23 Ekim 2016 Pazar

Boşver 
              herkes konuşsun
Biz seninle 
              güzel susuyoruz 

Ulaş Yüksel

20 Ekim 2016 Perşembe

Vıcık vıcık kelimeler
Hiç haz etmiyorum hiç 

Bir  "gurban olduğum"  dese 
Nasıl ısınacak halbuki yüreğim.

Ulaş Yüksel
Anladım ki zaman 
      beni sana hazırlamış
Yontulmamış yerlerimi 
      yont diye

Sıra murekkep lekeli
             o ellerde imdi
Şiirin nârını harlaaa
             harla bir iyce 
Yüreğinin örsünde 
             döv beni.

Ulaş Yüksel

18 Ekim 2016 Salı

En çok edebiyat derslerinde sevdim seni
Güzeldin ama o saatlerde daha güzel 
Yüzünü unuttum gülüşünü çoktan 
Bir tek şiir kaldı senden geriye 

Ulaş Yüksel

16 Ekim 2016 Pazar

Dünyanın 
          bütün güzel  gülüşleri 
                    sende toplanmış  sanki 

ve ben her sabah 
          gülen yüzün doğsun  
                                  isterim haneme

Ulaş Yüksel
Gece ve sen
     geceyi siktir et
İlle sen..

Ulaş Yüksel
Boşver 
      yaralanmak iyidir
Kanatsız uçmayı 
            öğretir insana

Ulaş Yüksel
Hiçbir şeye hiçbir sebebe hiçbir kimseye
Hiçbir kadına yahut adama etiketlemeden
Büyük bir iştahla daima devinmeye hazır o sevi suyunu
Gönlünde yatan o aşk aslanını salıvermeye..

Var mısın ?

Aaah Eleni evet 
Aşkı kazıklara bağladık 
Oysa yeterdi; insanın en başta kendine inanması 
Yeniden doğuyorum imdi, öyle böyle değil
Kendi yüreğimden bu kelli <3 font="">

Ulaş Yüksel
Bir köy sığmış pencereme 
Bir muhacir köyü 
Sadece bir köy mü sence
Bak nasıl da asılı kalmış çamaşır ipimde

Zomluyorum yüregimin  merceğiyle
Kaç hayat kaç sevinç kaç özlem ey!
Ve aşk evet, yapışık ikizi acı
Sadece bir köy mü parıldayan 
bir kaç ışık mı menevişlenen..

Ulaş Yüksel / Hançerli




Evet  Eleni sana acımıyorum
Seni yalnızlığa terkediyorum 
        Benim yöntemim de bu 
            Kendi gerçeğini gör !

         -İyice güçlen istiyorum

Ulaş Yüksel / Elbet Anlarsın
Bir 
        aşk bileyledi 
                                benim bu öfkemi

Ondan böyle keskin dilim

Ulaş Yüksel

12 Ekim 2016 Çarşamba

Kimbilir kaç kişiye söyledin aynı şeyleri 
İçlerinde en safi ben 
AŞK işte TESADÜFLERİ SEVER ve fakat yalan geçirmez eleği 
Acayip bir huyu var cânım şu hakikatin çok acayip 
Vakti geldi miydi gün gibi doğuyor dağlar ardından iste bak

Ellerime kınalar yakmış anam. yalan 
ben kadir gecesi dogmadım ki
Karıştırdım takvim yapraklarını ah evet.. sende öyle
Doğduğum gün amma en mübarek gün anama hani
Yalansız karmış nede olsa 
mübarek elleriyle su katmadan mayamı

Eeeey yalan !!!
Ey dinine yandımın yangını 
Seninle bina mı kurulur 
yola mı çıkılır seninle
Benim içimi böyle yaktın ey !
Yakıl yıkıl sen de, ocağın batsın yalan.

 Ulaş Yüksel / Esin.ti 35.5
Yazı mı tura mı demedik biz 
Hep dik geldi zaten 
Ondan böyle 
bıçak sırtı ömrümüz

Ulaş Yüksel


Yüreğim ey !
Başka bir yüzle yine gel...

Ulaş Yüksel

11 Ekim 2016 Salı

Vurgun yemiş bir balıkçıyım 
Yaralarım gözükmez ki
Ve fakat... 
ne olursa olsun daima 
gülümsemeyi öğretti bize bu deniz

Ve sen Çalıkuşu evet
Ağzımın sol yanına konmuş,
Bütün kemikleri kırılmış
                    bir tebessümsün 
Bakma öyle, gör artık.

Ulaş Yüksel

10 Ekim 2016 Pazartesi

Şüphesiz bakan 
                          bir çift gözünüz var 
                                                           evet hanimefendi


Ama henüz 
                         gören gözlere 
                                                            sahip değilsiniz bayım

Ulaş Yüksel
Gelmem...
Gidişimi yokluktan saymışsın
Cevap vermem.. uzun susarım
Bensizlikten dem vurursun ah
Kalbine hiç girmemişim sayarım
Kaldırmam kafamı sen gökte değilsin 
Bir yıldız yahut bir renkte değilsin
Alırım voltamı ağır aksak başım öne eğilir
Yar... na şuramdasın ben sensiz de değilim 
Belki sensin sahiden, belki yüreğimin yansıması
Na şuramda hiç doyamam, her an cemalin seyrederim

Ulaş Yüksel

9 Ekim 2016 Pazar

Onca ayrılık onca acı
Öyledir işte dostum, piş diyedir
Kiymetlidir... ham adam kaldırmaz 

Ve en sonunda da olan olur
kimden kaçıyorsan taa başından beri 
yine ona tutulursun 

Sonra, sonrası şiir
mis gibi elma kokar hep 
hiç sevemediğin bu şehir 

Ulaş Yüksel / Bağ Bozumu

5 Ekim 2016 Çarşamba

Hoşuma gidiyor bu işven
Bir görünüp bir kayboluşun
Salınıp cilveli, harf harf el edişin
Şu elektirikli pencerenin başında
İçten içe aşk kadehiyle cânım
dem'lenişimmm...

