13 Ekim 2015 Salı

Kadim bir dosttur gece bize
Şiir yüzümüzü ağartan ay

İşten saymaz bir çoğunuz
Meslek değildir de zaten 
aşkın bulaştığı hiç, bir, iş.

Ateş böcekleri uçururuz 
yazdıkça  yarılan sadrımızdan harf harf

Biz ki dışardan değil içerden gıdalananlarız 
Ondandır ışık saçar hep parlak alınlarımız

Artık tasalanma benim için
Bir düşün hem, az sey mi bu ?
Aç kalmaz hiç bir gün bizim ruhumuz

Ulaş Yüksel
Gülüşü kadar kuvvetliydi kederi
Nerden bildiğimi sorma Eleni
Bende güzel gülerim bilirsin

Ulaş Yüksel

7 Ekim 2015 Çarşamba

Ne güzel şey insan olmak 
Acıtsa bile canını zaman zaman
Hüzne varıncaya dek sevmek
Kapılmadan çokça fakat ;
Tatmak iliklerine kadar kimi zaman.isterik

Bilgece ağlamak nedir bilir misin Eleni
Bir yangının içinde gül bağında dolaşmak
Gözyaşımın rengi diyorum, değisti nicedir
Bir orman yeşeriyor kalbimde ağladıkça bak artık

Ulaş Yüksel
Ruhumun inceliğini kavrayamadıysan hâla 
Bu da senin kalınlığın be güzelim

Yanlıs anlama; anlaşılmamak üzmüyor,  
Anlayamıyor olman mahsun ediyor beni

~Ulaş Yüksel
Altın  saçlı bir kadını hatırlatır bana böyle geceler
Omuzlarının üzerinde taşıdığı güneş gibi gülüşüyle 
Ne zaman uğrasa sokağıma ıslak saçlarıyla deli yağmur
dalar haneme hiç sormadan öyle paldır küldür 

Gecemi aydınlatan bir düş şimdi fakat artık
Vazgeçmeme rağmen peşimi bırakmayan bir hülya
Hic dokunamadığım, uzanıp erişemediğim
kimi sevsem benden önce sarılıp ısındığı
ucurtmam ve düşlerimin bile hep, 
daha yakın olduğu bir kadın...
ve kadınlar

Anne... 
dizlerin nerde 
Mecalim kalmadı 
Bir mısra daha düşsem murekkebi akar 
Bırakayım şu başımı kucağına bir an lütfen
Taşıyamaz oldum  bu yüreği artık inan 


Ulaş Yüksel
Roma(N)tizma

Hep böyle olur, aynı terane hep
Kemiklerim sızlar bu mevsim
Romantizma var bende Eleni

Ama  şu kalbimin mevsimi yok
Bana da sormaz hiç haa
Ritmi bozulur olur olmaz 
Yaz kış farketmez

Ulaş Yüksel
Keşke bir ağaç olsaydım
Daĺlarımda yemişlerimle
Salıncaklar kursaydı çocuklar
Özüme yürüseydi o sevinç
İlle çocuklar çığlık çığliğa
Varsın soyulsaydı kabuğum

~Ulaş Yüksel
Her fotoğraf bir şiirdir / Ulaş..
Ellerin düştü aklıma. 
sert kemikli
Ellerin bir marangoz elleri 
Bense aşk bahsinde ham 
hâlâ acemi
Yontulmamış kütük sanki

~Ulaş Yüksel
İzime düştün bilirim, görmesemde görürüm
Bütün sanrıların bitene kadar sadece
Sürecek hep bu pervasız yürüyüşlerim
Bibirine bağlı kuşlar koparacak o ipi
Ve o gün göğü tutuşturacak  kanatların
Izleyeceksin belki ol demde bir an ayılıp 
zaferin çildirtan  sarhoşluğundan ey !
Meydanda raksımı

uLÂs..
Şiirim ol kadın 
Okumaya doymayım ben seni 

~Ulaş Yüksel
Hiç bu kadar yakın olmamıştı ay
Hiçbir gün bu denli saydam gök
Ve sen şimdi bu saatlerde hep olduğu gibi 
Dehşetle merak ediyorsun ne yaptığımı...

Seni düşünüyorum,
senden başka hiç bir şey olmadığını
Ölesiye emin tüm hücrelerime varıncaya
Bu defa mübarek başını taşıyarak fakat
Üzerimden o büyük yükü atmanın verdiği bir bahtiyarlikla
Kutsal bir kaseyi taşır gibi omuzlarımın üzerinde nihayet

Kırılıyor bütün zincirlerim,
çözülüyor tüm düğümler bir bir
Sen ben oluyorsun, ben de sen işte canımın içi
Ve utuşuyor ankanın kanatları birdenbire. ölesiye hür
Haydi gidelim, bu gök yetmez artık bize

~Ulaş Yüksel

3 Ekim 2015 Cumartesi

İnancın senin en kalın perde
İnancın senin sırtına bindiğin anka
İster çek perdeyi kal dipsiz karanlığında
Ister bin sırtına dolaş göklerin ufkunda
Kararın senin cennet, seçimin cehennem

Ulaş Yüksel / İnancın Senin

23 Eylül 2015 Çarşamba

Olmayacak duaya amin demekti
"Ya tutarasa " deyip...
bir umutya ;
göle maya çalmak gibi bir şeydi işte

Evet bitti 
Onca çırpınışa rağmen hem,
Bu kez öyle derin hissediyorum ki
Sahiden bitti.

~Ulaş Yüksel / Eyvallah
Gülüşüne bir ömür sığar sanmıştım
Nasıl da yanılmışım
Senin elinden işte şu ;
Kozasını bile yırtamadan henüz
küpeştede kelebeğın ölümü..

~ Ulaş Yüksel / Kelebeğin Ölümü
Şimdi bana düşen 
adam gibi sarmak yarayı
Bela okumadan yine seviyle
yad ederek bir hatırayı

Ulaş Yüksel
Kör değilim 
Bunca yol, onca mesafe
Hiçbiri engel değil görmeme
Bekliyorum sadece;
ne vakit vazgeçersin 
kandırmaktan kendini...
Parlatarak sabır kadifesiyle
umut denen cevheri
Sadece görmezden geliyorum 
Şimdilik...

