sözün bittiği yerde başlıyor
neşvüneva buluyor gönlüm
sadece sarılmak ister mi insan
yeter mi bu her şeyi anlatmaya
herkesle konuşursun
ama sustuğun bir tek kişi vardır
onca gevezelikten sonra hem de
açsan ağzını saçmalarsın artık
işte, tam da ordan başlar
nakşedilmeye yürek levhana
sevda denen o kutsal nesne
adamakıllı sustuğun yerden
elvada yoktur lugatında
merhaba da diyemezsin garip bir cilvedir iste
derin derin susmayı öğretir vurur yolunu,
gaspeder dilinin altındaki tüm sözcükleri
ey şiir, gecemi aydınlatan mısra ey
sen de olmasan, sen de olmasan !
kün kalemi dalmasa nun hokkasına
boğar beni içimde yükselen bu amansız tufan
Ulaş YÜKSEL
11 Haziran 2014 Çarşamba
8 Haziran 2014 Pazar
şairim...
bilirim sözün sihrini
aşığım şiire, hem delice
*
fakat susan kadınlar bilirim
bütün kalabağıyla gönlünün
ağız dolusu susan kadınlar
*
onların ellerinden başlar ilk mısra
ak ellerinden düşer kağıda emek
o kadınlar ki; şiirin özü
*
şairim...
sözün hasını bilirim
tezgahımda ekmek kelam benim
*
fakat kadınlar bilirim çalışkan
çelik gibi, işleyen
bütün gücüyle yüreğinin.ışıyan
*
o kadınlar ki ; nasıl da balkır
namuslu alınlarında emek
anamdan bilirim.
'Ulaş Yüksel / İlk Mısra
bilirim sözün sihrini
aşığım şiire, hem delice
*
fakat susan kadınlar bilirim
bütün kalabağıyla gönlünün
ağız dolusu susan kadınlar
*
onların ellerinden başlar ilk mısra
ak ellerinden düşer kağıda emek
o kadınlar ki; şiirin özü
*
şairim...
sözün hasını bilirim
tezgahımda ekmek kelam benim
*
fakat kadınlar bilirim çalışkan
çelik gibi, işleyen
bütün gücüyle yüreğinin.ışıyan
*
o kadınlar ki ; nasıl da balkır
namuslu alınlarında emek
anamdan bilirim.
'Ulaş Yüksel / İlk Mısra
5 Haziran 2014 Perşembe
yüreğimmiş sende kalan...
bilmiyordum oysa tekrar neden geldiğini
yüzün farklı olsada gelen sendin yine
sırrı dağıldı şimdi tüm aynaların
dağıldı sihri bütün eski sevdaların
gidebilirisin, fakat kalabilirsinde
sevebilirim, üzülmemde gidişine
hep bana çıkıyor artık nasılsa
bilip bilmediğim bütün sokaklar
kaybolmaktan korkmuyorum...
'Ulaş Yüksel / AYN'A
bilmiyordum oysa tekrar neden geldiğini
yüzün farklı olsada gelen sendin yine
sırrı dağıldı şimdi tüm aynaların
dağıldı sihri bütün eski sevdaların
gidebilirisin, fakat kalabilirsinde
sevebilirim, üzülmemde gidişine
hep bana çıkıyor artık nasılsa
bilip bilmediğim bütün sokaklar
kaybolmaktan korkmuyorum...
'Ulaş Yüksel / AYN'A
4 Haziran 2014 Çarşamba
sokak beni çağırıyor
uzayıp giden o kapkara asfalt
uzanıp boylu boyunca
yıldızları seyrettiğim o kayalık
kafatasıma asılmış kandiller gibi
öyle çoklar ki oradan bakınca
sokak lamlabarına küs olay yeri
kafamın içi, safi nur sanki,
ya o kuş seslerinene demeli
göğsümün kafesinde öyle neşveli
o kanaryalar, Mayıs'ın rüz-gar gülleri
ve ben, genellikle her zaman
sanki bir yağmur oluyorum öyle ılık ılık
tenim bir elekmişte içimden geçiyor muşum
öyle latifmiş vucudum o demler
ve emiyor, emiyor emiyor...
üzerine yattığım o yumuşak kaya
sonra ne ben,
ne yağmur,
ne o kaya
deli zannedip götürecek aynasızlar
çamlığın arasında semah ururken birgün
ama ne tuhaf ki; artık bunu da umursamıyorum
kimbilir belki bir tımarhaneye yatırırlar da
rapor bile alırım 'yaptığından sual olunmaz' diye
neyse ney bre! çok çene ettik gene
gecenin güne kavuştuğu yere
de be deli gönlüm,
aaaydi gidelim...
Ulaş YÜKSEL
uzayıp giden o kapkara asfalt
uzanıp boylu boyunca
yıldızları seyrettiğim o kayalık
kafatasıma asılmış kandiller gibi
öyle çoklar ki oradan bakınca
sokak lamlabarına küs olay yeri
kafamın içi, safi nur sanki,
ya o kuş seslerinene demeli
göğsümün kafesinde öyle neşveli
o kanaryalar, Mayıs'ın rüz-gar gülleri
ve ben, genellikle her zaman
sanki bir yağmur oluyorum öyle ılık ılık
tenim bir elekmişte içimden geçiyor muşum
öyle latifmiş vucudum o demler
ve emiyor, emiyor emiyor...
üzerine yattığım o yumuşak kaya
sonra ne ben,
ne yağmur,
ne o kaya
deli zannedip götürecek aynasızlar
çamlığın arasında semah ururken birgün
ama ne tuhaf ki; artık bunu da umursamıyorum
kimbilir belki bir tımarhaneye yatırırlar da
rapor bile alırım 'yaptığından sual olunmaz' diye
neyse ney bre! çok çene ettik gene
gecenin güne kavuştuğu yere
de be deli gönlüm,
aaaydi gidelim...
Ulaş YÜKSEL
1 Haziran 2014 Pazar
sonra uzandım gecenin koynuna
iki seksen, bir doksan boyumla öyle upuzun
ama artık ben uyutuyorum geceyi dizlerimde sallayıp
türlü türküler icat ederek, sonu ya gam, yahut bir kayıp
nasıl bulunur ki karanlıkta kaybolanlar
biriniz anlatıversin bunu bana
yarası da belli olmuyor ki sarsam hani
hep siyah akıyor karanlığın kanı
unutsakta bir çoğumuz hala akıyor
alışılmamış bir acı var bir yerlerde
araya onca şey girsede hala inliyor o dağ
ve arsız beyaz adam karnını şişirmekle meşgul hala
gözkapaklarımdan ağır düşer yüreğime bunca olup duran
işte böyle arkadaş, bazan uyku tutmuyor işte
insan olanın insan yanını...
