bazı kadınlar var ki azizim
onları hep güldüreceksin
güldüreceksin ki yüreğin büyüyecek
onların yüzünde hüzün bir mahşer yeri
güldüreceksin ki kıyamet hiç kopmayacak
bazı kadınlar var ki azizim
onların eli hep bir yetimin başını okşar
onların yüzünde hüzün tarifsiz bir şevkat
dokunma onlara... öylece seyret
seyret ki; yıkansın merhametin suları ile yüreğin
onların yüzünde hüzün ömre anlam, kalbe cila
Ulaş Yüksel
5 Ekim 2014 Pazar
3 Ekim 2014 Cuma
-BAYRAMINIZ KUTLU OLMASIN !
koyunları sayarken kuzuların sessizliğinde
uykuyla güreş tuttuğum bir an kan ter içinde
kara bir koyun sokuldu yorganımın altına
Suriye'li bir çocuğun ıslak bakışlarıyla
sadece gözleri seçilen kara bir koyun
sessizce fısıldıyordu titreyerek
- sakla beni...
- tekbir getirip kıyacaklar bize
- ne olur sakla beni.
U. Y. / TEZKERE / KURBAN
koyunları sayarken kuzuların sessizliğinde
uykuyla güreş tuttuğum bir an kan ter içinde
kara bir koyun sokuldu yorganımın altına
Suriye'li bir çocuğun ıslak bakışlarıyla
sadece gözleri seçilen kara bir koyun
sessizce fısıldıyordu titreyerek
- sakla beni...
- tekbir getirip kıyacaklar bize
- ne olur sakla beni.
U. Y. / TEZKERE / KURBAN
2 Ekim 2014 Perşembe
bir kırılmanın daha eşiğindeyim yine
bakalım hangi dağın ardından doğacak güneş
başlarını kopardığım kuşlar dönüyor bir bir
İnSAnın nefesini taşıyarak bu kez kanatlarında
kaftan kafa anka ey! gel, kon sadrıma
bütün haşmetiyle dans ediyor
şuh sesiyle şarkılar söylüyor gelenek. bu son şenliği
mavi gözlü bir çocuk parmağını emiyor usumun rahminde
yıkanıyor zihnim doğum sularıyla. arı, saf, tertemiz
gebeyim, yüklüyüm ey Meryem!
dokuz doğuyorum yine
'Ulaş Yüksel / Çarmıh
bakalım hangi dağın ardından doğacak güneş
başlarını kopardığım kuşlar dönüyor bir bir
İnSAnın nefesini taşıyarak bu kez kanatlarında
kaftan kafa anka ey! gel, kon sadrıma
bütün haşmetiyle dans ediyor
şuh sesiyle şarkılar söylüyor gelenek. bu son şenliği
mavi gözlü bir çocuk parmağını emiyor usumun rahminde
yıkanıyor zihnim doğum sularıyla. arı, saf, tertemiz
gebeyim, yüklüyüm ey Meryem!
dokuz doğuyorum yine
'Ulaş Yüksel / Çarmıh
göğe benzer yüreğin
benim ellerim deniz
kuşlar uçar senin yüreğinde
ellerimde balıklar oynaşır benim
çok benzeriz aslında
halkları başka başka olsada
ikimizde daha çok mavi
daha çok insan ikimizde
göğe saçılıyor ellerinin murekkebi
suya düşüyor ellerim sevdayı
ağıyor göğe yüreğimin yükü
menevişleniyor suda yüzün
renkleri birbiriyle sevişen
o belirsiz berzahta buluşur mu dersin
Ebem kuşağında, bir gün ellerimiz
kimbiilir...
bir yağmurla belki
karışır göğe balıklar
belki kuşlar suya iner
uzansam o büyük boşluğa ki
arayı ancak bir aşk doldurur
tutar mısın ellerimi o vakit
iyi düşün bunu, bir daha düşün
ne varsa ellerimizde var
öyle mavi ellerimiz...
'Ulaş Yüksel
benim ellerim deniz
kuşlar uçar senin yüreğinde
ellerimde balıklar oynaşır benim
çok benzeriz aslında
halkları başka başka olsada
ikimizde daha çok mavi
daha çok insan ikimizde
göğe saçılıyor ellerinin murekkebi
suya düşüyor ellerim sevdayı
ağıyor göğe yüreğimin yükü
menevişleniyor suda yüzün
renkleri birbiriyle sevişen
o belirsiz berzahta buluşur mu dersin
Ebem kuşağında, bir gün ellerimiz
kimbiilir...
bir yağmurla belki
karışır göğe balıklar
belki kuşlar suya iner
uzansam o büyük boşluğa ki
arayı ancak bir aşk doldurur
tutar mısın ellerimi o vakit
iyi düşün bunu, bir daha düşün
ne varsa ellerimizde var
öyle mavi ellerimiz...
'Ulaş Yüksel
derdimiz ne bizim
ne zoru var bu uykunun bizle böyle
çok sevdim Nazım ustam çok
dizindeki sızılar da beni
sen rahat uyu...
ve bakma böyle acizlendiğime
vurmuş mührünü bir kere,
kaçmak olur mu
mısra düşmüş felek alnımıza,
şiirin gölgesinde uyumak miras bize
biz ki eeey
gecenin gücü yetmez !
geceyi uyuturuz koynumuzda
'Ulaş Yüksel / Şairin Ninnisi
ne zoru var bu uykunun bizle böyle
çok sevdim Nazım ustam çok
dizindeki sızılar da beni
sen rahat uyu...
ve bakma böyle acizlendiğime
vurmuş mührünü bir kere,
kaçmak olur mu
mısra düşmüş felek alnımıza,
şiirin gölgesinde uyumak miras bize
biz ki eeey
gecenin gücü yetmez !
geceyi uyuturuz koynumuzda
'Ulaş Yüksel / Şairin Ninnisi
aynı göğün kuşları kalblerimiz
yani diyorum ki; salıversek
bir bulutun içinde
kaybolur muyuz umursuz
nasıl geçilir başka türlü
altı yönden, beş duygudan
kırıp zincirlerini öyle hür
mekandan ve zamandan
eeey aşk! büyük şifacı! etme.
bak, yine kırıldı akıl fincanım
çalacak başka kapım mı var
derdim de sensin dermanımda
bir tek sen sararsın yine yarayı
'Ulaş Yüksel
02.10.2014
yani diyorum ki; salıversek
bir bulutun içinde
kaybolur muyuz umursuz
nasıl geçilir başka türlü
altı yönden, beş duygudan
kırıp zincirlerini öyle hür
mekandan ve zamandan
eeey aşk! büyük şifacı! etme.
bak, yine kırıldı akıl fincanım
çalacak başka kapım mı var
derdim de sensin dermanımda
bir tek sen sararsın yine yarayı
'Ulaş Yüksel
02.10.2014
26 Eylül 2014 Cuma
25 Eylül 2014 Perşembe
çıkar aklının doruklarına
yüreği ki; incelikli eşkiya
çıkmak olurda geçmek olmaz mı
bir kartalın gözünde ne ki dağ
keskin bakışlı bıçkın bir delikanlı
söker kendi tırnaklarını bir bir.haşin
kırk yıllık bir yorgunluktan sonra
varmadan henüz kırkına daha
silkinir, soyunur eski libaslardan
düşürür gagasını vurarak kayalıklara
artık aynı sada değil yankılanan
ko vadiyi dost, çağını aşar bu söz.
