birazdan karılırım,
akıp giden sokağa
ağır, aksak,
bir derviş edasında,
düşünceli..
belki bu sefer
gece içimden geçer
illa ki geçer
bakarsın koca'rım bende
ışır ağzımda söz
bıyığıma kırağı düşer
ve güne çıkarsak sevgilim
illa ki konuşurum
ama sen, suskuma kulak kesil daha çok
söz, vurur boyununu diyemediklerimin
demeye, güç yetiremediklerimin
gözlerime bakma sakın !
Ulaş Yüksel
21 Kasım 2014 Cuma
13 Kasım 2014 Perşembe
elbette ki;
tutsam ellerini daha güzel olur hayat.fakat
aşk denen bilge
açtı en büyük sırrını
kendi gönlüme sarılmayı öğretti
gelişinle bir bahar devinir sinemde evet
ama koymuyor artık hiçbir ayrılık nihayet
yüreğim, her aşkta,
yıllanan sıcak şarap beden küpümde
ve ben,
soğurdukça kendimi, taşıyorum kabımdan
o ser hoşluk ki; benzemez hiçbir sarhoşluğa
yüzüyorum aşkın da ötesinde
derin sevi denizinde...
Ulaş YÜKSEL
tutsam ellerini daha güzel olur hayat.fakat
aşk denen bilge
açtı en büyük sırrını
kendi gönlüme sarılmayı öğretti
gelişinle bir bahar devinir sinemde evet
ama koymuyor artık hiçbir ayrılık nihayet
yüreğim, her aşkta,
yıllanan sıcak şarap beden küpümde
ve ben,
soğurdukça kendimi, taşıyorum kabımdan
o ser hoşluk ki; benzemez hiçbir sarhoşluğa
yüzüyorum aşkın da ötesinde
derin sevi denizinde...
Ulaş YÜKSEL
Yalnızlığın yumuşak, ipeksi elleri vardır, buna rağmen güçlü parmaklarıyla kalbi kavrar ve canını hüzünle ağrıtır. Yalnızlık, ruhani yücelmenin olduğu kadar, hüznün de yandaşıdır.
Kırık Kanatlar, Halil Cibran
hüzün yakışıklıdır
keder çirkin güzel
gam kapılardan ırak
düşman başına desem inanma
fazlası kalbe zarar !
üç oluklu bir köy çeşmesi bu
ne zaman yıkasam ellerimi
çok geçmeden alnım ışır
koynumdan bir güneş yükselir
Ulaş Yüksel
Kırık Kanatlar, Halil Cibran
hüzün yakışıklıdır
keder çirkin güzel
gam kapılardan ırak
düşman başına desem inanma
fazlası kalbe zarar !
üç oluklu bir köy çeşmesi bu
ne zaman yıkasam ellerimi
çok geçmeden alnım ışır
koynumdan bir güneş yükselir
Ulaş Yüksel
9 Kasım 2014 Pazar
kanını işler bu yarasalar canını
insan hayatı ne ki; ne ki yerin üstü
yerin altı; ölülerini işler, böyle döner
böyle döner bunların kanlı çarkı
bir halkın kurtuluşu felan değil bu
soktuğun kumdan çıkar artık kafanı
görmüyor musun kaynıyor yerin altı
simsiyah akıyor artık bu coğrafyanın kanı
Ulaş Yüksel
8 Kasım 2014 Cumartesi
ne zahmetlere girildi
ne kabuklar kırıldı
deldi taşı sabırla
çelikten sert
her şeyden kutsal
şu insanın emeği
doldu çakmağa yedi kat yer,
urdu çakmak taşını yalım yalım
ışk oldu emek düştü ocağa. aş oldu
var mı bundan daha tatlı sofra
emekten daha leziz nimet
öpte başına ko ufaklık
döl tutsun usunda bu bilinç
ekmek değil o...
o emek.
Ulaş YÜKSEL
-
teknesinde kapitalizmin ezmeye üzüm gerek
kanın o senin, kadehteki emek
zevk ile riyanın koynunda,
o salyalı ağızlarda ...
besmele o dudaklarda bir iğreti
ve sen ey !
rahman ve rahim olanın alınteri
ne zaman yırtacaksın bu kara perdeyi
binlerce yıllık bilinç
uyan !
Ulaş Yüksel / Ilımlı Kapitalizm
kanın o senin, kadehteki emek
zevk ile riyanın koynunda,
o salyalı ağızlarda ...
besmele o dudaklarda bir iğreti
ve sen ey !
rahman ve rahim olanın alınteri
ne zaman yırtacaksın bu kara perdeyi
binlerce yıllık bilinç
uyan !
Ulaş Yüksel / Ilımlı Kapitalizm
6 Kasım 2014 Perşembe
bu gece,
şimdi birazdan
cehennemin dibinde değil
bir madenin o dipsiz karanlığında uyuyacağım,
hem de hiç uyanmamacasına
''madenciliğin fıtratında var'' denilen o kara ölümle koyun koyuna
yeni Türkiye'ymişya,
sözde bitmişya fukaralık bu memlekette...
ıpone'undan okursun bu son sözlerimi artık
çıplak kıralın kapıkulu ey !
kızgınım sana evet
ama kalbimdeki bu öfkeyle gitmek istemiyorum.deymezsin
öyle karardı ki artık ellerin deymezsin
öyle körsün ki deymezsin
kanım tüter bacandan
öyle kurumuş ki kalbin.deymezsin
ama yine de iyi geceler,
yine de iyi uykular,
yine de
yine...
şimdi söndür ışığımı da
vicdanında boğulayım
sırla, rahat uyuyayım..
'Ulaş Yüksel
şimdi birazdan
cehennemin dibinde değil
bir madenin o dipsiz karanlığında uyuyacağım,
hem de hiç uyanmamacasına
''madenciliğin fıtratında var'' denilen o kara ölümle koyun koyuna
yeni Türkiye'ymişya,
sözde bitmişya fukaralık bu memlekette...
ıpone'undan okursun bu son sözlerimi artık
çıplak kıralın kapıkulu ey !
kızgınım sana evet
ama kalbimdeki bu öfkeyle gitmek istemiyorum.deymezsin
öyle karardı ki artık ellerin deymezsin
öyle körsün ki deymezsin
kanım tüter bacandan
öyle kurumuş ki kalbin.deymezsin
ama yine de iyi geceler,
yine de iyi uykular,
yine de
yine...
şimdi söndür ışığımı da
vicdanında boğulayım
sırla, rahat uyuyayım..
