17 Temmuz 2015 Cuma

öyle bir çay demelemişim ki
çaydanlık olasım var
uyku haram bu gece
kalay tutmaz madenim

Ulaş YÜKSEL

14 Temmuz 2015 Salı

Sükût levhasına yazılan sözdü kelam
bir yükselen bir yok olan şu koca boşlukta
nasıl tutunur aklı olan batıp batıp gidene

Söylesene ey halka gözlü pir
nasıl ortaya çıkar hep ortada olan
yakıp yıkıp kutulmadıkça tüm o sahte rablerden

ULAŞ YÜKSEL

13 Temmuz 2015 Pazartesi

aşkta biter 
bir hatıra olarak anmaya başladığın gün 
acısı mazide sırlanır 
heyhat, o kuyuya inme sakın !

anda tut onu

zaman ki; 
cift ağızlı gümüş hançer 
o, zaman ki; 
aşkın kanlı katili..

Ulaş Yüksel

12 Temmuz 2015 Pazar

bir kavak ağacı dikmeliyim avluya
zira olmuyor şiirsiz 
belki büyür inanırsam hem
kırmaz bu kez çocuklar

bir yel eser bakarsın
dile gelir şu sıcak temmuz akşamı 
'ol' der şiir belki kelam arşı yarar 
yeniden kalem tutar ellerim..

~Ulaş Yüksel~

11 Temmuz 2015 Cumartesi

Pür dikkat dinleyebilirim seni
ama unutabilirim de ertesi gün
unutabilirim dünü, bugünü
bir an evvelini hatta
ben böyle sevmedim hiç kimseyi

Ulaş Yüksel

2 Temmuz 2015 Perşembe

- - Madımak


bir turna sefer eyler 
yolu uğrar sivas göğünden
ezanlar susar, minareler yıkılır, 
minber kana bulanır ...

feryadı gökleri aşar, yankılanır arşta
ağar elleri semaya ışıldayan alınların
in-san kokar bu gök binlerce yıldır

bir turna sefer eyler
yolu uğrar sivas göğünden
bir ağıttır kaplar arşı
ansızın kanatları tutuşur

'Ulaş Yüksel / Madımak

30 Haziran 2015 Salı

bilmiyorum diyebilecek kadar bilge ve özgürdük 
ne dilimiz dolanırdı  kıvırmak için ne zihnimiz
hatta bir zihnimiz bile yoktu çok zaman 
andan ibaretken mevsim aşktan ibaretken

ölesiye açarken koynunu bahtiyar
hesapsız dalarken gözlerine izinsiz öyle hür
balıklar  atlardı tekneme, sırtında güneşler taşıyan

inciler dererdim ak gerdanına, dalıp gönlüne,
nasılda  sıcaktı suların ah ! 
ben senin yüreğinde, hiç vurgun yemedim  hiç
keşke şu boşluk kadar gerçek olsaydın Eleni

~Ulaş Yüksel~
bense hâlâ 
o ikindide kalmışım 
ne uzuyor 
ne kısalıyor gölgem

~Ulaş Yüksel~
Hızla geçiyor ömür

Katar katar ulanarak 
seneler birbiri ardınca
Ellerimiz kuruyor  
gururun aynasında
sevgisizlikten bak

Om-zum çürüyor..

~ Ulaş Yüksel ~

26 Haziran 2015 Cuma

Kaç deniz eskimiş güvertemde 
Lodos aşınmış nicedir yelkenlerimde

Suyun yüzüne yazılmış, yazılır ismin her kavgada
Keşke, keşke şu boşluk kadar gerçek olsaydın Eleni

~ Ulaş Yüksel ~

4 Haziran 2015 Perşembe

Sen suda balık  
deniz sana benzer

Sen dalda tomurcuk
agaç sana benzer

Sen semada beyaz güvercin
gökyüzü sana benzer

Ben elimde kalem. belki şair
şiir sana benzer...

~ Ulaş Yüksel 
binmedim, 
binmem de o savaş arabalarına
bel üstü yolculuklardır hep 
maviliklere çıkarır yüreğimi

susmayı ben, 
yollarda öğrendim 
ki ; vardığım denizler, 
hiç bulanmasın istedim

~ Ulaş Yüksel ~
Iz sürüyor andacımın bağrında kalem
Gerdanında kaderim zapta geçer...

~ Ulaş Yüksel ~
yazgın alnımda altın harfli alfabe
gün vurdukça parlayan 
içimdeki nehrin suları ki; artık,
yol bulur, hep senin değirmenine 
ve engin akar suyum
tüm kusurlar tuz buz olur  çarkımda
ve pazarlıksız,  hiç, bulanmadan
baglamadan umudumu öğüttüğün erzağa 
ne ümit ederim, ne korku durur usumda
cümlesi  ıraktır gayri bana.

uLÂs...


26 Mayıs 2015 Salı

hiç işte, hiç
Varoluyorum ;
başka yaptığım bir şey yok.

~ Ulaş Yüksel ~
Eriyoruz hepimiz  
birlikte eriyememenin acı yangınıyla
Tek başınalık masallarıyla uyutarak kendimizi
kör bir inkar ile manastır kuyularında

Oysa ayıkması gerekiyor artık 
o kutsal öpücükle uyuyan güzellerimizin
ruhban mıyiz biz Aziz

ko elmayı bir kenara Havva ey, göğe döşekler serelim
gel gir koynuma ki; uzansın ellerimiz ışıyarak
Kaf u nun'a urup, mor bulutlara ağalım.

uLÂs / Vuslat-ı Azam

24 Mayıs 2015 Pazar


Papatyalar solmadan gel
Kara pekmez katarız

~ Ulaş Yüksel ~

22 Mayıs 2015 Cuma

eksildikce kendime çoğalıyorum
sermestim acının sırrındaki 
o ince saadetle

nardaki nuru, hârda gizlenen gül bağını
kaçımız görebildi ki. atam İbrahom ey! 
it leşinde inci dişi

uLÂs..