Ulaş YÜKSEL / Ben Uyuturum Geceyi (Soma)
iki seksen, bir doksan boyumla öyle upuzun
ama artık ben uyutuyorum geceyi dizlerimde sallayıp
türlü türküler icat ederek, sonu ya gam, yahut bir kayıp
nasıl bulunur ki karanlıkta kaybolanlar
biriniz anlatıversin bunu bana
yarası da belli olmuyor ki sarsam hani
hep siyah akıyor karanlığın kanı
unutsakta bir çoğumuz hala akıyor
alışılmamış bir acı var bir yerlerde
araya onca şey girsede hala inliyor o dağ
ve arsız beyaz adam karnını şişirmekle meşgul hala
gözkapaklarımdan ağır düşer yüreğime bunca olup duran
işte böyle arkadaş, bazan uyku tutmuyor işte
insan olanın insan yanını...
Ulaş YÜKSEL / Ben Uyuturum Geceyi (Soma)
30 Mayıs 2014 Cuma
28 Mayıs 2014 Çarşamba
sen gülersin
ben yanağımdaki gamzeyi farkederim
kalbinin aynası vurur alnıma
aklım ışır, yeniden gün doğar yüreğime
belki yüreğimde devrim olur
sonra bir kitap okursun
denize atarız tek tek koparıp sayfalarını
unuturuz ezberlenmiş ne varsa
belki susarız uzun uzun
bir plak koyarız pikaba
dalarız mehtaba
belki mehtap sen olursun
Ulaş YÜKSEL
ben yanağımdaki gamzeyi farkederim
kalbinin aynası vurur alnıma
aklım ışır, yeniden gün doğar yüreğime
belki yüreğimde devrim olur
sonra bir kitap okursun
denize atarız tek tek koparıp sayfalarını
unuturuz ezberlenmiş ne varsa
belki susarız uzun uzun
bir plak koyarız pikaba
dalarız mehtaba
belki mehtap sen olursun
Ulaş YÜKSEL
şiirler okudu şuh sesiyle
manevi bir maya çaldı ki gönlüme
ya tutarsa dedik. tuttu
şimdi dibine kadar yaşamak için
döndüm o duvarın önünden
babamın kokusu çalınıyor burnuma
bir kahvenin kalabalığı sırtımda
öyle cigara kokuyorum
ey keder nerdesin
on üç yaşım ey !
ilk sevgilim, ilk ayrılıklar
sevgiyle kucaklamak istiyorum
ey acı nerdesin ? uçtu
Ulaş Yüksel
manevi bir maya çaldı ki gönlüme
ya tutarsa dedik. tuttu
şimdi dibine kadar yaşamak için
döndüm o duvarın önünden
babamın kokusu çalınıyor burnuma
bir kahvenin kalabalığı sırtımda
öyle cigara kokuyorum
ey keder nerdesin
on üç yaşım ey !
ilk sevgilim, ilk ayrılıklar
sevgiyle kucaklamak istiyorum
ey acı nerdesin ? uçtu
Ulaş Yüksel
21 Mayıs 2014 Çarşamba
söylediklerin beni ilgilendirmiyor artık
ben sesindeki gerçekliğe takmışım kafayı
anlattıkça eriyorsun bir buz dağı gibi içten içe
kendini de inandırmaya çalıştığın yalanlarınla
sen hünerli bir arı olabilirsin bu kırda
ve en güzeli ovanın dağın taşın ormanın
şimdilik dolaşmaya devam et dilediğince
o çiçekten, bu çiçeğe...
fakat umutların tükendiği yerde
yedekte bekleyen sevgilin olamam,
üzgünüm desem yalan olur
üzgün değilim Eleni
Ulaş YÜKSEL
20 Mayıs 2014 Salı
haydi gönlüm yürüyelim biraz ama çocuklarla bu defa
çekip tahtadan kılıçlarımızı karanlığa şimdi adım adım
bır ıslık tutturup ağzımızdan ışıklar saçarak
bütün uydurulmuş dinlerin üzerine yürüyelim cesurca
belki ocaklara gün doğar, 1 Mayıs sabahı
umut ya aşımız, kimbilir, belki dirilir ölenler...
ama biz hep, aç mı kalacağız ? hayır !
meclisin kapısına kadar dayanır en çok
siyasi erkin o en kalın zırhı yıllardır delinemeyen
BİR MASAL KADER DENEN ŞEY, sakın inanmayın siz
haydi çocuklar,
ARTIK İNANMAmakla başlayalım
bu işe biz !
Ulaş YÜKSEL / İnanmayın Çocuklar
çekip tahtadan kılıçlarımızı karanlığa şimdi adım adım
bır ıslık tutturup ağzımızdan ışıklar saçarak
bütün uydurulmuş dinlerin üzerine yürüyelim cesurca
belki ocaklara gün doğar, 1 Mayıs sabahı
umut ya aşımız, kimbilir, belki dirilir ölenler...
ama biz hep, aç mı kalacağız ? hayır !
meclisin kapısına kadar dayanır en çok
siyasi erkin o en kalın zırhı yıllardır delinemeyen
BİR MASAL KADER DENEN ŞEY, sakın inanmayın siz
haydi çocuklar,
ARTIK İNANMAmakla başlayalım
bu işe biz !
Ulaş YÜKSEL / İnanmayın Çocuklar
19 Mayıs 2014 Pazartesi
böyle çalkalanmasaydı
içimde şu koca umman
fısıldayamazdım kulağına
o deniz kabuğunun hikayesini
taşımasaydım na şuramda bu göğü
nasıl anlatırdım kuşları sana ben
bir ateş ki bağrımda nice bin yıldır
tutuşur o alımlı kuyruğu Anka'nın
hiçliğe kanat vururken devirip dağları
hepliğin koynunda yanarak devleşir
şu tabiat ey! toprak anam,
ellerime bak şimdi
ellerim anlatsın sana
dört anasırrı
ellerim...
emeğin ekmekten
daha kutsal olduğunu.
Ulaş YÜKSEL
19.05.2014
içimde şu koca umman
fısıldayamazdım kulağına
o deniz kabuğunun hikayesini
taşımasaydım na şuramda bu göğü
nasıl anlatırdım kuşları sana ben
bir ateş ki bağrımda nice bin yıldır
tutuşur o alımlı kuyruğu Anka'nın
hiçliğe kanat vururken devirip dağları
hepliğin koynunda yanarak devleşir
şu tabiat ey! toprak anam,
ellerime bak şimdi
ellerim anlatsın sana
dört anasırrı
ellerim...
emeğin ekmekten
daha kutsal olduğunu.