Ulaş Yüksel

18 Eylül 2015 Cuma

Ne sinsi şu aşk aynılaştırır
Yüzün gözüme bulaşır

Ne kadar zıtsak seninle 
Bir o kadar benzeriz artık

Bir şiir okusam şimdi ağzında
Sözcükcükler öpücük olur

Ulaş Yüksel


İnce Memet romanından sonra yıllar evvel karaladım bir şiir

Bizim burda karadan yürür gemiler
Ve artık kimi sevsem bir tufandan kurtulur
Toroslar vız gelir,  vız gelir Sipil Dağı
Yağlı kızak sözcükler  

İster Akdeniz'e iner yârenim İnce Memet 
bilmem kaç aslan kuvvetinde
Haydin bi omuz verin hele 
hayde bre efeleeer 
ister  iner Ege'ye

Ularım katar katar bibirine harfleri
Ne  düğümler, ne düğümler 
Bırak şu ikirciği artık,  metîn ol gönül
Hangi limana bağlasam imdi  iki satır
Gayrı çezilmez bu halat, 
gayrı çezilmez Iraz anam

Ulaş Yüksel

Şad-ı revan ruhun handan olsun büyük insan
Söylemeli miyim ille özledim,
İlle seviyorum seni mi demeliyim
Ya sonra... kimin gücü yeter
kim çıkarabilir bizi
andacımın dipsiz karanlıklarından

Bilmiyorsun...
Nicedir kalem tutar ellerim ve
en iyi ben tanırım bu sözcükleri
Başka bir  büyü var 
satır  aralarında sırlanan
İnce bir sır, garip ve tuhaf
Derin bir kıskançlık sanki
Öyle pusuda bekleyen

Fakat, yine de bil istedim 
Belki tahminimden maharetlidir ellerim,
Belki bir yolunu bulur kalem,
Belli mi olur, bakarsın bir çılgınlık yapar
kendini feda eder belki şiir 

Ulaş Yüksel

Bir çiçege bakmak yetiyor artık heyecanlanmam için 
Önceki sabahlardan başka uyanarak bir sabah ansızın
Tek tek, yavaş yavaş, bir bir çiğneyip loklamalarımı kahvaltıda
Sanki  ilk kez tadıyormuşcasına bu lezzetleri evet
Sanki bugün diş çıkarmış, bugün sütten kesilmiş bir çocuk saflığıyla
Bir şekerlemenin sermestliğinde büyülü bir güne uyanırcasına

Sonra sofradan kalkıp sanki ilk adımı şimdi, şu an atıyormuşcasına 
Dokunmanın, işitmenin, görmenin ve renklerin harika mucizesi ile 
Adeta kendini bir çocuk bilgeliğiyle en küçük yapıya, hücrelerine  varıncaya
Yeniden, yeniden her seferinde  katlanan bir heyecanla ilk defa keşfedercesine

Yitirdiğin ne varsa;  hep elinin altinda olan üstelik heyhat !
Üstünde oturduğun kutsal hazinenin farkına varıp derin bir uykudan uyanırcasına
Geçmişin tozunu atıp üzerinden, geleceğin endişesinden ırak 
Bu defa bilgece evet  ve yüreğinde taşıdığın sevi denen ışığın aydınlığında
İnsan denen bu kutsal binayı artık, kendi maharetli ellerinle kurmak ustaca

Hayır canımın içi hiçte monoton değil öyle hayat denen bu döngü 
Evet hem de bunca acıya, bunca olup bitene rağmen hem de
Bir an evvel kurtul ne olur bu hastalıklı fikrinden
İçin geçmiş, sarhoşsun, dal şu akıp giden ırmağın serin sularına 
hadi artik bi'kendine gel, adamakıllı bi'silkelen lütfen!

Ulaş Yüksel / YAŞAMAK MUCİZESİ
Hep aynı yalnızlık
Yüreğimizi böyle  delice bileyleyen
Evet sevgilim aramıza giren bilge, 
o çılgın ayrılık..

Ulaş Yüksel


14 Eylül 2015 Pazartesi

Uğramışsa şiire yolum
Çoğunuzun sevgi yahut aşk dediği şeyin
Jelatini parlak sahte bir şekerleme oluşundandır

~Ulaş Yüksel
Söğüdün suyla öpüştüğü yerde yine 
yitik zaman kendi boşluğumda salındığım şu dem
Islak, sırılsıklam ve dehset aydınlık, 
usumu yoklayan tanıdık bir el bilgece 
asırlık bir zeytin gölgesinden uzanan rahmet saçarak

Rüzgarla dans eden yaprakları kavak ağacının gölün aynasında 
ve incire yemin eden Tengri  peşpeşe hiç durmadan
Kınında bir kayıp hançer ismin, şöyle dursun cismin
yoksa neden yansın böyle tatlı tatlı etim ey !

Hurma liflerinden anları dokuyorum nicedir karşılıksız
ve bir ilmiği atarken daha çözülüyor bir önceki hep
Istar ağacında dokuduğum  bir düş işte bu hayat 
aslında hiç akmayan bir  sahtekar şu zaman
gelmişine geçmişine sövdüğüm andan ibaret

uLÂs..
Alnımda bir nilüfer  şimdiden
Atlayarak zemherinin üzerinden
Zamansiz  bir mevsim sadrımda bahar 
Ne acayip cilvesidir bu feleğin 
Neden kanla yazılır hep şu hürriyet

İşte gölün üzerinde parçalanmış bir taht
Yüzleri kapkara kesilmiş onlarca politakacı
Ve hırsız ecdatları zehirli sularından içen
Bir telaş ki sarmış, çıplacık bırakmış kralı 
Tutuşturmuş sarayı sonunda mazlumun ahı

Ulaş Yüksel / Bir Saltanat Hikayesi

1 Eylül 2015 Salı

Terliydi sokak evvelki akşam
Otomobiller geciyordu esmer alnından
Ruzgarla kolkola ıslık çalarak ustaca 
sızıyordu suyun sesi kırık pervazdan 

Kaçtı saat, kaç saat uyudum bilmiyorum 
Nasıl da sevişmiş böyle yerküreyle duraksız gök
Toprak kokuyor ellerim hayret, bak inanmazsan, 
Agustos'un ateşi de hani,  hala duruyor  bağrımda

Biliyor musun 
yormuyor artık alem denen bu harman yeri 
Bak, nasılda savruluyor kara patozun ağzından
insanların olur olmaz anlamsız yargıları 
Ve sanırım bundanda kurtuldum artık
Yerilip kınanmak hem, ne esaslı şey, 
Nasıl da parlatiyor  insanın öz cevherini 

Söylesene lütfen ;
değer mi yakıp yıkmaya,
Kendini ıspata canhıraş anlamsızca
üç günluk dünya işte ya hu
Gerçekten bu böyle

Neyse canımın içi,
Uyumak vakti geçti artık
Gün yetmez oldu hanı
Artık sevmek, 
ölesiye sevmek zamanı. 

