26 Temmuz 2016 Salı

açsam avuçlarımı 
gülüşlerin dolsa 
içseeem içsem
hiç ayıkmasam 

bir türkü tuttursan 
dizlerime yatırsam nefesini 
okşasam okşasam  
hiç üşümesem

Ulaş Yüksel
Her erkek ahmaktır biraz
Ben ziyadesiyle ve korkak 
Kazık çaktım bu durağa
Yol yormadı beni Eleni 
Beklemekten şiş ayaklarım

Ulaş Yüksel / Yalnızlar Rıhtımı
Şimdi dönsem yüzümü
yüreğinden aşk eksilecek

Asılıp durma ceketimden 
tavrımı değiştirme benim

Ulaş Yüksel

14 Temmuz 2016 Perşembe

Ben içten Selanik'li
Dıştan yüzüm şiire çalar
Sen andacımda biriktirdiğim yedi renk

Böyle kanat çırpmasaydın Eleni 
Yüzünün kumsalına uzanmazdı söz
Ellerimde bu deniz birikmezdi böyle

Gözlerim ah !
Birazdan  kepenk indirir ve
Gün doğar yine dalarım hayaline

Yedi yirmi dört dükkan bizim nasılsa
Para geçmez zinhar ! 
" Aşk akçe pak gün içinde "

Ulaş Yüksel
Gülüşü nar çiçeği
Okşar adam yanımı
Bakışı çiy tanesi
Söner yüreğimin yangını
A benim ayran gönlüm 
Alma o güzeller ahını

Ulaş Yüksel
Öyle kırılmasaydı kalbim 
adam olamazdım ki 
                  bu aşk bahsinde

bağır 
           çağır...
küfreden ağzından 
                              öpeyim

Ulaş Yüksel
Ne büyük eylem eylemsizlik...

Ulaş Yüksel

11 Temmuz 2016 Pazartesi

İsmini sayıklıyorum her an
Ve fakat elim varmıyor telefona
Çünkü canımın içi.. laf kalabalığı 
Konuşmaya değer her şey değersiz  
Konuştukça biz ölüyoruz ağır ağır
Lütfen gör  artık

Otur şöyle karşıma tek kelime etme 
Böyle geçsin varsın  günler sabret birazcık
Ve dağıldığı noktada ilkin can sıkan o sis
Bir de o sabah gör sen güneşi
Birlikte hiç batmayan bir güne çıkağız söz
Seyret nasıl ışıyacak ellerin ve gözlerin

İlk kez kendine şahit olmanın 
Beni ve kendini gerçekten görebilmenin sermestliğiyle 
Kırıp söz küpünü o dem sen de bu aşkla 
Tüm harflerin ötesinde bir burçta 
Kendi ağzını mühürleyeceksin
Benim dudaklarımda

Sıkıldım tüm bu aptalca akıl oyunlardan 
Sahte rollerden, tüm merasimlerden
Abuk subuk inanışlardan, iddialardan ve rituelden
Tüm bu sahtelikten ve daha bir çok seyden...
Söyle şimdi, yoksa yalnız öleceğim 
Benimle susmaya sevgilim
Belki bir ömür 

- Var mısın..


Ulaş Yüksel
Başkalarının ağzına düşmekten biz 
Biz kendimize inanmayı unuttuk Eleni..
Bir şey yapman gerekmiyor
Sadece bir son ver buna artık 
Bak nasıl da soluklanacak o dem  
Onlarca yıl sabırla bileylediğin yüreğin 
Ve şu asil yalnızlığın senin.. pırıl pırıl 
Kendi kendine yetmenin kudretli ışığı 
Ah Eleni...
bal gibi biliyorsun işte uzun etmeyeceğim
Seni yine kendi ellerin kurtaracak 
bu  keşmekeşten, bu mahşer yerinden

Ulaş Yüksel / Yalnızlığa Övgü
Aşkından emin olan birini görmedim billahi
Çünkü Eleni...
Aşk sandığımız o pembe yalanları saymazsak eğer
Hiç aşık olmadık ki biz 

Gidenin ardından ölmedik bir kerre olsun
Bak işte diriceyiz hâlâ sahte acılar içinde
Kara toprakta biz, sır olmadık ki hiç 
Aşkımda bende sırlanmadık ki henüz 

Ulaş Yüksel
Kaç ananın ciğeri pare pare
Ne bayramı ne sevinci a avare
Memleket yanıyor görmez misin
Aklın fikrin hâlâ sevap ticaretinde

El oğlu gelmiş sarmış yurdu 
Satılmış limanlar dağıtılmış ordu
Vatan millet Sakarya dilinde
Meclise dolmuş iti kurdu

Evladın gece gündüz dirsek çürütür 
Diplomasız hırsızlar gemiler yürütür 
Elde kuran dilde besmele sapıklar 
Milletin malını hamuduyla götürür 

Tükendi Ulaşi kalmadı sabır 
Dervişlik abasin çıkardım bugün 
Atam Ahmet Yesevi kalmadı hatır 
Hain dostu akrabayı sildim bugün
Hiçbir şeye inancım kalmadı artık 
İnsanların dostluğu yada düşmanlığı
Hiçbir şey ifade etmiyor uzun süredir 
Gariptir, bir çok şeye ve
kimseye ihtiyaç duymaz bir hale geldim

Her geçen gün giderek hissizleşiyorum
Duygularımın esaretinden adım adım uzaklaşarak 
Ve seyrederek bu acayip aynılaşmayı umursuz...