Ulaş Yüksel
Neden aynı şehirde değiliz sanki
Neden aynı sokakta, aynı binada 

Kahveyi sevmezsin bilirim
Alsan kokuyu çifte kavrulmuş

Elinde çikolata badem şekeri
Çalsan kapımı hep gün aşırı

Ah Eleni böyle giderse
Bu sevda hicret ettirir beni

Ulaş Yüksel

4 Ekim 2016 Salı

Kalsan canını yakarsın
Çünkü en iyi sen bilirsin yine kendini
Gidersin,
Kırmamak içindir bazı gidişler
Kıyamazsın...

Ulaş Yüksel



3 Ekim 2016 Pazartesi

Sen kendinden başka kimseyi sevemeyen bencilin birisin
O yüzden sana en buyuk iyiliği yapıyor 
en sevdiğinle arandan çıkıyor, 
seni senle bırakiyorum. 
İyi geçinin olur mu

Ulaş Yüksel

1 Ekim 2016 Cumartesi

Mırıldanıyor kendi kendine
-Ona yaptığım iyilikleri kimseye yapmadım

Mırıldanıyorum kendi kendime
-Sana katlandığım kadar kimseye katlanmadım

Ulaş Yüksel
Güzel  olduğunu söylüyor yazdıklarımın
Gözlerinden çalarım ışık ışık 
Saçlarından çalarım 
omuz başlarında çağlayan 
Endamından çalarım dize dize
Gürül gürül devinir 
kuş ağzında şiir 

Bi'cânım dese destan yazdırır 
Sahibi bu mülkün
o mahmur sultan
Hepsi kendi malı bilmiyor 
Bense bir hırsız onun aşığı 
aşk aşına kaşık atan 
bi'haber...

Ulaş Yüksel / Aşk  Aşı
Bana ne söyediğiniz önemli degil 
Bana ne hissettirdiğiniz önemli
Hiçbirine itibarım kalmadı
Sözlerin canı cehnneme

Ulaş Yüksel / Riya
Yüreği kuş kanadı 
şevkat hafifliği sevi pınarı
Gözleri büyümüşte  küçülmüş arı duru 
çakmak çakmak masum çocuk bakışı 
Aklı bir karış havada 
bazan havai bazan deli
Bir anda bir bilge, 
Alnı fırtınalar yıldırımlar, 
Dehşetle şimşekler çakımı

Sen de bilirsin tek muradımdı 
Aşka dair her biri 
beklemek ve sabretmek kutsanası
Yaralar hele bir iyce kapanası. 
düşümde gelecek guzel günler hatırası
Gönlüme ayna, kalbime şifa, ömrüme cila
beklerim Eleni daha da beklerim
Aynada bir güzel bulmuşum 
daha ne isterim.

Ulaş Yüksel

Kendime Söbelenmişim ❤
Daha ne isterim 💑
Siz insanlari ancak size boyun egerlerse sevebiliyorsunuz. /Alıntı 

Ah o onulmaz egolarınız. 
Kasım kasım kasılmalarınız. 
Hiç tükenmeyen kibriniz. 
Dünya benim 
etrafımda dönüyor havalarınız
Türlü kurnazlıklarınız
Uzak olunuz efenim  
Çok yoruldum artık 
Benden uzak durunuz...

Ulaş Yüksel
Bir aşk degiştirmiyorsa seni
o aşk değildir
Haa ben degişmem diyorsan 
kusura bakma arkadaş
sen de aşık felan değilsindir..

Ulaş Yüksel

28 Eylül 2016 Çarşamba

her gece sinsice sokağıma inen kış
sızlıyor şimdiden daha dizlerimde 
açık ara bir baharın özlemi içimde 
bir akdeniz  ülkesine mi göç etmeli
mevsim tam güze dönmeden henüz 
kış bastırmadan toplayıp tası tarağı

çare mi, çaresizlik mi bilinmez 
kendinden kaçış mı bunun adı. 
bilmiyorum ve fakat diyorum ki;
ya içindeki zemheri, ya o onulmaz titreyiş 
hangi güneş eritir ki buz kesmiş bir kalbi

derken, dehşetle yokluyor şimdi yüreğimi
bir güzelin elleri... 
öyle naif bereketli ve sıcak
dal budak çiçeklenerek iniyor ta içime 
Patlıyor tomurcuk gürül gürül
bütün azalarım bahar bahçe

Ulaş YÜKSEL / İklimler

Bana ne söyediğiniz önemli degil 
Bana ne hissettirdiğiniz önemli
Hiçbirine itibarım kalmadı
Sözlerin canı cehnneme

Ulaş Yüksel
bu akşam bir martı kondu iskeleme
ilkin ellerin zannettim
ne o konuştu ne ben bir şey dedim 
baktı baktı . . .

sonra bana da bulaştırdı 
gözlerindeki baharı
ve ağdı geceye usulca
yalayarak göğsüyle gölün yüzünü

Ulaş Yüksel


görmedim alnından daha parlak güneş
gözlerinden daha derin  bir orman
sesindeki mavi hiç bir gökte yok
bin yıllık bir türkü bu,
yankılanır gönlümün koyaklarında
dokunsam sermest olurum tenine bilirim
kainatın seyrine dalarım sende 
sığışmış bulurum tüm kainatı 
o serçe yüreğinde

hiç konuşmasan şimdi ne çıkar, öylece sussan
şiir gibi çağlamıyor mu  omuz başlarından saçların 
bu okuduğum metinler ne, bu kutsal levhalar 
açılmamış bir kitapsın, gökten inme değil
yerden biter cevherin senin,öyle sahici
ve ben en çok onlara inanırım 
elerin, mavi mürekkep ellerin...