Ulaş Yüksel
yüreği ki; incelikli eşkiya
çıkmak olurda geçmek olmaz mı
bir kartalın gözünde ne ki dağ
keskin bakışlı bıçkın bir delikanlı
söker kendi tırnaklarını bir bir.haşin
kırk yıllık bir yorgunluktan sonra
varmadan henüz kırkına daha
silkinir, soyunur eski libaslardan
düşürür gagasını vurarak kayalıklara
artık aynı sada değil yankılanan
ko vadiyi dost, çağını aşar bu söz.
Ulaş Yüksel
24 Eylül 2014 Çarşamba
23 Eylül 2014 Salı
dişlerimi karıştıracak mışım
elime bir kürdan alıp kahvehanede
et yedim sanacakmış arkadaşlar
bırak allasen ...
nedir bu anlamsız gurur !
insan neden utansın ki fukaralığından
görmez misin bak, bir çuval kömürle
koca bir milletin gözünü boyayanları
batsın o zenginliğiniz yerin dibine !
öyle pişkindir ki bunlar lağım çukuru ağızları
diyor ki; fıtratında varmış madencinin ölüm
bin kerre yuh olsun böylesi bir zihniyete
ve merak etme
anlayacaksın elbet sende bir gün
o kömürle bilrikte neleri ateşe verdiğini
Soma yine kaynıyor, yine dönüyor o kanlı çark
kaç yetimin feryadı tütecek bacandan bilir misin
gör bak tarih kaydedecek bu kara lekeyi
parmakla gösterecek halkını soyan büyük ustayı
biz değiliz aziziim, utanması gereken biz değiliz
kendi alınlarına çaldığı karadan onlar,
o leş yiyiciler, o AKPabalar utansın
Ulaş Yüksel
elime bir kürdan alıp kahvehanede
et yedim sanacakmış arkadaşlar
bırak allasen ...
nedir bu anlamsız gurur !
insan neden utansın ki fukaralığından
görmez misin bak, bir çuval kömürle
koca bir milletin gözünü boyayanları
batsın o zenginliğiniz yerin dibine !
öyle pişkindir ki bunlar lağım çukuru ağızları
diyor ki; fıtratında varmış madencinin ölüm
bin kerre yuh olsun böylesi bir zihniyete
ve merak etme
anlayacaksın elbet sende bir gün
o kömürle bilrikte neleri ateşe verdiğini
Soma yine kaynıyor, yine dönüyor o kanlı çark
kaç yetimin feryadı tütecek bacandan bilir misin
gör bak tarih kaydedecek bu kara lekeyi
parmakla gösterecek halkını soyan büyük ustayı
biz değiliz aziziim, utanması gereken biz değiliz
kendi alınlarına çaldığı karadan onlar,
o leş yiyiciler, o AKPabalar utansın
Ulaş Yüksel
22 Eylül 2014 Pazartesi
I-
İmdi senin gözlerinle yine seni
su gibi zeytin kokan mutfağımdan
yüreğinde biriktirdiğin güvercinlerle
selamlayacağım ölmez mananı
kabirlere sığmayan kamil akıl ey
şâd olsun ruhun
.
. eğil Hasan Dağı eğil bir yol
eğil de bir bak, bir dinle hele
asırlık bir selamı taşırım andacımda
kimin sesi değmiş sesime bildin mi
Nerden mayalanmıs ıslığım
.
. imdi patlamak zamanı bir nehir ağzı gibi çoşkun
püskürtmek içinde biriktirdiğin ataşı taa arş-ı alaya
yamaçlarına yaslanan yiğitlerin türküleriyle ışık ışık
imdi savaşmak, inmek zamanıdır oluk oluk
küffarın tepesine tepesine ...
II-
vurun ozanlar vurun üç telliye
yatman bu gece.ol parmaklar kanasın
şad olsun ruhu, ustam yücelerden dinlesin
saçılsın yeryüzüne sevdalar
barış olsun, kardeşlik olsun, sevi olsun
savrulsun bir harman yerinden
kanaatkar sevinciyle Anadolu insanının
menevişlenerek şu ayın hüzmesinde bir bir
dehşetle yoklarayarak bir ulusun hafızasını
insanı insan yapan yitirilmiş ne varsa.
kurulsun divanlar ol davalar görülsün
abanın gövdesine, nağmeler perde perde yayılsın
diyipte çığıran dilleriniz, şu cihana cân olsun
vurun ozanlar vurun üç telliye
yatman bu gece.ol parmaklar kanasın
şad olsun ruhu ustam yücelerden dinlesin
'Ulaş Yüksel / Ruhi Ustaya
20 Eylül 2014 Cumartesi
18 Eylül 2014 Perşembe
16 Eylül 2014 Salı
-
Govalarsan gaçar diyola
gaçsın diyorum gaçsın
umrumda değil dedikleriiz
o gaçsın, ben govalayım
ne olu yani ...
Elini golunu bağlamak mı aşk,
bu mu sabır dediğiiz erdem
Bilipdurun mu hem
ruhum yıkanır bu ataşla
Hakiki aşığım ben arkadaş
ne ben benzerim ne sevdiğm
sizin o tarif ettikleriize.
Düştük bi nazlı cerenin peşine
ceren ki ceren, gözleri goca bir orman
Dökülür altın suyu gürül gürül
saçları bir nehir,
çağlar omuz başlarından
çağlar omuz başlarından
Başlar bir uçtan bir uca guşlar
duttururlar bir göçmen gızın türküsün
vurur şavkı, gayaların alnına
aklımı başımdan alır yankısı
Kimseler bi şey demesin gaari
o nereyeee, ben oraya ...
varsın gaybolayım bu ormanda
osanmak olu mu gardaş bu işte
osanmak olu mu heç aşkta
'Ulaş Yüksel
15 Eylül 2014 Pazartesi
saat üç otuz
sönmüş köyün ışıkları
caminin üstünde, kilisenin hizasında,
karanlığın tam ortasında
üşür gibi titriyor bir ateş
başında ki adam belli belirsiz
elleri benimkiler gibi
göğe ağıyor kasılan şehveti,
yay gibi gergin
nurdan bir elma asılı semada
iç geçiriyor ay yarım
sigarayı bıraktığından beri öyle güçlü
sıksa suyunu çıkarır taşın ve fakat,
içinden bir ses hep;
deymez diyor deymez
yıkılıp duran şu mahşer yerinde
delice koşturmaya
- hem ne uğruna !
yollar sizin olsun,
çarşı pazar, ışıklı caddeler
olmazsa olmazlarınız topyekün sizin
ben acımdan öleyim
ne çıkar...
inemem buralardan inmem,
kaybolurum anlamsız kalabalığınızda
ayrılmam artık bu tenhalığımdan
Dokunmayın yalnızlığıma
yollar sizin olsun, yollarınız...
dağlar benim.