'Ulaş Yüksel
27 Ekim 2014 Pazartesi
tam bir dibe vuruş gerekli
kelimeleri birbirine ulayamadığım, aşı tutmayan
halimi anlatamayacağım öyle derin bir yangın
ki; son kez küllerini birktirmek için
tunçtan bir kavonozda
asırları aratmayan
bir kaç saatte olabilir bir kaç gün de
sabrım kalmadı artık aziz
ince hastalık,
büyük veba ''ertelemek''
ağzını sıkıca kapa
mısra düşmesin bir süre dudaklarından
belki bir şiir okurum sonra da
kabuğu çatlar cevizin ansızın
o ince zarıda yırtılır belki yokluğun
yine yeniden
yaratmak kendimi en baştan
kendi ellerimle bu kez
bu son ölüm olur artık kimbilir
ilk dirilme hiç ölememecesine bu kez
sularım bulansın istemiyorum artık aziz
tam bir dibe vuruş gerekli
artık ölmek istemiyorum
Ulaş YÜKSEL
kelimeleri birbirine ulayamadığım, aşı tutmayan
halimi anlatamayacağım öyle derin bir yangın
ki; son kez küllerini birktirmek için
tunçtan bir kavonozda
asırları aratmayan
bir kaç saatte olabilir bir kaç gün de
sabrım kalmadı artık aziz
ince hastalık,
büyük veba ''ertelemek''
ağzını sıkıca kapa
mısra düşmesin bir süre dudaklarından
belki bir şiir okurum sonra da
kabuğu çatlar cevizin ansızın
o ince zarıda yırtılır belki yokluğun
yine yeniden
yaratmak kendimi en baştan
kendi ellerimle bu kez
bu son ölüm olur artık kimbilir
ilk dirilme hiç ölememecesine bu kez
sularım bulansın istemiyorum artık aziz
tam bir dibe vuruş gerekli
artık ölmek istemiyorum
Ulaş YÜKSEL
kaç cenge girdim,
kaç öldüm dirildim
bak,
boza çalar saçlarım
artık çok yorgunum.
bilirsin...
bir kurdu,
ancak içindeki kurt yiyebilir.
şimdi söz ver bana,
düşürme şurama hiçbi'gün
o amansız ikirciği
asla !
bakma böyle delişmen baktığıma
asla kıyamam ben bir cerene
kursağımda ki zehir karışır kanıma da
ne yapsan yine de dişim geçmez etine
seviyorum...
çünkü seviyorum.
Ulaş YÜKSEL
kaç öldüm dirildim
bak,
boza çalar saçlarım
artık çok yorgunum.
bilirsin...
bir kurdu,
ancak içindeki kurt yiyebilir.
şimdi söz ver bana,
düşürme şurama hiçbi'gün
o amansız ikirciği
asla !
bakma böyle delişmen baktığıma
asla kıyamam ben bir cerene
kursağımda ki zehir karışır kanıma da
ne yapsan yine de dişim geçmez etine
seviyorum...
çünkü seviyorum.
Ulaş YÜKSEL
koca bir ormanın,
o iştahlı gürültüsünü taşıyor gözlerin
öyle bakma,
çok olmadı sürüden ayrılalı,
gayb'olurum
birazdan ay çıkar, sıçrarım ansızın
dalarım birazdan gözlerinin halkasından içeri
kaç cenge girdim,
kaç öldüm dirildim. yorgunum
bir kurdu, ancak içindeki kurt yiyebilir bilirsin
ve ne yapsan dişim geçmez etine. seviyorum
söz ver bana,
düşürme sen de içime diğerleri gibi
o amansız ikirciği
Ulaş Yüksel
7 Ekim 2014 Salı
-
- KOBANE
Bir film izliyor bir kaç kürt çocuğu
dayanıp kahvehanenin buğulu camına
Dayanamayıp ben de katılıyorum aralarına
Ses yok ama olsun, ziyanı da yok hani
biz uydururuz bir şeyler nasıl olsa
Mavi bir gökyüzü yorganımın altında
serde şaiirlik var hem, çocuğum daha
Suyun karşı yakasına geçirmeye çalışıyor kuyruklu bir piyanoyu
portakal sandıklarının arasında meksikalı kaçakçı
Gemi yan yatıyor birden, dağılıyor suyun yüzüne piyanonun tuşları
Derken bir şarkı tutturuyor hep bir ağızdan nehrin şişman kurbağaları
Ellerimden kayan bir kavanoz gibi dağılıyor o kürt çocuğun düşleri
Ve nerden, nasıl, keskin bir portakal kokusu çalınıyor burnuma
ya ben filmin içindeyim, ya böylesi şaşırtan bir tesadüf
Boya sandığım, kararan ellerim, on üç yaşım ...
Üşüyorum, sızlıyor burnumun direği
Babam düşüyor ansızın usuma,
ansızın bir ülkenin yarısı...
Ulaş YÜKSEL / Kobane
Bir film izliyor bir kaç kürt çocuğu
dayanıp kahvehanenin buğulu camına
Dayanamayıp ben de katılıyorum aralarına
Ses yok ama olsun, ziyanı da yok hani
biz uydururuz bir şeyler nasıl olsa
Mavi bir gökyüzü yorganımın altında
serde şaiirlik var hem, çocuğum daha
Suyun karşı yakasına geçirmeye çalışıyor kuyruklu bir piyanoyu
portakal sandıklarının arasında meksikalı kaçakçı
Gemi yan yatıyor birden, dağılıyor suyun yüzüne piyanonun tuşları
Derken bir şarkı tutturuyor hep bir ağızdan nehrin şişman kurbağaları
Ellerimden kayan bir kavanoz gibi dağılıyor o kürt çocuğun düşleri
Ve nerden, nasıl, keskin bir portakal kokusu çalınıyor burnuma
ya ben filmin içindeyim, ya böylesi şaşırtan bir tesadüf
Boya sandığım, kararan ellerim, on üç yaşım ...
Üşüyorum, sızlıyor burnumun direği
Babam düşüyor ansızın usuma,
ansızın bir ülkenin yarısı...
Ulaş YÜKSEL / Kobane
5 Ekim 2014 Pazar
yol kendi içine kıvrıldı...
ne kadar uzasa da voltam
hep aynı avluda buluyorum kendimi
ah! bu nasıl esirlik böyle
bir ayağı hürriyet, prangalı diğeri
nasıl oluyor da gülerken gözüm
içimde bir keder oğullanıveriyor
böyle anlık ve derin...
derken usuma düşüyor Barış çocuk
havalanıyor uçurtma minicik ellerinden
mavi gökle sevişiyor ipin ucunda kalplerimiz
avluda yine hüzün
kan sızıyor göğün sarkacından
kırmızıya boyanıyor avlu
vurmasınlar uçurtmayı !
ah! ellerimiz yine kan
Ulaş YÜKSEL / Madalyon
ne kadar uzasa da voltam
hep aynı avluda buluyorum kendimi
ah! bu nasıl esirlik böyle
bir ayağı hürriyet, prangalı diğeri
nasıl oluyor da gülerken gözüm
içimde bir keder oğullanıveriyor
böyle anlık ve derin...
derken usuma düşüyor Barış çocuk
havalanıyor uçurtma minicik ellerinden
mavi gökle sevişiyor ipin ucunda kalplerimiz
avluda yine hüzün
kan sızıyor göğün sarkacından
kırmızıya boyanıyor avlu
vurmasınlar uçurtmayı !