Ulaş Yüksel





26 Eylül 2016 Pazartesi

Sen o duvarı hiç örmeseydin keşke
Gücüm kalmadı...
Kaç aşk bahsidir 
yaralarını taşırım kalbimde ah !

Sadece bekliyorum 
bu tuba ağacının altında sabırla 

Sen ördün sen yık gel o duvarı 
en doğrusu bu canımın içi ve
öp beni kanayan yerlerimden 
gel kon dalıma genç şifacı 

Ulaş Yüksel
Şiir yakamda takılı karanfil
Kokusunu almadığım gün 
Yaşamadım sayarım

Ulaş Yüksel
Olmuyor
Herkes bana yabancı
Bu şehirde olmuyor.

Ulaş



Daha ilk kadehte ki sarhoşluğumuz
Sen bizim okulda sokakta 
Çarşıda bazarda garipliğimiz
Patlamış botumuz yamalı soykamız 
İçimizde kar sevinci, çatlayan ellerimiz 
Mektepte acemi, 
                  saf, gizli gizli sevdalarımız

Bozkırın tezenesi mert adam !
Tanımasak bilmesek olmazıdı seni
Dinlemesek ezgini öyle derin 
                                       öyle yürekten 
Muhakkak eksik kalırıdık muhakkak
gururudu galbimizin bir yanı 

Ulaş Yüksel / Neşet Ertaş'a

24 Eylül 2016 Cumartesi

Bırak hüznünü avuçlarıma
Bırak benim  ellerim kanasın 
Dayanamam... 
Düşmesin gözlerine çiğ
Yüreğine gam hiçbir gün

Yarayı sarmada ustayım hem 
Koy avuçlarıma ben hâllederim
Bırak içimde oğullansın o keder
Bal eylerim...
              Çalıkuşum...
                      Yüreğinden öperim.

Ulaş Yüksel / Eski Yara



22 Eylül 2016 Perşembe

Sen benim 
İçimde uçuşan 
O büyük kelebek sürüsü
Başımda esen kavak yelleri
Geceme ay, haneme doğan gün 
Dostlarımın "sende bir şeyler var" dediği sır
Yüreğime vurulmuş kırmızı mühür, 
Gönlüme şifa dilime cila 
Andacıma düşen mısra pırıl pırıl 
Yüreği mavi boncuklum kuş dudaklım
Dalıma konan işveli çalıkuşum
Güzümü bahar edenim
Yüzümü güldürenim
Sen benim sol yanım <3 font="">
Beni ben edenim

Ulaş Yüksel


Bir yanım kör karanlık 
"Ne yapıyorsun be adam" diyor. kibirli
Bir yanım gün güneş, ışk saçıyor 
"Kırık bir kalbi onarmaya çalışıyorum"

Ulaş Yüksel
Her şey zıttını barındırırmış içinde 
Aşk okunun cilvesi işte
Kanatmadan geçmiyor ve fakat
Göğsümde en güzel madalyon bu yara..

Ulaş  Yüksel

İyidir bu dalga şu deniz 
bu patlayan gök şu yağmur 
İnanmayı ve güvenmeyi öğretir belki sil baştan 
Peh... belkisi laf 
hele de iman edince aşka

Asla  benzemeden kof kalabalıklara asla 
Bak gör nasıl da yeşerecek o ağaç kökleri göğe uzanan
Yeniden yükselecek o güneş koynumuzdan 
Sıradağlar misali onca can kırığı ardından sıcacık
Ve şu eylül sarısında  kimseye nispet etmeden 
bilgece birleştirip yaralarımızı

Baharı taşıyacağız 
şüphe karanlığını dağıtıp ışkla 
gözlerimizin ferinde yaprak yaprak
Arı, duru, saf 
bir çocuk masumiyetinde hep
hiç eksilmeyen
o güneşli günü kadınım 

Ulaş Yüksel


20 Eylül 2016 Salı

Biz küsemeyiz
Sen gitsende küsemeyiz
Çünkü canımın içi ah
Gönlün ayna gönlüme
Ve bilirsin sırrında  ben,
kendi yüzümü seyrederim
İçim acır, gam yerim
Insana dair hepsi
Ama biz küsemeyiz 
Bağlanmış bir kere yüreğim 
o güzel kalbine neyleyim

Ulaş Yüksel





13 Eylül 2016 Salı

Güvenerek yüregimin sesine 
tüm tanımların ötesinde bu kez
Hiç bir duyguyu bastırmadan hakça
Dünyada berzahta ahirette 
seviyorum INSAN yüzünden  
inkar etmeden görüp duyup seni 
Bedenim Nefsim ve ruhum ile 
Tüm varlığımla bu kez
Öyle emin  işte

Seviyorum seni ❤

 Ulaş Yüksel




12 Eylül 2016 Pazartesi

Çok derinsin canımın içi çok 
Ve ben yüzme bilmiyorum
Deniz bilmiyorum 
Bozkırın...
şu bağrı yanık toprağın çocuğuyum 
Boyumu aşmadı, hiçbir aşk bu denli 
Çırpındıkça yine kendi içimde bir iç deniz
Boğuluyorum... 
Maviye çalıyor yüreğim
Yakamozlar düşüyor alnıma
Kalbimin ortasında bir inci 
kendini onarıyor yeniden bak
Korkuyor muyum... hayır  hayır !
Fakat ölmek değil benim
yaşamak muradım
Bir ömür seninle bu kelli.