Ulaş Yüksel
sönmüş köyün ışıkları
caminin üstünde, kilisenin hizasında,
karanlığın tam ortasında
üşür gibi titriyor bir ateş
başında ki adam belli belirsiz
elleri benimkiler gibi
göğe ağıyor kasılan şehveti,
yay gibi gergin
nurdan bir elma asılı semada
iç geçiriyor ay yarım
sigarayı bıraktığından beri öyle güçlü
sıksa suyunu çıkarır taşın ve fakat,
içinden bir ses hep;
deymez diyor deymez
yıkılıp duran şu mahşer yerinde
delice koşturmaya
- hem ne uğruna !
yollar sizin olsun,
çarşı pazar, ışıklı caddeler
olmazsa olmazlarınız topyekün sizin
ben acımdan öleyim
ne çıkar...
inemem buralardan inmem,
kaybolurum anlamsız kalabalığınızda
ayrılmam artık bu tenhalığımdan
Dokunmayın yalnızlığıma
yollar sizin olsun, yollarınız...
dağlar benim.
Ulaş Yüksel
14 Eylül 2014 Pazar
ve öyle bir dem gelir ki
küfr ile iltifat erir aynı potada
itibar etmezsin artık her ikisine de
anlam giydirmeden hiçbir şeye
yol olur, alırsın voltanı tebessümle
gidecek bir yerin de yoktur üstelik
kendinden başka ...
inkar etmek ne güç !
kırık aynalarda milyar kere sen
bir türlü şirk koşamaz İNSAN kendine
gam tutmaz sırrını
ama fena tenhasındır artık
bu amansız yalnızlığın cenderesinde
'Ulaş Yüksel
küfr ile iltifat erir aynı potada
itibar etmezsin artık her ikisine de
anlam giydirmeden hiçbir şeye
yol olur, alırsın voltanı tebessümle
gidecek bir yerin de yoktur üstelik
kendinden başka ...
inkar etmek ne güç !
kırık aynalarda milyar kere sen
bir türlü şirk koşamaz İNSAN kendine
gam tutmaz sırrını
ama fena tenhasındır artık
bu amansız yalnızlığın cenderesinde
'Ulaş Yüksel
11 Eylül 2014 Perşembe
o bir başınalığın muhteşem kalabalığı
şairlere sorulmayacak bir soru bu
- bilir misiniz siz de bu lirik taşkınlığı ?
ağzımı açsam öyle bir kalabalık iner ki avluya
sussam içime oturur pazar yeri
duyuyor musun sadrımdan yükselen sadayı sevgili
senin dudaklarınla çalıyorum milyar senedir ben bu ıslığı
'Ulaş Yüksel
şairlere sorulmayacak bir soru bu
- bilir misiniz siz de bu lirik taşkınlığı ?
ağzımı açsam öyle bir kalabalık iner ki avluya
sussam içime oturur pazar yeri
duyuyor musun sadrımdan yükselen sadayı sevgili
senin dudaklarınla çalıyorum milyar senedir ben bu ıslığı
'Ulaş Yüksel
yine insan eti kokacak belli ki bu kış
kızıl kana bulanacak yine şu duraksız gök
kaç emekçi oturur Soma'nın tavanında bilir misin
forslu yıldız değil onlar çerçevesi fatiha ile süslenmiş
şahit oldun mu asansörlerle yükselen emeğe
söylesene nasıl olur da ısınır hanen sönen ocaklarla,
semaya ağan ağıtlardan göç yolunu değiştirirken turnalar
sahi; göğe baktın mı ömründe sen hiç ?
'Ulaş Yüksel / Asansör
kızıl kana bulanacak yine şu duraksız gök
kaç emekçi oturur Soma'nın tavanında bilir misin
forslu yıldız değil onlar çerçevesi fatiha ile süslenmiş
şahit oldun mu asansörlerle yükselen emeğe
söylesene nasıl olur da ısınır hanen sönen ocaklarla,
semaya ağan ağıtlardan göç yolunu değiştirirken turnalar
sahi; göğe baktın mı ömründe sen hiç ?
'Ulaş Yüksel / Asansör
Neden kendinden bile saklar insan
Neden korkar kalbinin büyümesinden bu denli
Efsaneciler taktı bilirim çalı kurusu elleriyle, çatallaşan dilleriyle..
Ey gönül, bir künye gibi taşırsin bin yıllardir koynunda acıyı
Bu yüzdendir kara sevdaya çıkmış adın
En büyük kambur oysa sırtında sevgisizlik
Hesapsız kitapsızken şu aşk pazarı
Tezgahında duran bu terazi de ne
Öyle eziliyor ki kalabalıklar yutkunarak
saklamaya calıştıkları o ağır yaraların altında. heyhat!
Kus o elmayı Adem babam... yolunuz yol değil
Duyun bilin ey ! bilmeyenlere de deyiverin bi'zahmet
Hesabım yok, dedem gibi bakkal olmayacağım ben.
'Ulaş Yüksel
Neden korkar kalbinin büyümesinden bu denli
Efsaneciler taktı bilirim çalı kurusu elleriyle, çatallaşan dilleriyle..
Ey gönül, bir künye gibi taşırsin bin yıllardir koynunda acıyı
Bu yüzdendir kara sevdaya çıkmış adın
En büyük kambur oysa sırtında sevgisizlik
Hesapsız kitapsızken şu aşk pazarı
Tezgahında duran bu terazi de ne
Öyle eziliyor ki kalabalıklar yutkunarak
saklamaya calıştıkları o ağır yaraların altında. heyhat!
Kus o elmayı Adem babam... yolunuz yol değil
Duyun bilin ey ! bilmeyenlere de deyiverin bi'zahmet
Hesabım yok, dedem gibi bakkal olmayacağım ben.