~ 'Ulaş Yüksel

30 Ağustos 2015 Pazar

Tesbih taneleri gibi dağıldık dört bir yana
Satanlar oldu kendini güce ! ve paraya !
Çogunluğun kul olduğu  otoriteye !
Agır geldi ucuz şarap neylersin

Lat ! Menat! Uzza ey ! 
balta kesmez boynunu asırlar geçse bilirim
Kac dostu kopardın soframızdan böyle

Yıkıldi demişti dedem halbuki bütün putlar
Sakalı vardı, imamdi nerden bilelim inandık, 
De be more, ne bilsin garibim o da inanmış
Nur içinde yatsındaaa, dedikleri hep yalandı

Ulaş Yüksel

28 Ağustos 2015 Cuma

Penceremin pervazında bir muhacir  köyü Hançerli
Anasının koynuna sokulmus bir çocuk dağlar içinde
Varsam yaslansam yamacına yoruldum desem 
Selanik desem, Karaman desem,
Memleket desem, Mustafa Kemal desem
Daha bi'sey demesem sussam...
Mavzerin kuşanır m'ola

Ulaş Yüksel
Şairin namazıdır şiir 
Seccade maragnozun tezgahı
İlmik ilmik ayet dokur gelinlik kızlar 
elleri nakış nakış kınalı 

~ Ulaş..

24 Ağustos 2015 Pazartesi

Bir sala benziyor tahtın
Kan deryasında salınan
Ve elbet o Deniz kabarır

Bir sala benziyor tahtın
Parçalanmaya mahkum
Taşar suyun sabrı yakındır

Ulaş Yüksel / AKreP Gibisin !

23 Ağustos 2015 Pazar

Sorulan her müşkülde
Izahın sonuna nokta koymadan
Bakışını yere düşürmeyi derin derin

Mekanın ve zamanın 
bes duygunun kabuğunu kıran
suskudaki o ince manayı

Ah... 
böyle  susmayı ben 
senden öğrendim.

uLÂs..

21 Ağustos 2015 Cuma

Seni bende bulana kadardı tüm sancı
Şarap etkisini yitirdi, kanım pıhtılaştı
Şimdi gidebilirsin, gidebilirsen Eleni
Uzaklaştıkça çoğalarak içimde...

~Ulaş Yüksel
Sevi denen bağın ne olduğunu daha iyi anlıyorum artık. 
Bağ dedim Eleni bağımlılık değil...

~ Ulaş
Şiirin bereketli memesinden ben 
Gönlümü emziririm

Ya da şöyle Eleni ;

Gönlümün dolgun göğüslerinden 
Şiir sağarım ben

Ulaş Yüksel / Cuma Namazı
evlerin saçaklarında çözülüyor bulutlar 
kuşlar geçiyor saçlarının arasından mavi

'Ulaş Yüksel
 
Teninde menevişlenmiş iyot ki
Ziyan olurdu sen olmasaydın hani hakkaten
Gunes nasıl da yükselmiş öyle omuz başlarından esmer
Alnında boncuk boncuk 
yanaaar söner
Ay saçlarında sarhoş 
meyhanenin avlusuna yığılmış kalmış
Ruzgar işveli bir çingene sermest
bastan cıkaran dansıyla  kıvrak

Heyhat ! 
kaç iklim taşırsın öyle gerdanında canımın içi
Kışı başka güzel, yazı başka

'Ulaş Yüksel

16 Ağustos 2015 Pazar

Artık sevmiyordu aşırılıkları
parlak ışıkları, şaşayı
Üç kardeşlerdi hem
ortancaydı kendisi

~Ulaş..

14 Ağustos 2015 Cuma

Sen ateş oldun,  
yalımlar saçan rahmetinden
Ben tavında dövülen demir
Kaçmak mı ? 
Peh...en kolay iş
Çekiç sesi raksima name

Kapıdan kovulup hem
pencerden yol bulmak mesleğim
Doğru bulduğum ne varsa hayata dair
Tokmağı aşınan kapı ey
Ötelere sıçratan ısrar...

Neyse bi yol geçmeyelim şimdi bunları;
İşte usumda çeliklesen şu idrak
Sen olmasaydın, sen olmasaydın
Nasıl var ederdik şu göynü sil baştan

A dost 
ellerinin nasırı ile okşa  kalbimi
Çıkmasın  hatırımdan bir an bile
O, kutsal emek 

~Ulaş Yüksel / Vefa

11 Ağustos 2015 Salı

En çok sana kızıyorum şu hayatta 
En çokta seni önemsiyorum çünkü

Seni şapşal farkında bile değilsin 
Içimde devinen şu baharın hâlâ

 ~ Ulaş Yüksel ~

8 Ağustos 2015 Cumartesi

Yureginde sevgi tasiyor isen eger
en buyuk gucun sahibisin demektir 
Cunku dostum ; 
onun donusturup, degistiremeyecegi 
hicbir sey yaratilmadi henuz.

Ulas Yuksel

17 Temmuz 2015 Cuma

öyle bir çay demelemişim ki
çaydanlık olasım var
uyku haram bu gece
kalay tutmaz madenim

Ulaş YÜKSEL

14 Temmuz 2015 Salı

Sükût levhasına yazılan sözdü kelam
bir yükselen bir yok olan şu koca boşlukta
nasıl tutunur aklı olan batıp batıp gidene

Söylesene ey halka gözlü pir
nasıl ortaya çıkar hep ortada olan
yakıp yıkıp kutulmadıkça tüm o sahte rablerden

ULAŞ YÜKSEL

13 Temmuz 2015 Pazartesi

aşkta biter 
bir hatıra olarak anmaya başladığın gün 
acısı mazide sırlanır 
heyhat, o kuyuya inme sakın !

anda tut onu

zaman ki; 
cift ağızlı gümüş hançer 
o, zaman ki; 
aşkın kanlı katili..