21 Mayıs 2015 Perşembe

Hep sendin sabrettiğim onca suretlerde
yoklayıp yoklayıp her bulamayışında
bir sigara daha yakıp dalıp uzaklara 
beni bekledin hep,  o soğuk bedenlerde

peki şimdi değişen ne
yitip giden suretlerde tuz buz onca can kırığı
yaralarımızı göstermek için miydi birbirirmize tüm bu yaşananlar
nasil sarılır acıyla bunca kesik,
nedir şu çıldırtan ince sır ?

ben söyleyim canımın içi.hem senin ağzından; 
acı ile perçinlenir ve hep böyle olagelmistir
garip cilve işte 
zıddıyla kenetlenir hep çatlağında ellerimiz yani
hâra düşmeyen pervaneden gayrisi anlamaz bizi
ah! yaralarımızdan daha derince şu şifalı su
neleri iyi etmez ki, artık sarsılmaz sevgimiz..

Ulaş Yüksel

18 Mayıs 2015 Pazartesi

Kesmişler söğüdü 
Sarılamadım gövdesine
Sevgim kedere çalıyor, kararıyor gece

Ah Elleni ne kadar da ustasın dokunmakta

Tüm tuşları topluyorsun yine Lâ'da. etme
Sesin ağıyor cebimden semaya. içli
Yığılıyorum köküne söğüdün.fâkîr

uLÂş...

https://m.youtube.com/watch?v=a9np05rcjZE

16 Mayıs 2015 Cumartesi

Anam gözlerini akıtır iğne oyasına
Babam rahmini deşer Soma'nın
Emek piçtir bu mahşer yerinde 
Yüzyıllardır tüter bacalardan
Sırtımız ısınır, bagrımıza kırağı çalar
Ne yaz biliriz ne kış adamakıllı
Sahi, bahar ne yana  düşer 
Fakirin ekmeğiymiş umut... peh !
Umut bu ya;  katıksız ekmek fakire yine
Ne zaman degişir de hele bu kara baht
Kes ulan artık, sen bundan haber ver
Ne zaman yıkılır bu yezidi taht 

Ulaş Yüksel / Soma

75. haftanın şiir sayfası -16 Mayıs 2015

Bu muaviye zihniyeti defolup gitmedikçe daha çok ocaklara ataş düşecek ve dalga geçercesine " madenciliğin fitratında var bu " denilip bu sömürü  kaldığı yerden daha zalimleşerek devam edecek...



15 Mayıs 2015 Cuma

seni neden seviyorum biliyor musun
mesela ben "a" desem sen, 
tüm alfebeyi okuyorsun ağzımdan
ve hatta daha fazlasını...
seninle keşfediyorum 
kimsenin bilmedigi en yeni harfleri
hep azalırken şimdiye dek eski sevdalarla 
seninle, çoğalmayı öğreniyorum ben Eleni 

Ulaş Yüksel

14 Mayıs 2015 Perşembe

muhabbet  yaralıyorsa  artık bizi 
susmanın demmini sürmeye ermistir zaman 
sükût hanı satır aralarında konakla ey yolcu
o anlatacaktır anda büyük sırrı 

uLÂs...
Hokkada kurur mürekkep, 
kalemin boynu vurulur

Heyhat !.. bu nasil bir umman

Dalsan ziyan olursun
Dalmasan vurgun yersin hepten

'Ulaş Yüksel
Şiirden kesildim Eleni
Eriyorum.

Ulaş...
şehvetin düğümünü cözdüğün gün 
silkinirsin delice kırılır tüm zincirlerin
yükselir içinden kırmızı yeşillenerek
ve taptaze bir filiz bas verir bağrından
daha yere indirmezsin asla gözlerini
yıkadıysa sevi, sularıyla o an yüreğini

Ulaş Yüksel

12 Mayıs 2015 Salı

*

Aynı bahçeye dönük yüzlerimiz
pecerelerimiz farklı sadece
senin bir yanın deniz
bir yanım bozkır benim

Aynı dut ağacı, aynı kırmızı tulumba

burnuma çalınıyor keskin mazot kokusu
Bir topaç gibi çeviyorum kırmızı patpatın çarkını
Derken  bir nehir fıkışıyor yüreğimin orta yerinden
Sıcak, şifalı, billlur...

hadi, 

daya ağzını ağzıma
durma !
kararmadan gün, 
iç kana kana

Ulaş YÜKSEL

7 Mayıs 2015 Perşembe

Küfür gibi gerçekti ellerin 
sözlerinse hep yalan
nasıl da seviyorsun 
dev aynasında seyretmeyi kendini
keske tenin kadar sahici olabilseydin
ısıtılmış sözlerine tezat, öyle soğuk

bunca bekleyişi nasıl bayram ederdim 
sen bir de o zaman gör
neyse yine de afiyette kal 
Mayıs çoktan sardı yarayı
beni düşünme, demem. peh
çünkü buna bende inanmam

Ulaş Yüksel / Riya

2 Mayıs 2015 Cumartesi

yaralarımızı diyorum
birleştirsek nasıl olur
daha mı az kanarız

bunca acının
anason kokan
gülüşümüzün ardında sırlanmış
bu derin yalnızlığın üzerinden söyle 
nasıl atlanır ki başka türlü

büyük şifacı şu aşk ;
ille sevmek sarar yarayı
biz yine o dala tüneyelim
yine o dala canımın içi...

Ulaş Yüksel

1 Mayıs 2015 Cuma


Bayraklarıyla iniyor,
ak kağıda yüreğim

İşçi marşlarıyla,
bir Mayıs sabahı

Bir devrim ki kalbimde
andacım kızıl meydan

Ne dağlar ne yollar
ne de ihtilaller ayırır bizi

Ne çok ortak şeyi kucaklıyor
aklımızın, yüreğimizin elleri

Yalan mı hadi söyle ;
ne çok yerde kesişiyor yollarımız

Ve ne de güzel yaraşır ellerine senin
ellerine ekmek, ellerine gül ...