Ulaş YÜKSEL
19.05.2014
15 Mayıs 2014 Perşembe
elimden tutuyor ak libaslı bir Bedreddin müridi
eteğinde kömür karası
vuruyor mührünü yeniden yeniden
vuruyor gürzünü yüreğimin orta yerine
ve ben yüzümdeki karadan utanıyorum
bundandır soluğumun böyle kesilmesi
ne gelir ki elimden yazmaktan gayri
ak kağıt üstüne kömür karası
Ulaş YÜKSEL / Kara Yazı
14 Mayıs 2014 Çarşamba
13 Mayıs 2014 Salı
12 Mayıs 2014 Pazartesi
gönlün kaynıyor mu arkadaş !
hayır hayır, birine felan değil ha
bütün evreni sığışmış buluyor musun kendinde
vucudun koca bir alemmiş de mesela
adım adım dolaşıyor muşun
bir ıslık tutturarak kendi içinde
kafamın tavanı mavi gök,
kafatasım yıldız alacası ...
ben mi senin koynunda uyurum,
sen mi benim ey gece
şu sapaktan sağa dönsem,
yine kalbim çıkacak karşıma...
Ulaş YÜKSEL
8 Mayıs 2014 Perşembe
kaç duygu sığar bir halıya
hangi duygu hangi rengi alır
ayıptır zira, gizler tüm hislerini ustaca
bütün acısını, sevincini, sevdasını
tüm kazancını, amansız kayıplarını
ömrünü dokur bu bozkırın kadını
ilmik ilmik şol ardıç tezgahın başında
işlemeli mendillerde dalgın
gürül gürül keçi sırtı kilimlerde
tüm tansıklarıyla dokur gönlünü
koca bir ömrü, emeğin tezgahında
Ulaş YÜKSEL
hangi duygu hangi rengi alır
ayıptır zira, gizler tüm hislerini ustaca
bütün acısını, sevincini, sevdasını
tüm kazancını, amansız kayıplarını
ömrünü dokur bu bozkırın kadını
ilmik ilmik şol ardıç tezgahın başında
işlemeli mendillerde dalgın
gürül gürül keçi sırtı kilimlerde
tüm tansıklarıyla dokur gönlünü
koca bir ömrü, emeğin tezgahında
Ulaş YÜKSEL
7 Mayıs 2014 Çarşamba
4 Mayıs 2014 Pazar
30 Nisan 2014 Çarşamba
29 Nisan 2014 Salı
kim demiş Ulaş işsiz diye
kolay mı bu saatte kalem tutmak
yüreğinin dehlizlerine dalıp nefessiz
bu büyük fırtınada inciler çıkarmak
kömür mü sandın
şu kağıda düşen karayı sen
öyle kolay mı
duyguların göçüğünde kalmak
her seferinde yeniden ...
ölüp ölüp dirilmek
kendi yüreğine
sırtını dönen insanların dünyası bu
heyhat !
yüküm ağır ki ağır,
kaç şairin ruhunu taşırım ey !
bir satır arasından
bağırsam şöyle avazım çıktığı kadar
'' sesimi duyan var mııı ''
söyleyin hadi
kaçınız işitir yıllanmış naramı
beni ancak, bu ekmeği bölenler kardeşçe
beni ancak, yüreğinden paylaşanlar
sofrası kağıt, aşı kelam olanlar
beni ancak, en çokta beni...
kalem işçileri anlar
Ulaş YÜKSEL
kolay mı bu saatte kalem tutmak
yüreğinin dehlizlerine dalıp nefessiz
bu büyük fırtınada inciler çıkarmak
kömür mü sandın
şu kağıda düşen karayı sen
öyle kolay mı
duyguların göçüğünde kalmak
her seferinde yeniden ...
ölüp ölüp dirilmek
kendi yüreğine
sırtını dönen insanların dünyası bu
heyhat !
yüküm ağır ki ağır,
kaç şairin ruhunu taşırım ey !
bir satır arasından
bağırsam şöyle avazım çıktığı kadar
'' sesimi duyan var mııı ''
söyleyin hadi
kaçınız işitir yıllanmış naramı
beni ancak, bu ekmeği bölenler kardeşçe
beni ancak, yüreğinden paylaşanlar
sofrası kağıt, aşı kelam olanlar
beni ancak, en çokta beni...
kalem işçileri anlar
Ulaş YÜKSEL
22 Nisan 2014 Salı
21 Nisan 2014 Pazartesi
sözün bittiği yerden başlıyorsun sen
ve senin sustuğun yerden başlıyor
şimdi konuşmaya ellerin
ellerin de susuyor sonra
sonra gözlerin ...
devleşiyor o sıska bedenin
nerden, nasıl öğrendin
bütün gövdenle böyle taş kesmesini
yırtıyor karanlığın perdesini
yüreğinin sessizliği
derken; dalıyorum yine ansızın
yepyeni bir düşün macerasına
atlıyoruz bir yokluğun üzerinden
semahlar dönüp, çarklar ururak
karıp kendi hamurumuzu nihayet
var ederek kendimizi yeniden
ellerimizden başlayarak
yağmurlu bir Nisan sabahı
koynunda yedi renk ebemkuşağı
vurulmuş yatıyor göğsümde
saçlarının ormanı
döşümde ıslak toprak kokusu
tekrar tekrar sevişerek soluksuz
bunca açlığa kuşanıp kılıçlarımızı
tek tek vuruyoruz, tüm tanrıların başını
Ulaş YÜKSEL
ve senin sustuğun yerden başlıyor
şimdi konuşmaya ellerin
ellerin de susuyor sonra
sonra gözlerin ...