'Ulaş Yüksel
11 Haziran 2014 Çarşamba
sözün bittiği yerde başlıyor
neşvüneva buluyor gönlüm
sadece sarılmak ister mi insan
yeter mi bu her şeyi anlatmaya
herkesle konuşursun
ama sustuğun bir tek kişi vardır
onca gevezelikten sonra hem de
açsan ağzını saçmalarsın artık
işte, tam da ordan başlar
nakşedilmeye yürek levhana
sevda denen o kutsal nesne
adamakıllı sustuğun yerden
elvada yoktur lugatında
merhaba da diyemezsin garip bir cilvedir iste
derin derin susmayı öğretir vurur yolunu,
gaspeder dilinin altındaki tüm sözcükleri
ey şiir, gecemi aydınlatan mısra ey
sen de olmasan, sen de olmasan !
kün kalemi dalmasa nun hokkasına
boğar beni içimde yükselen bu amansız tufan
Ulaş YÜKSEL
neşvüneva buluyor gönlüm
sadece sarılmak ister mi insan
yeter mi bu her şeyi anlatmaya
herkesle konuşursun
ama sustuğun bir tek kişi vardır
onca gevezelikten sonra hem de
açsan ağzını saçmalarsın artık
işte, tam da ordan başlar
nakşedilmeye yürek levhana
sevda denen o kutsal nesne
adamakıllı sustuğun yerden
elvada yoktur lugatında
merhaba da diyemezsin garip bir cilvedir iste
derin derin susmayı öğretir vurur yolunu,
gaspeder dilinin altındaki tüm sözcükleri
ey şiir, gecemi aydınlatan mısra ey
sen de olmasan, sen de olmasan !
kün kalemi dalmasa nun hokkasına
boğar beni içimde yükselen bu amansız tufan
Ulaş YÜKSEL
8 Haziran 2014 Pazar
şairim...
bilirim sözün sihrini
aşığım şiire, hem delice
*
fakat susan kadınlar bilirim
bütün kalabağıyla gönlünün
ağız dolusu susan kadınlar
*
onların ellerinden başlar ilk mısra
ak ellerinden düşer kağıda emek
o kadınlar ki; şiirin özü
*
şairim...
sözün hasını bilirim
tezgahımda ekmek kelam benim
*
fakat kadınlar bilirim çalışkan
çelik gibi, işleyen
bütün gücüyle yüreğinin.ışıyan
*
o kadınlar ki ; nasıl da balkır
namuslu alınlarında emek
anamdan bilirim.
'Ulaş Yüksel / İlk Mısra
bilirim sözün sihrini
aşığım şiire, hem delice
*
fakat susan kadınlar bilirim
bütün kalabağıyla gönlünün
ağız dolusu susan kadınlar
*
onların ellerinden başlar ilk mısra
ak ellerinden düşer kağıda emek
o kadınlar ki; şiirin özü
*
şairim...
sözün hasını bilirim
tezgahımda ekmek kelam benim
*
fakat kadınlar bilirim çalışkan
çelik gibi, işleyen
bütün gücüyle yüreğinin.ışıyan
*
o kadınlar ki ; nasıl da balkır
namuslu alınlarında emek
anamdan bilirim.
'Ulaş Yüksel / İlk Mısra
5 Haziran 2014 Perşembe
yüreğimmiş sende kalan...
bilmiyordum oysa tekrar neden geldiğini
yüzün farklı olsada gelen sendin yine
sırrı dağıldı şimdi tüm aynaların
dağıldı sihri bütün eski sevdaların
gidebilirisin, fakat kalabilirsinde
sevebilirim, üzülmemde gidişine
hep bana çıkıyor artık nasılsa
bilip bilmediğim bütün sokaklar
kaybolmaktan korkmuyorum...
'Ulaş Yüksel / AYN'A
bilmiyordum oysa tekrar neden geldiğini
yüzün farklı olsada gelen sendin yine
sırrı dağıldı şimdi tüm aynaların
dağıldı sihri bütün eski sevdaların
gidebilirisin, fakat kalabilirsinde
sevebilirim, üzülmemde gidişine
hep bana çıkıyor artık nasılsa
bilip bilmediğim bütün sokaklar
kaybolmaktan korkmuyorum...
'Ulaş Yüksel / AYN'A
4 Haziran 2014 Çarşamba
sokak beni çağırıyor
uzayıp giden o kapkara asfalt
uzanıp boylu boyunca
yıldızları seyrettiğim o kayalık
kafatasıma asılmış kandiller gibi
öyle çoklar ki oradan bakınca
sokak lamlabarına küs olay yeri
kafamın içi, safi nur sanki,
ya o kuş seslerinene demeli
göğsümün kafesinde öyle neşveli
o kanaryalar, Mayıs'ın rüz-gar gülleri
ve ben, genellikle her zaman
sanki bir yağmur oluyorum öyle ılık ılık
tenim bir elekmişte içimden geçiyor muşum
öyle latifmiş vucudum o demler
ve emiyor, emiyor emiyor...
üzerine yattığım o yumuşak kaya
sonra ne ben,
ne yağmur,
ne o kaya
deli zannedip götürecek aynasızlar
çamlığın arasında semah ururken birgün
ama ne tuhaf ki; artık bunu da umursamıyorum
kimbilir belki bir tımarhaneye yatırırlar da
rapor bile alırım 'yaptığından sual olunmaz' diye
neyse ney bre! çok çene ettik gene
gecenin güne kavuştuğu yere
de be deli gönlüm,
aaaydi gidelim...
Ulaş YÜKSEL
uzayıp giden o kapkara asfalt
uzanıp boylu boyunca
yıldızları seyrettiğim o kayalık
kafatasıma asılmış kandiller gibi
öyle çoklar ki oradan bakınca
sokak lamlabarına küs olay yeri
kafamın içi, safi nur sanki,
ya o kuş seslerinene demeli
göğsümün kafesinde öyle neşveli
o kanaryalar, Mayıs'ın rüz-gar gülleri
ve ben, genellikle her zaman
sanki bir yağmur oluyorum öyle ılık ılık
tenim bir elekmişte içimden geçiyor muşum
öyle latifmiş vucudum o demler
ve emiyor, emiyor emiyor...
üzerine yattığım o yumuşak kaya
sonra ne ben,
ne yağmur,
ne o kaya
deli zannedip götürecek aynasızlar
çamlığın arasında semah ururken birgün
ama ne tuhaf ki; artık bunu da umursamıyorum
kimbilir belki bir tımarhaneye yatırırlar da
rapor bile alırım 'yaptığından sual olunmaz' diye
neyse ney bre! çok çene ettik gene
gecenin güne kavuştuğu yere
de be deli gönlüm,
aaaydi gidelim...
Ulaş YÜKSEL
1 Haziran 2014 Pazar
sonra uzandım gecenin koynuna
iki seksen, bir doksan boyumla öyle upuzun
ama artık ben uyutuyorum geceyi dizlerimde sallayıp
türlü türküler icat ederek, sonu ya gam, yahut bir kayıp
nasıl bulunur ki karanlıkta kaybolanlar
biriniz anlatıversin bunu bana
yarası da belli olmuyor ki sarsam hani
hep siyah akıyor karanlığın kanı
unutsakta bir çoğumuz hala akıyor
alışılmamış bir acı var bir yerlerde
araya onca şey girsede hala inliyor o dağ
ve arsız beyaz adam karnını şişirmekle meşgul hala
gözkapaklarımdan ağır düşer yüreğime bunca olup duran
işte böyle arkadaş, bazan uyku tutmuyor işte
insan olanın insan yanını...