Ulaş YÜKSEL

24 Nisan 2015 Cuma

yedi iklim savrulur sevgilimin saçlarında
fesleğen kokar gülüşü sermest eden
bir şiir küçük ağzında Ege, 
okudukça tenimde imbat estirir
cemreler düşürür yüreğime gözleri ki;
yeşerir dağlarım, elleri, bir orman bitirir

Ulaş Yüksel

23 Nisan 2015 Perşembe

Kiraz topladı  eteklerini
Bütün pılını pırtını avluda zerdali
Güneye inmenin derdinde bu Nisan 
Düştüler gelsingeri dönen leyleklerin ardısıra
tüm ağaçlar yeşil sancaklarıyla. asi

Toroslar bile durduramaz artık bu göçü
sızlıyor burnumun direği amansız
Kırağı düştü bıyıklarıma 
ha çıktım  ,
ha çıkacam bende  yola.

Ulaş Yüksel

18 Nisan 2015 Cumartesi

ağzım karanfil kokuyor bu bahar
ve ben şekeri yeniden bıraktım 
saatte 10 km koşuyorum gündüzleri
zihnimde ne varsa döke saça
tepedeki yolu izleyerek mütemadiyen
biraz soluklanıp karşı ki köy çeşmesinde 

derken o kayalığın tepesinde
dikiyorum gözlerimi bir çocuk gibi arı
kırlangıçların doldurduğu o duraksız göğe,
kekik kokularının esrikliğinde dönüyor başım
güneş turuncuya çalarken, içimde mavi

ağzımda gıcır gıcır yepyeni bir ıslık 
ölesiye  sevişiyor akıp giden dereyle
artık hiç çalışmak istemiyor canım
dönüyorum eve gün aşırı şarkılar söylerek
keşke görebilseydi yüreğimi diyorum
bir tek, annem...
bir tek anam endişeli halimden.

Ulaş Yüksel

13 Nisan 2015 Pazartesi


otursam gülüşünün kumsalına
dalgalar dövse bağrımı. çılgın
sen bir türkü tuttursan derken
iyot koksa saçlarım dar ma dağın

Ulaş Yüksel

11 Nisan 2015 Cumartesi

beyaz bir sayfa aydınlık yüzün
ne yazsam üstüne boğar alnının şavkı
şiir sır olur erir kelam ışıgında 
akar gece zülfünden 
dalsam öyle derin 
gecem birden gün  olur

Ulaş Yüksel
yiyorsamda baba parası yiyorum
haram lokma geçmiyorya boğazımdan
benim işimde bu 
mısra dizmek sabırla şiir ipine
napayım başka bir iş gelmiyor elimden
ne anlarsin hem sen.. peh !
çıkarıp yüreğini paylaşmaktan

Ulaş Yüksel
Rahmini parmaklar
bir eksiğini yakaladığında
Orgazm olur kırılğanlığınla aldırmaz
Durur insanlıktan bahseder sonra da
bilmiş bilmiş... kimseyi beğenmez 
Ukala dümbeleği, burnu hep havada

Ulaş Yüksel

Kitap Kokusu

Kitaplara sinmiştir derim hep
dünyanın en güzel kokusu
Kadınlarla, çocuklara birde
Elleri yaprak yaprak,
elleri kitap kokan kadınlar,
Saçlerı tel tel,
saçları kitap kokulu çocuklar
Kitap gibi ak, kitab gibi temiz
Kadınlarla çocuklar
Şiir gibi yürekli, şiir gibi namuslu
Elleri yaprak yaprak, 
saçları tel tel...


Ulaş YÜKSEL

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir
şimdi bir uğraş bulmalıyım kendime
şu sessizliğin üzerine bir söz nakşetmeliyim mesela
kelimeler arası gözden kaçan boşluklara kurulmuş
o ebedi hanlarda soluklanarak

salllayıp kovamı sükut kuyusundan harf çekerek 
ki; ancak bir şiir kandırır susuzluğumu
serde şairlik var malum
çınar gölgesinde geçmiş çocukluğum

gecenin koynunda, koynumda uyuttuğum geceyle hemhal
neşvüneva bulmalı aşkla kaf kalemin nun hokkasina daldırıp
bir yolunu bulmalı hep yeniden sabaha çıkmanın umutla
kün deyip dalmalı yeniden derin uykulara
niyet ederek noktanın uzamasına 
daha yüzyıllaaar boyu...

uLÂş..
Terketmiyor  bütün haşmetiyle gözükmedikçe son defa
İnsanın kalbini yurt tutan o yedi başlı ejderha
Tuhaftır ki körüklenir ateşi, 
sen ne kadar kılıncın sallasan devleşir yalımı misliyle
köpürür agzında kırmızı öfke, büyüüür büyür
.
.
Diyorum ki cancazım ;
Bütün yapılması gerekenleri yaptık 
Bir tek şey hariç; 
                                       hiç  bir şey !
Otur bi soluklan, çek bir yudumcuk şu  şaraptan 
Her şeye köstek olan senin bu nafile çaban
.
.
Yaslan arkana izle, bir filme bakar gibi
İtmeden  çekmeden, asla sahneye dalmadan
Bakarsın işe yarar, bakarsın kendi başını vurur
Kazanlar devrilir bakarsın kendiğinden 
Kendiliğinden sönüverir şu anlamsız yangın bakarsın. bak 
Gelir oturur agzının küpeştesine o tebessüm taşıp içerden
.
.
.
Hadi gülümse 😊

Ulaş Yüksel
istediğin kadar kalabilirsin içimde 
yıkılmış duvarları çoktan, 
gün batmaz,
saat sesi duyulmaz hanemde

Ulaş ..

8 Nisan 2015 Çarşamba

annem diyor ki ;
en son bizim harman kalkarmış
anlattıkça canlanıyor gözümde ;
dedem, uzatmış uzun bacaklarırını
sanarsın ağustos böceği

tembelliğim de ,
boyum da bosumda
ondan geliyor zaar

ağzında bir Karcaoğlan türküsü
derenin sesiyle sevişiyor. iştahlı
işin içinde ezan okumak olmasın
sanmam imam da olmazdı mubarek
mevlüdü, kasidesi çabası

birde güzel öykü anlatırmış
toplayıp köy çocuklarını başına
Kerem'le Aslı, Ferhat ile Şirin ...
tıpkı canlı gibi
dalıp dalıp gitmem de ondan zaar

şad-ı revan
ruhun handan olsun
ey gidi Koca Niyazi
şairliğim de senden zaar

Ulaş YÜKSEL / Koca Niyazi
ya yetişmeseydi o çocuk
ya dokunmasaydı yaralarıma 
öyle içten, öyle sıcak...

evet a
klında bulunsun,
ancak bir çocuk öperse iyileşir
kanarsa birgün insan yanın.