ah! ellerimiz yine kan
Ulaş YÜKSEL / Madalyon
bazı kadınlar var ki azizim
onları hep güldüreceksin
güldüreceksin ki yüreğin büyüyecek
onların yüzünde hüzün bir mahşer yeri
güldüreceksin ki kıyamet hiç kopmayacak
bazı kadınlar var ki azizim
onların eli hep bir yetimin başını okşar
onların yüzünde hüzün tarifsiz bir şevkat
dokunma onlara... öylece seyret
seyret ki; yıkansın merhametin suları ile yüreğin
onların yüzünde hüzün ömre anlam, kalbe cila
Ulaş Yüksel
onları hep güldüreceksin
güldüreceksin ki yüreğin büyüyecek
onların yüzünde hüzün bir mahşer yeri
güldüreceksin ki kıyamet hiç kopmayacak
bazı kadınlar var ki azizim
onların eli hep bir yetimin başını okşar
onların yüzünde hüzün tarifsiz bir şevkat
dokunma onlara... öylece seyret
seyret ki; yıkansın merhametin suları ile yüreğin
onların yüzünde hüzün ömre anlam, kalbe cila
Ulaş Yüksel
3 Ekim 2014 Cuma
-BAYRAMINIZ KUTLU OLMASIN !
koyunları sayarken kuzuların sessizliğinde
uykuyla güreş tuttuğum bir an kan ter içinde
kara bir koyun sokuldu yorganımın altına
Suriye'li bir çocuğun ıslak bakışlarıyla
sadece gözleri seçilen kara bir koyun
sessizce fısıldıyordu titreyerek
- sakla beni...
- tekbir getirip kıyacaklar bize
- ne olur sakla beni.
U. Y. / TEZKERE / KURBAN
koyunları sayarken kuzuların sessizliğinde
uykuyla güreş tuttuğum bir an kan ter içinde
kara bir koyun sokuldu yorganımın altına
Suriye'li bir çocuğun ıslak bakışlarıyla
sadece gözleri seçilen kara bir koyun
sessizce fısıldıyordu titreyerek
- sakla beni...
- tekbir getirip kıyacaklar bize
- ne olur sakla beni.
U. Y. / TEZKERE / KURBAN
2 Ekim 2014 Perşembe
bir kırılmanın daha eşiğindeyim yine
bakalım hangi dağın ardından doğacak güneş
başlarını kopardığım kuşlar dönüyor bir bir
İnSAnın nefesini taşıyarak bu kez kanatlarında
kaftan kafa anka ey! gel, kon sadrıma
bütün haşmetiyle dans ediyor
şuh sesiyle şarkılar söylüyor gelenek. bu son şenliği
mavi gözlü bir çocuk parmağını emiyor usumun rahminde
yıkanıyor zihnim doğum sularıyla. arı, saf, tertemiz
gebeyim, yüklüyüm ey Meryem!
dokuz doğuyorum yine
'Ulaş Yüksel / Çarmıh
bakalım hangi dağın ardından doğacak güneş
başlarını kopardığım kuşlar dönüyor bir bir
İnSAnın nefesini taşıyarak bu kez kanatlarında
kaftan kafa anka ey! gel, kon sadrıma
bütün haşmetiyle dans ediyor
şuh sesiyle şarkılar söylüyor gelenek. bu son şenliği
mavi gözlü bir çocuk parmağını emiyor usumun rahminde
yıkanıyor zihnim doğum sularıyla. arı, saf, tertemiz
gebeyim, yüklüyüm ey Meryem!
dokuz doğuyorum yine
'Ulaş Yüksel / Çarmıh
göğe benzer yüreğin
benim ellerim deniz
kuşlar uçar senin yüreğinde
ellerimde balıklar oynaşır benim
çok benzeriz aslında
halkları başka başka olsada
ikimizde daha çok mavi
daha çok insan ikimizde
göğe saçılıyor ellerinin murekkebi
suya düşüyor ellerim sevdayı
ağıyor göğe yüreğimin yükü
menevişleniyor suda yüzün
renkleri birbiriyle sevişen
o belirsiz berzahta buluşur mu dersin
Ebem kuşağında, bir gün ellerimiz
kimbiilir...
bir yağmurla belki
karışır göğe balıklar
belki kuşlar suya iner
uzansam o büyük boşluğa ki
arayı ancak bir aşk doldurur
tutar mısın ellerimi o vakit
iyi düşün bunu, bir daha düşün
ne varsa ellerimizde var
öyle mavi ellerimiz...
'Ulaş Yüksel
benim ellerim deniz
kuşlar uçar senin yüreğinde
ellerimde balıklar oynaşır benim
çok benzeriz aslında
halkları başka başka olsada
ikimizde daha çok mavi
daha çok insan ikimizde
göğe saçılıyor ellerinin murekkebi
suya düşüyor ellerim sevdayı
ağıyor göğe yüreğimin yükü
menevişleniyor suda yüzün
renkleri birbiriyle sevişen
o belirsiz berzahta buluşur mu dersin
Ebem kuşağında, bir gün ellerimiz
kimbiilir...
bir yağmurla belki
karışır göğe balıklar
belki kuşlar suya iner
uzansam o büyük boşluğa ki
arayı ancak bir aşk doldurur
tutar mısın ellerimi o vakit
iyi düşün bunu, bir daha düşün
ne varsa ellerimizde var
öyle mavi ellerimiz...
'Ulaş Yüksel
derdimiz ne bizim
ne zoru var bu uykunun bizle böyle
çok sevdim Nazım ustam çok
dizindeki sızılar da beni
sen rahat uyu...
ve bakma böyle acizlendiğime
vurmuş mührünü bir kere,
kaçmak olur mu
mısra düşmüş felek alnımıza,
şiirin gölgesinde uyumak miras bize
biz ki eeey
gecenin gücü yetmez !
geceyi uyuturuz koynumuzda
'Ulaş Yüksel / Şairin Ninnisi
ne zoru var bu uykunun bizle böyle
çok sevdim Nazım ustam çok
dizindeki sızılar da beni
sen rahat uyu...
ve bakma böyle acizlendiğime
vurmuş mührünü bir kere,
kaçmak olur mu
mısra düşmüş felek alnımıza,
şiirin gölgesinde uyumak miras bize
biz ki eeey
gecenin gücü yetmez !
geceyi uyuturuz koynumuzda
'Ulaş Yüksel / Şairin Ninnisi
aynı göğün kuşları kalblerimiz
yani diyorum ki; salıversek
bir bulutun içinde
kaybolur muyuz umursuz
nasıl geçilir başka türlü
altı yönden, beş duygudan
kırıp zincirlerini öyle hür
mekandan ve zamandan
eeey aşk! büyük şifacı! etme.
bak, yine kırıldı akıl fincanım
çalacak başka kapım mı var
derdim de sensin dermanımda
bir tek sen sararsın yine yarayı
'Ulaş Yüksel
02.10.2014
yani diyorum ki; salıversek
bir bulutun içinde
kaybolur muyuz umursuz
nasıl geçilir başka türlü
altı yönden, beş duygudan
kırıp zincirlerini öyle hür
mekandan ve zamandan
eeey aşk! büyük şifacı! etme.
bak, yine kırıldı akıl fincanım
çalacak başka kapım mı var
derdim de sensin dermanımda
bir tek sen sararsın yine yarayı
'Ulaş Yüksel
02.10.2014
26 Eylül 2014 Cuma
25 Eylül 2014 Perşembe
çıkar aklının doruklarına
yüreği ki; incelikli eşkiya
çıkmak olurda geçmek olmaz mı
bir kartalın gözünde ne ki dağ
keskin bakışlı bıçkın bir delikanlı
söker kendi tırnaklarını bir bir.haşin
kırk yıllık bir yorgunluktan sonra
varmadan henüz kırkına daha
silkinir, soyunur eski libaslardan
düşürür gagasını vurarak kayalıklara
artık aynı sada değil yankılanan
ko vadiyi dost, çağını aşar bu söz.
