bazan böyle demler.bu aralar sıkça
Onca neşenin içinde birden duruluverir insan
Nedendir anlayamazsın bi'türlü.çokça
Ve fakat bana öyle geliyor ki artık
sevilmek ihtiyacı hepten bu
Neyse...
koyarsak demogojiyi bir kenara imdilik;
Ne bastırıyoruz ama beee
Amma da  güçlüyüz he
Kuruyup giden kalplerimizle hani
kibirli birer tanrıyız her birimiz

Ulaş Yüksel
Bir tek suskuya
ve sevgiye yenik düştüm ben
Az şey mi Eleni
Anlamıyor musun sahiden
bu galibiyet değilde ne ?

 Ulaş Yüksel
Aklım aşağı ki korulukta her şeye rağmen
Tadı yok bu sonbaharın fakat
Hiç benzemiyor da önceki senelere
Yapraklar al al kızıl kan
Ne sarısı sarı ne kahvesi kahve

Niçin düşer dalından 
Vurulup toprağa onca can
Kirli bir mevsimin kurbanı bu kez tabiat
Niçin ağlar ağaç gövdesinden kopup giden
Pisi pisine nice ayrılık, nice ölüm 
Zemheri şu, kızıl kar, erkenden gelen.

Ulaş Yüksel
Kendine bile itiraf etmeye korktuğun
Bütün zayıflıklarını
Ayı  da şahit tutarak sıraladınya bu gece bir bir
Sadece bu yüzden sevseydim keşke  
gül rengi şarabı

Ve varsın sahoş desinler bize ne çıkar
Kendileriyle yüzleşmeye korkan kalabalıklar 
Perdelerin ardında o laf ebesi güruh
Ezber ettikleri bir inancın esiri
Ne varsa şu hayatta guzel. haram!

Dokundukça ışıldayan tenin,
Dudakların nerde Eleni
Öptükçe uyandıran derin uykulardan
Ellerin,  martı ellerin...

Biz ki, o narda, nuru görmüşüz
Ko, bu sır kalbimize mezar olsun
Anlatmaya çalışmak zaman kaybı
Varsın bilmesin kimseler.

Ulaş Yüksel

13 Ekim 2015 Salı

Artık duramam Eleni 
Böyle dövüyorken iç sesim döşümü
Ölürüm yazmasam 
pek ala biliyorsun bunu.

Hem değil mi ki nimete nankörlük bu
Kesilmez mi şiirler okumasam 
Derin orman gözlerine, 
Saçlarına omuz başlarından çağlayan,
Ellerine Eleni, 
martı ellerine, denizler icat eden
Kesilmez mi sus pus olsam 
bu kutlu nimetin ardı arkası.

Sen,
iyisimi bir dolma kalem al bana, 
Sarı saçlı mısraların başını okşarız çıkarsak yaza
Gel, gecenin rahminde şiir dölleyelim biz yine
Şurda Kasım'a ne kaldı
Birde ucuz şarap açtık mı
deyme gitsin keyfimize

Ulaş Yüksel
Kadim bir dosttur gece bize
Şiir yüzümüzü ağartan ay

İşten saymaz bir çoğunuz
Meslek değildir de zaten 
aşkın bulaştığı hiç, bir, iş.

Ateş böcekleri uçururuz 
yazdıkça  yarılan sadrımızdan harf harf

Biz ki dışardan değil içerden gıdalananlarız 
Ondandır ışık saçar hep parlak alınlarımız

Artık tasalanma benim için
Bir düşün hem, az sey mi bu ?
Aç kalmaz hiç bir gün bizim ruhumuz

Ulaş Yüksel
Kadim bir dosttur gece bize
Şiir yüzümüzü ağartan ay

İşten saymaz bir çoğunuz
Meslek değildir de zaten 
aşkın bulaştığı hiç, bir, iş.