Ulaş YÜKSEL

7 Nisan 2015 Salı

nihayet sokağın tavanını doldurdu kırlangıçlar 
nihayet sokağın çıldırtan boşluğunu çığlıklarıyla
kanatlarında çifte iklim
hoşgeldiniz...

Ulaş Yüksel

Şiire meylim var yine
mısra kalbimde patlayan karanfil

Ellerim mavi
dokunsam kağıda aşk  olur

Zülüflerin gergi ipi 
parşömen tezgahımda gözlerin dokur

Ulaş Yüksel
kusur arar 
noktası virgülüne kadar
yok ki ağzının tadı
ömrü laklakla gecer 

ruhsuz ne bilsin

şiir asi bir tay 
ne gem vurulur
ne kalıba sığar

Ulaş Yüksel
Ey eşiğimi aşındıran acı
kapıma sevinçler bırakan
kutlu misafir
ustalaştık sevişmekte
artık helalim sayılırsın
lütfen daha sık uğra bana

Ulaş Yüksel
Bir gulüştür bazan 
sözün, harfin 
ve şiirin de ötesinde sıcacık
bir anda seni bütün hallerin ötesine aşırıp
bir tebessüm sıcacık gönül haneni ışığa bogan...

Ulaş Yüksel
Tatlar, sevinçler, 
gam kasavet keder yas...
bir nehir gibi akıııp geçer boşluğumdan 
bir görünüp bir yiten sahte rabler onlar
söylesene, yel kayadan ne alabilir ki; 
tozundan başka !

ve ben ey  İbrahim
senden miras bu cevher
batıp batıp gidenleri sevmem
ben benimleyim !
hiç degismez, artip eksilmez 
doğmayan ve batmayan olarak
tüm tanımların ötesindeyim

ben benimleyim, 
ben olduğum gibiyim
düşüncenin ve duyguların
şeş cihetten hür zamanın ve mekanın ötesinde
hazzın ve acının o şeffaf zarını yırtmış
hep varolan salt seviyim !

Ulaş Yüksel

1 Nisan 2015 Çarşamba

-

Bir nehir gibi akıyor asfalt otomobilleriyle gürül gürül
bir ırmak gibi kaldırımlar insanlarıyla köpürerek çoşkun
bahar gelmiş, bir an evvel patlama telaşında dalda tomurcuk
kuşlar en yeni bestelerini mırıldanıyor bak, tepesinde aşkla ıhlamurun


Ulaş YÜKSEL / 2012

29 Mart 2015 Pazar

Sonsuzluğa açılan bir bahar deviniyor gerdanında
gözlerin muştusunu veriyor imdiden yazın
dudağına gül düşmüş dalına bülbül
sevmek kaçık mülteci izin istemez
asi, çılgın, asla sınır tanımaz...

Ulaş Yüksel

*

bilmezdim aşkın bu denli çıplak
bu denli bir başına  olduğunu

ey ayrılığa denk çıldırtan vuslat
en çokta bana benziyor boşluğun

Ulaş Yüksel

22 Mart 2015 Pazar

bir şey soracağım ;
bir gülme alır mı öyle durupdururken seni de hiç
boğulur musun ?
olur olmaz zamanlarda kendi kahkahalarında 
sebepsiz gözyaşlarıyla karışık

kafanda bir düşünce s*ktir çektiğin ; 
- ya bir gören olursa, ya deli derlerse ?
işte bu kadar sahicidir, 
çocuksu ve bu denli çıplak
yaşamak denen o biricik gerçek

Ulaş Yüksel

21 Mart 2015 Cumartesi

Bilmezdim yaralanmadan nasıl çıkılır bir sevdadan
bilmezdim hiç; acı nasıl içilir gül tasından 
şeker helvası dilimin altında imdi keder
şiir aynasında tatlı tatlı emdiğim gam.

'Ulaş Yüksel
bir yaprak daha düştü dalımdan
onca çiçiğe durmuşken tabiat
sırtsız soykasız kaldım
ondan bunca üşümem

ve fakat azaldıkcakça ben 
suyum özüme çekilir
kendi içime kıvrılır sevincim
ziyani yok ziyadesi çok

Kocaman gövedesiyle
dalıyla yaprağıyla
domur domur çiçekleriyle
na şuramda bir başına 
yepyeni bir bahar devinir

Ulaş Yüksel
kırlırken penceremin pervazında sulu sepkin
içli bir türkü patlıyor yüreğimın koyaklarında

bir hayal gündüz,  bu demler düşümde

dönüş yolunu yitirmis nazlı durna göynümde

öpsem ıslak avuçlarından, koklasam a yâr

konsa ellerin küpeşteme, ol dem hanem ısınsa

'Ulaş Yüksel​
andacım hece sayar 
tesbih elinde mısra
ön sözü sen...
son sözü bana çıkar

Ulaş Yüksel

Kayseri düzüne inmiş demincek 
yılın bu mevsimi eşkiya kar
nasıl derim imdi avluda zerdaliye
evvelki gün giydi gelinğin daha...

Ulaş Yüksel
var gibi görünen yok icin gam yiyenlerin dünyası bu
bir kabusa ağlayan çocuklar gibisin 
üzgünüm, gibisi fazla Eleni 

uLÂş...
Beni seviyor musun diyor şuh sesiyle
bundan daha saçma bir soru yok hayatta
ah eleni anlamıyorum 
insanlar neden bu denli tapınıyor sözcüklere

Ulaş Yüksel
bozkırın çocuğuyuz biz 
gülmeyi ögretmediler  bize 
Rakımı yüksek çatık kaşlarımızın
dudaklarım Akdeniz'de kaldi
bir yanı hüzün,
bir yanı portakal çiçeği
ah !... hep bu Toros'lar.