Ulaş Yüksel

12 Temmuz 2015 Pazar

bir kavak ağacı dikmeliyim avluya
zira olmuyor şiirsiz 
belki büyür inanırsam hem
kırmaz bu kez çocuklar

bir yel eser bakarsın
dile gelir şu sıcak temmuz akşamı 
'ol' der şiir belki kelam arşı yarar 
yeniden kalem tutar ellerim..

~Ulaş Yüksel~

11 Temmuz 2015 Cumartesi

Pür dikkat dinleyebilirim seni
ama unutabilirim de ertesi gün
unutabilirim dünü, bugünü
bir an evvelini hatta
ben böyle sevmedim hiç kimseyi

Ulaş Yüksel

2 Temmuz 2015 Perşembe

- - Madımak


bir turna sefer eyler 
yolu uğrar sivas göğünden
ezanlar susar, minareler yıkılır, 
minber kana bulanır ...

feryadı gökleri aşar, yankılanır arşta
ağar elleri semaya ışıldayan alınların
in-san kokar bu gök binlerce yıldır

bir turna sefer eyler
yolu uğrar sivas göğünden
bir ağıttır kaplar arşı
ansızın kanatları tutuşur

'Ulaş Yüksel / Madımak

30 Haziran 2015 Salı

bilmiyorum diyebilecek kadar bilge ve özgürdük 
ne dilimiz dolanırdı  kıvırmak için ne zihnimiz
hatta bir zihnimiz bile yoktu çok zaman 
andan ibaretken mevsim aşktan ibaretken

ölesiye açarken koynunu bahtiyar
hesapsız dalarken gözlerine izinsiz öyle hür
balıklar  atlardı tekneme, sırtında güneşler taşıyan

inciler dererdim ak gerdanına, dalıp gönlüne,
nasılda  sıcaktı suların ah ! 
ben senin yüreğinde, hiç vurgun yemedim  hiç
keşke şu boşluk kadar gerçek olsaydın Eleni

~Ulaş Yüksel~
bense hâlâ 
o ikindide kalmışım 
ne uzuyor 
ne kısalıyor gölgem

~Ulaş Yüksel~
Hızla geçiyor ömür

Katar katar ulanarak 
seneler birbiri ardınca
Ellerimiz kuruyor  
gururun aynasında
sevgisizlikten bak

Om-zum çürüyor..

~ Ulaş Yüksel ~

26 Haziran 2015 Cuma

Kaç deniz eskimiş güvertemde 
Lodos aşınmış nicedir yelkenlerimde

Suyun yüzüne yazılmış, yazılır ismin her kavgada
Keşke, keşke şu boşluk kadar gerçek olsaydın Eleni

~ Ulaş Yüksel ~

4 Haziran 2015 Perşembe

Sen suda balık  
deniz sana benzer

Sen dalda tomurcuk
agaç sana benzer

Sen semada beyaz güvercin
gökyüzü sana benzer

Ben elimde kalem. belki şair
şiir sana benzer...

~ Ulaş Yüksel 
binmedim, 
binmem de o savaş arabalarına
bel üstü yolculuklardır hep 
maviliklere çıkarır yüreğimi

susmayı ben, 
yollarda öğrendim 
ki ; vardığım denizler, 
hiç bulanmasın istedim

~ Ulaş Yüksel ~
Iz sürüyor andacımın bağrında kalem
Gerdanında kaderim zapta geçer...

~ Ulaş Yüksel ~
yazgın alnımda altın harfli alfabe
gün vurdukça parlayan 
içimdeki nehrin suları ki; artık,
yol bulur, hep senin değirmenine 
ve engin akar suyum
tüm kusurlar tuz buz olur  çarkımda
ve pazarlıksız,  hiç, bulanmadan
baglamadan umudumu öğüttüğün erzağa 
ne ümit ederim, ne korku durur usumda
cümlesi  ıraktır gayri bana.

uLÂs...


26 Mayıs 2015 Salı

hiç işte, hiç
Varoluyorum ;
başka yaptığım bir şey yok.

~ Ulaş Yüksel ~
Eriyoruz hepimiz  
birlikte eriyememenin acı yangınıyla
Tek başınalık masallarıyla uyutarak kendimizi
kör bir inkar ile manastır kuyularında

Oysa ayıkması gerekiyor artık 
o kutsal öpücükle uyuyan güzellerimizin
ruhban mıyiz biz Aziz

ko elmayı bir kenara Havva ey, göğe döşekler serelim
gel gir koynuma ki; uzansın ellerimiz ışıyarak
Kaf u nun'a urup, mor bulutlara ağalım.

uLÂs / Vuslat-ı Azam

24 Mayıs 2015 Pazar


Papatyalar solmadan gel
Kara pekmez katarız

~ Ulaş Yüksel ~

22 Mayıs 2015 Cuma

eksildikce kendime çoğalıyorum
sermestim acının sırrındaki 
o ince saadetle

nardaki nuru, hârda gizlenen gül bağını
kaçımız görebildi ki. atam İbrahom ey! 
it leşinde inci dişi

uLÂs..

21 Mayıs 2015 Perşembe

Hep sendin sabrettiğim onca suretlerde
yoklayıp yoklayıp her bulamayışında
bir sigara daha yakıp dalıp uzaklara 
beni bekledin hep,  o soğuk bedenlerde

peki şimdi değişen ne
yitip giden suretlerde tuz buz onca can kırığı
yaralarımızı göstermek için miydi birbirirmize tüm bu yaşananlar
nasil sarılır acıyla bunca kesik,
nedir şu çıldırtan ince sır ?

ben söyleyim canımın içi.hem senin ağzından; 
acı ile perçinlenir ve hep böyle olagelmistir
garip cilve işte 
zıddıyla kenetlenir hep çatlağında ellerimiz yani
hâra düşmeyen pervaneden gayrisi anlamaz bizi
ah! yaralarımızdan daha derince şu şifalı su
neleri iyi etmez ki, artık sarsılmaz sevgimiz..