Deliler 
            meczuplar 
                                bilgeler 
                                          ve çocuklar hariç

Bu durumun canımı yakması gerekmez mi Eleni
Oysa ben kafesini parçalayan bir tuti kuşu sevinciyle 
kendi göğümü keşfediyorum
Sizin mavimsiniz sizin olsun
Benim mavime dokunmayın artık
Uçmayı ben.. gerçekten uçmayı, 
kendi kanatlarımla !
henüz öğreniyorum

Ulaş Yüksel
Nasıl da değişiyor her şey 
sevdiğin zaman !
Bilmezdim yemin billah

-Ne yakışıklı hüzünlerim varmış meğer

Ulaş Yüksel
Bakışlarında ne var bilmiyorum
Ama dokundukça kanatlarıma
Yanıyorum...
Ve yandıkça dudaklarımda
Ve yüreğimde deli tadın
Tattıkça katmerleniyor açlığım

Yüzümün aynasında ellerin
Ellerimden başlıyorum Eleni
Ayakları yere basan bu defa
Evet...  galiba gerçek bir aşk bu
Kendi izimin çemberinde dolaştığım
Hep başladığım noktaya çakıldığım

Ulaş Yüksel
Anıların gölgesinde oturma sakın
İpe ser ruhunu, güne çıkar
Yoksa yaşlanırsın

Ulaş Yüksel
her gelen bu beden şehrimin 
o sevi kuyusunun başında 
biraz daha çevirdi çıkrığı derine.. 
daha derine 

ve anladım ki gerçek aşıklık; 
onlar ayrıldıktan sonra da 
bu kuyudan, bu suyu 
hala çekebiliyor olmakta gizli

nihayet  bunu da öğretti hayat 
insan olabilmenin en kutsal kaidesini
bu suyun daim kaynaması gerekliliğini

ve yıkıp bendini ol demde
ışıyan düşüncenin şavkında
taştı 
         taştı
                   taştı ...
hapsolduğu 
        sevgilinin toğrağından

ah kalbim
fersah fersah 
kaplıyor imdi alemi.aşkla
zerre ayırdetmeden.


Ulaş Yüksel

28 Haziran 2016 Salı

Mecnun çöllerde kavruldu
Kurda kuşa varıncaya 
haykırdı aşkını

Leyla mı
O en zorunu yaptı
Gıkı çıkmadı 

Sustu !

Ulaş Yüksel

15 Haziran 2016 Çarşamba

Ne uzun boynun ak pak 
kim bilir kaç öpücük sığar 
Ama ben avare az buçuk
seyrinden öpmeyi unuturum
Yeltensem bi an hani şöyle 
vallahi kokundan bayılırım 

Ulaş Yüksel
Gülüşü nar çiçeği
Okşar adam yanımı
Bakışı çiy tanesi 
Söner yüreğimin yangını

Durul artık yeter 
Çalkalanma gayrı
A benim ayran gönlüm 
Alma  güzeller ahı

Ulaş Yüksel

12 Haziran 2016 Pazar

Seni arayıp sormamaya devam edeceğim
Taa ki sen bu ihtiyaçtan kurtuluncaya Eleni 
Devamı, ya sonrası diye  bir şey yok 
Sorma artık sükut elbiseni kuşan 
gözlerine bakarak söylemeli 
Ol dem de son sözü.
İlk kelâmı...

Ulaş Yüksel / bAĞımlı

11 Haziran 2016 Cumartesi

Meryem sırrını bağırır 
Midasın kulakları sağır
Ay, indi inecek kuyuya 
Fesleğen kokacak sokağım
Soluğu İsa nefeslim ey !
Gamzelerin Haziran sıcağı

Ulaş Yüksel /Toros Tabletleri

10 Haziran 2016 Cuma


Üç asırdır gönül gayyanda 
Kendi yüzüne dalgın 
Çehren yine acılar mezarlığı
Ama bir gülsen hani bilirim
En güzel sen gülersin artık
Acının kabuğunu kıran 
Bir derviş misali...

Ulaş Yüksel /Toros Tabletleri

Gayya:  Sırat köprüsünün altında bulundugu var sayilan bir kuyunun veya derenin adi
Kimsenin aşk yarasına 
merhem olma Eleni
Yaralar iyi olur, 
merhem ecza dolabına...
Bekle onun için, 
sen, biraz daha bekle 

Hem değil mi ki ?
Onun yarasını sarmak,
en büyük ihanet aşka !

Adam dediğin kimdir, 
kime denir Eleni
kendine merhem olana 
Yaralar deri degiştirdiğinde de hâlâ,
sana yakın durana...

Ulaş Yüksel
Zamanın tozunu biriktiriyorum
Penceremin küpeştesinde
Üflesem kendimden eksilirim

Ulaş Yüksel


3 Haziran 2016 Cuma

Bana  bir şeyler oluyor
Anlatmak gereği dahi duymadığım
Merak bile etmediğim bir şeyler
Bana bir şeyler oluyor Eleni

Hiç  olmadığı  kadar ;
                                      hiç 
                                             bir      
                                      şey
Hiç bir şey olmuyor !

Ulaş Yüksel
Bir de bunu denemeli 
Herkesin hiç kimsesi olmayı
Belki yorgunluğum 
                    son bulur
Bu hiçliğin belki 
                    kırk yıl hatırı kalır

Ulaş Yüksel

1 Haziran 2016 Çarşamba

hangi terazinin şakülü şaşmamış
hangi çağda ölüm duvarını aşmamış
sevmeyen kalpler kurumuş 
yaşamın tadına varmamış

Aşk pintisi, sevi varyemezi !

sev be adam sev
alınıp satılmaz bu cevher
bedava sevmek bedava 
geberinceye kadar sev

Ulaş Yüksel
alaylıyım ben
o yüzden toprağımda
hep böyle 
gecekondu şiirler 

beri gel, uzak durma 
                        otur soframa 
biraz da soğan koksun ağzımız 
                         yahu ne çıkar

Ulaş Yüksel
Senin kutsalın 
benim ruhumda
onulmaz bir yara açıyor 
bağışlamamayı, derken;
ucu kendime kıvrılan
anarşik bir affedişi 
kazıyor zihnime,
Ilık sularımda
arınıyorum

ve ben işte 
O
kesiğin rahminden 
doğuyorum 
kırmızı bir karanfil gibi
hüznümtrak 
kokular saçarak