'Ulaş Yüksel​
Soluklandığım tek durak 
O Kocaman kalbinin tünekleri
hiç yılmadan, sil baştan 
yeniden varolmaya durduğum...

Ulaş Yüksel / Erik Dalı
güne çıksak bir orman gözleri
kavuşsak akşama bir deniz
birden yutar yüreğimi
öyle derin, öyle uçsuz bucaksız

Ulaş Yüksel
hiçbir zaman durağan olmadı
kaynadı hep varolus devindi içten içe
ve aşk didişmekti bozmadan ahengini gölün
bağımlı olmadan  asla
görünmez ağlarla örülü bir bağlılıkla sımsıkı

Ulaş Yüksel
belki bir şiir düşerim bu gece
andacımın topragı ısınır 
okurum sonra gündoğumu
avluda erik çiçege durur 

'Ulaş Yüksel
şairim,
bilirim sözün sihrini
aşığım şiire, hem delice...
birde susan kadınlar bilirim
bütün kalabağıyla gönlünün,
ağız dolusu susan kadınlar

şairim...
sözün hasını bilirim
tezgahımda ekmek kelam benim
birde kadınlar bilirim çalışkan
işleyen; çelik  gibi  kadınlar
bütün gücüyle yüreğinin.ışıyan

ve o kadınlar ki ;
onların ellerinden başlar ilk mısra
toplayıp eteklerini iner kağıda şiir
nasıl da parlar namuslu alınlarında
karaladıkça, ak, pak, aydınlanır sayfalar.

Ulaş Yüksel /21 Mart Dünya Şiir Günü
21.03.2015

28 Şubat 2015 Cumartesi

Kim düşse gayb'olur 
gamzelerinin çukurunda

Kainata ayna cemalin !

Gülüşün yeşil atlas. erken bahar
vakitsiz cemreler düşürür topragima

'Ulaş Yüksel

Mavi Deniz

dallarsın öyle
belki kokum gelir burnuna
hiç bilmediğin kokum
sonra bir arasam dersin 
gözün hep telfona takılır...

sen, 

bunu, 
düşünmeye devam et canımın içi
inan, arasan bu kadar gelişmez muhabbet

bakma elimin böyle kalem tuttuğuna

susarım genellikle. yazarım...
konuşmanın bir işe yaramadığını 
anladığım günden beri
bilhassa aşkta

boşveeer, 

böyle de güzeliz 
hokka senin o güzel yüreğin
divit parmaklarım benim
nerden sürülür başka bu iz
için senin. mavi deniz

Ulaş YÜKSEL
"ben buyum" demekten vazgeçtim artık
ve korkmuyorum da bundan
bu belirsizlik, bu tanımsızlık ilkin ürküten
tüm kimliklerin üzerine sıçratan bu ince derinlik
bilginin, bilmenin esaretinden öyle hür kılan 

kabından taşan bir sevi şimdi
kendi kendine yetebilen ve
yine kendi kabına dolan
derûûûn bir sessizlik, huzur
büyük bir kedi dinginliğinde
Bu tanımsız zıtlık bu sarmal
hiçligimle doldurduğum 
bu tarifsiz heplik...

 'Ulaş Yüksel
Kimi sevsem güzelleşiyor
            Neresinden öpsem sesini 
                                                 şiir oluyor

                                               Ulaş Yüksel
Konuştuk, 
sohbet ettik
çaylar, kahveler, 
bir sürü kuru lakırdı

şöyle oturup,
bi susamadık uzuun uzun 
harf kalıbından hür adamakıllı
soyunup nesneden,
kıramadık suskunun belini 

oysa çektigim gizli hasret;
gözlerinin âmâsında yitip gitmek
sesine dokunmanın ötesinde 
buluşup hiçliğin koynunda
teninin sıcaklığında gaybolmak

yokla kendini sevgilim
illa keşfedersin sende
yitip gitmek o büyük vuslatta
hep sakladığım derin sancı
bastırılamayan bu amansız tutku
eriyip vahdetin potasinda
birliğin can suyuyla...
çelikleşmek !

Ulaş Yüksel
Gözlerinde birleşiyor bütün kara parçaları
tüm kainati gülüşünde toplayarak
Sevmeyi öğreniyorum adım adım 
esaretten ırak bu sefer ölesiye hür

Yazmam artık dedikçe 
ellerime dolaniyor inadına kalem
Kara çaliyor andacıma ki,
andacım karaladıkça ağaran tan yeri

Öyledir işte...
Nasıl çıkılır güne başkaca, aşk olmasa
Nasıl taşmaz kelam sadrından 
sevda düşerde toprağına.

Ulaş Yüksel
İste hafif bir gün daha
Tam da modern insana yakışır yoz bir gün 

Sevgilim olmadığından mı asla !

Kedinin ulasamadıgı ciğer desen o da degil
harbiden mundar bir gün daha

Ulaş Yüksel / 14 Şubat

27 Şubat 2015 Cuma

Soluğum kesiliyor, içim bir yangın yeri
Akıyor Alaman Çeşmesi'nden gürül gürül
doluyor avuçlarıma Nazım'ın dizeleri 
ışıklar saçarak tertemiz bir ağızdan

Akıyor bir nehir gibi insan seli
dökmek için Marmara'ya yankileri
Vedat'ın kanı nereye akar,
hangi Deniz'le devleşir bilir misin

Ulaş YÜKSEL / Unutmadık ...

22 Şubat 2015 Pazar

Öpmek istiyorum bir kerecik 
gülen ağzından
Bozulursa bozulsun orucum 
umurum değil.

'Ulaş  Yüksel

5 Şubat 2015 Perşembe

gülüşünle atlarım bir yangının üzerinden
tutsam şifacı ellerini dönüşür taş kalbim
can verir aşk atı oracıkta da
adam akıllı sevmeyi bellerim

nefesinden bir yol bulup sevgilim
bir kerecik öpsem seni yüreğinden
heyhat, bu ne düş ey ! 
ben kendi gönlüme düşerim

 'Ulaş Yüksel​
insan nelere alışmıyor
pis alışkanlık yokluğun
kırmalı bu esareti de
kurtulmalı bundan

Ulaş Yüksel

1 Şubat 2015 Pazar

ben yazmasam ;
tıkanır sadrıma doğan ilham 
yüzüm kararır, 
nönkörlük ettiğimi not düşer tarih 
andacım sol yanımdan verilir.