Ulaş Yüksel



Ayak izin bağrımda madalyon 
İçimi eski bir volta acıtır
Hangi yüzünü çevirsen kan revan
Koynumda, mukaddes 
                     bir yarayı taşırım ben

Ulaş Yüksel / Yol Benem
Son terini attı yaz 
İlk terini eylül
Emek ki toprağın ve göğün
Altın taneli en değerli başağı 
Köyümü ve o eski günleri 
Özlüyorum pırıl pırıl 
O nasırlı elleri 
Selanik bakışlı babaannemi

Mazi harman yerinde 
paslanan o patoz küf yeşili 
Mezarlıkta bir eski ıslık 38 yaşında
Kokun çalınıyor burnuma baba be
Şurada Kasım'a ne kaldı 
Ben hiç büyümedim bak
Sen hiç yaşlanmadın akranız artık
Gülüşün asılı duvarda hep gencecik
Gülüşün yüzümde imdi sıcacık 

Ulaş Yüksel

Yaşla maşla alakası yok bunun
Sen oldukça  büyük 
ben hala çocuk
Dizlerinde uyuyup uyanayım 
Beni sen büyüt

Ulaş Yüksel
Bu sefer kanlı canlı 
Hem siyreti dahi sureti
Ne tenden geçerim ne manadan
Leyla'ya surettir deyenin 
alnını karışlamalı

Ulaş Yüksel

6 Eylül 2016 Salı

             ümmiyim ben
o yüzden toprağımda
             hep böyle 
gecekondu şiirler 

beri gel, uzak durma 
                        otur soframa 
                        ne çıkar yahu
biraz da soğan koksun ağzımız 
                        
Ulaş Yüksel
Ben hiç büyüyemedim ki 
Ondan bu uyumsuzluğum 
Bir tek sey değişti ve fakat
Eskiden dizlerim kanardı 
şimdilerde yüreğim 

Çocukkende böyleydim 
severdim yaralarımla oynamayı 
kaldırmayı kabuğunu
anacığım ne kadar azarlasa da
Gizliden köşe bucak

Hiçbir sey degişmedi işte
seviyorum insanı adam eden her türlü acıyı
Ve pansuman olmaz, 
dikiş tutmaz insan yüreği
İlle sevgi iyi eder yine yarayı<3 font="">

Ulaş Yüksel
Kalbimle bakmayı ben 
çocuklardan öğrendim

~Ulaş

26 Ağustos 2016 Cuma

Öyle dalma derine
İçime bir güz düşer
Azalır eksilirim yüreğimden
Mahsun olma sen öyle

Bir gülüversen ansızın dönüp
Ah şu gönlüm erken bahar
İçimde bir ulu çınar gençleşir birden 
Seviye durur yaprak yaprak el çırpar

Ulaş Yüksel
Benim bakışlarım seksen öncesi
Kaldıramazsın, anlayamazsın
Seninkiler çok  çocuksu 

Senin ellerin belki...
Maharetli, mürekkep bulaşığı
Yeniden yuğurur 
yüreğimde eşkiyen mayayı

Belki o zaman işte 
Uyanır içimde bir dev
Umut bu ya parlar 
Muhakkak parlar,
Yeniden gözlerimin  feri

Ulaş Yüksel
Camdan bir küreye benziyor
Kah kararan kah nurlar sacan
Çokca kararan bir dünya bu

Ulaş Yüksel
Bazı yüzler vardır 
güneş gibi parlak ve sıcak 

bakarsın, öylece bakarsın

her seferinde aynı şey olur;
için açılır

Ulaş Yüksel
Rüzgar tenime değiyor şimdi 
Ve ben bunu her seferinde ama 
her seferinde 
ilk defa hissedermiscesine 
sonsuz biz şükran duygusuyla
iliklerime  varıncaya, 
ruhumun derinliklerine kadar 
hep, ilk kezmişcesine yaşıyorum 

Yemem içmem, uyumam kalkmam 
nefes alıp vermem hatta
Her an yeniden hep o ilk tat ile 
Yeniden yeniden var oluyorum 
kendi ellerimle bu kez aşk oluyor
kurtulup tüm o yaratılış mitolarından
kendimi, yeniden var ediyorum...

Ulaş Yüksel 

7 Ağustos 2016 Pazar

Hiçbir şey ifade etmiyor o arı duru güzelliğin 
Kirli bir nehir gibi akıyor artık omuz başlarından saçların 
Bakışların bir çift yeşim taşı sahte yeşilvarî 
Oysa kaç ölüp dirilmişliğim var evvelce seyrine dalıııp dalıp

Tuzağını kurmuş bir tavus kuşu gibisin yine 
İğnesini saklayan bir kraliçe arı gibi yahut
Niyetini gizleyen derviş kılıklı bir avcı
Yemi bari bu dergahtan saçma
Nefsine kurban etme... 
eri yoldan soğutma !