Ulaş YÜKSEL / Ben Uyuturum Geceyi (Soma)
iki seksen, bir doksan boyumla öyle upuzun
ama artık ben uyutuyorum geceyi dizlerimde sallayıp
türlü türküler icat ederek, sonu ya gam, yahut bir kayıp
nasıl bulunur ki karanlıkta kaybolanlar
biriniz anlatıversin bunu bana
yarası da belli olmuyor ki sarsam hani
hep siyah akıyor karanlığın kanı
unutsakta bir çoğumuz hala akıyor
alışılmamış bir acı var bir yerlerde
araya onca şey girsede hala inliyor o dağ
ve arsız beyaz adam karnını şişirmekle meşgul hala
gözkapaklarımdan ağır düşer yüreğime bunca olup duran
işte böyle arkadaş, bazan uyku tutmuyor işte
insan olanın insan yanını...
Ulaş YÜKSEL / Ben Uyuturum Geceyi (Soma)
30 Mayıs 2014 Cuma
28 Mayıs 2014 Çarşamba
sen gülersin
ben yanağımdaki gamzeyi farkederim
kalbinin aynası vurur alnıma
aklım ışır, yeniden gün doğar yüreğime
belki yüreğimde devrim olur
sonra bir kitap okursun
denize atarız tek tek koparıp sayfalarını
unuturuz ezberlenmiş ne varsa
belki susarız uzun uzun
bir plak koyarız pikaba
dalarız mehtaba
belki mehtap sen olursun
Ulaş YÜKSEL
ben yanağımdaki gamzeyi farkederim
kalbinin aynası vurur alnıma
aklım ışır, yeniden gün doğar yüreğime
belki yüreğimde devrim olur
sonra bir kitap okursun
denize atarız tek tek koparıp sayfalarını
unuturuz ezberlenmiş ne varsa
belki susarız uzun uzun
bir plak koyarız pikaba
dalarız mehtaba
belki mehtap sen olursun
Ulaş YÜKSEL
şiirler okudu şuh sesiyle
manevi bir maya çaldı ki gönlüme
ya tutarsa dedik. tuttu
şimdi dibine kadar yaşamak için
döndüm o duvarın önünden
babamın kokusu çalınıyor burnuma
bir kahvenin kalabalığı sırtımda
öyle cigara kokuyorum
ey keder nerdesin
on üç yaşım ey !
ilk sevgilim, ilk ayrılıklar
sevgiyle kucaklamak istiyorum
ey acı nerdesin ? uçtu
Ulaş Yüksel
manevi bir maya çaldı ki gönlüme
ya tutarsa dedik. tuttu
şimdi dibine kadar yaşamak için
döndüm o duvarın önünden
babamın kokusu çalınıyor burnuma
bir kahvenin kalabalığı sırtımda
öyle cigara kokuyorum
ey keder nerdesin
on üç yaşım ey !
ilk sevgilim, ilk ayrılıklar
sevgiyle kucaklamak istiyorum
ey acı nerdesin ? uçtu
Ulaş Yüksel
21 Mayıs 2014 Çarşamba
söylediklerin beni ilgilendirmiyor artık
ben sesindeki gerçekliğe takmışım kafayı
anlattıkça eriyorsun bir buz dağı gibi içten içe
kendini de inandırmaya çalıştığın yalanlarınla
sen hünerli bir arı olabilirsin bu kırda
ve en güzeli ovanın dağın taşın ormanın
şimdilik dolaşmaya devam et dilediğince
o çiçekten, bu çiçeğe...
fakat umutların tükendiği yerde
yedekte bekleyen sevgilin olamam,
üzgünüm desem yalan olur
üzgün değilim Eleni
Ulaş YÜKSEL
20 Mayıs 2014 Salı
haydi gönlüm yürüyelim biraz ama çocuklarla bu defa
çekip tahtadan kılıçlarımızı karanlığa şimdi adım adım
bır ıslık tutturup ağzımızdan ışıklar saçarak
bütün uydurulmuş dinlerin üzerine yürüyelim cesurca
belki ocaklara gün doğar, 1 Mayıs sabahı
umut ya aşımız, kimbilir, belki dirilir ölenler...
ama biz hep, aç mı kalacağız ? hayır !
meclisin kapısına kadar dayanır en çok
siyasi erkin o en kalın zırhı yıllardır delinemeyen
BİR MASAL KADER DENEN ŞEY, sakın inanmayın siz
haydi çocuklar,
ARTIK İNANMAmakla başlayalım
bu işe biz !
Ulaş YÜKSEL / İnanmayın Çocuklar
çekip tahtadan kılıçlarımızı karanlığa şimdi adım adım
bır ıslık tutturup ağzımızdan ışıklar saçarak
bütün uydurulmuş dinlerin üzerine yürüyelim cesurca
belki ocaklara gün doğar, 1 Mayıs sabahı
umut ya aşımız, kimbilir, belki dirilir ölenler...
ama biz hep, aç mı kalacağız ? hayır !
meclisin kapısına kadar dayanır en çok
siyasi erkin o en kalın zırhı yıllardır delinemeyen
BİR MASAL KADER DENEN ŞEY, sakın inanmayın siz
haydi çocuklar,
ARTIK İNANMAmakla başlayalım
bu işe biz !
Ulaş YÜKSEL / İnanmayın Çocuklar
19 Mayıs 2014 Pazartesi
böyle çalkalanmasaydı
içimde şu koca umman
fısıldayamazdım kulağına
o deniz kabuğunun hikayesini
taşımasaydım na şuramda bu göğü
nasıl anlatırdım kuşları sana ben
bir ateş ki bağrımda nice bin yıldır
tutuşur o alımlı kuyruğu Anka'nın
hiçliğe kanat vururken devirip dağları
hepliğin koynunda yanarak devleşir
şu tabiat ey! toprak anam,
ellerime bak şimdi
ellerim anlatsın sana
dört anasırrı
ellerim...
emeğin ekmekten
daha kutsal olduğunu.
Ulaş YÜKSEL
19.05.2014
içimde şu koca umman
fısıldayamazdım kulağına
o deniz kabuğunun hikayesini
taşımasaydım na şuramda bu göğü
nasıl anlatırdım kuşları sana ben
bir ateş ki bağrımda nice bin yıldır
tutuşur o alımlı kuyruğu Anka'nın
hiçliğe kanat vururken devirip dağları
hepliğin koynunda yanarak devleşir
şu tabiat ey! toprak anam,
ellerime bak şimdi
ellerim anlatsın sana
dört anasırrı
ellerim...
emeğin ekmekten
daha kutsal olduğunu.