'Ulaş Yüksel
barışı istemekle 
başlattım savaşı

evvela belayı diledim hep 
bilmesemde, huzura ermek için...

ellerimin kanı 
ölümün değil !

ince düşün, 
daha ince sevgilim...

yepyeni doğumların izi 
bu kırmızı

sıcak ,
ve taze

'Ulaş
Öyle işte...
ne vakit kararsa içim,
ne zaman gam kasavet çökse 
oğullansa bi'keder na şuramda
cemaline daldığım güzeller var
kalbe cila, ruha gıda
kabımdan taşan sevi suyu ile
parlattığım gönül ayinemi

'Ulaş Yüksel
korkusuz kadınlar sevdim, 
gözleri ışık ışık hürriyet
ellerinde ekmek ve gül
dizlerinde kitap, dillerinde şiir
.
ne devrimler yaptılar ey!
yüreğimin kızıl meydanında
parlak alınlarıyla, onurlu ve dimdik
saçları karanfil kokan cesur kadınlar
.
Ulaş Yüksel
8 Mart Dünya (Emekçi)  Kadınlar Günü 
bir ateş belirdi gönlünde Âdem'in
sırrını cilalayan ustaca seyr çün 
merkep sırtında yüklü yakıtı 
tevrattan muştucu yalım. 

vuruyor çakmak taşını kamil kundakçı
yanıyor alev alev İskenderiye Kütüphanesi
ve yeni bir yapı yükseliyor içten içe 
duvarları kan ve et ve kemik kirişleri
raflarında latif saifeler
ister oku ister seyret
temeli heep, 
tavanı hiç.

Ulaş Yüksel
hep sanaydı andacıma düşen söz. taa en başından beri 
yazdıklarıma dokunmak zamanı fakat artık. bu ne kuvvetli sezgi
sihrini yitirdi çoktan kelam. gayri saçılsın gizli hazinem
bir suret giy gel artık canımın içi. nerdesin...

'Ulaş Yüksel
incir düştü öteye 
genç zeytinin dibine
kün dedi tanrı
tutuştu yağlı kandil

'Ulaş Yüksel

29 Ocak 2015 Perşembe

ilk kez susmayı deniyorum seninle
söz girmemiş derin orman yüreğim

'Ulaş Yüksel

28 Ocak 2015 Çarşamba

çocuklar geçiyor penceresinin pervazından
karışıyor kocaman yüreğine o büyük cümbüş
hayal mayal yansımış cama sulüeti
terlemiş bıyıkları, mürekkep elleri
andacında koşturuyor çocuklar
andacı bir panayır yeri...

Ulaş YÜKSEL
aşk durağanlık kaldırmıyor 
hadi didiş benimle 

'Ulaş 

25 Ocak 2015 Pazar

bir türkü söylesem dağılır mı bu giz
ya da sussam derin derin;
kaç türkü geçer içinden

'Ulaş Yüksel

22 Ocak 2015 Perşembe

cebinde paran yoksa eğer
uzaklardan sevmeyecen arkadaş
yollara düşmeyecek gözün 

ovuşturmayacan elerini ah edip vahlanarak
başka kentlerin güneşine karşı dönüp yüzünü
hasret kalmayacak tenin  hiçbir sıcaklığa

mesafeler büyütür derler, öyle de sahiden
çirkin bir deve dönüştük fakat çoktan
ne kalp dayanır artık, ne bu beden...

'Ulaş Yüksel
bir çiğ damlası daha düşer mi dudağından geceye
malûm, hiç  yitirmediğimiz umut  karanlığın ışıması

'Ulaş Yüksel

15 Ocak 2015 Perşembe

işte aramızdaki yıkılmayan o kalın duvar
yüzüne eklediğin yabancı gülüşler
nasıl uzanabilirim onca şeyden sonra
olmuyor, dokunamıyorum artık yüreğine

ve azat ediyorum seni gönül kafesimden
senin zincirlerin hem hüriyetime gem vuran
zorla sevda sürülmüyor, unutulmuyor hiçbir şey
çıkmıyor insanın içinden dehşetle istesede bazı şeyler

'Ulaş Yüksel / Duvar
bu aşk denen nesne 
neme meret bir şey
çirkin desen değil
güzel desen,
yaralamadan bırakmaz

Ulaş Yüksel

8 Ocak 2015 Perşembe

gözlerinde taşır insan gülüşünü
boyalı dudaklarda değil
şavkı düşmemişse yürekteki ışığın
işte o gözlerin retinesına
itibar edilmez ...
ağız dolusu gülse ne ?

talihliyim... 
ve bahtiyar
kalpleri gözlerinden okunan 
sıcacık ve samimi
pazarlıksız gülen insanlar tanıdım
denize kıyısı olan gülüşler

'Ulaş Yüksel

7 Ocak 2015 Çarşamba

çoktan sindi kağıda
ölen çocukların, 
kırılan kalemlerin 
ve maden ocaklarının karası 
hiç olan zahmetin ve alınterinin

aylaklığımı vurma yüzüme...
artık dönemem.anla !

sadece benim değil bu dert
andacım et kokuyor necedir
ateş ve su aşkına
yer ve gök aşkına
giyinip emeğin çelikten zırhını
haklı öfkesiyle sıkarak dişini 
kendini en baştan yaratıyor

Ulaş Yüksel

5 Ocak 2015 Pazartesi

aşık olmak geçti bizden
adamakıllı sevelim biz.