Ulaş Yüksel

18 Mayıs 2015 Pazartesi

Kesmişler söğüdü 
Sarılamadım gövdesine
Sevgim kedere çalıyor, kararıyor gece

Ah Elleni ne kadar da ustasın dokunmakta

Tüm tuşları topluyorsun yine Lâ'da. etme
Sesin ağıyor cebimden semaya. içli
Yığılıyorum köküne söğüdün.fâkîr

uLÂş...

https://m.youtube.com/watch?v=a9np05rcjZE

16 Mayıs 2015 Cumartesi

Anam gözlerini akıtır iğne oyasına
Babam rahmini deşer Soma'nın
Emek piçtir bu mahşer yerinde 
Yüzyıllardır tüter bacalardan
Sırtımız ısınır, bagrımıza kırağı çalar
Ne yaz biliriz ne kış adamakıllı
Sahi, bahar ne yana  düşer 
Fakirin ekmeğiymiş umut... peh !
Umut bu ya;  katıksız ekmek fakire yine
Ne zaman degişir de hele bu kara baht
Kes ulan artık, sen bundan haber ver
Ne zaman yıkılır bu yezidi taht 

Ulaş Yüksel / Soma

75. haftanın şiir sayfası -16 Mayıs 2015

Bu muaviye zihniyeti defolup gitmedikçe daha çok ocaklara ataş düşecek ve dalga geçercesine " madenciliğin fitratında var bu " denilip bu sömürü  kaldığı yerden daha zalimleşerek devam edecek...



15 Mayıs 2015 Cuma

seni neden seviyorum biliyor musun
mesela ben "a" desem sen, 
tüm alfebeyi okuyorsun ağzımdan
ve hatta daha fazlasını...
seninle keşfediyorum 
kimsenin bilmedigi en yeni harfleri
hep azalırken şimdiye dek eski sevdalarla 
seninle, çoğalmayı öğreniyorum ben Eleni 

Ulaş Yüksel

14 Mayıs 2015 Perşembe

muhabbet  yaralıyorsa  artık bizi 
susmanın demmini sürmeye ermistir zaman 
sükût hanı satır aralarında konakla ey yolcu
o anlatacaktır anda büyük sırrı 

uLÂs...
Hokkada kurur mürekkep, 
kalemin boynu vurulur

Heyhat !.. bu nasil bir umman

Dalsan ziyan olursun
Dalmasan vurgun yersin hepten

'Ulaş Yüksel
Şiirden kesildim Eleni
Eriyorum.

Ulaş...
şehvetin düğümünü cözdüğün gün 
silkinirsin delice kırılır tüm zincirlerin
yükselir içinden kırmızı yeşillenerek
ve taptaze bir filiz bas verir bağrından
daha yere indirmezsin asla gözlerini
yıkadıysa sevi, sularıyla o an yüreğini

Ulaş Yüksel

12 Mayıs 2015 Salı

*

Aynı bahçeye dönük yüzlerimiz
pecerelerimiz farklı sadece
senin bir yanın deniz
bir yanım bozkır benim

Aynı dut ağacı, aynı kırmızı tulumba

burnuma çalınıyor keskin mazot kokusu
Bir topaç gibi çeviyorum kırmızı patpatın çarkını
Derken  bir nehir fıkışıyor yüreğimin orta yerinden
Sıcak, şifalı, billlur...

hadi, 

daya ağzını ağzıma
durma !
kararmadan gün, 
iç kana kana

Ulaş YÜKSEL

7 Mayıs 2015 Perşembe

Küfür gibi gerçekti ellerin 
sözlerinse hep yalan
nasıl da seviyorsun 
dev aynasında seyretmeyi kendini
keske tenin kadar sahici olabilseydin
ısıtılmış sözlerine tezat, öyle soğuk

bunca bekleyişi nasıl bayram ederdim 
sen bir de o zaman gör
neyse yine de afiyette kal 
Mayıs çoktan sardı yarayı
beni düşünme, demem. peh
çünkü buna bende inanmam

Ulaş Yüksel / Riya

2 Mayıs 2015 Cumartesi

yaralarımızı diyorum
birleştirsek nasıl olur
daha mı az kanarız

bunca acının
anason kokan
gülüşümüzün ardında sırlanmış
bu derin yalnızlığın üzerinden söyle 
nasıl atlanır ki başka türlü

büyük şifacı şu aşk ;
ille sevmek sarar yarayı
biz yine o dala tüneyelim
yine o dala canımın içi...

Ulaş Yüksel

1 Mayıs 2015 Cuma


Bayraklarıyla iniyor,
ak kağıda yüreğim

İşçi marşlarıyla,
bir Mayıs sabahı

Bir devrim ki kalbimde
andacım kızıl meydan

Ne dağlar ne yollar
ne de ihtilaller ayırır bizi

Ne çok ortak şeyi kucaklıyor
aklımızın, yüreğimizin elleri

Yalan mı hadi söyle ;
ne çok yerde kesişiyor yollarımız

Ve ne de güzel yaraşır ellerine senin
ellerine ekmek, ellerine gül ...

Ulaş YÜKSEL

24 Nisan 2015 Cuma

yedi iklim savrulur sevgilimin saçlarında
fesleğen kokar gülüşü sermest eden
bir şiir küçük ağzında Ege, 
okudukça tenimde imbat estirir
cemreler düşürür yüreğime gözleri ki;
yeşerir dağlarım, elleri, bir orman bitirir

Ulaş Yüksel

23 Nisan 2015 Perşembe

Kiraz topladı  eteklerini
Bütün pılını pırtını avluda zerdali
Güneye inmenin derdinde bu Nisan 
Düştüler gelsingeri dönen leyleklerin ardısıra
tüm ağaçlar yeşil sancaklarıyla. asi

Toroslar bile durduramaz artık bu göçü
sızlıyor burnumun direği amansız
Kırağı düştü bıyıklarıma 
ha çıktım  ,
ha çıkacam bende  yola.

Ulaş Yüksel

18 Nisan 2015 Cumartesi

ağzım karanfil kokuyor bu bahar
ve ben şekeri yeniden bıraktım 
saatte 10 km koşuyorum gündüzleri
zihnimde ne varsa döke saça
tepedeki yolu izleyerek mütemadiyen
biraz soluklanıp karşı ki köy çeşmesinde 

derken o kayalığın tepesinde
dikiyorum gözlerimi bir çocuk gibi arı
kırlangıçların doldurduğu o duraksız göğe,
kekik kokularının esrikliğinde dönüyor başım
güneş turuncuya çalarken, içimde mavi

ağzımda gıcır gıcır yepyeni bir ıslık 
ölesiye  sevişiyor akıp giden dereyle
artık hiç çalışmak istemiyor canım
dönüyorum eve gün aşırı şarkılar söylerek
keşke görebilseydi yüreğimi diyorum
bir tek, annem...
bir tek anam endişeli halimden.