Ateş böcekleri uçururuz 
yazdıkça  yarılan sadrımızdan harf harf

Biz ki dışardan değil içerden gıdalananlarız 
Ondandır ışık saçar hep parlak alınlarımız

Artık tasalanma benim için
Bir düşün hem, az sey mi bu ?
Aç kalmaz hiç bir gün bizim ruhumuz

Ulaş Yüksel
Gülüşü kadar kuvvetliydi kederi
Nerden bildiğimi sorma Eleni
Bende güzel gülerim bilirsin

Ulaş Yüksel

7 Ekim 2015 Çarşamba

Ne güzel şey insan olmak 
Acıtsa bile canını zaman zaman
Hüzne varıncaya dek sevmek
Kapılmadan çokça fakat ;
Tatmak iliklerine kadar kimi zaman.isterik

Bilgece ağlamak nedir bilir misin Eleni
Bir yangının içinde gül bağında dolaşmak
Gözyaşımın rengi diyorum, değisti nicedir
Bir orman yeşeriyor kalbimde ağladıkça bak artık

Ulaş Yüksel
Ruhumun inceliğini kavrayamadıysan hâla 
Bu da senin kalınlığın be güzelim

Yanlıs anlama; anlaşılmamak üzmüyor,  
Anlayamıyor olman mahsun ediyor beni

~Ulaş Yüksel
Altın  saçlı bir kadını hatırlatır bana böyle geceler
Omuzlarının üzerinde taşıdığı güneş gibi gülüşüyle 
Ne zaman uğrasa sokağıma ıslak saçlarıyla deli yağmur
dalar haneme hiç sormadan öyle paldır küldür 

Gecemi aydınlatan bir düş şimdi fakat artık
Vazgeçmeme rağmen peşimi bırakmayan bir hülya
Hic dokunamadığım, uzanıp erişemediğim
kimi sevsem benden önce sarılıp ısındığı
ucurtmam ve düşlerimin bile hep, 
daha yakın olduğu bir kadın...
ve kadınlar

Anne... 
dizlerin nerde 
Mecalim kalmadı 
Bir mısra daha düşsem murekkebi akar 
Bırakayım şu başımı kucağına bir an lütfen
Taşıyamaz oldum  bu yüreği artık inan 


Ulaş Yüksel
Roma(N)tizma

Hep böyle olur, aynı terane hep
Kemiklerim sızlar bu mevsim
Romantizma var bende Eleni

Ama  şu kalbimin mevsimi yok
Bana da sormaz hiç haa
Ritmi bozulur olur olmaz 
Yaz kış farketmez

Ulaş Yüksel
Keşke bir ağaç olsaydım
Daĺlarımda yemişlerimle
Salıncaklar kursaydı çocuklar
Özüme yürüseydi o sevinç
İlle çocuklar çığlık çığliğa
Varsın soyulsaydı kabuğum

~Ulaş Yüksel
Her fotoğraf bir şiirdir / Ulaş..
Ellerin düştü aklıma. 
sert kemikli
Ellerin bir marangoz elleri 
Bense aşk bahsinde ham 
hâlâ acemi
Yontulmamış kütük sanki

~Ulaş Yüksel
İzime düştün bilirim, görmesemde görürüm
Bütün sanrıların bitene kadar sadece
Sürecek hep bu pervasız yürüyüşlerim
Bibirine bağlı kuşlar koparacak o ipi
Ve o gün göğü tutuşturacak  kanatların
Izleyeceksin belki ol demde bir an ayılıp 
zaferin çildirtan  sarhoşluğundan ey !
Meydanda raksımı

uLÂs..
Şiirim ol kadın 
Okumaya doymayım ben seni 

~Ulaş Yüksel
Hiç bu kadar yakın olmamıştı ay
Hiçbir gün bu denli saydam gök
Ve sen şimdi bu saatlerde hep olduğu gibi 
Dehşetle merak ediyorsun ne yaptığımı...

Seni düşünüyorum,
senden başka hiç bir şey olmadığını
Ölesiye emin tüm hücrelerime varıncaya
Bu defa mübarek başını taşıyarak fakat
Üzerimden o büyük yükü atmanın verdiği bir bahtiyarlikla
Kutsal bir kaseyi taşır gibi omuzlarımın üzerinde nihayet

Kırılıyor bütün zincirlerim,
çözülüyor tüm düğümler bir bir
Sen ben oluyorsun, ben de sen işte canımın içi
Ve utuşuyor ankanın kanatları birdenbire. ölesiye hür
Haydi gidelim, bu gök yetmez artık bize

~Ulaş Yüksel

3 Ekim 2015 Cumartesi

İnancın senin en kalın perde
İnancın senin sırtına bindiğin anka
İster çek perdeyi kal dipsiz karanlığında
Ister bin sırtına dolaş göklerin ufkunda
Kararın senin cennet, seçimin cehennem

Ulaş Yüksel / İnancın Senin

23 Eylül 2015 Çarşamba

Olmayacak duaya amin demekti
"Ya tutarasa " deyip...
bir umutya ;
göle maya çalmak gibi bir şeydi işte

Evet bitti 
Onca çırpınışa rağmen hem,
Bu kez öyle derin hissediyorum ki
Sahiden bitti.