Ulaş Yüksel / Riya
Nasıl katlandı onca acıya hala aklım almıyor
Ya onursuz gurursuz aşağılık bir adamdı 
Yahut aşk denen o kudretli nesnenin karşında
Çelimsiz, sıska, cılız bir pervane 

Kaç adamın kokusu sinmiş nevresimlere 
Seninkini arıyorken el yordamıyla
yakıyordu içini acıtarak 
Şahittim edepsizliğine 
ve adamın zavallı çaresizliğine

Tanrım ne kötü bir durum
Onulmaz yaralar açıyor etinde habire gün be gün... ve ruhunda
Sabaha kadar uyurken sevdiceği yanıbaşında 
seyrediyor, saatlerce  dalıp tavana avutuyor kendini 
umudederek güzel günleri hiç usanmadan
Gitse gidilmiyor, kalsa kan revan yüreği 

İlk kez bir kadına 
canlı kanlı tutulmanın acı cazibesi bu kerre
Uzaktan şiirler yazdığı aşklara hiç benzemeyen. tuhaf...
Geç bulunan daha mı kıymetli olur hep böyle 

Zaman ah...
elinde kör bıçağıyla şimdi
Liğme  liğme doğrasa da yüreğini
Yine o, zaman saracak
sardı sayılır yarayı

Ulaş Yüksel / Buda Geçer Ya Hu
Yeni döndüm İzmir'den
hala tenimde kavuran güneş
üşüyorum alışamadım daha
yatamıyorum balkonda henüz

Kocaman bir panayır kurulmuş
eski köy garajlarının olduğu alana
tutup elimden götürdüler  yiğenlerim yalvar yakar
çok garip, serde sevdalık var fakat görmemiş olmam imkansız
belki inamayacaksın lakin çarpışan otoları olmayan bir panayır

Ama şöyle bir düşünüyorum da
çokta tuhaf değil aslında be
oldumolası  bir yanı eksik bir kent bu
hep bir yanı yitik bir şehir
tıpkı insanları gibi 
Hep yarım yamalak 

Ulaş YÜKSEL
08.08.2011

26 Temmuz 2016 Salı

açsam avuçlarımı 
gülüşlerin dolsa 
içseeem içsem
hiç ayıkmasam 

bir türkü tuttursan 
dizlerime yatırsam nefesini 
okşasam okşasam  
hiç üşümesem

Ulaş Yüksel
Her erkek ahmaktır biraz
Ben ziyadesiyle ve korkak 
Kazık çaktım bu durağa
Yol yormadı beni Eleni 
Beklemekten şiş ayaklarım

Ulaş Yüksel / Yalnızlar Rıhtımı
Şimdi dönsem yüzümü
yüreğinden aşk eksilecek

Asılıp durma ceketimden 
tavrımı değiştirme benim

Ulaş Yüksel

14 Temmuz 2016 Perşembe

Ben içten Selanik'li
Dıştan yüzüm şiire çalar
Sen andacımda biriktirdiğim yedi renk

Böyle kanat çırpmasaydın Eleni 
Yüzünün kumsalına uzanmazdı söz
Ellerimde bu deniz birikmezdi böyle

Gözlerim ah !
Birazdan  kepenk indirir ve
Gün doğar yine dalarım hayaline

Yedi yirmi dört dükkan bizim nasılsa
Para geçmez zinhar ! 
" Aşk akçe pak gün içinde "

Ulaş Yüksel
Gülüşü nar çiçeği
Okşar adam yanımı
Bakışı çiy tanesi
Söner yüreğimin yangını
A benim ayran gönlüm 
Alma o güzeller ahını

Ulaş Yüksel
Öyle kırılmasaydı kalbim 
adam olamazdım ki 
                  bu aşk bahsinde

bağır 
           çağır...
küfreden ağzından 
                              öpeyim

Ulaş Yüksel
Ne büyük eylem eylemsizlik...

Ulaş Yüksel

11 Temmuz 2016 Pazartesi

İsmini sayıklıyorum her an
Ve fakat elim varmıyor telefona
Çünkü canımın içi.. laf kalabalığı 
Konuşmaya değer her şey değersiz  
Konuştukça biz ölüyoruz ağır ağır
Lütfen gör  artık

Otur şöyle karşıma tek kelime etme 
Böyle geçsin varsın  günler sabret birazcık
Ve dağıldığı noktada ilkin can sıkan o sis
Bir de o sabah gör sen güneşi
Birlikte hiç batmayan bir güne çıkağız söz
Seyret nasıl ışıyacak ellerin ve gözlerin

İlk kez kendine şahit olmanın 
Beni ve kendini gerçekten görebilmenin sermestliğiyle 
Kırıp söz küpünü o dem sen de bu aşkla 
Tüm harflerin ötesinde bir burçta 
Kendi ağzını mühürleyeceksin
Benim dudaklarımda

Sıkıldım tüm bu aptalca akıl oyunlardan 
Sahte rollerden, tüm merasimlerden
Abuk subuk inanışlardan, iddialardan ve rituelden
Tüm bu sahtelikten ve daha bir çok seyden...
Söyle şimdi, yoksa yalnız öleceğim 
Benimle susmaya sevgilim
Belki bir ömür 

- Var mısın..