Ulaş Yüksel

13 Nisan 2015 Pazartesi


otursam gülüşünün kumsalına
dalgalar dövse bağrımı. çılgın
sen bir türkü tuttursan derken
iyot koksa saçlarım dar ma dağın

Ulaş Yüksel

11 Nisan 2015 Cumartesi

beyaz bir sayfa aydınlık yüzün
ne yazsam üstüne boğar alnının şavkı
şiir sır olur erir kelam ışıgında 
akar gece zülfünden 
dalsam öyle derin 
gecem birden gün  olur

Ulaş Yüksel
yiyorsamda baba parası yiyorum
haram lokma geçmiyorya boğazımdan
benim işimde bu 
mısra dizmek sabırla şiir ipine
napayım başka bir iş gelmiyor elimden
ne anlarsin hem sen.. peh !
çıkarıp yüreğini paylaşmaktan

Ulaş Yüksel
Rahmini parmaklar
bir eksiğini yakaladığında
Orgazm olur kırılğanlığınla aldırmaz
Durur insanlıktan bahseder sonra da
bilmiş bilmiş... kimseyi beğenmez 
Ukala dümbeleği, burnu hep havada

Ulaş Yüksel

Kitap Kokusu

Kitaplara sinmiştir derim hep
dünyanın en güzel kokusu
Kadınlarla, çocuklara birde
Elleri yaprak yaprak,
elleri kitap kokan kadınlar,
Saçlerı tel tel,
saçları kitap kokulu çocuklar
Kitap gibi ak, kitab gibi temiz
Kadınlarla çocuklar
Şiir gibi yürekli, şiir gibi namuslu
Elleri yaprak yaprak, 
saçları tel tel...


Ulaş YÜKSEL

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir
şimdi bir uğraş bulmalıyım kendime
şu sessizliğin üzerine bir söz nakşetmeliyim mesela
kelimeler arası gözden kaçan boşluklara kurulmuş
o ebedi hanlarda soluklanarak

salllayıp kovamı sükut kuyusundan harf çekerek 
ki; ancak bir şiir kandırır susuzluğumu
serde şairlik var malum
çınar gölgesinde geçmiş çocukluğum

gecenin koynunda, koynumda uyuttuğum geceyle hemhal
neşvüneva bulmalı aşkla kaf kalemin nun hokkasina daldırıp
bir yolunu bulmalı hep yeniden sabaha çıkmanın umutla
kün deyip dalmalı yeniden derin uykulara
niyet ederek noktanın uzamasına 
daha yüzyıllaaar boyu...

uLÂş..
Terketmiyor  bütün haşmetiyle gözükmedikçe son defa
İnsanın kalbini yurt tutan o yedi başlı ejderha
Tuhaftır ki körüklenir ateşi, 
sen ne kadar kılıncın sallasan devleşir yalımı misliyle
köpürür agzında kırmızı öfke, büyüüür büyür
.
.
Diyorum ki cancazım ;
Bütün yapılması gerekenleri yaptık 
Bir tek şey hariç; 
                                       hiç  bir şey !
Otur bi soluklan, çek bir yudumcuk şu  şaraptan 
Her şeye köstek olan senin bu nafile çaban
.
.
Yaslan arkana izle, bir filme bakar gibi
İtmeden  çekmeden, asla sahneye dalmadan
Bakarsın işe yarar, bakarsın kendi başını vurur
Kazanlar devrilir bakarsın kendiğinden 
Kendiliğinden sönüverir şu anlamsız yangın bakarsın. bak 
Gelir oturur agzının küpeştesine o tebessüm taşıp içerden
.
.
.
Hadi gülümse 😊

Ulaş Yüksel
istediğin kadar kalabilirsin içimde 
yıkılmış duvarları çoktan, 
gün batmaz,
saat sesi duyulmaz hanemde

Ulaş ..

8 Nisan 2015 Çarşamba

annem diyor ki ;
en son bizim harman kalkarmış
anlattıkça canlanıyor gözümde ;
dedem, uzatmış uzun bacaklarırını
sanarsın ağustos böceği

tembelliğim de ,
boyum da bosumda
ondan geliyor zaar

ağzında bir Karcaoğlan türküsü
derenin sesiyle sevişiyor. iştahlı
işin içinde ezan okumak olmasın
sanmam imam da olmazdı mubarek
mevlüdü, kasidesi çabası

birde güzel öykü anlatırmış
toplayıp köy çocuklarını başına
Kerem'le Aslı, Ferhat ile Şirin ...
tıpkı canlı gibi
dalıp dalıp gitmem de ondan zaar

şad-ı revan
ruhun handan olsun
ey gidi Koca Niyazi
şairliğim de senden zaar

Ulaş YÜKSEL / Koca Niyazi
ya yetişmeseydi o çocuk
ya dokunmasaydı yaralarıma 
öyle içten, öyle sıcak...

evet a
klında bulunsun,
ancak bir çocuk öperse iyileşir
kanarsa birgün insan yanın.

Ulaş YÜKSEL

7 Nisan 2015 Salı

nihayet sokağın tavanını doldurdu kırlangıçlar 
nihayet sokağın çıldırtan boşluğunu çığlıklarıyla
kanatlarında çifte iklim
hoşgeldiniz...

Ulaş Yüksel

Şiire meylim var yine
mısra kalbimde patlayan karanfil

Ellerim mavi
dokunsam kağıda aşk  olur

Zülüflerin gergi ipi 
parşömen tezgahımda gözlerin dokur

Ulaş Yüksel
kusur arar 
noktası virgülüne kadar
yok ki ağzının tadı
ömrü laklakla gecer 

ruhsuz ne bilsin

şiir asi bir tay 
ne gem vurulur
ne kalıba sığar

Ulaş Yüksel
Ey eşiğimi aşındıran acı
kapıma sevinçler bırakan
kutlu misafir
ustalaştık sevişmekte
artık helalim sayılırsın
lütfen daha sık uğra bana

Ulaş Yüksel
Bir gulüştür bazan 
sözün, harfin 
ve şiirin de ötesinde sıcacık
bir anda seni bütün hallerin ötesine aşırıp
bir tebessüm sıcacık gönül haneni ışığa bogan...

