Ah bu yokluk
Aşk yolunda ince sınanış
Cep delik, ellerim soğuk
Ah bu mesafeler
Ayrılığa denk ince vuslat
Cepken delik, yüreğim sıcacık
Ulaş Yüksel \ Toros Tabletleri
16 Aralık 2015 Çarşamba
14 Aralık 2015 Pazartesi
13 Aralık 2015 Pazar
Bana en büyük zulmün;
"sen şusun" dediğin andır
Sürgünüm olur bu,
o tanımlar diyarına
Sözün çarmıhına
germe beni
Ve kendini !
Gel...
Gelinmeyen yere ;
hududsuz hiçliğin koynuna
Ko Adem'i bir yana
bir yana Havva'yı
Sen ben ol ben de sen
Dalsız meyvalar gibi
salınalım boşlukta
Hiç yanaşmadan o,
yasak ağaca
Ulaş Yüksel / Toros Tabletleri
10 Aralık 2015 Perşembe
Alaaddin Tepesi'nde
babamı aramak gibi bir şey
Tuhaf bir keder
içimde oğullanan
Acayip bir uzaklık ve ne tezat ;
küpeştemde soluklanan
şu soğuk ıslık imdi
ölesiye yakın
Doğduğum o coğrafyadan
yıllar sonra adeta
çocukluğumun safiyetiyle
yeniden çağıran içten ağlayış
öyle arı, pir-u pak
"Keşke hiç uğramasaydım "
demeye varmayan dilim ah
Lojman avlusunda bıraktığım
altı yaşım vs. vs. vs.
hangi birini sayayım
Aziz Konya ey
ve Şems
ve Rumi aslıMda
Selammm...
Bin selam meydanın sahibine,
selam cümle erenlere canlara
'Ulaş Yüksel / Şeb-i Aruz
9 Aralık 2015 Çarşamba
Çelik gibi bakışlarında keskin
Af taşına çal onu, körelsin öfken
Ortak bir efkarı paylasıyoruz ah ! evet
Fakat bırakalım artık bu düşmanlığı
Dostumu ben, sen eşini büyüt kalbinde
Yaşamak; yurt tutmak bir gönlü hepimiz için
Kinden uzak, düşmanlıktan arı
Hadi kon omzuma, söyle şarkını
Yüruyelim... yaralım karanlığı !
'Ulaş Yüksel / Toros Tebletleri
Af taşına çal onu, körelsin öfken
Ortak bir efkarı paylasıyoruz ah ! evet
Fakat bırakalım artık bu düşmanlığı
Dostumu ben, sen eşini büyüt kalbinde
Yaşamak; yurt tutmak bir gönlü hepimiz için
Kinden uzak, düşmanlıktan arı
Hadi kon omzuma, söyle şarkını
Yüruyelim... yaralım karanlığı !
'Ulaş Yüksel / Toros Tebletleri
Zincir kıran aşk ey !
Hani gururum
Nerde o eski kibir
"El ne der" prangası
İlkin mahveden beni
Usuma vurulmuş mühür
Adı çıkmış sevgili sebep değil,
Coğunluğun hep o pis elleriyle
Kirleniyorsun ey gönül
Ask denen nesne söylesene;
Cümle kusurlardan geçmek
Ne geriye ne ileriye bakmak
Değil mi değişip, dönüşmek
Bırak o ahmakları bir kenara artık
Kendini yaşayamayan asalakları
Ak yatağında bir nehir gibi anda berrak
Bırak geride topyekün o şaçma efsaneleri
Ulaş Yüksel / Toros Tabletleri
Hani gururum
Nerde o eski kibir
"El ne der" prangası
İlkin mahveden beni
Usuma vurulmuş mühür
Adı çıkmış sevgili sebep değil,
Coğunluğun hep o pis elleriyle
Kirleniyorsun ey gönül
Ask denen nesne söylesene;
Cümle kusurlardan geçmek
Ne geriye ne ileriye bakmak
Değil mi değişip, dönüşmek
Bırak o ahmakları bir kenara artık
Kendini yaşayamayan asalakları
Ak yatağında bir nehir gibi anda berrak
Bırak geride topyekün o şaçma efsaneleri
Ulaş Yüksel / Toros Tabletleri
3 Aralık 2015 Perşembe
İşte batıyor gün, pervazında penceremin
Ömürden bir gün daha gitmişmiş. felanmış feşmanmış
İlgilendirmiyor beni artık ne dün, ne yarın
Varsa yoksa şu an ! işte bu gün ! dem bu dem !
Hele sen de düşmüşsen içine ki öyle. deyme gitsin
Damların saçaklarında sarkıt sarkıt işte o an
Sonsuza dek donuyor zaman...
'Ulaş Yüksel \ Toros Tabletleri
Ömürden bir gün daha gitmişmiş. felanmış feşmanmış
İlgilendirmiyor beni artık ne dün, ne yarın
Varsa yoksa şu an ! işte bu gün ! dem bu dem !
Hele sen de düşmüşsen içine ki öyle. deyme gitsin
Damların saçaklarında sarkıt sarkıt işte o an
Sonsuza dek donuyor zaman...
'Ulaş Yüksel \ Toros Tabletleri
2 Aralık 2015 Çarşamba
Bir şair için en sığınaklı durak
Durup dinlendiği kutsal mabet satır araları
Derdi günü onun başaltmak zihnini
Fakat sanarsınız ki ey, harflere dayar sırtını
Hayır...
Hiçbir dayanağı yoktur işte çırılçıplak
Göğün koynunda uyuyan anka misali ;
Konamayan kuşlardır öyle üryan her biri
Ulaş Yüksel /Toros Tabletleri
Durup dinlendiği kutsal mabet satır araları
Derdi günü onun başaltmak zihnini
Fakat sanarsınız ki ey, harflere dayar sırtını
Hayır...
Hiçbir dayanağı yoktur işte çırılçıplak
Göğün koynunda uyuyan anka misali ;
Konamayan kuşlardır öyle üryan her biri
Ulaş Yüksel /Toros Tabletleri
Sınandı suyun sabrı mermer ne ki
Ve ben değistiysem
bu denli güçlü kırılmazlığımla durma iç
Senin susuzluğun da ancak
yüreğimden kaynayan bu kevser ile
Ah bu yangın sevgilim
dokunduğun yerlerden sönmeye elverişli
Topuğunu vurduğun mubarek toprak
bağrım yanık kızgın çöl
Nerde yüreğinin elleri.şifacı
yaralıyım, ölüyorum
Yaklaş...Daha da uzaklaş.