~Ulaş Yüksel / Eyvallah
Gülüşüne bir ömür sığar sanmıştım
Nasıl da yanılmışım
Senin elinden işte şu ;
Kozasını bile yırtamadan henüz
küpeştede kelebeğın ölümü..

~ Ulaş Yüksel / Kelebeğin Ölümü
Şimdi bana düşen 
adam gibi sarmak yarayı
Bela okumadan yine seviyle
yad ederek bir hatırayı

Ulaş Yüksel
Kör değilim 
Bunca yol, onca mesafe
Hiçbiri engel değil görmeme
Bekliyorum sadece;
ne vakit vazgeçersin 
kandırmaktan kendini...
Parlatarak sabır kadifesiyle
umut denen cevheri
Sadece görmezden geliyorum 
Şimdilik...

Ulaş Yüksel

18 Eylül 2015 Cuma

Ne sinsi şu aşk aynılaştırır
Yüzün gözüme bulaşır

Ne kadar zıtsak seninle 
Bir o kadar benzeriz artık

Bir şiir okusam şimdi ağzında
Sözcükcükler öpücük olur

Ulaş Yüksel


İnce Memet romanından sonra yıllar evvel karaladım bir şiir

Bizim burda karadan yürür gemiler
Ve artık kimi sevsem bir tufandan kurtulur
Toroslar vız gelir,  vız gelir Sipil Dağı
Yağlı kızak sözcükler  

İster Akdeniz'e iner yârenim İnce Memet 
bilmem kaç aslan kuvvetinde
Haydin bi omuz verin hele 
hayde bre efeleeer 
ister  iner Ege'ye

Ularım katar katar bibirine harfleri
Ne  düğümler, ne düğümler 
Bırak şu ikirciği artık,  metîn ol gönül
Hangi limana bağlasam imdi  iki satır
Gayrı çezilmez bu halat, 
gayrı çezilmez Iraz anam

Ulaş Yüksel

Şad-ı revan ruhun handan olsun büyük insan
Söylemeli miyim ille özledim,
İlle seviyorum seni mi demeliyim
Ya sonra... kimin gücü yeter
kim çıkarabilir bizi
andacımın dipsiz karanlıklarından

Bilmiyorsun...
Nicedir kalem tutar ellerim ve
en iyi ben tanırım bu sözcükleri
Başka bir  büyü var 
satır  aralarında sırlanan
İnce bir sır, garip ve tuhaf
Derin bir kıskançlık sanki
Öyle pusuda bekleyen

Fakat, yine de bil istedim 
Belki tahminimden maharetlidir ellerim,
Belki bir yolunu bulur kalem,
Belli mi olur, bakarsın bir çılgınlık yapar
kendini feda eder belki şiir 

Ulaş Yüksel

Bir çiçege bakmak yetiyor artık heyecanlanmam için 
Önceki sabahlardan başka uyanarak bir sabah ansızın
Tek tek, yavaş yavaş, bir bir çiğneyip loklamalarımı kahvaltıda
Sanki  ilk kez tadıyormuşcasına bu lezzetleri evet
Sanki bugün diş çıkarmış, bugün sütten kesilmiş bir çocuk saflığıyla
Bir şekerlemenin sermestliğinde büyülü bir güne uyanırcasına

Sonra sofradan kalkıp sanki ilk adımı şimdi, şu an atıyormuşcasına 
Dokunmanın, işitmenin, görmenin ve renklerin harika mucizesi ile 
Adeta kendini bir çocuk bilgeliğiyle en küçük yapıya, hücrelerine  varıncaya
Yeniden, yeniden her seferinde  katlanan bir heyecanla ilk defa keşfedercesine

Yitirdiğin ne varsa;  hep elinin altinda olan üstelik heyhat !
Üstünde oturduğun kutsal hazinenin farkına varıp derin bir uykudan uyanırcasına
Geçmişin tozunu atıp üzerinden, geleceğin endişesinden ırak 
Bu defa bilgece evet  ve yüreğinde taşıdığın sevi denen ışığın aydınlığında
İnsan denen bu kutsal binayı artık, kendi maharetli ellerinle kurmak ustaca

Hayır canımın içi hiçte monoton değil öyle hayat denen bu döngü 
Evet hem de bunca acıya, bunca olup bitene rağmen hem de
Bir an evvel kurtul ne olur bu hastalıklı fikrinden
İçin geçmiş, sarhoşsun, dal şu akıp giden ırmağın serin sularına 
hadi artik bi'kendine gel, adamakıllı bi'silkelen lütfen!