Ulaş Yüksel
Tatlar, sevinçler, 
gam kasavet keder yas...
bir nehir gibi akıııp geçer boşluğumdan 
bir görünüp bir yiten sahte rabler onlar
söylesene, yel kayadan ne alabilir ki; 
tozundan başka !

ve ben ey  İbrahim
senden miras bu cevher
batıp batıp gidenleri sevmem
ben benimleyim !
hiç degismez, artip eksilmez 
doğmayan ve batmayan olarak
tüm tanımların ötesindeyim

ben benimleyim, 
ben olduğum gibiyim
düşüncenin ve duyguların
şeş cihetten hür zamanın ve mekanın ötesinde
hazzın ve acının o şeffaf zarını yırtmış
hep varolan salt seviyim !

Ulaş Yüksel

1 Nisan 2015 Çarşamba

-

Bir nehir gibi akıyor asfalt otomobilleriyle gürül gürül
bir ırmak gibi kaldırımlar insanlarıyla köpürerek çoşkun
bahar gelmiş, bir an evvel patlama telaşında dalda tomurcuk
kuşlar en yeni bestelerini mırıldanıyor bak, tepesinde aşkla ıhlamurun


Ulaş YÜKSEL / 2012

29 Mart 2015 Pazar

Sonsuzluğa açılan bir bahar deviniyor gerdanında
gözlerin muştusunu veriyor imdiden yazın
dudağına gül düşmüş dalına bülbül
sevmek kaçık mülteci izin istemez
asi, çılgın, asla sınır tanımaz...

Ulaş Yüksel

*

bilmezdim aşkın bu denli çıplak
bu denli bir başına  olduğunu

ey ayrılığa denk çıldırtan vuslat
en çokta bana benziyor boşluğun

Ulaş Yüksel

22 Mart 2015 Pazar

bir şey soracağım ;
bir gülme alır mı öyle durupdururken seni de hiç
boğulur musun ?
olur olmaz zamanlarda kendi kahkahalarında 
sebepsiz gözyaşlarıyla karışık

kafanda bir düşünce s*ktir çektiğin ; 
- ya bir gören olursa, ya deli derlerse ?
işte bu kadar sahicidir, 
çocuksu ve bu denli çıplak
yaşamak denen o biricik gerçek

Ulaş Yüksel

21 Mart 2015 Cumartesi

Bilmezdim yaralanmadan nasıl çıkılır bir sevdadan
bilmezdim hiç; acı nasıl içilir gül tasından 
şeker helvası dilimin altında imdi keder
şiir aynasında tatlı tatlı emdiğim gam.

'Ulaş Yüksel
bir yaprak daha düştü dalımdan
onca çiçiğe durmuşken tabiat
sırtsız soykasız kaldım
ondan bunca üşümem

ve fakat azaldıkcakça ben 
suyum özüme çekilir
kendi içime kıvrılır sevincim
ziyani yok ziyadesi çok

Kocaman gövedesiyle
dalıyla yaprağıyla
domur domur çiçekleriyle
na şuramda bir başına 
yepyeni bir bahar devinir

Ulaş Yüksel
kırlırken penceremin pervazında sulu sepkin
içli bir türkü patlıyor yüreğimın koyaklarında

bir hayal gündüz,  bu demler düşümde

dönüş yolunu yitirmis nazlı durna göynümde

öpsem ıslak avuçlarından, koklasam a yâr

konsa ellerin küpeşteme, ol dem hanem ısınsa

'Ulaş Yüksel​
andacım hece sayar 
tesbih elinde mısra
ön sözü sen...
son sözü bana çıkar

Ulaş Yüksel

Kayseri düzüne inmiş demincek 
yılın bu mevsimi eşkiya kar
nasıl derim imdi avluda zerdaliye
evvelki gün giydi gelinğin daha...

Ulaş Yüksel
var gibi görünen yok icin gam yiyenlerin dünyası bu
bir kabusa ağlayan çocuklar gibisin 
üzgünüm, gibisi fazla Eleni 

uLÂş...
Beni seviyor musun diyor şuh sesiyle
bundan daha saçma bir soru yok hayatta
ah eleni anlamıyorum 
insanlar neden bu denli tapınıyor sözcüklere

Ulaş Yüksel
bozkırın çocuğuyuz biz 
gülmeyi ögretmediler  bize 
Rakımı yüksek çatık kaşlarımızın
dudaklarım Akdeniz'de kaldi
bir yanı hüzün,
bir yanı portakal çiçeği
ah !... hep bu Toros'lar.

'Ulaş Yüksel​
Soluklandığım tek durak 
O Kocaman kalbinin tünekleri
hiç yılmadan, sil baştan 
yeniden varolmaya durduğum...

Ulaş Yüksel / Erik Dalı
güne çıksak bir orman gözleri
kavuşsak akşama bir deniz
birden yutar yüreğimi
öyle derin, öyle uçsuz bucaksız

Ulaş Yüksel
hiçbir zaman durağan olmadı
kaynadı hep varolus devindi içten içe
ve aşk didişmekti bozmadan ahengini gölün
bağımlı olmadan  asla
görünmez ağlarla örülü bir bağlılıkla sımsıkı

Ulaş Yüksel
belki bir şiir düşerim bu gece
andacımın topragı ısınır 
okurum sonra gündoğumu
avluda erik çiçege durur 

'Ulaş Yüksel
şairim,
bilirim sözün sihrini
aşığım şiire, hem delice...
birde susan kadınlar bilirim
bütün kalabağıyla gönlünün,
ağız dolusu susan kadınlar

şairim...
sözün hasını bilirim
tezgahımda ekmek kelam benim
birde kadınlar bilirim çalışkan
işleyen; çelik  gibi  kadınlar
bütün gücüyle yüreğinin.ışıyan

ve o kadınlar ki ;
onların ellerinden başlar ilk mısra
toplayıp eteklerini iner kağıda şiir
nasıl da parlar namuslu alınlarında
karaladıkça, ak, pak, aydınlanır sayfalar.

Ulaş Yüksel /21 Mart Dünya Şiir Günü
21.03.2015

28 Şubat 2015 Cumartesi

Kim düşse gayb'olur 
gamzelerinin çukurunda

Kainata ayna cemalin !