'Ulaş Yüksel \ Toros Tabletleri
Ve ben değistiysem
bu denli güçlü kırılmazlığımla durma iç
Senin susuzluğun da ancak
yüreğimden kaynayan bu kevser ile
Ah bu yangın sevgilim
dokunduğun yerlerden sönmeye elverişli
Topuğunu vurduğun mubarek toprak
bağrım yanık kızgın çöl
Nerde yüreğinin elleri.şifacı
yaralıyım, ölüyorum
Yaklaş...Daha da uzaklaş.
'Ulaş Yüksel \ Toros Tabletleri
30 Kasım 2015 Pazartesi
Pırıl pırıl bu gece kafamın içi
İnanmazsan kaldır başını bak göğe
Sebepsiz sevinçler aşındırdı kapımı
Ve demincek dindi yağmur
Andacım toprak kokuyor
Acı da gelip soluklandı eşikte bi yol
Fakat yatılı değil nicedir gönlümde
Yatak yorgan ateşe vermişim
Göğü çekmişim üstüme mahsun olmam
İlahi bir hüzün benimkisi, birliğin ince sırrında
Ulaş Yüksel / Toros Tabletleri
İnanmazsan kaldır başını bak göğe
Sebepsiz sevinçler aşındırdı kapımı
Ve demincek dindi yağmur
Andacım toprak kokuyor
Acı da gelip soluklandı eşikte bi yol
Fakat yatılı değil nicedir gönlümde
Yatak yorgan ateşe vermişim
Göğü çekmişim üstüme mahsun olmam
İlahi bir hüzün benimkisi, birliğin ince sırrında
Ulaş Yüksel / Toros Tabletleri
Yedi düvel bir olmuş Akdeniz'e akıtmak istiyor
yerin yedi kat dibinde pıhtılaşmış kanı
Bak nasıl yırtılmış orta doğunun göğü
Yeni bir akım mı bu, türkmen edebiyatı
Kan taşıyor iç güveysi yerli tankerler
Yollar kızgın sıcak ve çöl fırtanası
Uğuldadıkca kulaklarımda lastikleri
Tekbirle vuruluyor bir suriyeli coçuğun daha başı
Ulaş Yüksel / İSYAN
yerin yedi kat dibinde pıhtılaşmış kanı
Bak nasıl yırtılmış orta doğunun göğü
Yeni bir akım mı bu, türkmen edebiyatı
Kan taşıyor iç güveysi yerli tankerler
Yollar kızgın sıcak ve çöl fırtanası
Uğuldadıkca kulaklarımda lastikleri
Tekbirle vuruluyor bir suriyeli coçuğun daha başı
Ulaş Yüksel / İSYAN
18 Kasım 2015 Çarşamba
Ben bu aleme susmaya değil
Muhabbete geldim a cannnn
Öyle olsaydı eğer âmâda kalır
hiç tenezzül etmezdim bile
Ve bakma sen bunca söze
Hep o sükut levhama dokurum
Yazarım silerim nem varsa
Yeniden yazar yeniden silerim
Her dem yeniden doğarım
Hiç artıp eksilmeden hemde
Kendi kabımdan taşar
yine kendime kap olur
kendi kabıma dolarım
Eeeey aşk sırrına meraklı şaşkın
Ko şasi bakmayı gayri de ders çıkar
İki gözün bir görmesinden
Artık anla bundaki remzi
uLÂs...
Muhabbete geldim a cannnn
Öyle olsaydı eğer âmâda kalır
hiç tenezzül etmezdim bile
Ve bakma sen bunca söze
Hep o sükut levhama dokurum
Yazarım silerim nem varsa
Yeniden yazar yeniden silerim
Her dem yeniden doğarım
Hiç artıp eksilmeden hemde
Kendi kabımdan taşar
yine kendime kap olur
kendi kabıma dolarım
Eeeey aşk sırrına meraklı şaşkın
Ko şasi bakmayı gayri de ders çıkar
İki gözün bir görmesinden
Artık anla bundaki remzi
uLÂs...
16 Kasım 2015 Pazartesi
4 Kasım 2015 Çarşamba
Ölümü düşlerim zaman zaman
Kelebek kapağından sızıp titreşirken sobanın ışığı tavanda
En çokta kışın gelir aklıma nedense
Neyse, acayip bir boşluk açılır usumda ve yatağımda
İlkin ürküten ama sonra çekerek içine,
inanılmaz bir hafifliğe bırakarak yerini o ince derinlik
Bir korku eşiği var geçilmesi herkese farz.
Ancak cesur olanların keşfettiği bir iç ülkeden bahsediyorum
Bu cesaret başka fakat, ileri atılmakla alakası olmayan
Zaten çeker seni o güzelim krallık aydıysan biraz olsun biricik yuvana
Bırakmakla, vazgeçmekle alakalı, tutunduğun ne varsa bir bir
İşte bu merdanelik ki cinsiyet üstü, kadını erkeği yok! Er meydanı
Ölümü düşlerim veli saçması binbir duygunun esrikliğinde
Dalar gözlerim kelebek kapağından sızıp tavanda titreşen ışığa
Kendi içimde ben, kaç ölür kaç dirilirim, karlar yağar üstüme
Ulaş Yüksel
3 Kasım 2015 Salı
İçimde dalgalanan bu sözcükler eğer
Vursaydı seninde gönlünün kıyılarına
Kimbilir, belki o an karışmak isterdin sularıma
Ve hep taştım aslında mısra mısra nakşettim sevgimi de
Bir gün oturup dinlenmedin şöyle andacımın kumsalında
Birakıp şu anlamsız telaşı bir kenara anlamak istemedin hiç
İşte şu menevişlenen yakamoz ;
Okumak istemedin bir gün olsun bu ışkı dalıp sularıma
Kulak vermedin adamakıllı meramıma, ah, neyleyim gayri.
-susmaktan başka
Ulaş Yüksel \ Sitem
Vursaydı seninde gönlünün kıyılarına
Kimbilir, belki o an karışmak isterdin sularıma
Ve hep taştım aslında mısra mısra nakşettim sevgimi de
Bir gün oturup dinlenmedin şöyle andacımın kumsalında
Birakıp şu anlamsız telaşı bir kenara anlamak istemedin hiç
İşte şu menevişlenen yakamoz ;
Okumak istemedin bir gün olsun bu ışkı dalıp sularıma
Kulak vermedin adamakıllı meramıma, ah, neyleyim gayri.