Ulaş Yüksel
yüreği ki; incelikli eşkiya
çıkmak olurda geçmek olmaz mı
bir kartalın gözünde ne ki dağ
keskin bakışlı bıçkın bir delikanlı
söker kendi tırnaklarını bir bir.haşin
kırk yıllık bir yorgunluktan sonra
varmadan henüz kırkına daha
silkinir, soyunur eski libaslardan
düşürür gagasını vurarak kayalıklara
artık aynı sada değil yankılanan
ko vadiyi dost, çağını aşar bu söz.
Ulaş Yüksel
24 Eylül 2014 Çarşamba
23 Eylül 2014 Salı
dişlerimi karıştıracak mışım
elime bir kürdan alıp kahvehanede
et yedim sanacakmış arkadaşlar
bırak allasen ...
nedir bu anlamsız gurur !
insan neden utansın ki fukaralığından
görmez misin bak, bir çuval kömürle
koca bir milletin gözünü boyayanları
batsın o zenginliğiniz yerin dibine !
öyle pişkindir ki bunlar lağım çukuru ağızları
diyor ki; fıtratında varmış madencinin ölüm
bin kerre yuh olsun böylesi bir zihniyete
ve merak etme
anlayacaksın elbet sende bir gün
o kömürle bilrikte neleri ateşe verdiğini
Soma yine kaynıyor, yine dönüyor o kanlı çark
kaç yetimin feryadı tütecek bacandan bilir misin
gör bak tarih kaydedecek bu kara lekeyi
parmakla gösterecek halkını soyan büyük ustayı
biz değiliz aziziim, utanması gereken biz değiliz
kendi alınlarına çaldığı karadan onlar,
o leş yiyiciler, o AKPabalar utansın
Ulaş Yüksel
elime bir kürdan alıp kahvehanede
et yedim sanacakmış arkadaşlar
bırak allasen ...
nedir bu anlamsız gurur !
insan neden utansın ki fukaralığından
görmez misin bak, bir çuval kömürle
koca bir milletin gözünü boyayanları
batsın o zenginliğiniz yerin dibine !
öyle pişkindir ki bunlar lağım çukuru ağızları
diyor ki; fıtratında varmış madencinin ölüm
bin kerre yuh olsun böylesi bir zihniyete
ve merak etme
anlayacaksın elbet sende bir gün
o kömürle bilrikte neleri ateşe verdiğini
Soma yine kaynıyor, yine dönüyor o kanlı çark
kaç yetimin feryadı tütecek bacandan bilir misin
gör bak tarih kaydedecek bu kara lekeyi
parmakla gösterecek halkını soyan büyük ustayı
biz değiliz aziziim, utanması gereken biz değiliz
kendi alınlarına çaldığı karadan onlar,
o leş yiyiciler, o AKPabalar utansın
Ulaş Yüksel
22 Eylül 2014 Pazartesi
I-
İmdi senin gözlerinle yine seni
su gibi zeytin kokan mutfağımdan
yüreğinde biriktirdiğin güvercinlerle
selamlayacağım ölmez mananı
kabirlere sığmayan kamil akıl ey
şâd olsun ruhun
.
. eğil Hasan Dağı eğil bir yol
eğil de bir bak, bir dinle hele
asırlık bir selamı taşırım andacımda
kimin sesi değmiş sesime bildin mi
Nerden mayalanmıs ıslığım
.
. imdi patlamak zamanı bir nehir ağzı gibi çoşkun
püskürtmek içinde biriktirdiğin ataşı taa arş-ı alaya
yamaçlarına yaslanan yiğitlerin türküleriyle ışık ışık
imdi savaşmak, inmek zamanıdır oluk oluk
küffarın tepesine tepesine ...
II-
vurun ozanlar vurun üç telliye
yatman bu gece.ol parmaklar kanasın
şad olsun ruhu, ustam yücelerden dinlesin
saçılsın yeryüzüne sevdalar
barış olsun, kardeşlik olsun, sevi olsun
savrulsun bir harman yerinden
kanaatkar sevinciyle Anadolu insanının
menevişlenerek şu ayın hüzmesinde bir bir
dehşetle yoklarayarak bir ulusun hafızasını
insanı insan yapan yitirilmiş ne varsa.
kurulsun divanlar ol davalar görülsün
abanın gövdesine, nağmeler perde perde yayılsın
diyipte çığıran dilleriniz, şu cihana cân olsun
vurun ozanlar vurun üç telliye
yatman bu gece.ol parmaklar kanasın
şad olsun ruhu ustam yücelerden dinlesin
'Ulaş Yüksel / Ruhi Ustaya
20 Eylül 2014 Cumartesi
18 Eylül 2014 Perşembe
16 Eylül 2014 Salı
-
Govalarsan gaçar diyola
gaçsın diyorum gaçsın
umrumda değil dedikleriiz
o gaçsın, ben govalayım
ne olu yani ...
Elini golunu bağlamak mı aşk,
bu mu sabır dediğiiz erdem
Bilipdurun mu hem
ruhum yıkanır bu ataşla
Hakiki aşığım ben arkadaş
ne ben benzerim ne sevdiğm
sizin o tarif ettikleriize.
Düştük bi nazlı cerenin peşine
ceren ki ceren, gözleri goca bir orman
Dökülür altın suyu gürül gürül
saçları bir nehir,
çağlar omuz başlarından
çağlar omuz başlarından
Başlar bir uçtan bir uca guşlar
duttururlar bir göçmen gızın türküsün
vurur şavkı, gayaların alnına
aklımı başımdan alır yankısı
Kimseler bi şey demesin gaari
o nereyeee, ben oraya ...
varsın gaybolayım bu ormanda
osanmak olu mu gardaş bu işte
osanmak olu mu heç aşkta
'Ulaş Yüksel
15 Eylül 2014 Pazartesi
saat üç otuz
sönmüş köyün ışıkları
caminin üstünde, kilisenin hizasında,
karanlığın tam ortasında
üşür gibi titriyor bir ateş
başında ki adam belli belirsiz
elleri benimkiler gibi
göğe ağıyor kasılan şehveti,
yay gibi gergin
nurdan bir elma asılı semada
iç geçiriyor ay yarım
sigarayı bıraktığından beri öyle güçlü
sıksa suyunu çıkarır taşın ve fakat,
içinden bir ses hep;
deymez diyor deymez
yıkılıp duran şu mahşer yerinde
delice koşturmaya
- hem ne uğruna !
yollar sizin olsun,
çarşı pazar, ışıklı caddeler
olmazsa olmazlarınız topyekün sizin
ben acımdan öleyim
ne çıkar...
inemem buralardan inmem,
kaybolurum anlamsız kalabalığınızda
ayrılmam artık bu tenhalığımdan
Dokunmayın yalnızlığıma
yollar sizin olsun, yollarınız...
dağlar benim.