Ulaş YÜKSEL
19.05.2014
15 Mayıs 2014 Perşembe
elimden tutuyor ak libaslı bir Bedreddin müridi
eteğinde kömür karası
vuruyor mührünü yeniden yeniden
vuruyor gürzünü yüreğimin orta yerine
ve ben yüzümdeki karadan utanıyorum
bundandır soluğumun böyle kesilmesi
ne gelir ki elimden yazmaktan gayri
ak kağıt üstüne kömür karası
Ulaş YÜKSEL / Kara Yazı
14 Mayıs 2014 Çarşamba
13 Mayıs 2014 Salı
12 Mayıs 2014 Pazartesi
gönlün kaynıyor mu arkadaş !
hayır hayır, birine felan değil ha
bütün evreni sığışmış buluyor musun kendinde
vucudun koca bir alemmiş de mesela
adım adım dolaşıyor muşun
bir ıslık tutturarak kendi içinde
kafamın tavanı mavi gök,
kafatasım yıldız alacası ...
ben mi senin koynunda uyurum,
sen mi benim ey gece
şu sapaktan sağa dönsem,
yine kalbim çıkacak karşıma...
Ulaş YÜKSEL
8 Mayıs 2014 Perşembe
kaç duygu sığar bir halıya
hangi duygu hangi rengi alır
ayıptır zira, gizler tüm hislerini ustaca
bütün acısını, sevincini, sevdasını
tüm kazancını, amansız kayıplarını
ömrünü dokur bu bozkırın kadını
ilmik ilmik şol ardıç tezgahın başında
işlemeli mendillerde dalgın
gürül gürül keçi sırtı kilimlerde
tüm tansıklarıyla dokur gönlünü
koca bir ömrü, emeğin tezgahında
Ulaş YÜKSEL
hangi duygu hangi rengi alır
ayıptır zira, gizler tüm hislerini ustaca
bütün acısını, sevincini, sevdasını
tüm kazancını, amansız kayıplarını
ömrünü dokur bu bozkırın kadını
ilmik ilmik şol ardıç tezgahın başında
işlemeli mendillerde dalgın
gürül gürül keçi sırtı kilimlerde
tüm tansıklarıyla dokur gönlünü
koca bir ömrü, emeğin tezgahında
Ulaş YÜKSEL
7 Mayıs 2014 Çarşamba
4 Mayıs 2014 Pazar
30 Nisan 2014 Çarşamba
29 Nisan 2014 Salı
kim demiş Ulaş işsiz diye
kolay mı bu saatte kalem tutmak
yüreğinin dehlizlerine dalıp nefessiz
bu büyük fırtınada inciler çıkarmak
kömür mü sandın
şu kağıda düşen karayı sen
öyle kolay mı
duyguların göçüğünde kalmak
her seferinde yeniden ...
ölüp ölüp dirilmek
kendi yüreğine
sırtını dönen insanların dünyası bu
heyhat !
yüküm ağır ki ağır,
kaç şairin ruhunu taşırım ey !
bir satır arasından
bağırsam şöyle avazım çıktığı kadar
'' sesimi duyan var mııı ''
söyleyin hadi
kaçınız işitir yıllanmış naramı
beni ancak, bu ekmeği bölenler kardeşçe
beni ancak, yüreğinden paylaşanlar
sofrası kağıt, aşı kelam olanlar
beni ancak, en çokta beni...
kalem işçileri anlar
Ulaş YÜKSEL
kolay mı bu saatte kalem tutmak
yüreğinin dehlizlerine dalıp nefessiz
bu büyük fırtınada inciler çıkarmak
kömür mü sandın
şu kağıda düşen karayı sen
öyle kolay mı
duyguların göçüğünde kalmak
her seferinde yeniden ...
ölüp ölüp dirilmek
kendi yüreğine
sırtını dönen insanların dünyası bu
heyhat !
yüküm ağır ki ağır,
kaç şairin ruhunu taşırım ey !
bir satır arasından
bağırsam şöyle avazım çıktığı kadar
'' sesimi duyan var mııı ''
söyleyin hadi
kaçınız işitir yıllanmış naramı
beni ancak, bu ekmeği bölenler kardeşçe
beni ancak, yüreğinden paylaşanlar
sofrası kağıt, aşı kelam olanlar
beni ancak, en çokta beni...
kalem işçileri anlar
Ulaş YÜKSEL
22 Nisan 2014 Salı
21 Nisan 2014 Pazartesi
sözün bittiği yerden başlıyorsun sen
ve senin sustuğun yerden başlıyor
şimdi konuşmaya ellerin
ellerin de susuyor sonra
sonra gözlerin ...
devleşiyor o sıska bedenin
nerden, nasıl öğrendin
bütün gövdenle böyle taş kesmesini
yırtıyor karanlığın perdesini
yüreğinin sessizliği
derken; dalıyorum yine ansızın
yepyeni bir düşün macerasına
atlıyoruz bir yokluğun üzerinden
semahlar dönüp, çarklar ururak
karıp kendi hamurumuzu nihayet
var ederek kendimizi yeniden
ellerimizden başlayarak
yağmurlu bir Nisan sabahı
koynunda yedi renk ebemkuşağı
vurulmuş yatıyor göğsümde
saçlarının ormanı
döşümde ıslak toprak kokusu
tekrar tekrar sevişerek soluksuz
bunca açlığa kuşanıp kılıçlarımızı
tek tek vuruyoruz, tüm tanrıların başını
Ulaş YÜKSEL
ve senin sustuğun yerden başlıyor
şimdi konuşmaya ellerin
ellerin de susuyor sonra
sonra gözlerin ...
devleşiyor o sıska bedenin
nerden, nasıl öğrendin
bütün gövdenle böyle taş kesmesini
yırtıyor karanlığın perdesini
yüreğinin sessizliği
derken; dalıyorum yine ansızın
yepyeni bir düşün macerasına
atlıyoruz bir yokluğun üzerinden
semahlar dönüp, çarklar ururak
karıp kendi hamurumuzu nihayet
var ederek kendimizi yeniden
ellerimizden başlayarak
yağmurlu bir Nisan sabahı
koynunda yedi renk ebemkuşağı
vurulmuş yatıyor göğsümde
saçlarının ormanı
döşümde ıslak toprak kokusu
tekrar tekrar sevişerek soluksuz
bunca açlığa kuşanıp kılıçlarımızı
tek tek vuruyoruz, tüm tanrıların başını
Ulaş YÜKSEL
11 Nisan 2014 Cuma
benim toprağımda suret bulur
baş verir senin o çalışkan ellerin
ey esmer güneş
olmasa tenim ne kıymetin var
parlamasa sevgilinin gözleri aşkla
içim ısınır mı yine böyle, hadi söyle
senin bu şavkın bilir misin nerden gelir
kim tutar bu suyun başını
Leyla bakır ibriğini nerden doldurur
Mecnun urmasa bu çarkı öyle sermest
hangi dağın ardından yükselir böyle gün
bir adın ışk ise bir adın aşk senin
şu gönlümde ki bahar olmasa ey
hangi toprağı okşar seviyle sıcak ellerin
Ulaş YÜKSEL / Limon Çiçeğim
baş verir senin o çalışkan ellerin
ey esmer güneş
olmasa tenim ne kıymetin var
parlamasa sevgilinin gözleri aşkla
içim ısınır mı yine böyle, hadi söyle
senin bu şavkın bilir misin nerden gelir
kim tutar bu suyun başını
Leyla bakır ibriğini nerden doldurur
Mecnun urmasa bu çarkı öyle sermest
hangi dağın ardından yükselir böyle gün
bir adın ışk ise bir adın aşk senin
şu gönlümde ki bahar olmasa ey
hangi toprağı okşar seviyle sıcak ellerin
Ulaş YÜKSEL / Limon Çiçeğim
9 Nisan 2014 Çarşamba
5 Nisan 2014 Cumartesi
Boşver şimdi bunları azizim
şiiri sever misin şiiri
ya türküleri ..