-susmaktan başka
Ulaş Yüksel \ Sitem
28 Ekim 2015 Çarşamba
Ruhun sevişmeye istekli bir kısrak
Ha çıktı bedeninden, ha çıkacak
Görüyoruz birbirimizi biliyorsun
Tenin ve etin ötesinde bir gözle çırılçıplak
Ve fakat bende anlamıyorum işte
Nedir bizi aşan bu çıldırtan cilve
İçten içe tüketen bu bulanık imge
Ellerini tutmanın, sonra dokunmanın
Sonra dokunmanında ötesinden sızan o ışık
Kandilimizi söndürecek olan o çıldırtan nur
Haydi gözlerimizi sürmeleyelim
Nasıl da sardı hanemizi amber kokusu
Haydi, hırkamızı çıkaralım
Eli kulağındadır.bekleyelim
'Ulaş Yüksel
Ha çıktı bedeninden, ha çıkacak
Görüyoruz birbirimizi biliyorsun
Tenin ve etin ötesinde bir gözle çırılçıplak
Ve fakat bende anlamıyorum işte
Nedir bizi aşan bu çıldırtan cilve
İçten içe tüketen bu bulanık imge
Ellerini tutmanın, sonra dokunmanın
Sonra dokunmanında ötesinden sızan o ışık
Kandilimizi söndürecek olan o çıldırtan nur
Haydi gözlerimizi sürmeleyelim
Nasıl da sardı hanemizi amber kokusu
Haydi, hırkamızı çıkaralım
Eli kulağındadır.bekleyelim
'Ulaş Yüksel
Biriktirdigim tüm anıları yığdım önüme şimdi
Tek tek üfleyerek üzerini kaplayan duygu tozlarını
Yüklediğim anlamlardan soyarak birer ikişer
Yeniden diziyorum imdi gönül evimin tuğlalarını
Ve artık eminim buna Eleni
Çıkan onca yangın bu bağdan dermek içinmiş
O kendine has, o en güzel gülleri...
'Ulaş Yüksel
Tek tek üfleyerek üzerini kaplayan duygu tozlarını
Yüklediğim anlamlardan soyarak birer ikişer
Yeniden diziyorum imdi gönül evimin tuğlalarını
Ve artık eminim buna Eleni
Çıkan onca yangın bu bağdan dermek içinmiş
O kendine has, o en güzel gülleri...
'Ulaş Yüksel
21 Ekim 2015 Çarşamba
Sesin dalgalar misali döverken yüreğimin küpeştesini
Yırtılır gider içimde geçmişin tel örgüleri
Ben ki bu dem ilklimini şaşırmış bir an yolcusu
Yahut sorularıni yitirmiş bir aşk sarhoşu
Dostum... yaz bu kelamımı aklının andacında bir yere
Insan ki; bir çift göz görmeye, zamanın evini viran eden
Sen sen ol yitirme o gözleri, sakın bırakma o elleri
Ulaş Yüksel
Yırtılır gider içimde geçmişin tel örgüleri
Ben ki bu dem ilklimini şaşırmış bir an yolcusu
Yahut sorularıni yitirmiş bir aşk sarhoşu
Dostum... yaz bu kelamımı aklının andacında bir yere
Insan ki; bir çift göz görmeye, zamanın evini viran eden
Sen sen ol yitirme o gözleri, sakın bırakma o elleri
Ulaş Yüksel
Derin efkarı çöktü gecenin yine üstüme
Olur bazan böyle demler.bu aralar sıkça
Onca neşenin içinde birden duruluverir insan
Nedendir anlayamazsın bi'türlü.çokça
Ve fakat bana öyle geliyor ki artık
sevilmek ihtiyacı hepten bu
Neyse...
koyarsak demogojiyi bir kenara imdilik;
Ne bastırıyoruz ama beee
Amma da güçlüyüz he
Kuruyup giden kalplerimizle hani
kibirli birer tanrıyız her birimiz
Ulaş Yüksel
Olur bazan böyle demler.bu aralar sıkça
Onca neşenin içinde birden duruluverir insan
Nedendir anlayamazsın bi'türlü.çokça
Ve fakat bana öyle geliyor ki artık
sevilmek ihtiyacı hepten bu
Neyse...
koyarsak demogojiyi bir kenara imdilik;
Ne bastırıyoruz ama beee
Amma da güçlüyüz he
Kuruyup giden kalplerimizle hani
kibirli birer tanrıyız her birimiz
Ulaş Yüksel
Aklım aşağı ki korulukta her şeye rağmen
Tadı yok bu sonbaharın fakat
Hiç benzemiyor da önceki senelere
Yapraklar al al kızıl kan
Ne sarısı sarı ne kahvesi kahve
Niçin düşer dalından
Vurulup toprağa onca can
Kirli bir mevsimin kurbanı bu kez tabiat
Niçin ağlar ağaç gövdesinden kopup giden
Pisi pisine nice ayrılık, nice ölüm
Zemheri şu, kızıl kar, erkenden gelen.
Ulaş Yüksel
Tadı yok bu sonbaharın fakat
Hiç benzemiyor da önceki senelere
Yapraklar al al kızıl kan
Ne sarısı sarı ne kahvesi kahve
Niçin düşer dalından
Vurulup toprağa onca can
Kirli bir mevsimin kurbanı bu kez tabiat
Niçin ağlar ağaç gövdesinden kopup giden
Pisi pisine nice ayrılık, nice ölüm
Zemheri şu, kızıl kar, erkenden gelen.
Ulaş Yüksel
Kendine bile itiraf etmeye korktuğun
Bütün zayıflıklarını
Ayı da şahit tutarak sıraladınya bu gece bir bir
Sadece bu yüzden sevseydim keşke
gül rengi şarabı
Ve varsın sahoş desinler bize ne çıkar
Kendileriyle yüzleşmeye korkan kalabalıklar
Perdelerin ardında o laf ebesi güruh
Ezber ettikleri bir inancın esiri
Ne varsa şu hayatta guzel. haram!
Dokundukça ışıldayan tenin,
Dudakların nerde Eleni
Öptükçe uyandıran derin uykulardan
Ellerin, martı ellerin...
Biz ki, o narda, nuru görmüşüz
Ko, bu sır kalbimize mezar olsun
Anlatmaya çalışmak zaman kaybı
Varsın bilmesin kimseler.
Ulaş Yüksel
Bütün zayıflıklarını
Ayı da şahit tutarak sıraladınya bu gece bir bir
Sadece bu yüzden sevseydim keşke
gül rengi şarabı
Ve varsın sahoş desinler bize ne çıkar
Kendileriyle yüzleşmeye korkan kalabalıklar
Perdelerin ardında o laf ebesi güruh
Ezber ettikleri bir inancın esiri
Ne varsa şu hayatta guzel. haram!