Gülüşün yeşil atlas. erken bahar
vakitsiz cemreler düşürür topragima

'Ulaş Yüksel

Mavi Deniz

dallarsın öyle
belki kokum gelir burnuna
hiç bilmediğin kokum
sonra bir arasam dersin 
gözün hep telfona takılır...

sen, 

bunu, 
düşünmeye devam et canımın içi
inan, arasan bu kadar gelişmez muhabbet

bakma elimin böyle kalem tuttuğuna

susarım genellikle. yazarım...
konuşmanın bir işe yaramadığını 
anladığım günden beri
bilhassa aşkta

boşveeer, 

böyle de güzeliz 
hokka senin o güzel yüreğin
divit parmaklarım benim
nerden sürülür başka bu iz
için senin. mavi deniz

Ulaş YÜKSEL
"ben buyum" demekten vazgeçtim artık
ve korkmuyorum da bundan
bu belirsizlik, bu tanımsızlık ilkin ürküten
tüm kimliklerin üzerine sıçratan bu ince derinlik
bilginin, bilmenin esaretinden öyle hür kılan 

kabından taşan bir sevi şimdi
kendi kendine yetebilen ve
yine kendi kabına dolan
derûûûn bir sessizlik, huzur
büyük bir kedi dinginliğinde
Bu tanımsız zıtlık bu sarmal
hiçligimle doldurduğum 
bu tarifsiz heplik...

 'Ulaş Yüksel
Kimi sevsem güzelleşiyor
            Neresinden öpsem sesini 
                                                 şiir oluyor

                                               Ulaş Yüksel
Konuştuk, 
sohbet ettik
çaylar, kahveler, 
bir sürü kuru lakırdı

şöyle oturup,
bi susamadık uzuun uzun 
harf kalıbından hür adamakıllı
soyunup nesneden,
kıramadık suskunun belini 

oysa çektigim gizli hasret;
gözlerinin âmâsında yitip gitmek
sesine dokunmanın ötesinde 
buluşup hiçliğin koynunda
teninin sıcaklığında gaybolmak

yokla kendini sevgilim
illa keşfedersin sende
yitip gitmek o büyük vuslatta
hep sakladığım derin sancı
bastırılamayan bu amansız tutku
eriyip vahdetin potasinda
birliğin can suyuyla...
çelikleşmek !

Ulaş Yüksel
Gözlerinde birleşiyor bütün kara parçaları
tüm kainati gülüşünde toplayarak
Sevmeyi öğreniyorum adım adım 
esaretten ırak bu sefer ölesiye hür

Yazmam artık dedikçe 
ellerime dolaniyor inadına kalem
Kara çaliyor andacıma ki,
andacım karaladıkça ağaran tan yeri

Öyledir işte...
Nasıl çıkılır güne başkaca, aşk olmasa
Nasıl taşmaz kelam sadrından 
sevda düşerde toprağına.

Ulaş Yüksel
İste hafif bir gün daha
Tam da modern insana yakışır yoz bir gün 

Sevgilim olmadığından mı asla !

Kedinin ulasamadıgı ciğer desen o da degil
harbiden mundar bir gün daha

Ulaş Yüksel / 14 Şubat

27 Şubat 2015 Cuma

Soluğum kesiliyor, içim bir yangın yeri
Akıyor Alaman Çeşmesi'nden gürül gürül
doluyor avuçlarıma Nazım'ın dizeleri 
ışıklar saçarak tertemiz bir ağızdan

Akıyor bir nehir gibi insan seli
dökmek için Marmara'ya yankileri
Vedat'ın kanı nereye akar,
hangi Deniz'le devleşir bilir misin

Ulaş YÜKSEL / Unutmadık ...

22 Şubat 2015 Pazar

Öpmek istiyorum bir kerecik 
gülen ağzından
Bozulursa bozulsun orucum 
umurum değil.

'Ulaş  Yüksel

5 Şubat 2015 Perşembe

gülüşünle atlarım bir yangının üzerinden
tutsam şifacı ellerini dönüşür taş kalbim
can verir aşk atı oracıkta da
adam akıllı sevmeyi bellerim

nefesinden bir yol bulup sevgilim
bir kerecik öpsem seni yüreğinden
heyhat, bu ne düş ey ! 
ben kendi gönlüme düşerim

 'Ulaş Yüksel​
insan nelere alışmıyor
pis alışkanlık yokluğun
kırmalı bu esareti de
kurtulmalı bundan

Ulaş Yüksel

1 Şubat 2015 Pazar

ben yazmasam ;
tıkanır sadrıma doğan ilham 
yüzüm kararır, 
nönkörlük ettiğimi not düşer tarih 
andacım sol yanımdan verilir.

'Ulaş Yüksel
barışı istemekle 
başlattım savaşı

evvela belayı diledim hep 
bilmesemde, huzura ermek için...

ellerimin kanı 
ölümün değil !

ince düşün, 
daha ince sevgilim...

yepyeni doğumların izi 
bu kırmızı

sıcak ,
ve taze

'Ulaş
Öyle işte...
ne vakit kararsa içim,
ne zaman gam kasavet çökse 
oğullansa bi'keder na şuramda
cemaline daldığım güzeller var
kalbe cila, ruha gıda
kabımdan taşan sevi suyu ile
parlattığım gönül ayinemi

'Ulaş Yüksel
korkusuz kadınlar sevdim, 
gözleri ışık ışık hürriyet
ellerinde ekmek ve gül
dizlerinde kitap, dillerinde şiir
.
ne devrimler yaptılar ey!
yüreğimin kızıl meydanında
parlak alınlarıyla, onurlu ve dimdik
saçları karanfil kokan cesur kadınlar
.
Ulaş Yüksel
8 Mart Dünya (Emekçi)  Kadınlar Günü 
bir ateş belirdi gönlünde Âdem'in
sırrını cilalayan ustaca seyr çün 
merkep sırtında yüklü yakıtı 
tevrattan muştucu yalım. 

vuruyor çakmak taşını kamil kundakçı
yanıyor alev alev İskenderiye Kütüphanesi
ve yeni bir yapı yükseliyor içten içe 
duvarları kan ve et ve kemik kirişleri
raflarında latif saifeler
ister oku ister seyret
temeli heep, 
tavanı hiç.

Ulaş Yüksel
hep sanaydı andacıma düşen söz. taa en başından beri 
yazdıklarıma dokunmak zamanı fakat artık. bu ne kuvvetli sezgi
sihrini yitirdi çoktan kelam. gayri saçılsın gizli hazinem
bir suret giy gel artık canımın içi. nerdesin...

'Ulaş Yüksel
incir düştü öteye 
genç zeytinin dibine
kün dedi tanrı
tutuştu yağlı kandil

'Ulaş Yüksel