resim çizer misin hiç
bir manzarayı seyretsende olur
ayak üstü iki dakika soluklanıp
içitiğin olur mu
günde üç demlik birden
sarhoş olur musun hiç çayla
en az bir saat vakit ayırmalı insan kendine
yürümeli hergün çok kısacık da olsa
elleri ceplerinle bir başına.öyle hür
dans eder misin dans
yüreğindeki melodiye karılıp
öyle içinden gedldiği gibi
avludaki erik ağacının dibinde durup,
sevdalanır mısın patlayan tomurcuğa
her bahar yeniden devinir mi sinende aşk
yemişim işini gücünü
evini arabasını, yatını katını...
bana şu söylediklerimden bahset
şiiri sever misin şiiri ?
Ulaş YÜKSEL / Sultan Süleyman
şiiri sever misin şiiri
ya türküleri ..
resim çizer misin hiç
bir manzarayı seyretsende olur
ayak üstü iki dakika soluklanıp
içitiğin olur mu
günde üç demlik birden
sarhoş olur musun hiç çayla
en az bir saat vakit ayırmalı insan kendine
yürümeli hergün çok kısacık da olsa
elleri ceplerinle bir başına.öyle hür
dans eder misin dans
yüreğindeki melodiye karılıp
öyle içinden gedldiği gibi
avludaki erik ağacının dibinde durup,
sevdalanır mısın patlayan tomurcuğa
her bahar yeniden devinir mi sinende aşk
yemişim işini gücünü
evini arabasını, yatını katını...
bana şu söylediklerimden bahset
şiiri sever misin şiiri ?
Ulaş YÜKSEL / Sultan Süleyman
1 Nisan 2014 Salı
30 Mart 2014 Pazar
yine kaybettik
neyse si.tiret henüz ölmedik
kuralım kendi şarabımızı
hadi sevişelim kaldığımız yerden
eskisinden kırmızı
ondan sonra içki
on ikiden sonra sevişme yasağı
gürültülü olsun
devriyeler dayansın kapıya
ellektrik elektirik
kim indirdi şartelleri
sahi ,
nezarette öpttüm mü hiç seni
şu sandıkların üstünde
sevişelim ölene dek.
Ulaş YÜKSEL / Oy Sandığı (30 Mart yerel seçimler )
29 Mart 2014 Cumartesi
otursam balkonum küpeştesine
sarkıtsam şöyle ayaklarımı aşağı
kimse görmez be
baksana saat kaç olmuş
dokuz osuruk atıyodur şimdi
pireler uçuşuyodur kıçında
karşı yurdun bekçisinin bile
hem görse ne anasın satim
ne olur sanki peh
neyse ;
sonra kaldırsam başımı göğe
şöyle dalsam yıldızlara
sanki ilk kez görüyormuş gibi
unutur muyum bunca acıyı
saysam yıldızları bir bir
yutkunur muyum
on beş diyemeden
aya bak aya
yazıktır !
daha on dördünde be
Ulaş YÜKSEL / Berkin'e
1 Şubat 2014 Cumartesi
28 Ocak 2014 Salı
sıkı sarılırım fakat, bütün kalbimle
gül memeler arası gümbür gümbür
yüreğinde duyarsın yüreğimin telaşıını
kim öğretti böyle, belden yukarı sevmeyi
dalıp gözlerinin rengine, habersiz izlemeyi
dalıp gözlerinin rengine, habersiz izlemeyi
suların gürültüsüyle, uzanıp giden yeşile
okşamayı sözcüklerle, susarak daha çok
koklayarak saçlarını, fısıldayarak sevgimi
koklayarak saçlarını, fısıldayarak sevgimi
tüm kalabalığıyla ağzımın, susarak daha çok.
Ulaş Yüksel / Susarak
kara çalınmış yüzüne. kalem karası
ışımış alnında çizgiler dize dize
kıvrılırak saçlarından kelam
dökülüyor omuz başlarından
ya'bu sızan ne; gül memeler arası
karnının sahrasında düştüğüm kuyu
ya'bu ten, ya'bu koku ...
kasıklarında bir bahar deviniyor kış ortası
baştan ayağa şiire kesiyorsun
ve ben aşkla; bıkmadan, usanmadan
tekrar tekrar okuyorum seni
dudaklarımda sırılsıklam söz
eeey güzel yüzlü Yusuf !
neden döndün sanki Züleyha'ya sırtını
şehvet değildi ki seninkisi
söylesene; aşktan kirlenir mi hiç insanın elleri
Ulaş Yüksel
23 Ocak 2014 Perşembe
kaç kadın oldu ki karşısında
böyle çocukça saçmaladığım
kaçı görebildi ki perdenin ardında
sevdikçe devleşen şu yüreğimi
inan kıymeti yok hiçbir sözün
neler söylemek isterdim oysa
sevgilim...
iki dudağın arasından
sana senden,
konuştukça batmasam böyle
neden böyle oluyor eeey koca Çalap
neden kırılmıyor bir türlü bu kör olası talih
huzurumu kaçıran huzurumsun
söylesene, neden vuslat ayrılığa denk
oysa ben, sen mişsin gibi seviyorum artık
kendi ellerimden başlayarak herkesi, her şeyi
söylesene, bu onulmaz yazı neden
Ulaş YÜKSEL
böyle çocukça saçmaladığım
kaçı görebildi ki perdenin ardında
sevdikçe devleşen şu yüreğimi
inan kıymeti yok hiçbir sözün
neler söylemek isterdim oysa
sevgilim...
iki dudağın arasından
sana senden,
konuştukça batmasam böyle
neden böyle oluyor eeey koca Çalap
neden kırılmıyor bir türlü bu kör olası talih
huzurumu kaçıran huzurumsun
söylesene, neden vuslat ayrılığa denk
oysa ben, sen mişsin gibi seviyorum artık
kendi ellerimden başlayarak herkesi, her şeyi
söylesene, bu onulmaz yazı neden
Ulaş YÜKSEL
12 Ocak 2014 Pazar
7 Ocak 2014 Salı
Yüreğinin yükü
boynumun borcu olsa
sürsem yüzüne yüzümü
Patlasa tomurcukları öbek öbek
gerdanında bir bahar devinse
Üşüyorum,
dizlerimde inceden bir sızı
Tuttursak diyorum şu çıranın ucunu
bir iyce bastırmadan kara kış
kapımızı çalmadan zemheri
Tüm mağlubiyetlere inat.korkmadan
uzatsan ellerini daha da cesur,
Her harbin sonunda delice
giderek büyüyen şu yüreğimiz
ah şu bitmeyen güz sancısı
Belden yukarıdır bizim sevişmelerimiz
anlamasa da bunu kafasının içinde
hayalarını taşıyan erk
bize ne
Düşünecek birşey yok !