Ulaş...
suskunun içindeki inceliğe vakıf değilse insan
o henüz kendini tanımıyor demektir 

kendi boşluğuna düşüp iz bırakamışsan henüz
yolun uzun senin arkadaş, haddinden de uzun

Ulaş Yüksel

3 Ocak 2015 Cumartesi

ağarsa tan yerleri ellerinden başlayarak
ısınsa hanemiz saksıda çiçek boy verse
elim ekmek tutsa artık sebat etsem bir işte
yine kaleme ulasam akşamları emeği
uzansam tüm yorgunluğumla andacıma 
dalıp dalıp gözlerine uzansam ak kağıda

Ulaş Yüksel
Ancak bir aşkla dolar.. iki mavi arası.
dağ gibi bir yalnızlık olup geldi yeni yıl
bacadan değil bu kez olgun 
kırlaşan sakallarıyla çaldı kapımı

birazdan takarım koluma, 
dolaşırız biraz 
biraz soluklanırız sonra derin

seyrederiz kayalıktan 
bütün kalabalığına rağmen 
bizden daha yalnız bir kenti

hayır hayır...
çoktan değişti hüznün adı

Ulaş Yüksel
en çokta bu saatleri seviyorum
hele bir de yağmur yağmışsa yine böyle
cam gibiyse hele birde gökyüzü
serildiyse Boyalı Ovası'na 
dayayıp sırtını Toroslara 
menevişlenen ışıklarıyla bilmem kaç köy

bu demlerde ben, seyr ehliyim 
bu demler, kendimden geçerim ben

Ulaş Yüksel

28 Aralık 2014 Pazar

An'ı biriktirir kırlaşan sakallarım
güneşli günlerin muştusunu verir birde 
önü alınamaz bir nehir gibi akıp gittikçe zaman 

ağaran tan yerleriyle, bir kandil uyanır sadrımda
kendi karanlığımdan kurtuldukça 
daha da kuvvetli gün be gün

inci mercan dererim gönlümün derûnundan
ne söze gelir, ne ak kağıt üstüne düşer mana
sırf zevki  ile zevkidarım 

şiir atımın can verdiği  dipsiz bir  burçtayım
etme... bu aşk ölüdürür seni
gözlerime bakma sakın...

Ulaş Yüksel

27 Aralık 2014 Cumartesi

Ne garip şey...
içimde sanki bütün kentler,
keşfedilmeyi bekleyen koca bir coğrafya
içim büyük bir atlas
ülkeler, kıtalar, deltalar, ovalar
kuşlar.. şu duraksız gök
ve kendime bütün seyahatlerim
bütün göçlerim ve bütün ayrılıklarım
kendime fersah fersah tüm adımlarım

enfüs mü desem afak mı
hangisi daha doğru olur kestiremiyorum
izliyorum etten bir otobüsün retinasından
18 000 alemi, kendi şehrimin ışıklarını.cılız
puslu bir hava hakim yine bugün
hüznün rengi olmalı gri

ve ben ne zaman dalıp gitsem
turnalar geçiyor katar katar
kafatasımın maviliğinden
sürekli bir göç içimde
durdurak bilmeyen

zannediyorum ki herkes böyle
siz de böylesiniz efendim sizde böyle
hepsi içimizde, hepsi bizden bir yansıma
daha önce hiç uzanamadığım,
o kadar uzak, bir o kadar yakın 
içimin şu çılgın devinimi
gölün yüzünde menevişlenen işte bak
kendi tansıklarım tüm hepsi

Ulaş YÜKSEL
yine bir sanrının peşinde zihnim
bu yüzdendir ikide bir yokluyor usumu
kör olası düşünce...

yıkıyorum aklımı imdi İbrahim'in sunağında
neye baksam bir ayna, sırrı bana işaret
aldanmam aldanmam...

Ulaş Yüksel
ben bahar diyorum
sen ağzımdan öpüyorsun
sarılıyorum kollarımı koltuk altlarından geçirip
göğsünün küpeştesinde bağdaş kurarak
teslim olan sen misin, yoksa ben miyim
bilmiyorum

boşver diyorum sonra

ecel yapışsa şu an yakana ne
bu senin tabiatında var
yoksa böyle baş gösterir mi
böyle tomurcuklanır mı dalında gül
murdar mı gider sevişerek ölenler
peh... ne saçma laf

Öööööööl
öl de aşktan öl be adam !
beni 
bizi sevgisizlik öldürür !

ve ben 

karak bütün inançlarımı
Dayatılanı, hurafeyi, savsatayı 
kutlarım bu şöleni
çözülmez kollarım öyle sıkı
belki sonra tekrar kovar 
sonra tekrar sonra tekrar 
sonra tekrar Tanrı bizi 

dokunurum sana 
o ağacın altında 
etine toprağına coğrafyana
yine yeniden 
ilk defa keşfedercesine
ten şehrini 
beden ülkeni 

utanma !

yüreğimde duyayım 
yüreğinin gümbürtüsünü 
tutma kendini bıraaak
böylece kalalım
hiç kıpırdamadan ...
sen bir ağaç ol ben dalında aşı
nefesimle hışırdasın yaprakların
özüne yürüsün suyum
sonra birlikte toplarız geçince,
geçmesin istediğim sarholuğum
boncuk, boncuk döktüğün teri
o kutsanmış emeği

Ulaş YÜKSEL 
27.12.2014

26 Aralık 2014 Cuma

şuncacıktın o soğuk yatağın içinde
şuncacık... 
şu nokta kadar kargacık burgacık

ama o gözlerin yok mu... ah, o gözlerin
evrenleri sığdırdığın kirpiklerinin arasına
kapılıp gittiğim bir girdap, umman gözlerin

yaşamın yeşil libaslar giyinmiş 
bir kadın olduğunu öğreten
derûn orman gözlerin

Ulaş Yüksel

9 Aralık 2014 Salı

-

Dediler ki evimizin önünden geçmişin
sürdüm yollarını hep kendime çıkıyor
eğilip çeşmesinden soğuk sular içmişin
od düştü bağrıma hasretinden tütüyor

Geleyim ey güzel geleyim
aşayım Spil'i de İzmir düzüne ineyim
geleyim de yeşil göze kanayım
al yanaktan bir busecik alayım.

Katar katar göç yolunda turnalar
içimden bir şeyler alıp alıp gidiyor
ah ! kör olası bu yokluk.medet !
beni sevdiğimden ediyor.