-bu kaçıncı ölüm 

Ellerin Eleni 
karanfile deymesin hele
sakın koklama sakın 
kırmızının belleği ki o;
kanatır kadim yarayı 

Ulaş Yüksel
şimdi göz kenarlarımda  bir kaç çizgi,
çırılçıplak, boylu boyunca uzanmış 
alnımın cumbasında bir çift çatıkkaş
hiçbir şey kalmadı güzel hatırlanacak 
senden bana gülümseyen hiçbir şey

anılardan acılar yontuyorum işte bak
tek yaptığım iş bu aylardır
sahi okuyor musun zaman zaman 
kara kalem çalıp karaladıklarımı evet 
eminim okuyorsun nefretini bileyleyerek

en büyük talihsizliğim 
tertemiz dogduğum o kentte kirlenmek
ve en büyük talihim yine bu olsa gerek
doğmak o balçığın içinden 
otuz yedisinde bu kez acının rahminden
kendimi yeniden var ederek 

sağol canımın içi ellerine sağlık 
nasıl da yoğurdun
ko efsaneyi bir kenara; 
kaburga kemiğiymiş Adem'in Havva 
yalan vallahi yalan, beni sen doğurdun 

Ulaş Yüksel

31 Mayıs 2016 Salı

- Yalnızca Çocuklar Girebilir Tanrının Krallığı'na ...

Bir kulağından girer diğerinden çıkar tüm söylediklerin
önce parkta kardan adam yapılacak !
bu her şeyden mühim.
Sonra konuşulur belki bir ara vakit bulunursa oyundan
hayatın gerçekleri diyerek inandığımız onca zırvadan

Akşama kestane, patlamış mısır, uykudan evvel masallar
dinlemeye vakit yoktur yine düşer gözkapakları.ağır
Kaptırırken kendini o büyülü masala,
kapanırken gözleri gecenin huzur veren dinginliğinde
dalar saf bir düşün içene kadife kanatlı bir baykuşun koynunda

Dünyanın en masum, en temiz canlısıdır çocuklar
hiç deneme bile bence, onlara bir şeyler anlatmayı
bulaştırma ellerinin kirini, o tertemiz hazineye
Yaslan arkana ve seyret onları olduğu gibi
belkide bizim öğreneceklerimiz var onlardan,
onlardan daha çok onlardan ...

Bir fırıldağın ıslığı çalınıyor şimdi kulaklarıma
bilyelerim duruyor mu aceba tavan arasında
Hangi mısranın aralığında kaybettim büyük hazinemi
ne ara büyüdü ellerim bu kadar çabuk.bulamıyorum

Adım adım yaklaşıyorum fakat Tanrı'nın Krallığı'na
seyrettikçe onları, bir ırmağı seyreder gibi 
yıkıyorum ellerimi çocukluk anılarımla
yıkanıyor yüreğim ılık ılık sıcacık gülüşleriyle kafamın içi.

Ulaş YÜKSEL
Bölüm : Olduran Sükût / 2012 /

Yalnızca Çocuklar Girebilir Tanrının Krallığı'na.../




ALİ İSMAİL KORKMAZ 
Vuruldu karafilin boynu
Na şuramda... 
henüz baş vermişken daha
daha bir acı kokuyor sanki bu yaz bütün çiçekler 
on yıllardır baharın uğramadığı yurdumda
koklamak gelmiyor içimden

genzimde bir yumruk oluyor 
açıyor haklı küfrünü patlatarak 
kan kırmızı ağzımdan derken
bu zulme, bu kahbe düzene

yakışmıyor 
insanın ağzına küfür bilirim
- ya eline kan !

Ali... kardeşim
annem bilirim anneni
kaçamıyorum 
olmuyor bir türlü
acına ortak olmaktan
alamıyorum kendimi


Ve seninle bileyliyorum imdi 
hay van yanımı
seninle biliyorum, 
Ethem'le, Abdullah'la
bu kutsal beraberlikle 
in - san - lığımı

Ali'm... 
       kardeşim 
               rahat uyu
şad ol,
       elbet ezilecek 
elbet
       o akrebin başı !


Ulaş Yüksel / AKrePin Başı





30 Mayıs 2016 Pazartesi

Ve her yağmur sonrası 
gül kokar terim benim 
İnanmazsan gel,
                  gir koynuma

Ulaş Yüksel
Gözlerinde ne var biliyor musun
Acının ve hüznün o muhteşem tebessümü
Evet, sadece bunun için sevebilirim seni
Gülüşüne kıvrılıp yatmış keder ah !
bin yıllık derin uykularda miskin
Ve sen gülmesen bir gün, uyanır da o dev
Yalımlar saçarak ağar, ağır iniltisi tutuşturur felekleri
Haydi öp ağzımdan artık durma, beni
Ancak bir aşk dönüştürür, bir cüceye o devi

Ulaş Yüksel
Ay böyle 
              büyümüşken gözlerimde 
              hadi tutsun da göreyim 
uyku beni

Ulaş Yüksel
Haksızım demek ah 
Ne büyük zafer bazan o

Hayatta böyle basit işte 
Ama sen zoru seviyorsun 

Bir de kandırmayı kendini 
Ahmaksın ahmaksın insan ey..