Ulaş Yüksel
Başkalarının ağzına düşmekten biz 
Biz kendimize inanmayı unuttuk Eleni..
Bir şey yapman gerekmiyor
Sadece bir son ver buna artık 
Bak nasıl da soluklanacak o dem  
Onlarca yıl sabırla bileylediğin yüreğin 
Ve şu asil yalnızlığın senin.. pırıl pırıl 
Kendi kendine yetmenin kudretli ışığı 
Ah Eleni...
bal gibi biliyorsun işte uzun etmeyeceğim
Seni yine kendi ellerin kurtaracak 
bu  keşmekeşten, bu mahşer yerinden

Ulaş Yüksel / Yalnızlığa Övgü
Aşkından emin olan birini görmedim billahi
Çünkü Eleni...
Aşk sandığımız o pembe yalanları saymazsak eğer
Hiç aşık olmadık ki biz 

Gidenin ardından ölmedik bir kerre olsun
Bak işte diriceyiz hâlâ sahte acılar içinde
Kara toprakta biz, sır olmadık ki hiç 
Aşkımda bende sırlanmadık ki henüz 

Ulaş Yüksel
Kaç ananın ciğeri pare pare
Ne bayramı ne sevinci a avare
Memleket yanıyor görmez misin
Aklın fikrin hâlâ sevap ticaretinde

El oğlu gelmiş sarmış yurdu 
Satılmış limanlar dağıtılmış ordu
Vatan millet Sakarya dilinde
Meclise dolmuş iti kurdu

Evladın gece gündüz dirsek çürütür 
Diplomasız hırsızlar gemiler yürütür 
Elde kuran dilde besmele sapıklar 
Milletin malını hamuduyla götürür 

Tükendi Ulaşi kalmadı sabır 
Dervişlik abasin çıkardım bugün 
Atam Ahmet Yesevi kalmadı hatır 
Hain dostu akrabayı sildim bugün
Hiçbir şeye inancım kalmadı artık 
İnsanların dostluğu yada düşmanlığı
Hiçbir şey ifade etmiyor uzun süredir 
Gariptir, bir çok şeye ve
kimseye ihtiyaç duymaz bir hale geldim

Her geçen gün giderek hissizleşiyorum
Duygularımın esaretinden adım adım uzaklaşarak 
Ve seyrederek bu acayip aynılaşmayı umursuz...

Deliler 
            meczuplar 
                                bilgeler 
                                          ve çocuklar hariç

Bu durumun canımı yakması gerekmez mi Eleni
Oysa ben kafesini parçalayan bir tuti kuşu sevinciyle 
kendi göğümü keşfediyorum
Sizin mavimsiniz sizin olsun
Benim mavime dokunmayın artık
Uçmayı ben.. gerçekten uçmayı, 
kendi kanatlarımla !
henüz öğreniyorum

Ulaş Yüksel
Nasıl da değişiyor her şey 
sevdiğin zaman !
Bilmezdim yemin billah

-Ne yakışıklı hüzünlerim varmış meğer

Ulaş Yüksel
Bakışlarında ne var bilmiyorum
Ama dokundukça kanatlarıma
Yanıyorum...
Ve yandıkça dudaklarımda
Ve yüreğimde deli tadın
Tattıkça katmerleniyor açlığım

Yüzümün aynasında ellerin
Ellerimden başlıyorum Eleni
Ayakları yere basan bu defa
Evet...  galiba gerçek bir aşk bu
Kendi izimin çemberinde dolaştığım
Hep başladığım noktaya çakıldığım

Ulaş Yüksel
Anıların gölgesinde oturma sakın
İpe ser ruhunu, güne çıkar
Yoksa yaşlanırsın

Ulaş Yüksel
her gelen bu beden şehrimin 
o sevi kuyusunun başında 
biraz daha çevirdi çıkrığı derine.. 
daha derine 

ve anladım ki gerçek aşıklık; 
onlar ayrıldıktan sonra da 
bu kuyudan, bu suyu 
hala çekebiliyor olmakta gizli

nihayet  bunu da öğretti hayat 
insan olabilmenin en kutsal kaidesini
bu suyun daim kaynaması gerekliliğini

ve yıkıp bendini ol demde
ışıyan düşüncenin şavkında
taştı 
         taştı
                   taştı ...
hapsolduğu 
        sevgilinin toğrağından

ah kalbim
fersah fersah 
kaplıyor imdi alemi.aşkla
zerre ayırdetmeden.


Ulaş Yüksel

28 Haziran 2016 Salı

Mecnun çöllerde kavruldu
Kurda kuşa varıncaya 
haykırdı aşkını

Leyla mı
O en zorunu yaptı
Gıkı çıkmadı 

Sustu !

Ulaş Yüksel

15 Haziran 2016 Çarşamba

Ne uzun boynun ak pak 
kim bilir kaç öpücük sığar 
Ama ben avare az buçuk
seyrinden öpmeyi unuturum
Yeltensem bi an hani şöyle 
vallahi kokundan bayılırım 

Ulaş Yüksel
Gülüşü nar çiçeği
Okşar adam yanımı
Bakışı çiy tanesi 
Söner yüreğimin yangını

Durul artık yeter 
Çalkalanma gayrı
A benim ayran gönlüm 
Alma  güzeller ahı

Ulaş Yüksel

12 Haziran 2016 Pazar

Seni arayıp sormamaya devam edeceğim
Taa ki sen bu ihtiyaçtan kurtuluncaya Eleni 
Devamı, ya sonrası diye  bir şey yok 
Sorma artık sükut elbiseni kuşan 
gözlerine bakarak söylemeli 
Ol dem de son sözü.
İlk kelâmı...