devleşiyor o sıska bedenin
nerden, nasıl öğrendin
bütün gövdenle böyle taş kesmesini
yırtıyor karanlığın perdesini
yüreğinin sessizliği
derken; dalıyorum yine ansızın
yepyeni bir düşün macerasına
atlıyoruz bir yokluğun üzerinden
semahlar dönüp, çarklar ururak
karıp kendi hamurumuzu nihayet
var ederek kendimizi yeniden
ellerimizden başlayarak
yağmurlu bir Nisan sabahı
koynunda yedi renk ebemkuşağı
vurulmuş yatıyor göğsümde
saçlarının ormanı
döşümde ıslak toprak kokusu
tekrar tekrar sevişerek soluksuz
bunca açlığa kuşanıp kılıçlarımızı
tek tek vuruyoruz, tüm tanrıların başını
Ulaş YÜKSEL
11 Nisan 2014 Cuma
benim toprağımda suret bulur
baş verir senin o çalışkan ellerin
ey esmer güneş
olmasa tenim ne kıymetin var
parlamasa sevgilinin gözleri aşkla
içim ısınır mı yine böyle, hadi söyle
senin bu şavkın bilir misin nerden gelir
kim tutar bu suyun başını
Leyla bakır ibriğini nerden doldurur
Mecnun urmasa bu çarkı öyle sermest
hangi dağın ardından yükselir böyle gün
bir adın ışk ise bir adın aşk senin
şu gönlümde ki bahar olmasa ey
hangi toprağı okşar seviyle sıcak ellerin
Ulaş YÜKSEL / Limon Çiçeğim
baş verir senin o çalışkan ellerin
ey esmer güneş
olmasa tenim ne kıymetin var
parlamasa sevgilinin gözleri aşkla
içim ısınır mı yine böyle, hadi söyle
senin bu şavkın bilir misin nerden gelir
kim tutar bu suyun başını
Leyla bakır ibriğini nerden doldurur
Mecnun urmasa bu çarkı öyle sermest
hangi dağın ardından yükselir böyle gün
bir adın ışk ise bir adın aşk senin
şu gönlümde ki bahar olmasa ey
hangi toprağı okşar seviyle sıcak ellerin
Ulaş YÜKSEL / Limon Çiçeğim
9 Nisan 2014 Çarşamba
5 Nisan 2014 Cumartesi
Boşver şimdi bunları azizim
şiiri sever misin şiiri
ya türküleri ..
resim çizer misin hiç
bir manzarayı seyretsende olur
ayak üstü iki dakika soluklanıp
içitiğin olur mu
günde üç demlik birden
sarhoş olur musun hiç çayla
en az bir saat vakit ayırmalı insan kendine
yürümeli hergün çok kısacık da olsa
elleri ceplerinle bir başına.öyle hür
dans eder misin dans
yüreğindeki melodiye karılıp
öyle içinden gedldiği gibi
avludaki erik ağacının dibinde durup,
sevdalanır mısın patlayan tomurcuğa
her bahar yeniden devinir mi sinende aşk
yemişim işini gücünü
evini arabasını, yatını katını...
bana şu söylediklerimden bahset
şiiri sever misin şiiri ?
Ulaş YÜKSEL / Sultan Süleyman
şiiri sever misin şiiri
ya türküleri ..
resim çizer misin hiç
bir manzarayı seyretsende olur
ayak üstü iki dakika soluklanıp
içitiğin olur mu
günde üç demlik birden
sarhoş olur musun hiç çayla
en az bir saat vakit ayırmalı insan kendine
yürümeli hergün çok kısacık da olsa
elleri ceplerinle bir başına.öyle hür
dans eder misin dans
yüreğindeki melodiye karılıp
öyle içinden gedldiği gibi
avludaki erik ağacının dibinde durup,
sevdalanır mısın patlayan tomurcuğa
her bahar yeniden devinir mi sinende aşk
yemişim işini gücünü
evini arabasını, yatını katını...
bana şu söylediklerimden bahset
şiiri sever misin şiiri ?
Ulaş YÜKSEL / Sultan Süleyman
1 Nisan 2014 Salı
30 Mart 2014 Pazar
yine kaybettik
neyse si.tiret henüz ölmedik
kuralım kendi şarabımızı
hadi sevişelim kaldığımız yerden
eskisinden kırmızı
ondan sonra içki
on ikiden sonra sevişme yasağı
gürültülü olsun
devriyeler dayansın kapıya
ellektrik elektirik
kim indirdi şartelleri
sahi ,
nezarette öpttüm mü hiç seni
şu sandıkların üstünde
sevişelim ölene dek.
Ulaş YÜKSEL / Oy Sandığı (30 Mart yerel seçimler )
29 Mart 2014 Cumartesi
otursam balkonum küpeştesine
sarkıtsam şöyle ayaklarımı aşağı
kimse görmez be
baksana saat kaç olmuş
dokuz osuruk atıyodur şimdi
pireler uçuşuyodur kıçında
karşı yurdun bekçisinin bile
hem görse ne anasın satim
ne olur sanki peh
neyse ;
sonra kaldırsam başımı göğe
şöyle dalsam yıldızlara
sanki ilk kez görüyormuş gibi
unutur muyum bunca acıyı
saysam yıldızları bir bir
yutkunur muyum
on beş diyemeden
aya bak aya
yazıktır !
daha on dördünde be
Ulaş YÜKSEL / Berkin'e
1 Şubat 2014 Cumartesi
28 Ocak 2014 Salı
sıkı sarılırım fakat, bütün kalbimle
gül memeler arası gümbür gümbür
yüreğinde duyarsın yüreğimin telaşıını
kim öğretti böyle, belden yukarı sevmeyi
dalıp gözlerinin rengine, habersiz izlemeyi
dalıp gözlerinin rengine, habersiz izlemeyi
suların gürültüsüyle, uzanıp giden yeşile
okşamayı sözcüklerle, susarak daha çok
koklayarak saçlarını, fısıldayarak sevgimi
koklayarak saçlarını, fısıldayarak sevgimi
tüm kalabalığıyla ağzımın, susarak daha çok.
Ulaş Yüksel / Susarak
kara çalınmış yüzüne. kalem karası
ışımış alnında çizgiler dize dize
kıvrılırak saçlarından kelam
dökülüyor omuz başlarından
ya'bu sızan ne; gül memeler arası
karnının sahrasında düştüğüm kuyu
ya'bu ten, ya'bu koku ...
kasıklarında bir bahar deviniyor kış ortası
baştan ayağa şiire kesiyorsun
ve ben aşkla; bıkmadan, usanmadan
tekrar tekrar okuyorum seni
dudaklarımda sırılsıklam söz
eeey güzel yüzlü Yusuf !
neden döndün sanki Züleyha'ya sırtını
şehvet değildi ki seninkisi
söylesene; aşktan kirlenir mi hiç insanın elleri
Ulaş Yüksel
23 Ocak 2014 Perşembe
kaç kadın oldu ki karşısında
böyle çocukça saçmaladığım
kaçı görebildi ki perdenin ardında
sevdikçe devleşen şu yüreğimi
inan kıymeti yok hiçbir sözün
neler söylemek isterdim oysa
sevgilim...
iki dudağın arasından
sana senden,
konuştukça batmasam böyle
neden böyle oluyor eeey koca Çalap
neden kırılmıyor bir türlü bu kör olası talih
huzurumu kaçıran huzurumsun
söylesene, neden vuslat ayrılığa denk
oysa ben, sen mişsin gibi seviyorum artık
kendi ellerimden başlayarak herkesi, her şeyi
söylesene, bu onulmaz yazı neden
Ulaş YÜKSEL
böyle çocukça saçmaladığım
kaçı görebildi ki perdenin ardında
sevdikçe devleşen şu yüreğimi
inan kıymeti yok hiçbir sözün
neler söylemek isterdim oysa
sevgilim...