hadi, alıştık dövüşmeye
alıştık sevişmeye nasılsa
Ulaş YÜKSEL
boynumun borcu olsa
sürsem yüzüne yüzümü
Patlasa tomurcukları öbek öbek
gerdanında bir bahar devinse
Üşüyorum,
dizlerimde inceden bir sızı
Tuttursak diyorum şu çıranın ucunu
bir iyce bastırmadan kara kış
kapımızı çalmadan zemheri
Tüm mağlubiyetlere inat.korkmadan
uzatsan ellerini daha da cesur,
Her harbin sonunda delice
giderek büyüyen şu yüreğimiz
ah şu bitmeyen güz sancısı
Belden yukarıdır bizim sevişmelerimiz
anlamasa da bunu kafasının içinde
hayalarını taşıyan erk
bize ne
Düşünecek birşey yok !
hadi, alıştık dövüşmeye
alıştık sevişmeye nasılsa
Ulaş YÜKSEL
28 Kasım 2013 Perşembe
kanat vurdu, ağdı semaya ellerin
artık yakalayamaz oldum
uzanamıyorum bunca boyuma rağmen
kendi göğümden gayrine yetmiyor
ellerin. ah ellerin bir çift martı
bir tebessüm ağzımın kenarında
öylece asılı kaldı
tuhaf ki, acıtmıyor artık bu mavi
söylesene nerden aldın bu ateşi
nedir bu parlayan gökle derya arası
bir bilsen şaşardın şu hane-i gönlümde
nasıl bir kandili yaktığını
iki mavi mesafesi
is tutmaz kendi ışkına dönmezse insan yüzünü
süzüldüğün şu gök şimdi kordon boyunca
söylesene kaç mavi eder, bir gönül
bırak bu telaşı, kaçma kendinden
bak gözlerime hiç batmış mı o güneş
kaçma artık, yoruldun, artık anla
bu gönül senin öz yurdun
Ulaş YÜKSEL
artık yakalayamaz oldum
uzanamıyorum bunca boyuma rağmen
kendi göğümden gayrine yetmiyor
ellerin. ah ellerin bir çift martı
bir tebessüm ağzımın kenarında
öylece asılı kaldı
tuhaf ki, acıtmıyor artık bu mavi
söylesene nerden aldın bu ateşi
nedir bu parlayan gökle derya arası
bir bilsen şaşardın şu hane-i gönlümde
nasıl bir kandili yaktığını
iki mavi mesafesi
is tutmaz kendi ışkına dönmezse insan yüzünü
süzüldüğün şu gök şimdi kordon boyunca
söylesene kaç mavi eder, bir gönül
bırak bu telaşı, kaçma kendinden
bak gözlerime hiç batmış mı o güneş
kaçma artık, yoruldun, artık anla
bu gönül senin öz yurdun
Ulaş YÜKSEL
23 Ağustos 2013 Cuma
Belki bir gün buluşuruz
taş atarız denize,
kelimeler çoktan tükendi
yasla başını yüreğime
yüreğim bir deniz kabuğu,
fısıldar eksilmeyen sevgimizi
vurur sözcükleri yüreğinin sahiline
malum; tek kişilik sevemedim ben
uzanıp yıldızları seyrederiz
o kumsalda mıh gibi çakılıp
belki susarız uzun uzun kimbilir
yılların özlemiyle ..
bir martı geçer hem bakarsın
yeniden ağarır belki ellerimiz
Ulaş YÜKSEL
3 Haziran 2013 Pazartesi
28 Eylül 2012 Cuma
bir balıkçı tezgahından dinlerim çoşkusunu ellerinin
usulca akar avuçlarından içime ege
deniz yok bizim buralarda
yıkanır içim sularıyla
derken yakamozlar düşer kalbimin aynasına
aşkın kelâmı üfürüldükçe gönlüme kendi dilinde
kalbim ışır da ışır, bir zeytin ağacı gibi
birde içinde biriktirdiğin deniz hani ...
hiç konuşmasan da söyler durur senin şarkını
hiç susmadan ısrarla, ne de güzel... lirik... ilk günkü gibi
pazarın orta yerinde o güzelim türküyü. çekinmeden inatla
yüklenir gelir arkadaşlar on saatlik yoldan. on yıl bana
kan ter içinde, yorgun, uykusuz... koskoca bir sevdayı
hehey bre !... kim demiş arkdaşlık öldü diye,
kim demiş balık kötü kokar diye.
'Ulaş Yüksel / Martı Ellerin IV
28.09.2012
18 Temmuz 2012 Çarşamba
Çağdaş Yaşam / Sayı : 109 / 12 - Temmuz / Ağustos 2012
Seni sevmek ;
bütün anneleri ...
en başta çocukları sevmek demek
Seni sevmek ;
bir çift ayak yerine bir çift kanat taşımak,
aya kement atmak, yıldızlara dokunmak ...
Seni sevmek ;
şu duraksız göğü,
doğan günü sarı sıcak
fersah fersah uzanan şu denizi,
şu yemyeşil ormanı ...
Seni sevmek ;
bütün halkları, tüm tansıklarıyla
bir nehir gibi akıp giden bu yaşamı kucaklamak,
bütün bu varoluşu hesapsız, ölesiye sevmek demek.
Ulaş YÜKSEL / Seni Sevmek / 2012
1 Haziran 2012 Cuma
Çağdaş Yaşam / Sayı : 109 / 11 - Mayıs 2012

seni düşünüyorum, her sabah olduğu gibi
tam dalıp gitmişken saçlarının ormanına
mevsimlerden sonbahar, aylardan eylül
rüzgarlarla kolkola, saçların hazal
irkiliyorum ansızın bir telefon sesiyle
bankadan arıyorlar, kadife sesli bir operatör
ağzında binbir türlü yalan !
derken uyanıyorum düş içinde bir düşten
tam ezilmek üzereyken sıyırılıyorum son anda
sıçrıyorum soluk soluğa kapitalizmin çelikten çarkları arasından
sevdan tutuyor ellerimden devleşiyor sıska bedenin
atlıyoruz bir kabusun daha üzerinden
bak, sen de görüyor musun benim gördüğümü
gülümsüyor Meral Okay bütün gövdesiyle
ışıklar içinde iki beyaz bulut arasından.
Ulaş YÜKSEL / Kapitalizmin Çelikleşen Çarkları
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