Ulaş Yüksel / YAŞAMAK MUCİZESİ
Hep aynı yalnızlık
Yüreğimizi böyle  delice bileyleyen
Evet sevgilim aramıza giren bilge, 
o çılgın ayrılık..

Ulaş Yüksel


14 Eylül 2015 Pazartesi

Uğramışsa şiire yolum
Çoğunuzun sevgi yahut aşk dediği şeyin
Jelatini parlak sahte bir şekerleme oluşundandır

~Ulaş Yüksel
Söğüdün suyla öpüştüğü yerde yine 
yitik zaman kendi boşluğumda salındığım şu dem
Islak, sırılsıklam ve dehset aydınlık, 
usumu yoklayan tanıdık bir el bilgece 
asırlık bir zeytin gölgesinden uzanan rahmet saçarak

Rüzgarla dans eden yaprakları kavak ağacının gölün aynasında 
ve incire yemin eden Tengri  peşpeşe hiç durmadan
Kınında bir kayıp hançer ismin, şöyle dursun cismin
yoksa neden yansın böyle tatlı tatlı etim ey !

Hurma liflerinden anları dokuyorum nicedir karşılıksız
ve bir ilmiği atarken daha çözülüyor bir önceki hep
Istar ağacında dokuduğum  bir düş işte bu hayat 
aslında hiç akmayan bir  sahtekar şu zaman
gelmişine geçmişine sövdüğüm andan ibaret

uLÂs..
Alnımda bir nilüfer  şimdiden
Atlayarak zemherinin üzerinden
Zamansiz  bir mevsim sadrımda bahar 
Ne acayip cilvesidir bu feleğin 
Neden kanla yazılır hep şu hürriyet

İşte gölün üzerinde parçalanmış bir taht
Yüzleri kapkara kesilmiş onlarca politakacı
Ve hırsız ecdatları zehirli sularından içen
Bir telaş ki sarmış, çıplacık bırakmış kralı 
Tutuşturmuş sarayı sonunda mazlumun ahı

Ulaş Yüksel / Bir Saltanat Hikayesi

1 Eylül 2015 Salı

Terliydi sokak evvelki akşam
Otomobiller geciyordu esmer alnından
Ruzgarla kolkola ıslık çalarak ustaca 
sızıyordu suyun sesi kırık pervazdan 

Kaçtı saat, kaç saat uyudum bilmiyorum 
Nasıl da sevişmiş böyle yerküreyle duraksız gök
Toprak kokuyor ellerim hayret, bak inanmazsan, 
Agustos'un ateşi de hani,  hala duruyor  bağrımda

Biliyor musun 
yormuyor artık alem denen bu harman yeri 
Bak, nasılda savruluyor kara patozun ağzından
insanların olur olmaz anlamsız yargıları 
Ve sanırım bundanda kurtuldum artık
Yerilip kınanmak hem, ne esaslı şey, 
Nasıl da parlatiyor  insanın öz cevherini 

Söylesene lütfen ;
değer mi yakıp yıkmaya,
Kendini ıspata canhıraş anlamsızca
üç günluk dünya işte ya hu
Gerçekten bu böyle

Neyse canımın içi,
Uyumak vakti geçti artık
Gün yetmez oldu hanı
Artık sevmek, 
ölesiye sevmek zamanı. 