Ulaş Yüksel / bAĞımlı

11 Haziran 2016 Cumartesi

Meryem sırrını bağırır 
Midasın kulakları sağır
Ay, indi inecek kuyuya 
Fesleğen kokacak sokağım
Soluğu İsa nefeslim ey !
Gamzelerin Haziran sıcağı

Ulaş Yüksel /Toros Tabletleri

10 Haziran 2016 Cuma


Üç asırdır gönül gayyanda 
Kendi yüzüne dalgın 
Çehren yine acılar mezarlığı
Ama bir gülsen hani bilirim
En güzel sen gülersin artık
Acının kabuğunu kıran 
Bir derviş misali...

Ulaş Yüksel /Toros Tabletleri

Gayya:  Sırat köprüsünün altında bulundugu var sayilan bir kuyunun veya derenin adi
Kimsenin aşk yarasına 
merhem olma Eleni
Yaralar iyi olur, 
merhem ecza dolabına...
Bekle onun için, 
sen, biraz daha bekle 

Hem değil mi ki ?
Onun yarasını sarmak,
en büyük ihanet aşka !

Adam dediğin kimdir, 
kime denir Eleni
kendine merhem olana 
Yaralar deri degiştirdiğinde de hâlâ,
sana yakın durana...

Ulaş Yüksel
Zamanın tozunu biriktiriyorum
Penceremin küpeştesinde
Üflesem kendimden eksilirim

Ulaş Yüksel


3 Haziran 2016 Cuma

Bana  bir şeyler oluyor
Anlatmak gereği dahi duymadığım
Merak bile etmediğim bir şeyler
Bana bir şeyler oluyor Eleni

Hiç  olmadığı  kadar ;
                                      hiç 
                                             bir      
                                      şey
Hiç bir şey olmuyor !

Ulaş Yüksel
Bir de bunu denemeli 
Herkesin hiç kimsesi olmayı
Belki yorgunluğum 
                    son bulur
Bu hiçliğin belki 
                    kırk yıl hatırı kalır

Ulaş Yüksel

1 Haziran 2016 Çarşamba

hangi terazinin şakülü şaşmamış
hangi çağda ölüm duvarını aşmamış
sevmeyen kalpler kurumuş 
yaşamın tadına varmamış

Aşk pintisi, sevi varyemezi !

sev be adam sev
alınıp satılmaz bu cevher
bedava sevmek bedava 
geberinceye kadar sev

Ulaş Yüksel
alaylıyım ben
o yüzden toprağımda
hep böyle 
gecekondu şiirler 

beri gel, uzak durma 
                        otur soframa 
biraz da soğan koksun ağzımız 
                         yahu ne çıkar

Ulaş Yüksel
Senin kutsalın 
benim ruhumda
onulmaz bir yara açıyor 
bağışlamamayı, derken;
ucu kendime kıvrılan
anarşik bir affedişi 
kazıyor zihnime,
Ilık sularımda
arınıyorum

ve ben işte 
O
kesiğin rahminden 
doğuyorum 
kırmızı bir karanfil gibi
hüznümtrak 
kokular saçarak

-bu kaçıncı ölüm 

Ellerin Eleni 
karanfile deymesin hele
sakın koklama sakın 
kırmızının belleği ki o;
kanatır kadim yarayı 

Ulaş Yüksel
şimdi göz kenarlarımda  bir kaç çizgi,
çırılçıplak, boylu boyunca uzanmış 
alnımın cumbasında bir çift çatıkkaş
hiçbir şey kalmadı güzel hatırlanacak 
senden bana gülümseyen hiçbir şey

anılardan acılar yontuyorum işte bak
tek yaptığım iş bu aylardır
sahi okuyor musun zaman zaman 
kara kalem çalıp karaladıklarımı evet 
eminim okuyorsun nefretini bileyleyerek

en büyük talihsizliğim 
tertemiz dogduğum o kentte kirlenmek
ve en büyük talihim yine bu olsa gerek
doğmak o balçığın içinden 
otuz yedisinde bu kez acının rahminden
kendimi yeniden var ederek 

sağol canımın içi ellerine sağlık 
nasıl da yoğurdun
ko efsaneyi bir kenara; 
kaburga kemiğiymiş Adem'in Havva 
yalan vallahi yalan, beni sen doğurdun 

Ulaş Yüksel

31 Mayıs 2016 Salı

- Yalnızca Çocuklar Girebilir Tanrının Krallığı'na ...

Bir kulağından girer diğerinden çıkar tüm söylediklerin
önce parkta kardan adam yapılacak !
bu her şeyden mühim.
Sonra konuşulur belki bir ara vakit bulunursa oyundan
hayatın gerçekleri diyerek inandığımız onca zırvadan

Akşama kestane, patlamış mısır, uykudan evvel masallar
dinlemeye vakit yoktur yine düşer gözkapakları.ağır
Kaptırırken kendini o büyülü masala,
kapanırken gözleri gecenin huzur veren dinginliğinde
dalar saf bir düşün içene kadife kanatlı bir baykuşun koynunda

Dünyanın en masum, en temiz canlısıdır çocuklar
hiç deneme bile bence, onlara bir şeyler anlatmayı
bulaştırma ellerinin kirini, o tertemiz hazineye
Yaslan arkana ve seyret onları olduğu gibi
belkide bizim öğreneceklerimiz var onlardan,
onlardan daha çok onlardan ...