Ulaş Yüksel
Tanrıların ağzında 
                  ıslandı dudaklarımız
Ondan böyle divane, 
                  böyle sermestiz 

Ulaş Yüksel
Bakır saçları alev alev 
                         teni bir yaz akşamı
Göğsünün rahlesinde
                         kainatın sırrı yazılı

Gayride kodu şirk ehli
                         göğe cıkardı Allah'ı
Biz ki hep Mecnun idik
                         Leyla'da sevdik hep Hakk'ı

Ulaş Yüksel
Gidişin bir iç uluması
Saçların rüzgarda savrulan kül
Yapışsa tenime toz buz
Kırarak kaburgalarımı
Sadrımdan bir anka havalanır

Ulaş Yüksel



İnsan insandan çoşarmiş. Teşekkürler Efla Firat..


tüm rezilliklerimizi  unutup 
gözlerini iki kandil gibi ışık ışık 
asarak kafatasıma 
ikimiz içinde 
iyi dileklerde bulunacağım 
imdi eteklerimizde taşlar
ırmağa inmek zamanı
çok kirlendik malûm,
haddinden çok.

Ulaş Yüksel
Arpanın ve üzümün aynasında kendi yüzümü gördüğümden beri
Musanın asası yitirdi büyüsünü  kızıl deniz roz (rose) derya
Bu umman olmasa ne ki ol asanın gücü

Feryad figan fravun içimde bi telaş gayri
Benim sularım dingin yeminliyim
Çekmem ol kadehten elimi 

Sana haram içtikte ayarım bana yok sorgu suali
Sana zehir bana panzehir-sövme artık Kasım
Eri susturur bu meret, etme! azdırır iti...

uLÂs..

26 Mayıs 2016 Perşembe

"Ben çıplacık ayaklarımla" dedi kadın
Mavi murekkep sularına indim öylece üryan
Kendi yansımamı gördüm de andacının aynasında
Kendi sesime vuruldum, boğuldum, can verdim 
Kurutulmuş esmer kanatlı bir kelebeğim
Harf harf harcadın satır aralarında beni şair 
O gizemli karanlık tuzaklarına nasılda atıldım umarsız
Ve aslımda ben kendime aşık, pervane kendime, kendime deli 

Meraktan soruyorum...
Sen bu ateşi bu ummanda yakmayı böyle nasıl becerdin
Ey maharetli avcu ah.. şiir okun onulmaz yaralar açtı
Karanlığında yitip yok olan o gece kelebeği işte ben
Ve gecenin sabahı öptüğü yerde, ağların yırtıldığı
Ne sen ne ben, günün güneşin türküler çığırdığı ince çizgide
Bizi gördüm şair anlıyor musun biz'i... kendini bi'şey sanma 
Sen kalemdin ben harf... Nakkaş mı ?
O yoktu ortalıkta, hiç olmadı da zaten.

uLÂs Yüksel


ulan olum aldırma
takma kafana 
bir tek ölümdür
bir tek ölüm !
hep sağ kalan
şu hayatta... 

Ulaş Yüksel
Bazı şiirler açık yaradır
Ne zaman okusan kanarsın

Keskin bıçak ağzıdır
Dokunsan yüreğin can kesiği

Ulaş Yüksel

Ulaş Yüksel
Olgun bir tebessüm 
gelmiş oturmuş ağzının kenarına
Gelecek vadeden bir aşkın mührü bu
vurulmuş kaşlarının arasına

Ulaş Yüksel

On üç  yaşımda bir çocuk 
hâlâ şaşkın durur içimde 
Babası şu kapıdan şimdi girer 
hep otuz sekiz yaşında..

Ulaş Yüksel


pembe gölgesinde duruyordu kadın
Tanrı'yı gönendiren bir bilinçle.emîn
dostluktan öte bir yakınlıkta.naif
başı dik bir tevazuyla.lirik

Ulaş Yüksel
Bir şey hissedemiyorum 
ve bu beni öldürüyor  

Hiçliğin rahminde 
Yokluk tohumundan

küllerimden yeniden 
         var ederek hem de

Ulaş Yüksel / Diriliş

Asil dirilik ödenecek diyetin kalmadığı yerde baş verir..
En çok da sevdiklerimi yerden yere vururum 
En çok da onları kırarım ben
Çünkü kırıldıkları yerden,
daha sağlam ayağa kalkar onlar
Hiç bitmeyen bencilliklerim... 
bilinçli bencilliklerim !!!

Ve adım nelere çıkmaz ki... 
varsın çıksın ko, mühim değil 
Dertleri dillere düşmesin tek ki
Usta şifacıyım 
yarayı sır ederim ben 
Daha
              bir daha 
yaralanmasın tek ki onlar isterim.

Ulaş Yüksel
Ve şöyle demişti hatırla !
Bir tek aşk eşiğine yatarım
Çünkü beni bu köpeklikten 
Ancak bir aşk kurtarabilir

uLÂş..
Ve demincek dindi yağmur
Andacım toprak kokuyor

Ulaş Yüksel

23 Mayıs 2016 Pazartesi

Baktın  ki vazgeçemiyor insanlar 
O plastik oyuncaklarından, sen vazgeç
Ağır ağır zehirler çünkü ruhunu zamanla
Ne olduğunu anlamazsın bile 

Ve bir anda uyandın uyandın
Sittin sene haberin olmaz ya deyse
Ne sinsi hastalıktır zira
şu alışmak denen illet

Kur  terazini 
ve akıllıca tart imdi 
Haksızlık etme artık kendine
Varsın oyun bozan desinler ardından

Ulaş Yüksel / Kendime Nasihat
O  hadiseyi de yanlış anladınız zaten
Aşırılıktı hacı baba "aşırılık"
Şarap değildi haram olan

Neyse.. kolay gelsin sana haydi eyvallah
Ben Pala'nın meyhaneye gidiyorum 
Mal yığmağa devam et sen de.

Ulaş Yüksel /  Mal Sarhoşu

21 Mayıs 2016 Cumartesi

Kaç Yusuf düşmez ki o gamzeye
Sen kur tuzaklarını... acele et !
av olmaya dünden razıyım ben

Benim de gömleğimin hem,
önden yırtılmışlığı var hani
kaç... kez ?