Dokundukça ışıldayan tenin,
Dudakların nerde Eleni
Öptükçe uyandıran derin uykulardan
Ellerin, martı ellerin...
Biz ki, o narda, nuru görmüşüz
Ko, bu sır kalbimize mezar olsun
Anlatmaya çalışmak zaman kaybı
Varsın bilmesin kimseler.
Ulaş Yüksel
13 Ekim 2015 Salı
Artık duramam Eleni
Böyle dövüyorken iç sesim döşümü
Ölürüm yazmasam
pek ala biliyorsun bunu.
Hem değil mi ki nimete nankörlük bu
Kesilmez mi şiirler okumasam
Derin orman gözlerine,
Saçlarına omuz başlarından çağlayan,
Ellerine Eleni,
martı ellerine, denizler icat eden
Kesilmez mi sus pus olsam
bu kutlu nimetin ardı arkası.
Sen,
iyisimi bir dolma kalem al bana,
Sarı saçlı mısraların başını okşarız çıkarsak yaza
Gel, gecenin rahminde şiir dölleyelim biz yine
Şurda Kasım'a ne kaldı
Birde ucuz şarap açtık mı
deyme gitsin keyfimize
Ulaş Yüksel
Böyle dövüyorken iç sesim döşümü
Ölürüm yazmasam
pek ala biliyorsun bunu.
Hem değil mi ki nimete nankörlük bu
Kesilmez mi şiirler okumasam
Derin orman gözlerine,
Saçlarına omuz başlarından çağlayan,
Ellerine Eleni,
martı ellerine, denizler icat eden
Kesilmez mi sus pus olsam
bu kutlu nimetin ardı arkası.
Sen,
iyisimi bir dolma kalem al bana,
Sarı saçlı mısraların başını okşarız çıkarsak yaza
Gel, gecenin rahminde şiir dölleyelim biz yine
Şurda Kasım'a ne kaldı
Birde ucuz şarap açtık mı
deyme gitsin keyfimize
Ulaş Yüksel
Kadim bir dosttur gece bize
Şiir yüzümüzü ağartan ay
İşten saymaz bir çoğunuz
Meslek değildir de zaten
aşkın bulaştığı hiç, bir, iş.
Ateş böcekleri uçururuz
yazdıkça yarılan sadrımızdan harf harf
Biz ki dışardan değil içerden gıdalananlarız
Ondandır ışık saçar hep parlak alınlarımız
Artık tasalanma benim için
Bir düşün hem, az sey mi bu ?
Aç kalmaz hiç bir gün bizim ruhumuz
Ulaş Yüksel
Şiir yüzümüzü ağartan ay
İşten saymaz bir çoğunuz
Meslek değildir de zaten
aşkın bulaştığı hiç, bir, iş.
Ateş böcekleri uçururuz
yazdıkça yarılan sadrımızdan harf harf
Biz ki dışardan değil içerden gıdalananlarız
Ondandır ışık saçar hep parlak alınlarımız
Artık tasalanma benim için
Bir düşün hem, az sey mi bu ?
Aç kalmaz hiç bir gün bizim ruhumuz
Ulaş Yüksel
Kadim bir dosttur gece bize
Şiir yüzümüzü ağartan ay
İşten saymaz bir çoğunuz
Meslek değildir de zaten
aşkın bulaştığı hiç, bir, iş.
Ateş böcekleri uçururuz
yazdıkça yarılan sadrımızdan harf harf
Biz ki dışardan değil içerden gıdalananlarız
Ondandır ışık saçar hep parlak alınlarımız
Artık tasalanma benim için
Bir düşün hem, az sey mi bu ?
Aç kalmaz hiç bir gün bizim ruhumuz
Ulaş Yüksel
Şiir yüzümüzü ağartan ay
İşten saymaz bir çoğunuz
Meslek değildir de zaten
aşkın bulaştığı hiç, bir, iş.
Ateş böcekleri uçururuz
yazdıkça yarılan sadrımızdan harf harf
Biz ki dışardan değil içerden gıdalananlarız
Ondandır ışık saçar hep parlak alınlarımız
Artık tasalanma benim için
Bir düşün hem, az sey mi bu ?
Aç kalmaz hiç bir gün bizim ruhumuz
Ulaş Yüksel
7 Ekim 2015 Çarşamba
Ne güzel şey insan olmak
Acıtsa bile canını zaman zaman
Hüzne varıncaya dek sevmek
Kapılmadan çokça fakat ;
Tatmak iliklerine kadar kimi zaman.isterik
Bilgece ağlamak nedir bilir misin Eleni
Bir yangının içinde gül bağında dolaşmak
Gözyaşımın rengi diyorum, değisti nicedir
Bir orman yeşeriyor kalbimde ağladıkça bak artık
Ulaş Yüksel
Acıtsa bile canını zaman zaman
Hüzne varıncaya dek sevmek
Kapılmadan çokça fakat ;
Tatmak iliklerine kadar kimi zaman.isterik
Bilgece ağlamak nedir bilir misin Eleni
Bir yangının içinde gül bağında dolaşmak
Gözyaşımın rengi diyorum, değisti nicedir
Bir orman yeşeriyor kalbimde ağladıkça bak artık
Ulaş Yüksel
Altın saçlı bir kadını hatırlatır bana böyle geceler
Omuzlarının üzerinde taşıdığı güneş gibi gülüşüyle
Ne zaman uğrasa sokağıma ıslak saçlarıyla deli yağmur
dalar haneme hiç sormadan öyle paldır küldür
Gecemi aydınlatan bir düş şimdi fakat artık
Vazgeçmeme rağmen peşimi bırakmayan bir hülya
Hic dokunamadığım, uzanıp erişemediğim
kimi sevsem benden önce sarılıp ısındığı
ucurtmam ve düşlerimin bile hep,
daha yakın olduğu bir kadın...
ve kadınlar
Anne...
dizlerin nerde
Mecalim kalmadı
Bir mısra daha düşsem murekkebi akar
Bırakayım şu başımı kucağına bir an lütfen
Taşıyamaz oldum bu yüreği artık inan
Ulaş Yüksel
Omuzlarının üzerinde taşıdığı güneş gibi gülüşüyle
Ne zaman uğrasa sokağıma ıslak saçlarıyla deli yağmur
dalar haneme hiç sormadan öyle paldır küldür
Gecemi aydınlatan bir düş şimdi fakat artık
Vazgeçmeme rağmen peşimi bırakmayan bir hülya
Hic dokunamadığım, uzanıp erişemediğim
kimi sevsem benden önce sarılıp ısındığı
ucurtmam ve düşlerimin bile hep,
daha yakın olduğu bir kadın...
ve kadınlar
Anne...
dizlerin nerde
Mecalim kalmadı
Bir mısra daha düşsem murekkebi akar
Bırakayım şu başımı kucağına bir an lütfen
Taşıyamaz oldum bu yüreği artık inan
Ulaş Yüksel
Hiç bu kadar yakın olmamıştı ay
Hiçbir gün bu denli saydam gök
Ve sen şimdi bu saatlerde hep olduğu gibi
Dehşetle merak ediyorsun ne yaptığımı...