Ulaş Yüksel
sönmüş köyün ışıkları
caminin üstünde, kilisenin hizasında,
karanlığın tam ortasında
üşür gibi titriyor bir ateş
başında ki adam belli belirsiz
elleri benimkiler gibi
göğe ağıyor kasılan şehveti,
yay gibi gergin
nurdan bir elma asılı semada
iç geçiriyor ay yarım
sigarayı bıraktığından beri öyle güçlü
sıksa suyunu çıkarır taşın ve fakat,
içinden bir ses hep;
deymez diyor deymez
yıkılıp duran şu mahşer yerinde
delice koşturmaya
- hem ne uğruna !
yollar sizin olsun,
çarşı pazar, ışıklı caddeler
olmazsa olmazlarınız topyekün sizin
ben acımdan öleyim
ne çıkar...
inemem buralardan inmem,
kaybolurum anlamsız kalabalığınızda
ayrılmam artık bu tenhalığımdan
Dokunmayın yalnızlığıma
yollar sizin olsun, yollarınız...
dağlar benim.
Ulaş Yüksel
14 Eylül 2014 Pazar
ve öyle bir dem gelir ki
küfr ile iltifat erir aynı potada
itibar etmezsin artık her ikisine de
anlam giydirmeden hiçbir şeye
yol olur, alırsın voltanı tebessümle
gidecek bir yerin de yoktur üstelik
kendinden başka ...
inkar etmek ne güç !
kırık aynalarda milyar kere sen
bir türlü şirk koşamaz İNSAN kendine
gam tutmaz sırrını
ama fena tenhasındır artık
bu amansız yalnızlığın cenderesinde
'Ulaş Yüksel
küfr ile iltifat erir aynı potada
itibar etmezsin artık her ikisine de
anlam giydirmeden hiçbir şeye
yol olur, alırsın voltanı tebessümle
gidecek bir yerin de yoktur üstelik
kendinden başka ...
inkar etmek ne güç !
kırık aynalarda milyar kere sen
bir türlü şirk koşamaz İNSAN kendine
gam tutmaz sırrını
ama fena tenhasındır artık
bu amansız yalnızlığın cenderesinde
'Ulaş Yüksel
11 Eylül 2014 Perşembe
o bir başınalığın muhteşem kalabalığı
şairlere sorulmayacak bir soru bu
- bilir misiniz siz de bu lirik taşkınlığı ?
ağzımı açsam öyle bir kalabalık iner ki avluya
sussam içime oturur pazar yeri
duyuyor musun sadrımdan yükselen sadayı sevgili
senin dudaklarınla çalıyorum milyar senedir ben bu ıslığı
'Ulaş Yüksel
şairlere sorulmayacak bir soru bu
- bilir misiniz siz de bu lirik taşkınlığı ?
ağzımı açsam öyle bir kalabalık iner ki avluya
sussam içime oturur pazar yeri
duyuyor musun sadrımdan yükselen sadayı sevgili
senin dudaklarınla çalıyorum milyar senedir ben bu ıslığı
'Ulaş Yüksel
yine insan eti kokacak belli ki bu kış
kızıl kana bulanacak yine şu duraksız gök
kaç emekçi oturur Soma'nın tavanında bilir misin
forslu yıldız değil onlar çerçevesi fatiha ile süslenmiş
şahit oldun mu asansörlerle yükselen emeğe
söylesene nasıl olur da ısınır hanen sönen ocaklarla,
semaya ağan ağıtlardan göç yolunu değiştirirken turnalar
sahi; göğe baktın mı ömründe sen hiç ?
'Ulaş Yüksel / Asansör
kızıl kana bulanacak yine şu duraksız gök
kaç emekçi oturur Soma'nın tavanında bilir misin
forslu yıldız değil onlar çerçevesi fatiha ile süslenmiş
şahit oldun mu asansörlerle yükselen emeğe
söylesene nasıl olur da ısınır hanen sönen ocaklarla,
semaya ağan ağıtlardan göç yolunu değiştirirken turnalar
sahi; göğe baktın mı ömründe sen hiç ?
'Ulaş Yüksel / Asansör
Neden kendinden bile saklar insan
Neden korkar kalbinin büyümesinden bu denli
Efsaneciler taktı bilirim çalı kurusu elleriyle, çatallaşan dilleriyle..
Ey gönül, bir künye gibi taşırsin bin yıllardir koynunda acıyı
Bu yüzdendir kara sevdaya çıkmış adın
En büyük kambur oysa sırtında sevgisizlik
Hesapsız kitapsızken şu aşk pazarı
Tezgahında duran bu terazi de ne
Öyle eziliyor ki kalabalıklar yutkunarak
saklamaya calıştıkları o ağır yaraların altında. heyhat!
Kus o elmayı Adem babam... yolunuz yol değil
Duyun bilin ey ! bilmeyenlere de deyiverin bi'zahmet
Hesabım yok, dedem gibi bakkal olmayacağım ben.
'Ulaş Yüksel
Neden korkar kalbinin büyümesinden bu denli
Efsaneciler taktı bilirim çalı kurusu elleriyle, çatallaşan dilleriyle..
Ey gönül, bir künye gibi taşırsin bin yıllardir koynunda acıyı
Bu yüzdendir kara sevdaya çıkmış adın
En büyük kambur oysa sırtında sevgisizlik
Hesapsız kitapsızken şu aşk pazarı
Tezgahında duran bu terazi de ne
Öyle eziliyor ki kalabalıklar yutkunarak
saklamaya calıştıkları o ağır yaraların altında. heyhat!
Kus o elmayı Adem babam... yolunuz yol değil
Duyun bilin ey ! bilmeyenlere de deyiverin bi'zahmet
Hesabım yok, dedem gibi bakkal olmayacağım ben.