iki dudağın arasından
sana senden,
konuştukça batmasam böyle
neden böyle oluyor eeey koca Çalap
neden kırılmıyor bir türlü bu kör olası talih
huzurumu kaçıran huzurumsun
söylesene, neden vuslat ayrılığa denk
oysa ben, sen mişsin gibi seviyorum artık
kendi ellerimden başlayarak herkesi, her şeyi
söylesene, bu onulmaz yazı neden
Ulaş YÜKSEL
12 Ocak 2014 Pazar
7 Ocak 2014 Salı
Yüreğinin yükü
boynumun borcu olsa
sürsem yüzüne yüzümü
Patlasa tomurcukları öbek öbek
gerdanında bir bahar devinse
Üşüyorum,
dizlerimde inceden bir sızı
Tuttursak diyorum şu çıranın ucunu
bir iyce bastırmadan kara kış
kapımızı çalmadan zemheri
Tüm mağlubiyetlere inat.korkmadan
uzatsan ellerini daha da cesur,
Her harbin sonunda delice
giderek büyüyen şu yüreğimiz
ah şu bitmeyen güz sancısı
Belden yukarıdır bizim sevişmelerimiz
anlamasa da bunu kafasının içinde
hayalarını taşıyan erk
bize ne
Düşünecek birşey yok !
hadi, alıştık dövüşmeye
alıştık sevişmeye nasılsa
Ulaş YÜKSEL
boynumun borcu olsa
sürsem yüzüne yüzümü
Patlasa tomurcukları öbek öbek
gerdanında bir bahar devinse
Üşüyorum,
dizlerimde inceden bir sızı
Tuttursak diyorum şu çıranın ucunu
bir iyce bastırmadan kara kış
kapımızı çalmadan zemheri
Tüm mağlubiyetlere inat.korkmadan
uzatsan ellerini daha da cesur,
Her harbin sonunda delice
giderek büyüyen şu yüreğimiz
ah şu bitmeyen güz sancısı
Belden yukarıdır bizim sevişmelerimiz
anlamasa da bunu kafasının içinde
hayalarını taşıyan erk
bize ne
Düşünecek birşey yok !
hadi, alıştık dövüşmeye
alıştık sevişmeye nasılsa
Ulaş YÜKSEL
28 Kasım 2013 Perşembe
kanat vurdu, ağdı semaya ellerin
artık yakalayamaz oldum
uzanamıyorum bunca boyuma rağmen
kendi göğümden gayrine yetmiyor
ellerin. ah ellerin bir çift martı
bir tebessüm ağzımın kenarında
öylece asılı kaldı
tuhaf ki, acıtmıyor artık bu mavi
söylesene nerden aldın bu ateşi
nedir bu parlayan gökle derya arası
bir bilsen şaşardın şu hane-i gönlümde
nasıl bir kandili yaktığını
iki mavi mesafesi
is tutmaz kendi ışkına dönmezse insan yüzünü
süzüldüğün şu gök şimdi kordon boyunca
söylesene kaç mavi eder, bir gönül
bırak bu telaşı, kaçma kendinden
bak gözlerime hiç batmış mı o güneş
kaçma artık, yoruldun, artık anla
bu gönül senin öz yurdun
Ulaş YÜKSEL
artık yakalayamaz oldum
uzanamıyorum bunca boyuma rağmen
kendi göğümden gayrine yetmiyor
ellerin. ah ellerin bir çift martı
bir tebessüm ağzımın kenarında
öylece asılı kaldı
tuhaf ki, acıtmıyor artık bu mavi
söylesene nerden aldın bu ateşi
nedir bu parlayan gökle derya arası
bir bilsen şaşardın şu hane-i gönlümde
nasıl bir kandili yaktığını
iki mavi mesafesi
is tutmaz kendi ışkına dönmezse insan yüzünü
süzüldüğün şu gök şimdi kordon boyunca
söylesene kaç mavi eder, bir gönül
bırak bu telaşı, kaçma kendinden
bak gözlerime hiç batmış mı o güneş
kaçma artık, yoruldun, artık anla
bu gönül senin öz yurdun
Ulaş YÜKSEL
23 Ağustos 2013 Cuma
Belki bir gün buluşuruz
taş atarız denize,
kelimeler çoktan tükendi
yasla başını yüreğime
yüreğim bir deniz kabuğu,
fısıldar eksilmeyen sevgimizi
vurur sözcükleri yüreğinin sahiline
malum; tek kişilik sevemedim ben
uzanıp yıldızları seyrederiz
o kumsalda mıh gibi çakılıp
belki susarız uzun uzun kimbilir
yılların özlemiyle ..
bir martı geçer hem bakarsın
yeniden ağarır belki ellerimiz
Ulaş YÜKSEL
3 Haziran 2013 Pazartesi
28 Eylül 2012 Cuma
bir balıkçı tezgahından dinlerim çoşkusunu ellerinin
usulca akar avuçlarından içime ege
deniz yok bizim buralarda
yıkanır içim sularıyla
derken yakamozlar düşer kalbimin aynasına
aşkın kelâmı üfürüldükçe gönlüme kendi dilinde
kalbim ışır da ışır, bir zeytin ağacı gibi
birde içinde biriktirdiğin deniz hani ...
hiç konuşmasan da söyler durur senin şarkını
hiç susmadan ısrarla, ne de güzel... lirik... ilk günkü gibi
pazarın orta yerinde o güzelim türküyü. çekinmeden inatla
yüklenir gelir arkadaşlar on saatlik yoldan. on yıl bana
kan ter içinde, yorgun, uykusuz... koskoca bir sevdayı
hehey bre !... kim demiş arkdaşlık öldü diye,
kim demiş balık kötü kokar diye.
'Ulaş Yüksel / Martı Ellerin IV
28.09.2012
18 Temmuz 2012 Çarşamba
Çağdaş Yaşam / Sayı : 109 / 12 - Temmuz / Ağustos 2012
Seni sevmek ;
bütün anneleri ...
en başta çocukları sevmek demek
Seni sevmek ;
bir çift ayak yerine bir çift kanat taşımak,
aya kement atmak, yıldızlara dokunmak ...
Seni sevmek ;
şu duraksız göğü,
doğan günü sarı sıcak
fersah fersah uzanan şu denizi,
şu yemyeşil ormanı ...