Ve şu zindanda  imdi 
ağzımın kenarında asılı bir kandil neşem 
Başka da kandil tanımam hani

Işığı takip et yankılanan, 
Ve ne olur çabuk gel bekletme
düzen tutmaz fitilim.

Ulaş Yüksel
00:19
Uzun uzun seyrettim geçen akşam
Öğretmenler Parkı'nda kıvırcık saçlı bir kadını
Yivli yatağıdan fırlayan bir kurşun  gibi 
döne döne saplandı yine yüreğime bir şeyler

Sürmeli diyorum  
Bütün kıvırcık saçlı kadınları bu ülkeden
Yahut sürgüne gitmeli bizatihi
tüm kıvırcık saçlı kadınları bırakarak geride

- ve her kadın birazdan fazlaca kıvırcık bu günlerde !

Ah! sorma, karmakarışığım yine
Gitmekle gitmiş olunur mu sanki 
silinir mi yaşananlar öyle hemen 
Benimki de laf işte. peh...

Zaman eleği ey !
Kısa tut, uzun sürmesin bu kelli
Hoş bir hatıra kalsa yeter  kalbur üstü 
Çarçabuk ele acımı, savur gitsin yele.. 

Ulaş Yüksel

20 Mayıs 2016 Cuma

her aşk biraz aptallıktır
en iyi kendimden bilirim bunu
ve tüm bu yerleşen acıların  
ötesine sıçramak için Eleni
yeni bir delilik bana lazım olan
eee ne derler bilirsin.kaçmak  olmaz

- çivi çiviyi sökermiş !

Ulaş Yüksel
Nasıl sevmeyim abi 
Hatun sosyalist, 
Üstelik Beşiktaşlı,
Türkü dinliyor, rakı içiyor 
Çaysız günü yok yeminlen
Vefalı kızım diye seviyor teyzesi
Küpeştesini hiç görme, 
O sokağa hiç girme zaten
Baştan başa sardunya, begonya
Yemin olsun bak.aşk çarpsın
Her adımın bahar bahçe.

Ulaş Yüksel




Kendimi ziyaret ettim bu gece...
Ne hoş sohbet bir adammışım meğer

Ulaş Yüksel / İhmal


17 Mayıs 2016 Salı

İlk çekirge ıslığını işittim demin
Bana ne senin aldığın arabadan
Kavağın ve rüzgarın türküsünü dinliyorum
Yemyeşil...
Sancaklarıyla içime iniyor bahar 
Derken anlık bir cezbeyle 
Kayalığın tepesinde alıyorum soluğu
Bütün düğmelerini gömleğimin bir bir
Nasıl da esiyor rüzgar 
Ürkek bir Ceren sanki koynuma sokulan
Dokumanın sırrını fısıldıyor  tenime
Şu gezdiğim yolun gecesi de başka güzel hani
Bir gelseydin bir görseydin sende keşke 
Vadi boyunca cilveleşen gece bülbüllerini
Bülbüle de benzemiyormuş aslında Kemal söyledi 
Kuşçu Kemal canım 
Merakından uyuyamamış aramış bulmuş
Sığırcığa benzer benekli bir kuş diyor
Aman neyse ne 
Gel... Gel oturalım 
Çok konuştuk, susalım biraz

Ulaş Yüksel

16 Mayıs 2016 Pazartesi

Biraz annedir her şair. Okuduğu bir şiir, bir öykü, bir iki satır yazı bazen, dokunmuşsa yüreğinde bir yere muhakkak döl tutmuş demektir daha o anda hem evet.

Kimi zaman o gün içerisinde hatta o anda, kimi zaman haftalar, kimi zaman aylar, içerisinde doğurur yeni bir oğul, güzel bi kızçe. Dokunmussa tesir etmişse o noktaya erken yahut  tam da vaktinde ama illa ki doğurur.

Anadır ilk mısra 
ilk tohum 
Andacımın rahmin
döl tutan
Ve ansızın göverir de
meyvaya döner dize
domur domur şiire durur 
Misk-i amber 
karıştırsan sayflarını
avluda akasya
Dalda meczup bülbül

Ulaş Yüksel

15 Mayıs 2016 Pazar

Nası bilsin maviyi
Hiç şiir okumamış ki
Nasıl bilsin çayın o kekremsi tadını
Adamakıllı yalnız kalmamış ki

Umudu demlemek de ustalık
Sonra yudum yudum içmek de
Yapayalnız kalsan da canımın içi
Düştüğün yerden daha güçlü kalkmakta

Ulaş Yüksel
09.02.2016
sustuğunda anlamıyorlarsa seni
konuşmanın ne anlamı var.

Ulaş Yüksel

14 Mayıs 2016 Cumartesi

Y O R U L D U M...

Dedikodu yapmaktan ve dinlemekten
Hor hakir görmekten milleti küçümsemekten
Alttan alttan " bak işte biz onlar gibi değiliz " anlamına gelen,
İliklerimize kadar işlemiş bu sinsi gururdan
birbirimizi pohpohlayıp  kibrimizi bileylemekten 

Abuk subuk faydasız işler, 
bombok mevzular üzerine güya sohbet etmekten
Ve ne acıdır ki bunun adına dostluk deyip kendimizi kandırmaktan 
En kıymetli hazinemiz olan günü ve onca geceyi piç etmekten
yani o zaman cevherini katlederek, an'a ihanet etmekten
Nimete nankör olmaktan, hayınlıktan !

Artık bensiz yüzsün bu gemi eeey ahali
Böyle bir yolculuk istemiyorum ben bundan kelli
Varsın karanlığın sularında kalayım o nurâni  yalnızlığımla
Yoruldum ben.. çok yorudum Eleni !