Seni düşünüyorum,
senden başka hiç bir şey olmadığını
Ölesiye emin tüm hücrelerime varıncaya
Bu defa mübarek başını taşıyarak fakat
Üzerimden o büyük yükü atmanın verdiği bir bahtiyarlikla
Kutsal bir kaseyi taşır gibi omuzlarımın üzerinde nihayet
Kırılıyor bütün zincirlerim,
çözülüyor tüm düğümler bir bir
Sen ben oluyorsun, ben de sen işte canımın içi
Ve utuşuyor ankanın kanatları birdenbire. ölesiye hür
Haydi gidelim, bu gök yetmez artık bize
~Ulaş Yüksel
Hiçbir gün bu denli saydam gök
Ve sen şimdi bu saatlerde hep olduğu gibi
Dehşetle merak ediyorsun ne yaptığımı...
Seni düşünüyorum,
senden başka hiç bir şey olmadığını
Ölesiye emin tüm hücrelerime varıncaya
Bu defa mübarek başını taşıyarak fakat
Üzerimden o büyük yükü atmanın verdiği bir bahtiyarlikla
Kutsal bir kaseyi taşır gibi omuzlarımın üzerinde nihayet
Kırılıyor bütün zincirlerim,
çözülüyor tüm düğümler bir bir
Sen ben oluyorsun, ben de sen işte canımın içi
Ve utuşuyor ankanın kanatları birdenbire. ölesiye hür
Haydi gidelim, bu gök yetmez artık bize
~Ulaş Yüksel
3 Ekim 2015 Cumartesi
23 Eylül 2015 Çarşamba
18 Eylül 2015 Cuma
İnce Memet romanından sonra yıllar evvel karaladım bir şiir
Bizim burda karadan yürür gemiler
Ve artık kimi sevsem bir tufandan kurtulur
Toroslar vız gelir, vız gelir Sipil Dağı
Yağlı kızak sözcükler
İster Akdeniz'e iner yârenim İnce Memet
bilmem kaç aslan kuvvetinde
Haydin bi omuz verin hele
hayde bre efeleeer
ister iner Ege'ye
Ularım katar katar bibirine harfleri
Ne düğümler, ne düğümler
Bırak şu ikirciği artık, metîn ol gönül
Hangi limana bağlasam imdi iki satır
Gayrı çezilmez bu halat,
gayrı çezilmez Iraz anam
Ulaş Yüksel
Şad-ı revan ruhun handan olsun büyük insan
Söylemeli miyim ille özledim,
İlle seviyorum seni mi demeliyim
Ya sonra... kimin gücü yeter
kim çıkarabilir bizi
andacımın dipsiz karanlıklarından
Bilmiyorsun...
Nicedir kalem tutar ellerim ve
en iyi ben tanırım bu sözcükleri
Başka bir büyü var
satır aralarında sırlanan
İnce bir sır, garip ve tuhaf
Derin bir kıskançlık sanki
Öyle pusuda bekleyen
Fakat, yine de bil istedim
Belki tahminimden maharetlidir ellerim,
Belki bir yolunu bulur kalem,
Belli mi olur, bakarsın bir çılgınlık yapar
kendini feda eder belki şiir
Ulaş Yüksel
İlle seviyorum seni mi demeliyim
Ya sonra... kimin gücü yeter
kim çıkarabilir bizi
andacımın dipsiz karanlıklarından
Bilmiyorsun...
Nicedir kalem tutar ellerim ve
en iyi ben tanırım bu sözcükleri
Başka bir büyü var
satır aralarında sırlanan
İnce bir sır, garip ve tuhaf
Derin bir kıskançlık sanki
Öyle pusuda bekleyen
Fakat, yine de bil istedim
Belki tahminimden maharetlidir ellerim,
Belki bir yolunu bulur kalem,
Belli mi olur, bakarsın bir çılgınlık yapar
kendini feda eder belki şiir
Ulaş Yüksel
Bir çiçege bakmak yetiyor artık heyecanlanmam için
Önceki sabahlardan başka uyanarak bir sabah ansızın
Tek tek, yavaş yavaş, bir bir çiğneyip loklamalarımı kahvaltıda
Sanki ilk kez tadıyormuşcasına bu lezzetleri evet
Sanki bugün diş çıkarmış, bugün sütten kesilmiş bir çocuk saflığıyla
Bir şekerlemenin sermestliğinde büyülü bir güne uyanırcasına
Sonra sofradan kalkıp sanki ilk adımı şimdi, şu an atıyormuşcasına
Dokunmanın, işitmenin, görmenin ve renklerin harika mucizesi ile
Adeta kendini bir çocuk bilgeliğiyle en küçük yapıya, hücrelerine varıncaya
Yeniden, yeniden her seferinde katlanan bir heyecanla ilk defa keşfedercesine
Yitirdiğin ne varsa; hep elinin altinda olan üstelik heyhat !
Üstünde oturduğun kutsal hazinenin farkına varıp derin bir uykudan uyanırcasına
Geçmişin tozunu atıp üzerinden, geleceğin endişesinden ırak
Bu defa bilgece evet ve yüreğinde taşıdığın sevi denen ışığın aydınlığında
İnsan denen bu kutsal binayı artık, kendi maharetli ellerinle kurmak ustaca
Hayır canımın içi hiçte monoton değil öyle hayat denen bu döngü
Evet hem de bunca acıya, bunca olup bitene rağmen hem de
Bir an evvel kurtul ne olur bu hastalıklı fikrinden
İçin geçmiş, sarhoşsun, dal şu akıp giden ırmağın serin sularına
hadi artik bi'kendine gel, adamakıllı bi'silkelen lütfen!
Ulaş Yüksel / YAŞAMAK MUCİZESİ
14 Eylül 2015 Pazartesi
Söğüdün suyla öpüştüğü yerde yine
yitik zaman kendi boşluğumda salındığım şu dem
Islak, sırılsıklam ve dehset aydınlık,
usumu yoklayan tanıdık bir el bilgece
asırlık bir zeytin gölgesinden uzanan rahmet saçarak
Rüzgarla dans eden yaprakları kavak ağacının gölün aynasında
ve incire yemin eden Tengri peşpeşe hiç durmadan
Kınında bir kayıp hançer ismin, şöyle dursun cismin
yoksa neden yansın böyle tatlı tatlı etim ey !