'Ulaş Yüksel
11 Haziran 2014 Çarşamba
sözün bittiği yerde başlıyor
neşvüneva buluyor gönlüm
sadece sarılmak ister mi insan
yeter mi bu her şeyi anlatmaya
herkesle konuşursun
ama sustuğun bir tek kişi vardır
onca gevezelikten sonra hem de
açsan ağzını saçmalarsın artık
işte, tam da ordan başlar
nakşedilmeye yürek levhana
sevda denen o kutsal nesne
adamakıllı sustuğun yerden
elvada yoktur lugatında
merhaba da diyemezsin garip bir cilvedir iste
derin derin susmayı öğretir vurur yolunu,
gaspeder dilinin altındaki tüm sözcükleri
ey şiir, gecemi aydınlatan mısra ey
sen de olmasan, sen de olmasan !
kün kalemi dalmasa nun hokkasına
boğar beni içimde yükselen bu amansız tufan
Ulaş YÜKSEL
neşvüneva buluyor gönlüm
sadece sarılmak ister mi insan
yeter mi bu her şeyi anlatmaya
herkesle konuşursun
ama sustuğun bir tek kişi vardır
onca gevezelikten sonra hem de
açsan ağzını saçmalarsın artık
işte, tam da ordan başlar
nakşedilmeye yürek levhana
sevda denen o kutsal nesne
adamakıllı sustuğun yerden
elvada yoktur lugatında
merhaba da diyemezsin garip bir cilvedir iste
derin derin susmayı öğretir vurur yolunu,
gaspeder dilinin altındaki tüm sözcükleri
ey şiir, gecemi aydınlatan mısra ey
sen de olmasan, sen de olmasan !
kün kalemi dalmasa nun hokkasına
boğar beni içimde yükselen bu amansız tufan
Ulaş YÜKSEL
8 Haziran 2014 Pazar
şairim...
bilirim sözün sihrini
aşığım şiire, hem delice
*
fakat susan kadınlar bilirim
bütün kalabağıyla gönlünün
ağız dolusu susan kadınlar
*
onların ellerinden başlar ilk mısra
ak ellerinden düşer kağıda emek
o kadınlar ki; şiirin özü
*
şairim...
sözün hasını bilirim
tezgahımda ekmek kelam benim
*
fakat kadınlar bilirim çalışkan
çelik gibi, işleyen
bütün gücüyle yüreğinin.ışıyan
*
o kadınlar ki ; nasıl da balkır
namuslu alınlarında emek
anamdan bilirim.
'Ulaş Yüksel / İlk Mısra
bilirim sözün sihrini
aşığım şiire, hem delice
*
fakat susan kadınlar bilirim
bütün kalabağıyla gönlünün
ağız dolusu susan kadınlar
*
onların ellerinden başlar ilk mısra
ak ellerinden düşer kağıda emek
o kadınlar ki; şiirin özü
*
şairim...
sözün hasını bilirim
tezgahımda ekmek kelam benim
*
fakat kadınlar bilirim çalışkan
çelik gibi, işleyen
bütün gücüyle yüreğinin.ışıyan
*
o kadınlar ki ; nasıl da balkır
namuslu alınlarında emek
anamdan bilirim.
'Ulaş Yüksel / İlk Mısra
5 Haziran 2014 Perşembe
yüreğimmiş sende kalan...
bilmiyordum oysa tekrar neden geldiğini
yüzün farklı olsada gelen sendin yine
sırrı dağıldı şimdi tüm aynaların
dağıldı sihri bütün eski sevdaların
gidebilirisin, fakat kalabilirsinde
sevebilirim, üzülmemde gidişine
hep bana çıkıyor artık nasılsa
bilip bilmediğim bütün sokaklar
kaybolmaktan korkmuyorum...
'Ulaş Yüksel / AYN'A
bilmiyordum oysa tekrar neden geldiğini
yüzün farklı olsada gelen sendin yine
sırrı dağıldı şimdi tüm aynaların
dağıldı sihri bütün eski sevdaların
gidebilirisin, fakat kalabilirsinde
sevebilirim, üzülmemde gidişine
hep bana çıkıyor artık nasılsa
bilip bilmediğim bütün sokaklar
kaybolmaktan korkmuyorum...
'Ulaş Yüksel / AYN'A
4 Haziran 2014 Çarşamba
sokak beni çağırıyor
uzayıp giden o kapkara asfalt
uzanıp boylu boyunca
yıldızları seyrettiğim o kayalık
kafatasıma asılmış kandiller gibi
öyle çoklar ki oradan bakınca
sokak lamlabarına küs olay yeri
kafamın içi, safi nur sanki,
ya o kuş seslerinene demeli
göğsümün kafesinde öyle neşveli
o kanaryalar, Mayıs'ın rüz-gar gülleri
ve ben, genellikle her zaman
sanki bir yağmur oluyorum öyle ılık ılık
tenim bir elekmişte içimden geçiyor muşum
öyle latifmiş vucudum o demler
ve emiyor, emiyor emiyor...
üzerine yattığım o yumuşak kaya
sonra ne ben,
ne yağmur,
ne o kaya
deli zannedip götürecek aynasızlar
çamlığın arasında semah ururken birgün
ama ne tuhaf ki; artık bunu da umursamıyorum
kimbilir belki bir tımarhaneye yatırırlar da
rapor bile alırım 'yaptığından sual olunmaz' diye
neyse ney bre! çok çene ettik gene
gecenin güne kavuştuğu yere
de be deli gönlüm,
aaaydi gidelim...
Ulaş YÜKSEL
uzayıp giden o kapkara asfalt
uzanıp boylu boyunca
yıldızları seyrettiğim o kayalık
kafatasıma asılmış kandiller gibi
öyle çoklar ki oradan bakınca
sokak lamlabarına küs olay yeri
kafamın içi, safi nur sanki,
ya o kuş seslerinene demeli
göğsümün kafesinde öyle neşveli
o kanaryalar, Mayıs'ın rüz-gar gülleri
ve ben, genellikle her zaman
sanki bir yağmur oluyorum öyle ılık ılık
tenim bir elekmişte içimden geçiyor muşum
öyle latifmiş vucudum o demler
ve emiyor, emiyor emiyor...
üzerine yattığım o yumuşak kaya
sonra ne ben,
ne yağmur,
ne o kaya
deli zannedip götürecek aynasızlar
çamlığın arasında semah ururken birgün
ama ne tuhaf ki; artık bunu da umursamıyorum
kimbilir belki bir tımarhaneye yatırırlar da
rapor bile alırım 'yaptığından sual olunmaz' diye
neyse ney bre! çok çene ettik gene
gecenin güne kavuştuğu yere
de be deli gönlüm,
aaaydi gidelim...
Ulaş YÜKSEL
1 Haziran 2014 Pazar
sonra uzandım gecenin koynuna
iki seksen, bir doksan boyumla öyle upuzun
ama artık ben uyutuyorum geceyi dizlerimde sallayıp
türlü türküler icat ederek, sonu ya gam, yahut bir kayıp
nasıl bulunur ki karanlıkta kaybolanlar
biriniz anlatıversin bunu bana
yarası da belli olmuyor ki sarsam hani
hep siyah akıyor karanlığın kanı
unutsakta bir çoğumuz hala akıyor
alışılmamış bir acı var bir yerlerde
araya onca şey girsede hala inliyor o dağ
ve arsız beyaz adam karnını şişirmekle meşgul hala
gözkapaklarımdan ağır düşer yüreğime bunca olup duran
işte böyle arkadaş, bazan uyku tutmuyor işte
insan olanın insan yanını...