Ulaş Yüksel
Yakıyor sokakları siren sesleri
Vurulup düşmüş mahalleme bir gınalı guzu
Ağlamayacağım şehidim, mehmedimm
İçime içime aksın varsın bu acım
Düğün dernek kurmuş umursuzlar 
evleniyormuş Sümmüş'ü bugün
Ol saraydan öyle bir çıksın ki gözyaşım 
Kalmasın mahşere, tez zamanda ahım

Ulaş Yüksel / Âh !

Şad-ı revan ruhun handan olsun Mehmedim..
satır satır yükselir gün
dizelerinde senin
hiç  tanışmadığım
kaç yüzüm ağarır benim

Ulaş Yüksel /Şiir Aynası
Verecek  cevabı
Hiçbir iddiası kalmadığında belki 
Belki o dem 
gerçeğin koynuna girer insan 
Sus dağına tırmanmayan 
Ne bilsin aşkı 

Ulaş Yüksel
Seçkin bir şiir  gibisin, bense dizelerinin şerbetine düşmüş,
her seferinde katmerlenen ölümün hazzı ile cân bulan o arı
Ta ki kendi damağımda, kendi dimağımda buluncaya sürer
İçmelere doymam, kanmam bir türlü kandırmağa kendimi
Ölüm ve hayat kadehi elimde boşalır dolar daima ey!
Sır mı, peh... o, koca bir yalan.

Ulaş Yüksel

10 Mayıs 2016 Salı

bi nasılsın dise 
eriyivirecek 
içimdaa buz dağı
Neeeeeeey...

öyle dime ana gııı
gaşıynan gözüne 
nası dayanıyım 
itler yisin ciğer işte
çok seviyom
gurban olduğum

Ulaş Yüksel 😊😊
Gülüşüme ak düştü
Hadi kurban ol hemen 

Ulaş Yüksel
sen, iyi bilirsin küfretmeyi 
ben de bir karanfil gibi
taşımayı yakamda...
sevgin kadar gerçektir çünkü 
Hâk ettiğim öfken senin. 

Ulaş Yüksel
Ne kadar çok acı birikmiş andacımda
Damıtsam rakı olur, bir fasıla uğrar yolu
Yırtsam yırtsam atsam ateşe saifeleri
İçime garip bir akşam iner
Toprağımda bir hüzün devinir

Sonra tüm bu kederin tavında  iki mısra 
" sadece seviyorum işte 
düşlemeden sevilmek mucizesini  "
Nasıl da yeşillenir ellerim o dem
Dağılır karanlık, gün olur gecem.

Ulaş Yüksel

8 Mayıs 2016 Pazar

Sana bir hediyem var anacığım
Ele avuca sığmaz amma 

Ne bir kötü söz ,
ne bir of pof bundan sonra

Ulaş Yüksel / 8 Mayıs Anneler  Günü

7 Mayıs 2016 Cumartesi

Üç çağımda kandır beni
Şiir kadın ve şarap
Sonra sabit kıl
Devinen mânâda !

Ulaş Yüksel

4 Mayıs 2016 Çarşamba

Senin ayakların 
yıldızlara değiyor mu 
Benim değiyor
Hem bilir misin
Aya ilk ayak basan 
Çocuklardır !

Paslı zincir
Yaralı diz kapağı
Az uğraşmadık hani
ve füze rampası hep
Avluda o salıncak 
hayalimde benim.

Ulaş Yüksel / Salıncak

3 Mayıs 2016 Salı

Bu saatlerde sen 
Kahve içersin muhakkak

Kokun dimağıma sinmiş
Telvesi dilimde kalır

Ulaş Yüksel
sen zamanın sarkacında 
kitapsız bir elçi  imdi 
ben meraklı bir derviş hep
şiir aynanda
durmadan kendini keşfeden

Ulaş Yüksel
tam o cumbalı evin altında dün gece
hani o Kayabaşı çatalından az ötede
birdenbire asırlık bir ıslık ağzımda,
kendini yakıyor
bir Selanik türküsü göynümde

yağmur atıştırmış 
toprak kokusu siniyor tenime.sinsin
hafif hafif işliyor işte
meltem esrikliğinde
iliklerime varıncaya

ve şehrin kalbi bana göre 
bu muhacir mahallesi
yıkılması gereken rant sahası sence 
ah !... ya sonra 

- ruhsuz cesetler kenti sonrası.

Ulaş Yüksel

Kayabaşı: Niğde'de hakim bir tepede bulunan muhacir mahallesi.

2 Mayıs 2016 Pazartesi

-Kanatların nerede ?
Ah Eleni 
uçacak göğüm mü kaldı 
kendimden başka 

Baksana,
baştan aşağı mürekkep
Görmez misin allasen
hepten göğe durmuşum ben

Ulaş Yüksel
Ö p e r i m ...

geçirdiğimiz o 
en kötü günleri 

y ü r e ğ i n d e n

Ulaş Yüksel
Üç derin nefesten sonra
gerinerek doğrulup diktim gözlerimi
ufuğun son çizgisi göğün yeri öptüğü
boylubuyunca uzanıp giden şu Toros'lara
menevişlenen ışıkları ile Tyana'ya
Hüküm sürdüğü Apollon'un 
Kemerhisar'a

Şarabın oğlu Apollon ey !

ve yine ağarken ellerim  göğe
yarin aksi düşmüş ovadaki göle
Hiç yitirmek istemiyorum bu anı
işte bu serveti, hayatın en güzel yanı
Nereye baksam aşk,nereye baksam sevda
bakmasam ah ! kapasam gözlerimi.

Ulaş YÜKSEL / 08.08.2007
Niğde'ye (Nahita'ya) Dair

TYANA

T an yerleri ağarır,
Y anar üzümün yüzünde güneş
A kar kemerlerden menevişlenir su
N arası gelir bin yıllık bir mesefeden Apollon'un
A l alma sallanır dalda ya Havva anam nerde

T oprak sil baştan doğurur
Y eşerir bağrından şarap sancısı dağ taş inletir
A nda alem kırmızıya boyanır
N e yemek, ne içmek şimdi
A şktır aynasında gönlümün ışır

BU ASIRLIK MEDENIYET !