Hurma liflerinden anları dokuyorum nicedir karşılıksız
ve bir ilmiği atarken daha çözülüyor bir önceki hep
Istar ağacında dokuduğum bir düş işte bu hayat
aslında hiç akmayan bir sahtekar şu zaman
gelmişine geçmişine sövdüğüm andan ibaret
uLÂs..
yitik zaman kendi boşluğumda salındığım şu dem
Islak, sırılsıklam ve dehset aydınlık,
usumu yoklayan tanıdık bir el bilgece
asırlık bir zeytin gölgesinden uzanan rahmet saçarak
Rüzgarla dans eden yaprakları kavak ağacının gölün aynasında
ve incire yemin eden Tengri peşpeşe hiç durmadan
Kınında bir kayıp hançer ismin, şöyle dursun cismin
yoksa neden yansın böyle tatlı tatlı etim ey !
Hurma liflerinden anları dokuyorum nicedir karşılıksız
ve bir ilmiği atarken daha çözülüyor bir önceki hep
Istar ağacında dokuduğum bir düş işte bu hayat
aslında hiç akmayan bir sahtekar şu zaman
gelmişine geçmişine sövdüğüm andan ibaret
uLÂs..
Alnımda bir nilüfer şimdiden
Atlayarak zemherinin üzerinden
Zamansiz bir mevsim sadrımda bahar
Ne acayip cilvesidir bu feleğin
Neden kanla yazılır hep şu hürriyet
İşte gölün üzerinde parçalanmış bir taht
Yüzleri kapkara kesilmiş onlarca politakacı
Ve hırsız ecdatları zehirli sularından içen
Bir telaş ki sarmış, çıplacık bırakmış kralı
Tutuşturmuş sarayı sonunda mazlumun ahı
Ulaş Yüksel / Bir Saltanat Hikayesi
Atlayarak zemherinin üzerinden
Zamansiz bir mevsim sadrımda bahar
Ne acayip cilvesidir bu feleğin
Neden kanla yazılır hep şu hürriyet
İşte gölün üzerinde parçalanmış bir taht
Yüzleri kapkara kesilmiş onlarca politakacı
Ve hırsız ecdatları zehirli sularından içen
Bir telaş ki sarmış, çıplacık bırakmış kralı
Tutuşturmuş sarayı sonunda mazlumun ahı
Ulaş Yüksel / Bir Saltanat Hikayesi
1 Eylül 2015 Salı
Terliydi sokak evvelki akşam
Otomobiller geciyordu esmer alnından
Ruzgarla kolkola ıslık çalarak ustaca
sızıyordu suyun sesi kırık pervazdan
Kaçtı saat, kaç saat uyudum bilmiyorum
Nasıl da sevişmiş böyle yerküreyle duraksız gök
Toprak kokuyor ellerim hayret, bak inanmazsan,
Agustos'un ateşi de hani, hala duruyor bağrımda
Biliyor musun
yormuyor artık alem denen bu harman yeri
Bak, nasılda savruluyor kara patozun ağzından
insanların olur olmaz anlamsız yargıları
Ve sanırım bundanda kurtuldum artık
Yerilip kınanmak hem, ne esaslı şey,
Nasıl da parlatiyor insanın öz cevherini
Söylesene lütfen ;
değer mi yakıp yıkmaya,
Kendini ıspata canhıraş anlamsızca
üç günluk dünya işte ya hu
Gerçekten bu böyle
Neyse canımın içi,
Uyumak vakti geçti artık
Gün yetmez oldu hanı
Artık sevmek,
ölesiye sevmek zamanı.
~ 'Ulaş Yüksel
Otomobiller geciyordu esmer alnından
Ruzgarla kolkola ıslık çalarak ustaca
sızıyordu suyun sesi kırık pervazdan
Kaçtı saat, kaç saat uyudum bilmiyorum
Nasıl da sevişmiş böyle yerküreyle duraksız gök
Toprak kokuyor ellerim hayret, bak inanmazsan,
Agustos'un ateşi de hani, hala duruyor bağrımda
Biliyor musun
yormuyor artık alem denen bu harman yeri
Bak, nasılda savruluyor kara patozun ağzından
insanların olur olmaz anlamsız yargıları
Ve sanırım bundanda kurtuldum artık
Yerilip kınanmak hem, ne esaslı şey,
Nasıl da parlatiyor insanın öz cevherini
Söylesene lütfen ;
değer mi yakıp yıkmaya,
Kendini ıspata canhıraş anlamsızca
üç günluk dünya işte ya hu
Gerçekten bu böyle
Neyse canımın içi,
Uyumak vakti geçti artık
Gün yetmez oldu hanı
Artık sevmek,
ölesiye sevmek zamanı.
~ 'Ulaş Yüksel
30 Ağustos 2015 Pazar
Tesbih taneleri gibi dağıldık dört bir yana
Satanlar oldu kendini güce ! ve paraya !
Çogunluğun kul olduğu otoriteye !
Agır geldi ucuz şarap neylersin
Lat ! Menat! Uzza ey !
balta kesmez boynunu asırlar geçse bilirim
Kac dostu kopardın soframızdan böyle
Yıkıldi demişti dedem halbuki bütün putlar
Sakalı vardı, imamdi nerden bilelim inandık,
De be more, ne bilsin garibim o da inanmış
Nur içinde yatsındaaa, dedikleri hep yalandı
Ulaş Yüksel
Satanlar oldu kendini güce ! ve paraya !
Çogunluğun kul olduğu otoriteye !