Ulaş YÜKSEL / Ben Uyuturum Geceyi (Soma)
iki seksen, bir doksan boyumla öyle upuzun
ama artık ben uyutuyorum geceyi dizlerimde sallayıp
türlü türküler icat ederek, sonu ya gam, yahut bir kayıp
nasıl bulunur ki karanlıkta kaybolanlar
biriniz anlatıversin bunu bana
yarası da belli olmuyor ki sarsam hani
hep siyah akıyor karanlığın kanı
unutsakta bir çoğumuz hala akıyor
alışılmamış bir acı var bir yerlerde
araya onca şey girsede hala inliyor o dağ
ve arsız beyaz adam karnını şişirmekle meşgul hala
gözkapaklarımdan ağır düşer yüreğime bunca olup duran
işte böyle arkadaş, bazan uyku tutmuyor işte
insan olanın insan yanını...
Ulaş YÜKSEL / Ben Uyuturum Geceyi (Soma)
30 Mayıs 2014 Cuma
28 Mayıs 2014 Çarşamba
sen gülersin
ben yanağımdaki gamzeyi farkederim
kalbinin aynası vurur alnıma
aklım ışır, yeniden gün doğar yüreğime
belki yüreğimde devrim olur
sonra bir kitap okursun
denize atarız tek tek koparıp sayfalarını
unuturuz ezberlenmiş ne varsa
belki susarız uzun uzun
bir plak koyarız pikaba
dalarız mehtaba
belki mehtap sen olursun
Ulaş YÜKSEL
ben yanağımdaki gamzeyi farkederim
kalbinin aynası vurur alnıma
aklım ışır, yeniden gün doğar yüreğime
belki yüreğimde devrim olur
sonra bir kitap okursun
denize atarız tek tek koparıp sayfalarını
unuturuz ezberlenmiş ne varsa
belki susarız uzun uzun
bir plak koyarız pikaba
dalarız mehtaba
belki mehtap sen olursun
Ulaş YÜKSEL
şiirler okudu şuh sesiyle
manevi bir maya çaldı ki gönlüme
ya tutarsa dedik. tuttu
şimdi dibine kadar yaşamak için
döndüm o duvarın önünden
babamın kokusu çalınıyor burnuma
bir kahvenin kalabalığı sırtımda
öyle cigara kokuyorum
ey keder nerdesin
on üç yaşım ey !
ilk sevgilim, ilk ayrılıklar
sevgiyle kucaklamak istiyorum
ey acı nerdesin ? uçtu
Ulaş Yüksel
manevi bir maya çaldı ki gönlüme
ya tutarsa dedik. tuttu
şimdi dibine kadar yaşamak için
döndüm o duvarın önünden
babamın kokusu çalınıyor burnuma
bir kahvenin kalabalığı sırtımda
öyle cigara kokuyorum
ey keder nerdesin
on üç yaşım ey !
ilk sevgilim, ilk ayrılıklar
sevgiyle kucaklamak istiyorum
ey acı nerdesin ? uçtu
Ulaş Yüksel
21 Mayıs 2014 Çarşamba
söylediklerin beni ilgilendirmiyor artık
ben sesindeki gerçekliğe takmışım kafayı
anlattıkça eriyorsun bir buz dağı gibi içten içe
kendini de inandırmaya çalıştığın yalanlarınla
sen hünerli bir arı olabilirsin bu kırda
ve en güzeli ovanın dağın taşın ormanın
şimdilik dolaşmaya devam et dilediğince
o çiçekten, bu çiçeğe...
fakat umutların tükendiği yerde
yedekte bekleyen sevgilin olamam,
üzgünüm desem yalan olur
üzgün değilim Eleni
Ulaş YÜKSEL
20 Mayıs 2014 Salı
haydi gönlüm yürüyelim biraz ama çocuklarla bu defa
çekip tahtadan kılıçlarımızı karanlığa şimdi adım adım
bır ıslık tutturup ağzımızdan ışıklar saçarak
bütün uydurulmuş dinlerin üzerine yürüyelim cesurca
belki ocaklara gün doğar, 1 Mayıs sabahı
umut ya aşımız, kimbilir, belki dirilir ölenler...
ama biz hep, aç mı kalacağız ? hayır !
meclisin kapısına kadar dayanır en çok
siyasi erkin o en kalın zırhı yıllardır delinemeyen
BİR MASAL KADER DENEN ŞEY, sakın inanmayın siz
haydi çocuklar,
ARTIK İNANMAmakla başlayalım
bu işe biz !
Ulaş YÜKSEL / İnanmayın Çocuklar
çekip tahtadan kılıçlarımızı karanlığa şimdi adım adım
bır ıslık tutturup ağzımızdan ışıklar saçarak
bütün uydurulmuş dinlerin üzerine yürüyelim cesurca
belki ocaklara gün doğar, 1 Mayıs sabahı
umut ya aşımız, kimbilir, belki dirilir ölenler...
ama biz hep, aç mı kalacağız ? hayır !
meclisin kapısına kadar dayanır en çok
siyasi erkin o en kalın zırhı yıllardır delinemeyen
BİR MASAL KADER DENEN ŞEY, sakın inanmayın siz
haydi çocuklar,
ARTIK İNANMAmakla başlayalım
bu işe biz !
Ulaş YÜKSEL / İnanmayın Çocuklar
19 Mayıs 2014 Pazartesi
böyle çalkalanmasaydı
içimde şu koca umman
fısıldayamazdım kulağına
o deniz kabuğunun hikayesini
taşımasaydım na şuramda bu göğü
nasıl anlatırdım kuşları sana ben
bir ateş ki bağrımda nice bin yıldır
tutuşur o alımlı kuyruğu Anka'nın
hiçliğe kanat vururken devirip dağları
hepliğin koynunda yanarak devleşir
şu tabiat ey! toprak anam,
ellerime bak şimdi
ellerim anlatsın sana
dört anasırrı
ellerim...
emeğin ekmekten
daha kutsal olduğunu.
Ulaş YÜKSEL
19.05.2014
içimde şu koca umman
fısıldayamazdım kulağına
o deniz kabuğunun hikayesini
taşımasaydım na şuramda bu göğü
nasıl anlatırdım kuşları sana ben
bir ateş ki bağrımda nice bin yıldır
tutuşur o alımlı kuyruğu Anka'nın
hiçliğe kanat vururken devirip dağları
hepliğin koynunda yanarak devleşir
şu tabiat ey! toprak anam,
ellerime bak şimdi
ellerim anlatsın sana
dört anasırrı
ellerim...
emeğin ekmekten
daha kutsal olduğunu.
Ulaş YÜKSEL
19.05.2014
15 Mayıs 2014 Perşembe
elimden tutuyor ak libaslı bir Bedreddin müridi
eteğinde kömür karası
vuruyor mührünü yeniden yeniden
vuruyor gürzünü yüreğimin orta yerine
ve ben yüzümdeki karadan utanıyorum
bundandır soluğumun böyle kesilmesi
ne gelir ki elimden yazmaktan gayri
ak kağıt üstüne kömür karası
Ulaş YÜKSEL / Kara Yazı
14 Mayıs 2014 Çarşamba
13 Mayıs 2014 Salı
12 Mayıs 2014 Pazartesi
gönlün kaynıyor mu arkadaş !
hayır hayır, birine felan değil ha
bütün evreni sığışmış buluyor musun kendinde
vucudun koca bir alemmiş de mesela
adım adım dolaşıyor muşun
bir ıslık tutturarak kendi içinde
kafamın tavanı mavi gök,
kafatasım yıldız alacası ...
ben mi senin koynunda uyurum,
sen mi benim ey gece
şu sapaktan sağa dönsem,
yine kalbim çıkacak karşıma...