Ulaş YÜKSEL

(Kemer Festivali için karaladığım bir akrostiş)

30 Nisan 2016 Cumartesi

Bir şiir okumağa kalksan 
herkes gözlerini kaçırır
Bir türkü, bir fasıl mırıldansan 
Anında of pof arabeske ayarlı kafalar
Ama nedense hep dinlenilmek isterler
Dedikodudur meslekleri öyle ya;
Kim satacak arkadaşlarının sırlarını
Vurdulu kırdılı şiddet dolu filmlerdir 
Mafyavari ucuz tiplerdir idolleri
Ne içlerindeki insandan haberleri olur
Ne ruhunu besleyecek şunca nimetten
Kör gelir şu aleme yine  kör doğarlar ötelere 
Uzun lafın kısası tahammül kalmadı
Terk-i diyar eylemeli gönlüm ilk fırsatta
Çekilmez oldu, durulmaz artık buralarda

Ulaş Yüksel
Elbet düzelir bu böyle gitmez dedik
Ince eledik a gönnül sık dokuduk
Kendi iskembemize kendimiz teptik
Suskunun dehlizlerine inelim imdi

Ulaş Yüksel

29 Nisan 2016 Cuma

Yar bana kapısını açmış
Gün olmus başıma kakmış
Ya kapısız kilitsiz imdi viran
Şol gönül evime n'olmuş

Kadın nedir bilmezken
yüreğime aşkı düşmüş
Ne akıl komuş ne fikir
dünyaya düşman etmiş

Ne dost kalmış yöremde
yamacımda ne arkadaş
Aşk koruyla gözlerimi
daglamış da kör etmiş

Felek yine sevdik diye
bizi suçlu ilan eylemiş
Adım sinsiye, nanköre
Arsıza ahmağa çıkmış
Gönül işte yücelerden yüce
Her ettiğini siler bir çırpıda ferman dinlemez

Onca geceninin içinden bir gündüzü cımbızlar
Son sözünü ; "At zihninden beni kendini üzme"

Kalbinde bir sevgi kırıntısı sezer de hâla
Yine hoş kalsın hatıran diler

Ulaş Yüksel
Senin canını yakayım derken 
Tuz basarım 
kendi yaralarıma şu dizelerle
Bir iyice ögrendim ki
Şairini vururmuş meğer ilk 
bu şiir oku.

Ulaş Yüksel

28 Nisan 2016 Perşembe

Bende bilmiyordum 
bu kadar ince düşündüğümü 
Ne çok incinmişim içten içe oysa heyhat
Kendi yüzüme yabancıymışım onca yıl
En ince yanlarımı, sırlamışım, kaba bir işçilikle
Giyinip o neşe zırhını savmışım hep gam oklarını 
Acıyı bal eylemişim yani, acemi bir ustalıkla
İçimde büyüttüğüm o ağaç simdi karşı konulamaz
Yırtıp attı adeta güne perde o sahte zarı
Çatlattı taşı göğe ağdı elleri ki
Bir bir dağılıyor artık 
tüm o gölgeler

Ulaş Yüksel
Yüzüyorum nicedir 
bir balık misali
ölümsüzlüğün sularında
Ölsem şimdi şu an 
Çıksa canım şuracıkta yani
Ben yine kendime doğarım
Ölümden ırak dirilikten öte
Bir acayip sahradayım

uLÂs... / Toros Tabletleri
Kac mısra dizilir
alt alta
Kuğu boynundan başlayarak
ak pak
Gül memeler arası damladı mı mürekkep
Gök mavi
Vurulur kelamın boynu ey
Sus pus

Ulaş Yüksel


27 Nisan 2016 Çarşamba

Omuz başlarında tutulmuş 
Sevdanın en karasına
Kaybettiği hazineyi güneş
Teninde bulmuş ziyasını

Ulaş  Yüksel

26 Nisan 2016 Salı

Ve sustukça ben,  hele şu sıralar sen
Bütün kalabalığıyla ağız dolusu,
Dize dize gelir üstüme şiir

Ne dayaklar yemişliğim var iki mısra arası
Evet, ustayımdır saklamakta gerçeği fakat
Bir tek andacımdan kaçıradım gözlerimi

Velhasıl kelam uzatmağa gerek yok
Bir beyaz sayfa ol canımı ye
Ders çıkar, ibret al şu suskudan sende

Ulaş Yüksel


Bir şiire kurban etti sevdiğini
Ölümsüz kıldı andacında fakat
Bir damla mürekkep pıhtısından
Yarattı noktadan başlayarak
Aşk değildi pişiren 
Daha çok ayrılık acısı 
Ah şu başımıza gelen işler
Ataşa bağımlı kalpler mezarlığı
Tanrının vücudunda Kocaman 
Onulmaz ve tatlı bir yara şu insan

Ulaş Yüksel /1453


Ne vakit söküp attın kalbinden 
Tüm bağlarından hür Anka misali
İşte o gün susmayı dene

Dur, 
        yavaşla ve  
                          soluklan biraz
Tadını çıkar, 
                          zevkine iriş 

Yetim malıdır sahip çık
Sırra mezar et kalbini
Bu kelli sessiz sadasız 
Başka türlü sev beni


Ulaş Yüksel

25 Nisan 2016 Pazartesi

Ne bahar ne bahar
Bak şu hınzır kuşlara sen
Şu edepsiz bülbüle
Ah ne fasıl Kayaardı'nda
Uzanmış nağmeler 
Derin vadi boyunca 
Patlamış tomurcuk
Gül yine mahçup

Ulaş Yüksel
Gidiyorum ben
Yürüyecem biraz
müdürün evinin altında
Hani o kendimi 
bir bulup bir yitirdiğim yolda
Iki el de ateş ederim belki
Yansın Kayaardı 
Yankılansın koyaklar 
hakkani öfkem...