Agır geldi ucuz şarap neylersin
Lat ! Menat! Uzza ey !
balta kesmez boynunu asırlar geçse bilirim
Kac dostu kopardın soframızdan böyle
Yıkıldi demişti dedem halbuki bütün putlar
Sakalı vardı, imamdi nerden bilelim inandık,
De be more, ne bilsin garibim o da inanmış
Nur içinde yatsındaaa, dedikleri hep yalandı
Ulaş Yüksel
28 Ağustos 2015 Cuma
24 Ağustos 2015 Pazartesi
23 Ağustos 2015 Pazar
21 Ağustos 2015 Cuma
Teninde menevişlenmiş iyot ki
Ziyan olurdu sen olmasaydın hani hakkaten
Gunes nasıl da yükselmiş öyle omuz başlarından esmer
Alnında boncuk boncuk
yanaaar söner
Ay saçlarında sarhoş
meyhanenin avlusuna yığılmış kalmış
Ruzgar işveli bir çingene sermest
bastan cıkaran dansıyla kıvrak
Heyhat !
kaç iklim taşırsın öyle gerdanında canımın içi
Kışı başka güzel, yazı başka
'Ulaş Yüksel
Ziyan olurdu sen olmasaydın hani hakkaten
Gunes nasıl da yükselmiş öyle omuz başlarından esmer
Alnında boncuk boncuk
yanaaar söner
Ay saçlarında sarhoş
meyhanenin avlusuna yığılmış kalmış
Ruzgar işveli bir çingene sermest
bastan cıkaran dansıyla kıvrak
Heyhat !
kaç iklim taşırsın öyle gerdanında canımın içi
Kışı başka güzel, yazı başka
'Ulaş Yüksel
16 Ağustos 2015 Pazar
14 Ağustos 2015 Cuma
Sen ateş oldun,
yalımlar saçan rahmetinden
Ben tavında dövülen demir
Kaçmak mı ?
Peh...en kolay iş
Çekiç sesi raksima name
Kapıdan kovulup hem
pencerden yol bulmak mesleğim
Doğru bulduğum ne varsa hayata dair
Tokmağı aşınan kapı ey
Ötelere sıçratan ısrar...
Neyse bi yol geçmeyelim şimdi bunları;
İşte usumda çeliklesen şu idrak
Sen olmasaydın, sen olmasaydın
Nasıl var ederdik şu göynü sil baştan
A dost
ellerinin nasırı ile okşa kalbimi
Çıkmasın hatırımdan bir an bile
O, kutsal emek
~Ulaş Yüksel / Vefa
yalımlar saçan rahmetinden
Ben tavında dövülen demir
Kaçmak mı ?
Peh...en kolay iş
Çekiç sesi raksima name
Kapıdan kovulup hem
pencerden yol bulmak mesleğim
Doğru bulduğum ne varsa hayata dair
Tokmağı aşınan kapı ey
Ötelere sıçratan ısrar...
Neyse bi yol geçmeyelim şimdi bunları;
İşte usumda çeliklesen şu idrak
Sen olmasaydın, sen olmasaydın
Nasıl var ederdik şu göynü sil baştan
A dost
ellerinin nasırı ile okşa kalbimi
Çıkmasın hatırımdan bir an bile
O, kutsal emek
~Ulaş Yüksel / Vefa
11 Ağustos 2015 Salı
8 Ağustos 2015 Cumartesi
17 Temmuz 2015 Cuma
14 Temmuz 2015 Salı
13 Temmuz 2015 Pazartesi
12 Temmuz 2015 Pazar
11 Temmuz 2015 Cumartesi
2 Temmuz 2015 Perşembe
- - Madımak
bir turna sefer eyler
yolu uğrar sivas göğünden
ezanlar susar, minareler yıkılır,
minber kana bulanır ...
feryadı gökleri aşar, yankılanır arşta
ağar elleri semaya ışıldayan alınların
in-san kokar bu gök binlerce yıldır
bir turna sefer eyler
yolu uğrar sivas göğünden
bir ağıttır kaplar arşı
ansızın kanatları tutuşur
'Ulaş Yüksel / Madımak
30 Haziran 2015 Salı
bilmiyorum diyebilecek kadar bilge ve özgürdük
ne dilimiz dolanırdı kıvırmak için ne zihnimiz
hatta bir zihnimiz bile yoktu çok zaman
andan ibaretken mevsim aşktan ibaretken
ölesiye açarken koynunu bahtiyar
hesapsız dalarken gözlerine izinsiz öyle hür
balıklar atlardı tekneme, sırtında güneşler taşıyan
inciler dererdim ak gerdanına, dalıp gönlüne,
nasılda sıcaktı suların ah !
ben senin yüreğinde, hiç vurgun yemedim hiç
keşke şu boşluk kadar gerçek olsaydın Eleni
~Ulaş Yüksel~
ne dilimiz dolanırdı kıvırmak için ne zihnimiz
hatta bir zihnimiz bile yoktu çok zaman
andan ibaretken mevsim aşktan ibaretken
ölesiye açarken koynunu bahtiyar
hesapsız dalarken gözlerine izinsiz öyle hür
balıklar atlardı tekneme, sırtında güneşler taşıyan
inciler dererdim ak gerdanına, dalıp gönlüne,
nasılda sıcaktı suların ah !
ben senin yüreğinde, hiç vurgun yemedim hiç
keşke şu boşluk kadar gerçek olsaydın Eleni
~Ulaş Yüksel~
26 Haziran 2015 Cuma
4 Haziran 2015 Perşembe
yazgın alnımda altın harfli alfabe
gün vurdukça parlayan
içimdeki nehrin suları ki; artık,
yol bulur, hep senin değirmenine
ve engin akar suyum
tüm kusurlar tuz buz olur çarkımda
ve pazarlıksız, hiç, bulanmadan
baglamadan umudumu öğüttüğün erzağa
ne ümit ederim, ne korku durur usumda
cümlesi ıraktır gayri bana.
uLÂs...
gün vurdukça parlayan
içimdeki nehrin suları ki; artık,
yol bulur, hep senin değirmenine
ve engin akar suyum
tüm kusurlar tuz buz olur çarkımda
ve pazarlıksız, hiç, bulanmadan
baglamadan umudumu öğüttüğün erzağa
ne ümit ederim, ne korku durur usumda
cümlesi ıraktır gayri bana.
uLÂs...
26 Mayıs 2015 Salı
Eriyoruz hepimiz
birlikte eriyememenin acı yangınıyla
Tek başınalık masallarıyla uyutarak kendimizi
kör bir inkar ile manastır kuyularında
Oysa ayıkması gerekiyor artık
o kutsal öpücükle uyuyan güzellerimizin
ruhban mıyiz biz Aziz
ko elmayı bir kenara Havva ey, göğe döşekler serelim
gel gir koynuma ki; uzansın ellerimiz ışıyarak
Kaf u nun'a urup, mor bulutlara ağalım.
uLÂs / Vuslat-ı Azam
birlikte eriyememenin acı yangınıyla
Tek başınalık masallarıyla uyutarak kendimizi
kör bir inkar ile manastır kuyularında
Oysa ayıkması gerekiyor artık
o kutsal öpücükle uyuyan güzellerimizin
ruhban mıyiz biz Aziz
ko elmayı bir kenara Havva ey, göğe döşekler serelim
gel gir koynuma ki; uzansın ellerimiz ışıyarak
Kaf u nun'a urup, mor bulutlara ağalım.
uLÂs / Vuslat-ı Azam
22 Mayıs 2015 Cuma
21 Mayıs 2015 Perşembe
Hep sendin sabrettiğim onca suretlerde
yoklayıp yoklayıp her bulamayışında
bir sigara daha yakıp dalıp uzaklara
beni bekledin hep, o soğuk bedenlerde
peki şimdi değişen ne
yitip giden suretlerde tuz buz onca can kırığı
yaralarımızı göstermek için miydi birbirirmize tüm bu yaşananlar
nasil sarılır acıyla bunca kesik,
nedir şu çıldırtan ince sır ?
ben söyleyim canımın içi.hem senin ağzından;
acı ile perçinlenir ve hep böyle olagelmistir
garip cilve işte
zıddıyla kenetlenir hep çatlağında ellerimiz yani
hâra düşmeyen pervaneden gayrisi anlamaz bizi
ah! yaralarımızdan daha derince şu şifalı su
neleri iyi etmez ki, artık sarsılmaz sevgimiz..