Ulaş YÜKSEL
8 Mayıs 2014 Perşembe
kaç duygu sığar bir halıya
hangi duygu hangi rengi alır
ayıptır zira, gizler tüm hislerini ustaca
bütün acısını, sevincini, sevdasını
tüm kazancını, amansız kayıplarını
ömrünü dokur bu bozkırın kadını
ilmik ilmik şol ardıç tezgahın başında
işlemeli mendillerde dalgın
gürül gürül keçi sırtı kilimlerde
tüm tansıklarıyla dokur gönlünü
koca bir ömrü, emeğin tezgahında
Ulaş YÜKSEL
hangi duygu hangi rengi alır
ayıptır zira, gizler tüm hislerini ustaca
bütün acısını, sevincini, sevdasını
tüm kazancını, amansız kayıplarını
ömrünü dokur bu bozkırın kadını
ilmik ilmik şol ardıç tezgahın başında
işlemeli mendillerde dalgın
gürül gürül keçi sırtı kilimlerde
tüm tansıklarıyla dokur gönlünü
koca bir ömrü, emeğin tezgahında
Ulaş YÜKSEL
7 Mayıs 2014 Çarşamba
4 Mayıs 2014 Pazar
30 Nisan 2014 Çarşamba
29 Nisan 2014 Salı
kim demiş Ulaş işsiz diye
kolay mı bu saatte kalem tutmak
yüreğinin dehlizlerine dalıp nefessiz
bu büyük fırtınada inciler çıkarmak
kömür mü sandın
şu kağıda düşen karayı sen
öyle kolay mı
duyguların göçüğünde kalmak
her seferinde yeniden ...
ölüp ölüp dirilmek
kendi yüreğine
sırtını dönen insanların dünyası bu
heyhat !
yüküm ağır ki ağır,
kaç şairin ruhunu taşırım ey !
bir satır arasından
bağırsam şöyle avazım çıktığı kadar
'' sesimi duyan var mııı ''
söyleyin hadi
kaçınız işitir yıllanmış naramı
beni ancak, bu ekmeği bölenler kardeşçe
beni ancak, yüreğinden paylaşanlar
sofrası kağıt, aşı kelam olanlar
beni ancak, en çokta beni...
kalem işçileri anlar
Ulaş YÜKSEL
kolay mı bu saatte kalem tutmak
yüreğinin dehlizlerine dalıp nefessiz
bu büyük fırtınada inciler çıkarmak
kömür mü sandın
şu kağıda düşen karayı sen
öyle kolay mı
duyguların göçüğünde kalmak
her seferinde yeniden ...
ölüp ölüp dirilmek
kendi yüreğine
sırtını dönen insanların dünyası bu
heyhat !
yüküm ağır ki ağır,
kaç şairin ruhunu taşırım ey !
bir satır arasından
bağırsam şöyle avazım çıktığı kadar
'' sesimi duyan var mııı ''
söyleyin hadi
kaçınız işitir yıllanmış naramı
beni ancak, bu ekmeği bölenler kardeşçe
beni ancak, yüreğinden paylaşanlar
sofrası kağıt, aşı kelam olanlar
beni ancak, en çokta beni...
kalem işçileri anlar
Ulaş YÜKSEL
22 Nisan 2014 Salı
21 Nisan 2014 Pazartesi
sözün bittiği yerden başlıyorsun sen
ve senin sustuğun yerden başlıyor
şimdi konuşmaya ellerin
ellerin de susuyor sonra
sonra gözlerin ...
devleşiyor o sıska bedenin
nerden, nasıl öğrendin
bütün gövdenle böyle taş kesmesini
yırtıyor karanlığın perdesini
yüreğinin sessizliği
derken; dalıyorum yine ansızın
yepyeni bir düşün macerasına
atlıyoruz bir yokluğun üzerinden
semahlar dönüp, çarklar ururak
karıp kendi hamurumuzu nihayet
var ederek kendimizi yeniden
ellerimizden başlayarak
yağmurlu bir Nisan sabahı
koynunda yedi renk ebemkuşağı
vurulmuş yatıyor göğsümde
saçlarının ormanı
döşümde ıslak toprak kokusu
tekrar tekrar sevişerek soluksuz
bunca açlığa kuşanıp kılıçlarımızı
tek tek vuruyoruz, tüm tanrıların başını
Ulaş YÜKSEL
ve senin sustuğun yerden başlıyor
şimdi konuşmaya ellerin
ellerin de susuyor sonra
sonra gözlerin ...
devleşiyor o sıska bedenin
nerden, nasıl öğrendin
bütün gövdenle böyle taş kesmesini
yırtıyor karanlığın perdesini
yüreğinin sessizliği
derken; dalıyorum yine ansızın
yepyeni bir düşün macerasına
atlıyoruz bir yokluğun üzerinden
semahlar dönüp, çarklar ururak
karıp kendi hamurumuzu nihayet
var ederek kendimizi yeniden
ellerimizden başlayarak
yağmurlu bir Nisan sabahı
koynunda yedi renk ebemkuşağı
vurulmuş yatıyor göğsümde
saçlarının ormanı
döşümde ıslak toprak kokusu
tekrar tekrar sevişerek soluksuz
bunca açlığa kuşanıp kılıçlarımızı
tek tek vuruyoruz, tüm tanrıların başını
Ulaş YÜKSEL
11 Nisan 2014 Cuma
benim toprağımda suret bulur
baş verir senin o çalışkan ellerin
ey esmer güneş
olmasa tenim ne kıymetin var
parlamasa sevgilinin gözleri aşkla
içim ısınır mı yine böyle, hadi söyle
senin bu şavkın bilir misin nerden gelir
kim tutar bu suyun başını
Leyla bakır ibriğini nerden doldurur
Mecnun urmasa bu çarkı öyle sermest
hangi dağın ardından yükselir böyle gün
bir adın ışk ise bir adın aşk senin
şu gönlümde ki bahar olmasa ey
hangi toprağı okşar seviyle sıcak ellerin
Ulaş YÜKSEL / Limon Çiçeğim
baş verir senin o çalışkan ellerin
ey esmer güneş
olmasa tenim ne kıymetin var
parlamasa sevgilinin gözleri aşkla
içim ısınır mı yine böyle, hadi söyle
senin bu şavkın bilir misin nerden gelir
kim tutar bu suyun başını
Leyla bakır ibriğini nerden doldurur
Mecnun urmasa bu çarkı öyle sermest
hangi dağın ardından yükselir böyle gün
bir adın ışk ise bir adın aşk senin
şu gönlümde ki bahar olmasa ey
hangi toprağı okşar seviyle sıcak ellerin
Ulaş YÜKSEL / Limon Çiçeğim
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