~ 'Ulaş Yüksel

30 Ağustos 2015 Pazar

Tesbih taneleri gibi dağıldık dört bir yana
Satanlar oldu kendini güce ! ve paraya !
Çogunluğun kul olduğu  otoriteye !
Agır geldi ucuz şarap neylersin

Lat ! Menat! Uzza ey ! 
balta kesmez boynunu asırlar geçse bilirim
Kac dostu kopardın soframızdan böyle

Yıkıldi demişti dedem halbuki bütün putlar
Sakalı vardı, imamdi nerden bilelim inandık, 
De be more, ne bilsin garibim o da inanmış
Nur içinde yatsındaaa, dedikleri hep yalandı

Ulaş Yüksel

28 Ağustos 2015 Cuma

Penceremin pervazında bir muhacir  köyü Hançerli
Anasının koynuna sokulmus bir çocuk dağlar içinde
Varsam yaslansam yamacına yoruldum desem 
Selanik desem, Karaman desem,
Memleket desem, Mustafa Kemal desem
Daha bi'sey demesem sussam...
Mavzerin kuşanır m'ola

Ulaş Yüksel
Şairin namazıdır şiir 
Seccade maragnozun tezgahı
İlmik ilmik ayet dokur gelinlik kızlar 
elleri nakış nakış kınalı 

~ Ulaş..

24 Ağustos 2015 Pazartesi

Bir sala benziyor tahtın
Kan deryasında salınan
Ve elbet o Deniz kabarır

Bir sala benziyor tahtın
Parçalanmaya mahkum
Taşar suyun sabrı yakındır

Ulaş Yüksel / AKreP Gibisin !

23 Ağustos 2015 Pazar

Sorulan her müşkülde
Izahın sonuna nokta koymadan
Bakışını yere düşürmeyi derin derin

Mekanın ve zamanın 
bes duygunun kabuğunu kıran
suskudaki o ince manayı

Ah... 
böyle  susmayı ben 
senden öğrendim.

uLÂs..

21 Ağustos 2015 Cuma

Seni bende bulana kadardı tüm sancı
Şarap etkisini yitirdi, kanım pıhtılaştı
Şimdi gidebilirsin, gidebilirsen Eleni
Uzaklaştıkça çoğalarak içimde...

~Ulaş Yüksel
Sevi denen bağın ne olduğunu daha iyi anlıyorum artık. 
Bağ dedim Eleni bağımlılık değil...

~ Ulaş
Şiirin bereketli memesinden ben 
Gönlümü emziririm

Ya da şöyle Eleni ;

Gönlümün dolgun göğüslerinden 
Şiir sağarım ben

Ulaş Yüksel / Cuma Namazı
evlerin saçaklarında çözülüyor bulutlar 
kuşlar geçiyor saçlarının arasından mavi

'Ulaş Yüksel
 
Teninde menevişlenmiş iyot ki
Ziyan olurdu sen olmasaydın hani hakkaten
Gunes nasıl da yükselmiş öyle omuz başlarından esmer
Alnında boncuk boncuk 
yanaaar söner
Ay saçlarında sarhoş 
meyhanenin avlusuna yığılmış kalmış
Ruzgar işveli bir çingene sermest
bastan cıkaran dansıyla  kıvrak

Heyhat ! 
kaç iklim taşırsın öyle gerdanında canımın içi
Kışı başka güzel, yazı başka

'Ulaş Yüksel

16 Ağustos 2015 Pazar

Artık sevmiyordu aşırılıkları
parlak ışıkları, şaşayı
Üç kardeşlerdi hem
ortancaydı kendisi

~Ulaş..

14 Ağustos 2015 Cuma

Sen ateş oldun,  
yalımlar saçan rahmetinden
Ben tavında dövülen demir
Kaçmak mı ? 
Peh...en kolay iş
Çekiç sesi raksima name

Kapıdan kovulup hem
pencerden yol bulmak mesleğim
Doğru bulduğum ne varsa hayata dair
Tokmağı aşınan kapı ey
Ötelere sıçratan ısrar...

Neyse bi yol geçmeyelim şimdi bunları;
İşte usumda çeliklesen şu idrak
Sen olmasaydın, sen olmasaydın
Nasıl var ederdik şu göynü sil baştan

A dost 
ellerinin nasırı ile okşa  kalbimi
Çıkmasın  hatırımdan bir an bile
O, kutsal emek 

~Ulaş Yüksel / Vefa

11 Ağustos 2015 Salı

En çok sana kızıyorum şu hayatta 
En çokta seni önemsiyorum çünkü

Seni şapşal farkında bile değilsin 
Içimde devinen şu baharın hâlâ

 ~ Ulaş Yüksel ~

8 Ağustos 2015 Cumartesi

Yureginde sevgi tasiyor isen eger
en buyuk gucun sahibisin demektir 
Cunku dostum ; 
onun donusturup, degistiremeyecegi 
hicbir sey yaratilmadi henuz.

Ulas Yuksel