Seni sevmek ;
bütün halkları, tüm tansıklarıyla
bir nehir gibi akıp giden bu yaşamı kucaklamak,
bütün bu varoluşu hesapsız, ölesiye sevmek demek.
Ulaş YÜKSEL / Seni Sevmek / 2012
1 Haziran 2012 Cuma
Çağdaş Yaşam / Sayı : 109 / 11 - Mayıs 2012

seni düşünüyorum, her sabah olduğu gibi
tam dalıp gitmişken saçlarının ormanına
mevsimlerden sonbahar, aylardan eylül
rüzgarlarla kolkola, saçların hazal
irkiliyorum ansızın bir telefon sesiyle
bankadan arıyorlar, kadife sesli bir operatör
ağzında binbir türlü yalan !
derken uyanıyorum düş içinde bir düşten
tam ezilmek üzereyken sıyırılıyorum son anda
sıçrıyorum soluk soluğa kapitalizmin çelikten çarkları arasından
sevdan tutuyor ellerimden devleşiyor sıska bedenin
atlıyoruz bir kabusun daha üzerinden
bak, sen de görüyor musun benim gördüğümü
gülümsüyor Meral Okay bütün gövdesiyle
ışıklar içinde iki beyaz bulut arasından.
Ulaş YÜKSEL / Kapitalizmin Çelikleşen Çarkları
10 Mayıs 2012 Perşembe
Çağdaş Yaşam / Sayı : 109 / 10 - Mayıs 2012

genzimdeki tat, kahveme sinen koku
sen batıyor gün, sen başlıyor gece
mısra süpürdüğüm sonsuz karanlık
saat beş otuz, röterli geliyor yine
kıvrılarak,
yararak ovayı ortasından
___________Çukurova Expresi
günü çekmek zor iş
son katarda doğan güneş
tırpan vurduğum buğday tarlası
tepeme diktiğim testi, testideki su
gün boyu koşturmacam sen.
Ulaş YÜKSEL / SEN
Teşekkürler ÇAĞDAŞ YAŞAM.
12 Nisan 2012 Perşembe
ve ilkin,
çevrip başımı baktığımda
görüyorum ki,
ne varsa senden başka aynasında aşkın
bir bir silinip gidiyor sırrından
ellerim uzanıyor sonra
bir çift martı oluyor ellerim
sona eriyor bu amansız harp
birdenbire iki mavinin arasında
tarıyorum dizinin dibinde altın saçlarını dalgın
ebedi bir sulhle içimin en mahrem köşesinde
yüzüme düşüyor aksin. sen
yüzümü çeviyorum ben oluyorum
iki kaş arası bir kesişme bu.iki göz
bende başlayıp bende nihayet bulan
o kadar uzak, bir o kadar yakın
biri sen, biri ben... neye baksak biz
galibiyetin ve yenilginin izleri bunlar
görüyor musun hey
alnımın aynasına oturan
bu en güzel çizgileri daha otuz beşimde
okuyabiliyor musun
nasıl da gülümsüyor bak
ayaklarını sarkıtıp bir çocuk gibi
kendinde bulduğu o hududsuz hazineyle
bir bilgenin rahatlığında, kafatasım muzaffer
mutsuz değilim artık evet,
gülmeyi de öğretirmiş gözyaşları.ama sahiden gülmeyi
minnet dolu bir tebessümle ağzımın kenarında ölesiye sade
eritip kimyasıyla ağır ağır, zamanın örsünde işleyerek acıyı
'Ulaş Yüksel
Çağdaş Yaşam / Sayı : 109 / 9 - Nisan 2012

Göğe düşüyorsun ilkin
kaldırıyorum başımı alabildiğine mavi
Çekiyorum ciğerlerime kokunu
seni taşıyan rüzgarlardan
Suya düşüyorsun sonra, alabildiğine berrak
içiyorum bir pınarın oluğundan kana kana
Karışıyorsun kanıma yavaş yavaş
doyamıyorum ...
Sonra düşüyorsun toprağıma yeniden,
alev alev yanıyor içim ve
yarıyorum toprağı alabildiğine yeşil
Bin yıldır beklerim bu yorganın altında
yaratıyorum kendimi en baştan,
kökten uca sen
Yapraklarım en güzel şarkıları söylüyor rüzgarların koynunda
öbek öbek tomurcuğa duruyorum dalımdan budağıma
derken çiçeğe kesiyorum baştan aşağı sen
yemişlerim, gülüşlerinle olgunlaşıyor şimdilerde
Zemherim bahar
Dallarımda binbir çeşit kuş cıvıl cıvıl,
seni fısıldıyor bütün ıslakları, bütün şarkıları ıslık ıslık sen
Bir tek dilieğim var sadece eeeeey Koca Yezdan
yüreğim dağlanır arifsin halime;
bilirsin ... bir tek dileğim.
Ulaş YÜKSEL / Cemre / 2012
Başta bu mısraları düşmemi sağlayan o güzel insana ve kıymet verip; böylesi güzel ve anlamlı bir sayıda, benim için gerçekten çok kıymetli olan bu şiirime yer vererek onurlandıran, mutlandıran Duran Aydın ağabeyim olmak üzere, tüm Çağdaş Yaşam emekçilerine teşekkürü bir borç bilirim.
7 Nisan 2012 Cumartesi
Turunç Dergisi / Ocak-Şubat-Mart Sayısı

N e el veren oldu , ne de ufkum açan senin gibi
A nsızın geldin hayatıma daha onsekizimde, son şiirlerinle
Z amanında; Tanrının önceden karar kıldığı bir anda belkide, kim bilebilir ki
I hlamur kokuları geliyor burnuma pencerem açık,
M en senden öğrendim mısra dizmeyi, şiir damlar sehbama kaç zamandır
H as bahçemde kaç gül bitti ki bu güne dek, en kırmızısından biri sen
İ krar verdik aleme gelmezden evvel, kalem tutan el olacağız diyerek
K astımız senmişsin, pirimiz sen, anladık ve sevindik ve şükrettik
M uhammed'in parmaklarını gördük elestte, ondandır kalemin bu efeliği
E n harbisinden bir ege zeybeği, haydi vurun davullara meydanda ak sayfalar
T esliimiyet yok! teslim olmak yok! zindanda da geçse ömür
R azıyız ölüme, tutmuşuz pirin elinden, vız gelir mahpus bize
A nam avradım olsun dönersem ikrarımdan
N e ki ölüm, ne ki mahpus, bir yalan dünya bura nihayetinde...
Ulaş YÜKSEL / Nazım Hikmet Ran (Akrostiş Şiir)
Hep yayımlanacağı günün düşünü kurduğum bir şiir olmuştur bu çalışmam.