Ulaş YÜKSEL / Kör olasın a yokluk / 2012

8 Aralık 2014 Pazartesi

daldım yine
mavi deniz murekkep
yine bardağımda soğudu şiir
kaç yıl oldu andacımda demlenir
çay karası, satır arası sevgili

Ulaş Yüksel
hüznüm bir kedi göğsümde
kovalamak şöyle dursun 
okşamaya meyleder ellerim
Mır mır bütün acılarım şifacı
biraz tebbessüm, bilgece bu kelli

büyüyorum biraz daha
biraz daha kırlaşıyor sakallarım
yüreğim bir oyun tutturmuş 
iman tahtam tattaravalli

Yıldızlara sarkıyor işte 
Yüreğimin ayakları 
Küçüldükçe küçülüyor 
yıl yıl içimde
arınıp saflaşarak bir adam

Ulaş Yüksel

kelam kana bulanır dudaklarımda
sözcükler ağzımda ay kesiği

ne kamer, ne yıldız, ne samanyolu
hep gece olmak düşer payıma

sen içime düşme güzel kız
dipsiz bir kuyuyum ben... sakın!
tutunacak dalın olmaz

Ulaş Yüksel

3 Aralık 2014 Çarşamba

ISLIK ISLIK / Ulaş Yüksel (kendi sesinden)


güne çıksak bir orman gözleri
kavuşsak akşama, bir deniz
birden yutar yüreğimi
öyle derin, 
öyle uçsuz bucaksız

Ulaş Yüksel

2 Aralık 2014 Salı

bütün günahları işlemek mi lazım ille de
kimseyi hor görmemek adına

pek ala insan olunabilir 

kendini üstün görmeden de

Ulaş Yüksel

1 Aralık 2014 Pazartesi

artık dağıtalım şu hüznü kederi
dağıtalım şu bastıran sisi dizdize verip
bak nasıl da parlıyor yarmış karanlığı güneş
artık çıkalım bu kör kuyulardan gün yüzü görelim

Ulaş Yüksel  

27 Kasım 2014 Perşembe

saklasam sır gibi
vurur yüreğime kordan mührünü
hangi sevda dile gelmez ki
bu susku öldürür beni

Ulaş Yüksel
adın yazılı 
gönlümün gergefinde
nakış nakış 
sözlerin kök boya

durma hadi, 
kalbimden öp beni
bir bülbül havalansın
göğsümün kafesinden

ıslat ağzımda ağzını
dudakların dut kurusu

Ulaş Yüksel
gün yüzü görmemiş köstebek
hiç çıkma deliğinden
buralar çok karışık

bir alışkanlığın adını
aşk sandık bir çoğumuz
başımız göğe erdi zannettik

hayvanını besliyor 
şu çift adını aşk koyup
genellikle yatak odasında

ölesiye yabancılar
ama kimin umurunda
hayvan sever her ikiside

Ulaş Yüksel
hecelesem adını 
izin kalır dudağımda
ağzım karanfil kokar

şahlanır şiir atım
atlayıp geleyim sırtına
kalemim yine aşk  tüter

Ulaş Yüksel

Îki mum yakiyorum sonra
Gecenin herhangi bir saatinde kalkıp
Daha derinlikli göresin dıye 
Sözün ardındaki o derin manayı 

Biri ben; ikisi sen...


Ulaş yüksel 

25 Kasım 2014 Salı

gözlerin öldürür beni 
ikiyi bir eden

derinlemesine ölürüm 
nefesinle dirilirim ben

Ulaş Yüksel
izlerimi taşır o sokak 
hayır hayır içimde taşırım izlerini

gizli yollar bilirim hep sana çıkan
köşe başlarından seyrederim
bir ceylan gibi süzülüşünü 
dalgın, hüzünlü, bir başına

avcı olmayı beceremedim hiç
dönüp baksan, oracıkta vurulurum

Ulaş Yüksel
ardına düştüğüm 
kendi gönlüm oldu hep

hep aynı kadını sevdim 
ben aslımda

Ulaş YÜKSEL

21 Kasım 2014 Cuma

kıskanıyorum, elimde değil
o halde seni seviyorum da değil
sanıyorum sahipleniyorum seni 

Ulaş Yüksel
tam dayak yediğim yere çekip arabamı
acıma güldüğüm noktadan ,
caddeden geçenleri izledim bugün
faşizmin penceresinden 

makinalaşan insanların dünyası bu
otomobiller de kaldırımdan akıyordu zaten
sevmiyorum çarşıya inmeyi ve çalışmayı
adına sosyalleşmek dedikleri 
o ç/abuk subuk ilişkileri

iyiyim  böyle 
belki parada kazanırım birgün hani yazdıklarımdan
olsada olur, olmasa da olur demenin rahatlığı var bende
büyük devlet bu, hiç bozamam keyfimi

ne istediğimi bilmiyor olabilirim evet
ama ne istemediğimi çok iyi biliyorum 
hayır, kalabalıklar gibi düşünemem asla 
asosyal değilim ben canımn içi
bir salgından kaçıyorum sadece
işte olan bu.

Ulaş Yüksel
O bir kısrak,
gem vurulamaz bir deli tay
lirik, asi ...!

yükseklerden uçan bir anka
meşrebi hür !

O, bir tek kişiye 
hapsolmayacak 
kadar büyük bir nur

önü alınamayan bir sel,
o bütüne meyilli
parçaya değil.

Ulaş Yüksel / Sevi 
ya gözlerim maviyse
gök oturmuşsa kıyılarıma
ya göç yoluysa kuşların 
kafatasımın çeperi
uzanmışsam boylu 
boyuna kendi içime
.
.
peki ama o zaman 
çektiğim bu hasret, 
duyduğum bu özlem ne
sarılsamya kendime 
bunca kendimleyken
yetmeli ya bu bana 
öyle değil mi

ah...
biri bana deyiversin
nedir bu esrar 
ne bu giz ?

Ulaş Yüksel
ne soğuk perşembe bu böyle
sokuyor hançerini bağrıma cani
bir sıkıntısı var bilirim
ferman çıkmış cumaya
mihrap kan revan...

ellerin tutuşturur günü canımın içi

ve şu duraksız göğü
seninle ısınır bu yer küre
yoksa; ne perşembe, ne cuma, ne ben...
böylesi üşümezdik inan !

Ulaş YÜKSEL