Ulaş Yüksel
yoklayıp yoklayıp her bulamayışında
bir sigara daha yakıp dalıp uzaklara
beni bekledin hep, o soğuk bedenlerde
peki şimdi değişen ne
yitip giden suretlerde tuz buz onca can kırığı
yaralarımızı göstermek için miydi birbirirmize tüm bu yaşananlar
nasil sarılır acıyla bunca kesik,
nedir şu çıldırtan ince sır ?
ben söyleyim canımın içi.hem senin ağzından;
acı ile perçinlenir ve hep böyle olagelmistir
garip cilve işte
zıddıyla kenetlenir hep çatlağında ellerimiz yani
hâra düşmeyen pervaneden gayrisi anlamaz bizi
ah! yaralarımızdan daha derince şu şifalı su
neleri iyi etmez ki, artık sarsılmaz sevgimiz..
Ulaş Yüksel
18 Mayıs 2015 Pazartesi
16 Mayıs 2015 Cumartesi
Anam gözlerini akıtır iğne oyasına
Babam rahmini deşer Soma'nın
Emek piçtir bu mahşer yerinde
Yüzyıllardır tüter bacalardan
Sırtımız ısınır, bagrımıza kırağı çalar
Ne yaz biliriz ne kış adamakıllı
Sahi, bahar ne yana düşer
Fakirin ekmeğiymiş umut... peh !
Umut bu ya; katıksız ekmek fakire yine
Ne zaman degişir de hele bu kara baht
Kes ulan artık, sen bundan haber ver
Ne zaman yıkılır bu yezidi taht
Ulaş Yüksel / Soma
75. haftanın şiir sayfası -16 Mayıs 2015
Bu muaviye zihniyeti defolup gitmedikçe daha çok ocaklara ataş düşecek ve dalga geçercesine " madenciliğin fitratında var bu " denilip bu sömürü kaldığı yerden daha zalimleşerek devam edecek...
Babam rahmini deşer Soma'nın
Emek piçtir bu mahşer yerinde
Yüzyıllardır tüter bacalardan
Sırtımız ısınır, bagrımıza kırağı çalar
Ne yaz biliriz ne kış adamakıllı
Sahi, bahar ne yana düşer
Fakirin ekmeğiymiş umut... peh !
Umut bu ya; katıksız ekmek fakire yine
Ne zaman degişir de hele bu kara baht
Kes ulan artık, sen bundan haber ver
Ne zaman yıkılır bu yezidi taht
Ulaş Yüksel / Soma
75. haftanın şiir sayfası -16 Mayıs 2015
Bu muaviye zihniyeti defolup gitmedikçe daha çok ocaklara ataş düşecek ve dalga geçercesine " madenciliğin fitratında var bu " denilip bu sömürü kaldığı yerden daha zalimleşerek devam edecek...
15 Mayıs 2015 Cuma
14 Mayıs 2015 Perşembe
12 Mayıs 2015 Salı
*
Aynı bahçeye dönük yüzlerimiz
pecerelerimiz farklı sadece
senin bir yanın deniz
bir yanım bozkır benim
Aynı dut ağacı, aynı kırmızı tulumba
burnuma çalınıyor keskin mazot kokusu
Bir topaç gibi çeviyorum kırmızı patpatın çarkını
Derken bir nehir fıkışıyor yüreğimin orta yerinden
Sıcak, şifalı, billlur...
hadi,
daya ağzını ağzıma
durma !
kararmadan gün,
iç kana kana
Ulaş YÜKSEL
pecerelerimiz farklı sadece
senin bir yanın deniz
bir yanım bozkır benim
Aynı dut ağacı, aynı kırmızı tulumba
burnuma çalınıyor keskin mazot kokusu
Bir topaç gibi çeviyorum kırmızı patpatın çarkını
Derken bir nehir fıkışıyor yüreğimin orta yerinden
Sıcak, şifalı, billlur...
hadi,
daya ağzını ağzıma
durma !
kararmadan gün,
iç kana kana
Ulaş YÜKSEL
7 Mayıs 2015 Perşembe
Küfür gibi gerçekti ellerin
sözlerinse hep yalan
nasıl da seviyorsun
dev aynasında seyretmeyi kendini
keske tenin kadar sahici olabilseydin
ısıtılmış sözlerine tezat, öyle soğuk
bunca bekleyişi nasıl bayram ederdim
sen bir de o zaman gör
neyse yine de afiyette kal
Mayıs çoktan sardı yarayı
beni düşünme, demem. peh
çünkü buna bende inanmam
Ulaş Yüksel / Riya
sözlerinse hep yalan
nasıl da seviyorsun
dev aynasında seyretmeyi kendini
keske tenin kadar sahici olabilseydin
ısıtılmış sözlerine tezat, öyle soğuk
bunca bekleyişi nasıl bayram ederdim
sen bir de o zaman gör
neyse yine de afiyette kal
Mayıs çoktan sardı yarayı
beni düşünme, demem. peh
çünkü buna bende inanmam
Ulaş Yüksel / Riya
2 Mayıs 2015 Cumartesi
1 Mayıs 2015 Cuma
Bayraklarıyla iniyor,
ak kağıda yüreğim
İşçi marşlarıyla,
bir Mayıs sabahı
Bir devrim ki kalbimde
andacım kızıl meydan
Ne dağlar ne yollar
ne de ihtilaller ayırır bizi
Ne çok ortak şeyi kucaklıyor
aklımızın, yüreğimizin elleri
Yalan mı hadi söyle ;
ne çok yerde kesişiyor yollarımız
Ve ne de güzel yaraşır ellerine senin
ellerine ekmek, ellerine gül ...
Ulaş YÜKSEL
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