O büyük ustanın hakkını ödeyemem fakat; bu şiiri daha yazdığım gün, bir vefa borcunu yerine getirmiş gibi iyi hissettim kendimi.
Yeniden teşekkürler Nazım, şad-ı revan ruhun handan olsun.
Ve yeniden teşekkürler TURUNÇ.
4 Nisan 2012 Çarşamba
Turunç Dergisi' ( yayımlanan ilk şiirim )

Hep böyleydim
Ya ağlarken tutup elinden bir çocuğu
gezdirdim içimin panayırında,
ya gülerken hep içime yağdı
fazlaca kendimin sandığım
binlerce hüznün yağmuru
Ne içimdeki fırtanın gürültüsü sızdı dışarı,
ne gözümdeki yaşla harab oldu içimdeki bahçe
Sadece göründüğüm gibiyim gözünde
ama aldanma baş gözüyle gördüklerine
aynı panayırın aynalı solunu bu alem
takılma, gül geç görünen suretlere
Hep başka bir yüz vardır görünenin ardında
onun da bir yüz olduğunu unutma
Sahibinin kirlenmesinden korktuğu belkide
Yetinme gördüğün kadarıyla diğerleri gibi
sen gönlüme bakmayı becerebilen bir kadın olmayı seç
yüreğinle gör içimde sakladığım o mavi göğü ...
sonra de ki; '' sen göründüğün gibi değilsin''
ve ben varsın mahçup olayım bu üryanlığımdan
Sus, hiçbir şey söyleme,
seyret kendini masmavi.
Ulaş YÜKSEL / Olduran Sükût / 2011
22 Şubat 2012 Çarşamba

hep iktidarla olmalı kavgası
kundaktayken tırnaklamalı babasının yüzünü
dişlemeli anasının meme ucunu
durdurak bilmemeli şairin kavgası
içten içe yanmalı insanlık için yüreği
yalanla, haksızlıkla ve zulümle olmalı tüm davası
kocaman bir yürek taşımalı göğsünde,
umudun olmadığı bir tek dize düşmemeli andacına
sönmeyen bir kibrit çakmalı her daim bütün kalbiyle
bıkmadan, usanmadan bu onulmaz karanlığa
su gibi akmalı mısraları menevişlenmeli ışık ışık,
rüzgar gibi dolaşmalı bir yaz akşamında.serin
dolaşmalı dizeleri sarı saman saçlarında sevgilinin
sokulmalı göğneğinin düğmeleri arasından, girip koynuna
dokunmalı denizden taşıdığı yüküyle sevgilinin tenine
söz uzar ve lafın kısası ;
beşikteyken daha belli olmalı şair dediğin
şiir gibi anne demeli arka arkaya parlayan gözleriyle
öyle dökülmeli ağzından ilk söz, öyle çıkmalı ilk tümce
Ulaş YÜKSEL / Şair Dediğin / 2010
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
18 Mart 2011 Cuma
1 Mayıs
Bayraklarıyla iniyor,
ak kağıda yüreğim
İşçi marşlarıyla,
bir Mayıs sabahı
Bir devrim ki kalbimde
andacım kızıl meydan
Ne dağlar ne yollar
ne de ihtilaller ayırır bizi
Ne çok ortak şeyi kucaklıyor
aklımızın, yüreğimizin elleri
Yalan mı hadi söyle ;
ne çok yerde kesişiyor yollarımız
Ve ne de güzel yaraşır ellerine senin
ellerine ekmek, ellerine gül ...
Ulaş YÜKSEL
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir
19 Aralık 2010 Pazar
7 Aralık 2010 Salı
Söyle Bana Senin Adın Ne

Sen gelince uçup gidiyor
Tüm kızgınlıklarım, kırgınlıklarım kendiğinden
Bütün isyan bayraklarımın iplerini kesiyorum bir bir
Bir güneş gibi doğuyor aydınlık yüzün içimdeki dağların ardından
Pencerem değişiyor, kırılıyor ışık yedi renk
sardunyalar çiçeğe kesiyor birdenbire küpeştesinde
Dünya bir gül bahçesine dönüyor,
kuşlar cilveleşiyor, hükmünü yitiyor zaman
Fesleğen kokuyor ellerim, nefesin karanfil
mevsim, hep, bahar...
Söyle bana;
______________ senin adın ne ?
Ulaş YÜKSEL / Söyle Bana Senin Adın Ne / 2010
1 Aralık 2010 Çarşamba
Arı Türkçe

Anadır ilk mısra
Türkçedir sancısı
Türkçe ıkınır
Birazdan,
Arı tükçe doğurur
İşte doğurdu bile
Kargacık burgacık
Hıçkırıyor avuçlarımda
İç çekerek hece hece
Sarayım ak kağıda
Üşüme sen güzel türkçe
Sarayım sıcağı sıcağına
Ninnileriyle Anadolu'mun
Yatırayım yüz yaprak,
Yüzü aydın, gözü aydın
Esmer andacım koynuna
Ulaş YÜKSEL
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
26 Kasım 2010 Cuma
Yırtık Muşamba

Seyrediyorum çocukluğumu kapı ağzından
Canım işte şu serili muşambanın yırtığından
Bir kadın toprak pişiriyor bak
Bez yerine toprak sarıyorlar çocukların kıçına
Anne, kim yırtı o muşambayı ?
İzlemek istemiyorum
Ama alamıyorum da kendimi
Hızla geçiyor yıllar birbiri ardınca
bir film şeridi gibi gözlerimin önünden
Böylemi girecektim yeni yaşıma
Kulağımda Karabaş'ın havlamaları
Anne, kim yırtı o muşambayı ?
Fistanında şeker aşırmış dedemin dükkanından
Gurk tavuk gibi topluyor torunlarını
Simsiyah saçları, çifte belikli başına nenem,
Bir Selanik türküsü mırıldanıyor amcam
bir o yana, bir bu yana avluda
Seyrediyorum çocukluğumu
Dedem cimri değil, biliyorum
Gülüyor kasketinin altından
Yine bayram mı ne ?
Sigara da çalarız birazdan
Teneke tereğin ikinci rafından
Ablama güvenir dedem
O önden girer el öpmeye
Biz oyalarız, o aşırır kaşla göz arası
Gider dumana boğarız sonra
dut ağacının tepesini
Anne, kim yırtı o muşambayı ?
İzlemek istemiyorum
Ama alamıyorum da kendimi
Ve, ve ansızın ölüyor nenem
Demeye de dilim varmıyor hala
Ama ansızın ölüyor nenem
Anam gibi kokuyor avluda naaşı
Anne, kim yırttı o muşambayı öyle?