Ilgisiz bırakmaya gelmiyor canımın içi
Ancak sevginin simyasında dönüşüyor
Gidiyorum ben bilirsin ustayım bu işte
Hüznümü sevmeye...
İyi geceler Eleni 
Kal sağlıcakla

Ulaş Yüksel
şiiri sevmeyen 
kadınlar tanıdım
bomboştu bakışları,
türkü dinlemeyen 
ve söylemeyen kadınlar
kuru lakırdı tüm sözleri

Ulaş Yüksel

Say ki bir kamışlık şu alem
Çocuklar en tatlı yeri

Ulaş Yüksel / Şeker Kamışı 😊
Ben zaten üryanmışım
Dizelerim giydirir beni...

Ulaş Yüksel
Sarhoş diyor
Kominist işte ne olacak 
Bıyıkları ağzına dolmuş
Bunların alayı ayyaş
Hor hakir görüp tepeden bakıyor
Türlü küfürler peşisıra
Nasılda ezber etmiş mubarek
Sanarsın sure okuyor

Neyse bi'yol geçmeyelim bunları
Gelelim asıl meseleye imdi azizim
Bizimkisi diyorum, üzüm sarhosluğu hani
Sabaha geçer ki, bak geçti bile
Kimbilir ne derdimiz var hem
Bir sorsaydın keşke

Amma sen gönül yıktın 
Yani devirdin kabeyi bir sözünle
Şimdi,  de hele hacı emmi 
Bizimkisi geçti gitti ya
senin bu onulmaz sarhoşluğun ne olacak
Var kendi haline yan   
Yaş ermiş kemale, 
Ak sakal, badem bıyık ey !
Toprağa bakıyor bir gözün
Vazgeç artık milletin işine çomak sokmaktan
Gönüller yapmağa bak !
Mamur etmeğe, tamir etmeğe.

Ulaş Yüksel
Oldukça derindir 
Bakma belli etmez, 
kimse boğulsun istemez 
Dalgalanır,
kendi koylarını döverek

Yüzme bilen,
bir kadınla karşılaşmadı hâlâ
On yıllardır süren,
acayip bir talihsizlik işte
Neylersin...

Kırka da erdi erecek, 
ne kaldı şunun şurasında
Fakat yok işte 
ne geleeen ne giden
Nerede o deniz kızı 
hani iyot kokan
İmbatların esrikliğinde
O'na... 
denizliğini bildirecek olan

Ulaş Yüksel

23 Nisan 2016 Cumartesi

Rüzgar dile geldi 
erguvan yaprağında
Ne rüzgar ne erguvan
Şiir kendini ilan etti anda

Ulaş Yüksel

20 Nisan 2016 Çarşamba

Başka bir şey vardı işte biliyorum
Evet şehvetin ve tenin ötesinde
Dehşetli ve daha çok ruha tesir eden 
Gönlümden kalbine akan bir nehir adeta
Tam tersi yahut her ikisi de aynı dem heyhat !
O sırlı ve ışıklar saçan derûn yatağında görmüşüm
Ben kendi yüzümü, bu suyun aynasında...

Ulaş Yüksel  / Toros Tabletleri
Bazı gülüşler vardır 
Her sabah, ille her sabah
Güne onla başlamak gerekir

Ulaş Yüksel
Kimi ödüller vardır küçültür sahibini
Esaretin kıskacında dar eder ömrünü

Ulaş..

14 Nisan 2016 Perşembe

bunun için miydi derler duymasan da duyarsın
şuncacık şey için mi bu ayrılık 
-ayrılık vuslata denk

bilmezler ne çok şey birikmiştir dağ misali
defalarca dağlanan yüreğinde
-yüreğin kan deryası

sadece bir kıvılcımdır o 
son demde bardağı taşıran
-kıvılcım, bir orman tutuşturan

gitmeyi de iyi bilirsin  artık ustaca
sevsen de hâlen kendine saygından
-gitmek ki yine sana sığınmak 

ve ne yana dönsen uyuyamazsın bir türlü
kanarsın için için durmadan
-döşeğin mayın tarlası, yorganın dikenli tel

Ulaş Yüksel
Şu pas tutmuş tulumbanın 
asılsam koluna cesaret edip
ne anılar ne anılar...

otursan altına kapayıp gözlerini 
çocukluğun fışkırır hani tertemiz 
arınırsın.

Ulaş Yüksel
neden onca yakını varken 
her şeyini bir yabancıya
anlatmak ister insan

ah zavallı insan !
belki de hiç bir gün 
hiç bir yakını olmadı da ondan

Ulaş Yüksel

10 Nisan 2016 Pazar

bana bir söz/cük verir misin
ve fakat öyle 
bilindik lakırdılardan berice,
erkeğe yahut kadına değil 
insana yakışır mertlikte
bozulmayacak bir ahit
cinsiyet üstü bir söz !


Ulaş Yüksel /Ahit
yoklarım yüreğimi her gün 
ışıklar söndüğünde en çokta
na şuramda hâlâ 
kırmızı bir karanfil gibi 
taptaze durur gülüşün

ve şimdilerde ben
bir başka seviyle
okşamayı öğreniyorum
hüznümün, terli 
ve kıvırcık saçlarını

Ulaş Yüksel

6 Nisan 2016 Çarşamba

Bir eski zamandır kokar hala 
Keskin bir kılınç gibi ışıldar 
Acı bir hatıra aklıma düşen imdi
Yutkunsam boğazım yırtılır 

Dedemin sıcak elleri cigara kokan
Nenemin selanik mavisi gözleri yoklar usumu
Ah! bu kaçıncı vurgun böyle
Ben büyüsem, anılarım büyümüyor
Olmuyor işte.

Ulaş Yüksel