Bir fırıldağın ıslığı çalınıyor şimdi kulaklarıma
bilyelerim duruyor mu aceba tavan arasında
Hangi mısranın aralığında kaybettim büyük hazinemi
ne ara büyüdü ellerim bu kadar çabuk.bulamıyorum

Adım adım yaklaşıyorum fakat Tanrı'nın Krallığı'na
seyrettikçe onları, bir ırmağı seyreder gibi 
yıkıyorum ellerimi çocukluk anılarımla
yıkanıyor yüreğim ılık ılık sıcacık gülüşleriyle kafamın içi.

Ulaş YÜKSEL
Bölüm : Olduran Sükût / 2012 /

Yalnızca Çocuklar Girebilir Tanrının Krallığı'na.../




ALİ İSMAİL KORKMAZ 
Vuruldu karafilin boynu
Na şuramda... 
henüz baş vermişken daha
daha bir acı kokuyor sanki bu yaz bütün çiçekler 
on yıllardır baharın uğramadığı yurdumda
koklamak gelmiyor içimden

genzimde bir yumruk oluyor 
açıyor haklı küfrünü patlatarak 
kan kırmızı ağzımdan derken
bu zulme, bu kahbe düzene

yakışmıyor 
insanın ağzına küfür bilirim
- ya eline kan !

Ali... kardeşim
annem bilirim anneni
kaçamıyorum 
olmuyor bir türlü
acına ortak olmaktan
alamıyorum kendimi


Ve seninle bileyliyorum imdi 
hay van yanımı
seninle biliyorum, 
Ethem'le, Abdullah'la
bu kutsal beraberlikle 
in - san - lığımı

Ali'm... 
       kardeşim 
               rahat uyu
şad ol,
       elbet ezilecek 
elbet
       o akrebin başı !


Ulaş Yüksel / AKrePin Başı





30 Mayıs 2016 Pazartesi

Ve her yağmur sonrası 
gül kokar terim benim 
İnanmazsan gel,
                  gir koynuma

Ulaş Yüksel
Gözlerinde ne var biliyor musun
Acının ve hüznün o muhteşem tebessümü
Evet, sadece bunun için sevebilirim seni
Gülüşüne kıvrılıp yatmış keder ah !
bin yıllık derin uykularda miskin
Ve sen gülmesen bir gün, uyanır da o dev
Yalımlar saçarak ağar, ağır iniltisi tutuşturur felekleri
Haydi öp ağzımdan artık durma, beni
Ancak bir aşk dönüştürür, bir cüceye o devi

Ulaş Yüksel
Ay böyle 
              büyümüşken gözlerimde 
              hadi tutsun da göreyim 
uyku beni

Ulaş Yüksel
Haksızım demek ah 
Ne büyük zafer bazan o

Hayatta böyle basit işte 
Ama sen zoru seviyorsun 

Bir de kandırmayı kendini 
Ahmaksın ahmaksın insan ey..

Ulaş Yüksel
Tanrıların ağzında 
                  ıslandı dudaklarımız
Ondan böyle divane, 
                  böyle sermestiz 

Ulaş Yüksel
Bakır saçları alev alev 
                         teni bir yaz akşamı
Göğsünün rahlesinde
                         kainatın sırrı yazılı

Gayride kodu şirk ehli
                         göğe cıkardı Allah'ı
Biz ki hep Mecnun idik
                         Leyla'da sevdik hep Hakk'ı

Ulaş Yüksel
Gidişin bir iç uluması
Saçların rüzgarda savrulan kül
Yapışsa tenime toz buz
Kırarak kaburgalarımı
Sadrımdan bir anka havalanır

Ulaş Yüksel



İnsan insandan çoşarmiş. Teşekkürler Efla Firat..


tüm rezilliklerimizi  unutup 
gözlerini iki kandil gibi ışık ışık 
asarak kafatasıma 
ikimiz içinde 
iyi dileklerde bulunacağım 
imdi eteklerimizde taşlar
ırmağa inmek zamanı
çok kirlendik malûm,
haddinden çok.

Ulaş Yüksel
Arpanın ve üzümün aynasında kendi yüzümü gördüğümden beri
Musanın asası yitirdi büyüsünü  kızıl deniz roz (rose) derya
Bu umman olmasa ne ki ol asanın gücü

Feryad figan fravun içimde bi telaş gayri
Benim sularım dingin yeminliyim
Çekmem ol kadehten elimi 

Sana haram içtikte ayarım bana yok sorgu suali
Sana zehir bana panzehir-sövme artık Kasım
Eri susturur bu meret, etme! azdırır iti...

uLÂs..

26 Mayıs 2016 Perşembe

"Ben çıplacık ayaklarımla" dedi kadın
Mavi murekkep sularına indim öylece üryan
Kendi yansımamı gördüm de andacının aynasında
Kendi sesime vuruldum, boğuldum, can verdim 
Kurutulmuş esmer kanatlı bir kelebeğim
Harf harf harcadın satır aralarında beni şair 
O gizemli karanlık tuzaklarına nasılda atıldım umarsız
Ve aslımda ben kendime aşık, pervane kendime, kendime deli 

Meraktan soruyorum...
Sen bu ateşi bu ummanda yakmayı böyle nasıl becerdin
Ey maharetli avcu ah.. şiir okun onulmaz yaralar açtı
Karanlığında yitip yok olan o gece kelebeği işte ben
Ve gecenin sabahı öptüğü yerde, ağların yırtıldığı
Ne sen ne ben, günün güneşin türküler çığırdığı ince çizgide
Bizi gördüm şair anlıyor musun biz'i... kendini bi'şey sanma 
Sen kalemdin ben harf... Nakkaş mı ?
O yoktu ortalıkta, hiç olmadı da zaten.

uLÂs Yüksel