Dizlerini dövüyor halam
Ağıtlar yakıyor kızları hep bir ağızdan
dayanamıyorum, tıkıyorum kulaklarımı
tıkıyorum iki elimle kuvvetlice
Doktorlar kazımış saçlarını
Hala halamda durur çifte belikleri
Offf bakamıyorum, kapatıyorum gözlerimi
kapatalıyorum iki elimle sıkıca
Sular seller, iki gözüm iki çeşme
Çekiyorum burnumu hıçkıra hıçkıra
Evle ahır arasına kaçtığım aralıkta
Hani şu saklambaç oynarken
Sıkça saklandığımız aralık
Aylardan da aralık mı ne
Anne, kim yırttı o muşambayı öyle ?
Kaldır at lütfen, serme bir daha
At gitsin sobaya
Üç beşte patates kuzuneye
Babam koksun evin içi
Ve, ve ansızın ölüyor babam
Demeye de dilim varmıyor hala
Ama ansızın ölüyor babam
Büyüyor ellerim ansızın
sigara kokuyor avuçlarım
annem, kardeşlerim ...
Babam kokuyor
sırtımda ağır bir pardüsü
Anne kim yırttı o muşambayı öyle.Söyle kim !
Kaldır at lütfen,
serme bir daha
Kaldır at sobaya
Üç beşte patates kuzuneye
Babam koksun evin içi
Aynı senenin içinde
Daha soğumadan
çifte yangın külleri
Ansızın dedem ...
Anne kim yırttı o muşambayı öyle, söyle kim!
Ulaş YÜKSEL /YIRTIK MUŞAMBA / 2010
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Türkülerimiz
Ve bizimle göçer türküler
Türkülerimiz !
İsyanını taşır yedi ceddimizin,
Kokusunu toprağın ve bereketini asırlardır
Harran'ın, Aydın'ın, Çukurova'nın ve sevincini nevruzların
Toplar eteklerini iner yaylalardan salını salını,
tulumlar çalınır ardından,
davullar zurnalar ...
Çeker kucağına bağlamayı ozanlar
curalar sipsiler ...
Türkülerimizle koşturur bu bozkırda
Kabart kulağını dinle, dört naladır hala atlarımız
Hala nasırlıdır analarımızın elleri
Kağnıların gıcırtısı çalınır kulaklarımıza hala
Derken vurulur düşerim
Çanakkale sırtlarında... cönk bayırında ansızın
boğazım düğümlenir
söylemesem, içimde bir keder oğullanır
Ne işin var senin burda anzak çocuğu !
Bir sen eksiktin türkülerin bağrında
Bir sen bu toprağın koynunda
Fakat ayırmaz bilesin ;
_____________ne dinini,
____________________ne dilini,
__________________________ne de milletini,
Anadolu'dur; acısı haddinden fazla,
yüksünmez seni de bağrına basmaktan.rahat uyu
anadır bizim toğrağımız
yakar senin de ağıdını.içli
Ah, birde şiir
Ayrılırken sap samandan,
Düşerken kasketinden Veli Dayı'nın
bu harman yerinde, şu güneşin altında
Damlarken emek alnından toğrağa
Ansızın şiiri doğurur çatlayan yerküre
Çark urur vecd ile ol demde bir Temmuz akşamı
Savrulur dizeler,
savrulur bir yabanın ucundan türkülerle hep bir ağızdan
Şahlanır mısralar
terli, kara bir kısrak gibi ...
Saçar eteğindeki tohumları avuç avuç.
ilham rüzgarlarıyla bütün evrene.bereketli
Sızar tepeme diktiğim testiden
serin serin mintanımdan içeri
iki yakamın ortasından,
bir araya getirir iki yakamı şiir
Çark vurur mısra menevişlenen saman tozuyla
ve uzanır tertemiz elleri, ağar mavi göğe aşkla
Evrene ve insana anadır ayırt etmeden türkülerimiz
Sarar sarı saman kağıtlarına sıcacık ayırdetmeden insanı
Anadır bizim şiirlerimiz, kucaklar bütün tabiatı hesapsız
Ulaş YÜKSEL 26.11.2010
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Türkülerimiz !
İsyanını taşır yedi ceddimizin,
Kokusunu toprağın ve bereketini asırlardır
Harran'ın, Aydın'ın, Çukurova'nın ve sevincini nevruzların
Toplar eteklerini iner yaylalardan salını salını,
tulumlar çalınır ardından,
davullar zurnalar ...
Çeker kucağına bağlamayı ozanlar
curalar sipsiler ...
Türkülerimizle koşturur bu bozkırda
Kabart kulağını dinle, dört naladır hala atlarımız
Hala nasırlıdır analarımızın elleri
Kağnıların gıcırtısı çalınır kulaklarımıza hala
Derken vurulur düşerim
Çanakkale sırtlarında... cönk bayırında ansızın
boğazım düğümlenir
söylemesem, içimde bir keder oğullanır
Ne işin var senin burda anzak çocuğu !
Bir sen eksiktin türkülerin bağrında
Bir sen bu toprağın koynunda
Fakat ayırmaz bilesin ;
_____________ne dinini,
____________________ne dilini,
__________________________ne de milletini,
Anadolu'dur; acısı haddinden fazla,
yüksünmez seni de bağrına basmaktan.rahat uyu
anadır bizim toğrağımız
yakar senin de ağıdını.içli
Ah, birde şiir
Ayrılırken sap samandan,
Düşerken kasketinden Veli Dayı'nın
bu harman yerinde, şu güneşin altında
Damlarken emek alnından toğrağa
Ansızın şiiri doğurur çatlayan yerküre
Çark urur vecd ile ol demde bir Temmuz akşamı
Savrulur dizeler,
savrulur bir yabanın ucundan türkülerle hep bir ağızdan
Şahlanır mısralar
terli, kara bir kısrak gibi ...
Saçar eteğindeki tohumları avuç avuç.
ilham rüzgarlarıyla bütün evrene.bereketli
Sızar tepeme diktiğim testiden
serin serin mintanımdan içeri
iki yakamın ortasından,
bir araya getirir iki yakamı şiir
Çark vurur mısra menevişlenen saman tozuyla
ve uzanır tertemiz elleri, ağar mavi göğe aşkla
Evrene ve insana anadır ayırt etmeden türkülerimiz
Sarar sarı saman kağıtlarına sıcacık ayırdetmeden insanı
Anadır bizim şiirlerimiz, kucaklar bütün tabiatı hesapsız
Ulaş YÜKSEL 26.11.2010
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













